'Toplumsal barış ve huzuru tehdit edenler, ayrımcılık ve nefreti yaygınlaştıranlardır'

Mersin Onur Haftası'nın hedef gösterilmesine ilişkin LGBTİ+'lar bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamada toplumsal barış ve huzuru tehdit edenlerin, ayrımcılık ve nefreti yaygınlaştıranlar olduğunun altı çizildi.

'Toplumsal barış ve huzuru tehdit edenler, ayrımcılık ve nefreti yaygınlaştıranlardır'

 Ensar Vakfı, Türkiye Gençlik Vakfı, İHH, Beyza Piliç, MÜSİAD, AGD, Memur Sen, Cihannuma Derneği gibi kurumların bu yıl Mersinde üçüncüsü düzenlenecek Onur Haftası'nı hedef göstermesi üzerine LGBTİ+'lar bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasında, daha önce İstanbul, Ankara ve Denizli'de şimdi de Mersin'de Onur Haftası'nın hedef gösterilmesinin  LGBTİ+’ları yalnızlaştırmak, güçsüzleştirmek ve dışlamaktan başka bir şey olmadığının altı çizildi. 

Basın açıklamasının tamamı şu şekilde: 

Bu yıl Mersin’de üçüncüsünü düzenlediğimiz Onur Haftası; homofobik, bifobik ve transfobik gruplar tarafından tehdit ediliyor, hedef gösteriliyor. Milat gazetesinin nefret söylemi içeren haberinden sonra, İslami analiz internet gazetesinde de hedef gösterildik. Ensar Vakfı, Türkiye Gençlik Vakfı, İHH, Beyza Piliç, MÜSİAD, AGD, Memur Sen, Cihannuma Derneği’nin etkinlik yapacağımız mekanları hedef alan toplu mesajları üyelerine gönderdiğini tespit ettik. Nefret söylemi ve ayrımcı mesajların, tehditlerin ardından etkinliklerimizin bir kısmını yapmayı planladığımız Mersin The Monard Otel, sosyal medya hesaplarından yaptığı duyuru ile “toplumumuzun değer yargıları, milletimizin görüşleri, yüce halkımız” ifadeleriyle etkinliği son anda iptal ettiğini duyurdu. “Profesyonel” olduğunu savunan otel yönetimi, uzun zaman önce rezervasyonu yapılan etkinlikleri son dakikada iptal ederek tek profesyonelliklerinin ayrımcılık yapmak olduğunu gösterdi. 

Geçtiğimiz yıllarda Ankara’da Homofobi ve Transfobi Karşıtı Yürüyüş’ün yasaklanması, İstanbul’da onur yürüyüşlerine polis saldırısı ve tehditler, Denizli’de onur yürüyüşünün tehdit edilmesi ve daha birçok nefret eylemi; biz LGBTİ+ları, nefret ve ayrımcılık karşıtlarını yıldırmayı hedefledi. Bu yıl da Mersin Onur Haftası’nın tehdit edilmesi ile hedeflenen bu toplumun ve dünyadaki bütün toplumların parçası olan LGBTİ+’ları yalnızlaştırmak, güçsüzleştirmek ve dışlamaktan başka bir şey değildir.

Bizler; homofobi, bifobi ve transfobiye karşı gettoları değil kentin tamamını istediğimiz mücadelemize devam edeceğiz. Kentlerde, sokaklarda, mahallelerde, köylerde, yaşamın olduğu her yerde varız. Yok saymanız, dışlamanız, şiddet uygulamanız sizin ayıbınız! Demokratik bir düzen ancak ve ancak ifade ve örgütlenme özgürlüğünün tesis edilmesiyle mümkündür. Bu yıl “Mozaik” temasıyla bir kez daha temel hak ve özgürlüklerimizi talep etmeye, eşitlik için mücadele etmeye kararlıyız. Haftaya çağrı metninde de denildiği gibi, “Bugün payımıza düşen bu karanlık zamana aşkımız ve arzumuzla kafa tutarken, el konulan emeğimizin hesabını sormaya, kaderimizi başkalarının elinden almaya, geleceğimizi kendimiz tahayyül etmeye cesaret ettik. Bu cesaretimizi de; tıpkı sıkıştırıldığımız, sınırlandırıldığımız alanlarda; evde, sokakta, işyerinde, okulda yeniden filizlenen ve mozaik gibi yan yana gelerek birbirimizden aldık. Savaşa karşı barışın, korkuya karşı cesaretin, zulme karşı tüm ezilenlerin yanında dururken; başka bir dünyanın, cinselliğin, bedenin, hayatın mümkün olduğunu gördük.”

Yetkililere sesleniyoruz: Suça ortak olmayın! Toplumsal barış ve huzuru tehdit edenler, ayrımcılık ve nefreti yaygınlaştıranlardır. Zulüm gören, yaşam hakkı elinden alınan, kentten sürülmek istenen LGBTİ+’ların kendilerini ifade edebildikleri Mersin Onur Haftası etkinliğinin güvenliğini sağlamak sizin sorumluluğunuz. Onur Haftası’na ve LGBTİ+’lara yönelik tehdit ve saldırı çağrıları, insan haklarının temel ilkelerini çiğneyerek ifade ve örgütlenme özgürlüğümüzü ihlal ediyor. Gerçekleştirilen hakaretlerle açıkça nefret ve ayrımcılık suçu işlenmektedir. Bu tehditler karşısında yetkililere düşen biz LGBTİ+ bireyler için adaleti ve güvenliği sağlamaktır. İnsan haklarına saygılı tutum alarak, barışçıl ve güven içinde bir Onur Haftası’nı gerçekleştirmemizi sağlaması gerekmektedir. Bu şartlar altında ayrımcılığa karşı duran, temel insan haklarını savunan, eşitlik ve özgürlükten yana herkesi dayanışmaya davet ediyoruz.

LGBTİ+’ların eşitlik ve özgürlük mücadelesi; bütün çeşitliliğiyle toplumun demokratikleşmesi mücadelesidir. Mersin Onur Haftası temasında bahsettiğimiz “Mozaik”, ancak ve ancak eşitlik ve dayanışma ile anlam kazanır. Sesimize kulak veren, özgürlük ve eşitliğin herkes için hava kadar elzem olduğunu bilen herkesi hafta boyunca bizlerle olmaya, el ele durmaya, nefrete karşı yaşamı savunmaya çağırıyoruz.

Vardık, varız, var olacağız!

 

Öte yandan, Direnişin mozaiği Haziran'da bir başka! başlığıyla yayınlanan 3. Mersin Onur Haftası metni ise şu şekilde:

Bize dayatılan hayatı reddettiğimizden beri; iktidarın hayatlarımızı içine sıkıştırmaya çalıştığı “normal”i kabul etmediğimizden bu yana hayatlarımıza sahip çıkıp bu ülkenin, kentin sokaklarında renklerimizle var olmaya çabaladık. Tıpkı 1969’daki Stonewall İsyanı’nda olduğu gibi.

Bu isyanın yıl dönümüne denk gelen Haziran ayı içerisinde gerçekleştirdiğimiz ve bu yıl Mersin’de üçüncüsünü düzenleyeceğimiz Onur Haftası ile bir kez daha bu dünyanın onurlu insanlarının varoluşunu, taleplerini, barışa, adalete ve eşitliğe dair özlemlerini duyurmaya çalışacağız.

Bugün payımıza düşen bu karanlık zamana aşkımız ve arzumuzla kafa tutarken, el konulan emeğimizin hesabını sormaya, kaderimizi başkalarının elinden almaya, geleceğimizi kendimiz tahayyül etmeye cesaret ettik. Bu cesaretimizi de; tıpkı sıkıştırıldığımız, sınırlandırıldığımız alanlarda; evde, sokakta, işyerinde, okulda yeniden filizlenen ve mozaik gibi yan yana gelerek birbirimizden aldık. Savaşa karşı barışın, korkuya karşı cesaretin, zulme karşı tüm ezilenlerin yanında dururken; başka bir dünyanın, cinselliğin, bedenin, hayatın mümkün olduğunu gördük. Şimdi bu onur haftasında yeniden sahip olduğumuz alanları dayanışmayla büyütüyoruz.

Bizler varolduğumuz, yürüdüğümüz her sokakta, emek verdiğimiz her mesai gününde, her evde, yaşadığımız her aşkta bir mozaiğin birer parçaları olduğumuzu unutmadan mücadelemizi büyütmek için yan yana geliyoruz. Yıllardır sürdürdüğümüz bu isyanın taleplerinin duyulması için; siyasal ve sosyal haklarımızın güvence altına alınması; anayasada cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin yer alması ve tüm temel haklarımızın tanınması için mücadelemizi her an her yerde örüyoruz.

Direnişin Mozaiği Haziran’da başkadır

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler