Ya ölürsün ya da işsiz kalırsın: 3. Havalimanında 2 ayda 4 işçi daha öldü

İstanbul’da yapımı süren 3. havalimanı inşaatında son iki ayda 4 işçi daha yaşamını yitirdi. Ağır çalışma koşullarına isyan eden işçiler ise susturulmaya çalışılıyor.

Ya ölürsün ya da işsiz kalırsın: 3. Havalimanında 2 ayda 4 işçi daha öldü

İstanbul’da yapımı süren 3. havalimanında iş cinayetlerine son iki ayda 4 yenisi eklendi. Ağır ve kötü çalışma koşulları ile gündeme gelen havaalanı inşaatında işçiler her an ölümle burun buruna çalışıyor. Son iki ayda; 14 Şubat’ta Gökhan Türkben, 1 Mart’ta Serkan Yaman, 9 Nisan’da Serdar Kibar, 12 Nisan’da da Lokman Kazdal, havaalanı inşaatında meydana gelen kazada yaşamlarını yitirdi.

Cumhuriyet Gazetesi’nden Mehmet Kızmaz’ın haberine göre işçilerin bu koşulları şiyaket etmesi de yasaklanıyor. İşçi Cemal Özder, Alman televizyonu NDR’ye verdiği röportajın ardından işten çıkarıldı. Röportaj yayımlandıktan altı gün sonra işten çıkarılan Özder’e ‘iş azalması’ nedeniyle işine son verildiği bildirildi.

Dev Yapı İş Sendikası üyesi Özder Kızmaz’a şunları söyledi: “Korkmuyorum. Gerçekleri 3. havalimanının dehlizlerinde saklamadım ve röportajımda söyledim. İşlerine gelmedi. Şantiyede tanık olduğum olayları anlatmış olmam onlar için işten atılma sebebim. Şubat 2018’de raporlu olmama rağmen beni işe çağıran firma, üzerinden bir ay geçmeden beni işten atıyor. Beni işten çıkardıkları gün, 20 işçiyi daha işe aldıklarını gördüm. Karşımda ne muhatap var, ne arayan, ne soran”

Cemal Özder’in Kızmaz’a anlattıklarından bazıları şöyle:

“Geçen şubat ayında ‘Cumhurbaşkanı doğum günü için gelecek dediler’, bizi bir baskı altına aldılar aklınız durur. Mesai üstüne mesai yaptık. İtiraz bile edemiyoruz. Şimdi de 29 Ekim’e yetiştirme telaşı var. Çatı alanında bizle birlikte Nepal’den, Özbekistan’dan gelen işçi arkadaşlarımız da çalışıyorlardı. Onlarla çok iyi kaynaşıyorduk ama onları da bizlere karşı tehdit olarak kullanıyorlardı. ‘İşinize gelirse. Siz çalışmasanız da yaptığınız işi Nepalli, Özbek işçi yapar. Bu adamlar gibi yüzlerce işsiz hazır bekliyor’ ifadelerini kullanıyorlardı.”

“Çalışanların yüzde 80’i gurbetçi. Doğu ve Güneydoğu bölgesinden gelen işçiler. Dayıbaşı sistemiyle bir kişi bölgeden 20-30 kişi getiriyor. İstedikleri mesaide iş yaptırıyorlar. Sabah 8’de çalışmaya başlıyorlar akşam 9’a hatta gece 12’ye kadar mesaiye kaldıkları oluyor. Özder, “Getiren adam ‘yapacaksın, kalacaksın’ diyor. Bölgede çalışma koşulları olmadığı için gelen insan da çalışmak zorunda kalıyor. Ne kadar çalışırsan çalış denilince, işçi de daha fazla kazanmanın derdine düşüyor. Böyle olunca iş kazaları geliyor. İşçinin başında iş güvenliği uzmanı var ama öylesine tutuluyor. Yani ‘Kalmasaydınız da biz de gidebilseydik’ der gibi. İşçinin hiç değeri yok”

Bir arkadaşıma, uzman, ‘ölümler yüzleri geçti’ demiş. Alan çok büyük, içerde neler yaşandığını bilemiyoruz. İşçi ölümlerinin dışarıya yansımamasının nedeni işçilerin susturuluyor, korkutuluyor olması. Anormal bir kâr hırsı var. İki arkadaşım gözümün önünde ölümden döndü. Eniştem de alanda çalıştı. ‘Ekibimden iki işçi yaşamını yitirdi ve kimse bir şey yapmadı’ demişti. Kimse kazaları duymuyor. Tıpkı Babamın Kanatları filmindeki gibi susturmak için aileye zarf içinde para veriliyor”

“İşçi ölümlerinin önüne geçmek ya da ölümler hakkında bilgi almak ve kamuoyuna yansıması için işçilerin sendikalara üye olması gerekiyor. Şirket her söylediğini yapmayan, bilinçli, sendikalı işçiyi istemiyor ama sendikalı olmadıkça, işçilere sahip çıkılmadıkça işsizliği de, açlığı da, ölümleri de engelleyemeyiz. Ben kimseye iftira atmadım, ortada bir gerçeklik var. Orada ölüm var. Kimsenin ölmesini istemiyorum. Susarsan öleceksin, susmazsan işsiz kalıp aç kalacaksın”

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler