Valilikten Gülmen ve Özakça’ya ceza gerekçesi: Amaç basın açıklaması değil çevre kirliliği

Ankara Valiliği, Gülmen ve Özakça’ya Yüksel Caddesindeki eylemleri sırasında kesilen para cezaları ve gözaltıları savundu: Amaçları basın açıklaması değil, hayatın normal akışını bozmak ve kamu otoritesini aksatmak.

Valilikten Gülmen ve Özakça’ya ceza gerekçesi: Amaç basın açıklaması değil çevre kirliliği

Açlık grevinin 153. gününde olan tutuklu eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın Ankara, Yüksel Caddesi’nde eylem yaptıkları sürede kesilen para cezalarıyla ilgili itirazları işleme konmadı.

Ankara Valiliği, idari para cezasına yapılan itirazlar ve kamu görevlileri hakkındaki soruşturma izni talebini işleme koymayacağını Gülmen ve Özakça’nın avukatlarına yazılı olarak bildirdi.

Bianet’ten Ayça Söylemez’in haberine göre Valiliğin ret gerekçesinde, “Gülmen ve Semih Özakça’nın amacının, toplantı ve gösteriyi yürüyüşü veya basın açıklaması yapmak olmadığı, aksine Yüksel Caddesi üzerinde görüntü ve çevre kirliliği oluşturarak hayatın normal akışını bozdukları, kaos ortamı yaratmak suretiyle kamu düzeni, otoritesini aksattıkları, zarar verdikleri” ileri sürüldü.

“Anıt ve çevresi Valilik emriyle polis ablukasında”

Halkın Hukuk Bürosu’ndan avukat Engin Gökoğlu ise Valiliğin bu yorumlarıyla ilgili bianet’e yaptığı açıklamada, “23 Mayıs’tan beri İnsan Hakları Anıtı ve çevresi, Ankara Valiliğinin emriyle polis ablukası altında” dedi.

“Bu zamana kadar yaptığımız tüm başvurular ya takipsizlikle ya da işleme konulmamakla sonuçlandı. Ankara Valiliği elinde güç ve iktidar olduğu için suç işlemeye devam ediyor.”

İtiraz: “Para cezasını, yetkisi olmayan kamu görevlileri kesti”

Gülmen ve Özakça’ya, 9 Kasım 2016 ile tutuklandıkları 23 Mayıs 2017 arasında Yüksel Caddesindeki İnsan Hakları Anıtı önünde yaptıkları basın açıklamaları sonrasında Kabahatler Kanunu’nun 32. ve 37. maddeleri uyarınca “çevreyi rahatsız etmek, kamu düzeni, kamu güvenliği ve düzenini bozmaktan” pek çok kez idari para cezası kesildi.

Avukatları aracılığıyla, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusu yaptılar. Suç duyurusu dilekçesinde, idari para cezalarındaki farklılıkların keyfi davranıldığını gösterdiği, işlem yapılan kabahat eylemlerinin oluşmadığı ifade edildi.

Dilekçede ayrıca, cezaların, kanunda da belirtildiği üzere bir yetkili makam olmaksızın, “emir ve tedbir alma yetkisi olmayan kişilerce” kesildiği itirazı yer aldı.

Suç duyurusunda, “Kabahatlar Kanunu’na dayanarak yakalama yapılması mümkün olmadığı halde ve ancak bir suç işlenmesi halinde yapılabilmesine rağmen Gülmen ve Özakça’nın özgürlüğünden yoksun bırakıldığı, gözaltı sırasında alınan doktor raporlarının da kendilerine verilmediği” belirtilerek, kolluk kuvvetlerinin görevi kötüye kullanma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından soruşturulmaları istendi.

Savcılık soruşturma izni için dilekçeyi Ankara Valiliğine gönderdi.

“‘İşimizi geri istiyoruz’ adı altında yaşam malzemeleri getirdiler”

Ankara Valiliği, aylar önce yapılan başvuruya bu hafta yanıt verdi.

Valilik, kamu görevlilerinin soruşturulması iznini vermediği gibi, Gülmen ve Özakça’nın basın açıklamaları hakkında da şu yorumları yaptı:

“Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde ‘İşimizi geri istiyoruz’ adı altında 11 Mart 2017’den itibaren de görüntü ve çevre kirliliği oluşturacak şekilde yanlarında getirmiş oldukları pankart, döviz, flama, masa, sandalye, battaniye, şeker, su vb yaşam malzemeleri ile 24 saat esasına göre gece/gündüz haline getirmek suretiyle kanuna aykırı eyleme geçtikleri…”

“Kaos ortamı yaratmak, kamu otoritesini aksatmak”

Ankara Valiliğinin yanıt dilekçesinde, Gülmen ve Özakça’nın eylemleri “kanuna aykırı” olarak yorumlandı:

“Ankara Valiliğinin yasaklama kararına rağmen, kanuna aykırı eylemlerde bulunan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın amacının kanunda sınırları belirtilen toplantı ve gösteriyi yürüyüşü veya basın açıklaması yapmak olmadığı, aksine ilimizin yaya trafiğinin en yoğun olduğu ana arterlerden biri Yüksel Caddesi üzerinde görüntü ve çevre kirliliği oluşturacak şekilde yanlarında getirmiş oldukları pankart, döviz, flama, masa, sandalye, battaniye, şeker, su vb yaşam malzemeleri ile 24 saat esasına göre gece/gündüz olmak üzere ‘süresiz açlık grevi’ adı altında Yüksel Caddesini işgal ederek yerleşke haline getirmek suretiyle kanuna aykırı eylem yaptıkları…

“Bu haliyle kanuna aykırı eylemin Yüksel Caddesi üzerinde hayatın normal akışını bozduğu, kaos ortamı yaratmak suretiyle kamu düzeni, otoritesini aksattığı, zarar verdikleri anlaşılmıştır.” 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler