Tolga Tanış: Kan döküldü, ABD ile Türkiye arasındaki Gülen krizi asıl şimdi başlayacak

Hürriyet Washington Temsilcisi Tolga Tanış, cuntanın darbe girişimini planlamakla suçlanan Fethullah Gülen'in ABD-Türkiye ilişkilerinin bundan sonraki seyrinde kilit rol oynayacağını yazdı.

Tolga Tanış: Kan döküldü, ABD ile Türkiye arasındaki Gülen krizi asıl şimdi başlayacak

Darbe girişiminin yaşandığı akşam, ABD Dışişleri yetkilisiyle konuşurken, "Bizim için değişen bir şey yok, Fethullah Gülen bir LPR" dediğini aktaran Tanış, "Yani hakkı olduğu halde Gülen’in halen ABD vatandaşı olmadığını, yasal kalıcı ikâmet eden (Lawful Permanent Resident) biri olduğunu söylüyordu" ifadesini kullandı. "Ancak hükümetin olayı Gülencilerin bir kalkışması olarak yorumlamasına bakınca şimdi Amerikalıların bu açıklamadan daha fazlasını yapması gerekecek" görüşünü dile getiren Tanış, şunları söyledi:

"Kan döküldü. O yüzden Amerikan Yönetimi, en azından 2011’den beri sürdüğü bilinen Gülen okulları hakkındaki FBI soruşturmasının neden halen bir davaya dönüşmediği konusunda müttefik ülkeye artık doyurucu bir yanıt vermek durumunda kalacak. Gülen’in Türkiye’ye iadesi meselesinde siyasi iradenin nasıl bir tavır takınacağını açıklamak zorunda kalacak. Şimdi bütün öykü baştan yazılacak. Ve Washington, Gülen için “LPR” demeye devam ederse, asıl kriz şimdi başlayacak."

Tanış'ın Hürriyet'te "Washington'la Gülen krizi şimdi başlıyor"başlığıyla yayımlanan (17 Temmuz 2016) yazısı şöyle:

Eminim bazıları için sürpriz olmamıştır.

Mesela 30 Mayıs’ta Foreign Policy Dergisi’nde çıkan “Türkiye’nin bir sonraki askeri darbesi” başlıklı yazıyı yazanlar, mutlaka “Biz söylemiştik” demişlerdir.

Ya da Washington’da en az iki yıldır, “Türk askeri gücüne yeniden kavuştu, politikaya döndü” analizleri yapanlar, kesin şimdi haklı çıkmanın gururunu yaşıyorlardır.

Hatta daha ötesi... Yine eminim cuma akşamı sağcı Fox News televizyonuna çıkıp işin başarılı olmasını beklediğini söyleyen Ralph Peters gibi bir sürüsü de olmuştur. Amerikan Ordusu’nun eski istihbaratçılarından emekli Yarbay. “Durum çok net. Bu darbe, Türkiye’nin İslami bir diktatörlük olmaktan kurtulması için son şansıdır. Sakın hata yapmalım. Bu darbede rol alanlar iyi adamlar” diyordu Peters.
Öyle ki, işin başında, Pentagon’daki bazı muvazzaflardan bile Amerikan medyasına işin başarılı olduğu izlenimi yayan temelsiz açıklamalar yapıldı. İlk saatlerde biri konuştu MSNBC’ye. Ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Almanya’dan sığınma talep ettiğini iddia etti.

Şimdi “Yok” diyorlar. Cuma akşamı olayın bir darbe teşebbüsü olduğunun anlaşılmasının hemen ardından gittiğim Dışişleri Bakanlığı binasında akşam bir Amerikalı diplomatla konuşuyoruz. “Kim söylemiş bu sığınma meselesini” diye sordum. Israrla kimsenin böyle bir şey demeyeceğini savundu. Ama ben de MSNBC’den kimsenin böyle bir şeyi uyduramayacağını anlattım.
Kaldı ki, Amerikan Yönetimi’nin olaya tepkisi de yavaştı. Hikâye anlaşılınca cuma akşamı saat TSİ 23.22’de attım ilk mesajı. “Darbe teşebbüsü” konu başlığıyla. Ve hem Beyaz Saray’a hem de Dışişleri’ne bir açıklamaları olup olmadığını sordum. “İzliyoruz” dediler sadece. Neyi beklediler bilmiyorum ama hemen kınamadılar. O sırada Moskova’da bulunan Dışişleri Bakanı John Kerry’nin açıklaması da bu açıdan yetersizdi. O da “barış, istikrar ve devamlılık” deyip orada bıraktı.
İşte neden sonra beklenen açıklama ta TSİ 02.02’de geldi Yönetim’den. Ve ilk duyuruyu da Beyaz Saray yayınladı. Obama’nın “Türkiye’deki herkesin demokratik yollarla seçilen Türkiye Hükümeti’ne destek vermesi gerektiğine” inandığını söyledi.

BU arada etrafa yayılan yanlış bilgileri hiç saymıyorum tabii. Amerikan televizyonlarında sanki darbe teşebbüsü başarıya ulaşıyormuş gibi öyle yanlış bilgiler verildi ki... Sokaklarda darbe karşıtı göstericileri darbeyi destekleyen halk kitleleri zanneden CNN... Erdoğan’ın ülke dışına kaçmaya çalıştığını haber verenler...
Peki ne sonuç doğuracak bu olay? İşin Türk-Amerikan ilişkilerine yansıması nasıl olacak?

İşin iki farklı boyutu olacak.

Birincisi, bu sorunun cevabı, Erdoğan’ın şimdi içeride atacağı adımlara bağlı. Ne kadar sertleşeceğine... Bastırılan bu darbe teşebbüsünden sonra meşru siyasetin bundan nasıl etkileneceğine.

Ancak ikincisi, Fethullah Gülen bundan sonra Türk-Amerikan ilişkilerinin tartışmasız en önemli gündem maddesi olacak.

Hepsini artık bir kenara bırakın. Washington ve Ankara arasındaki YPG çatlağını... IŞİD’le mücadelede Türkiye’nin atacağı adımları. Askerden askere ilişkilerdeki farklılıkları...

Bundan sonra iki ülkenin temsilcileri bir masanın etrafına oturduğunda ilk açılacak konu her zaman Gülen meselesi olacak.

O akşam Dışişleri yetkilisiyle konuşurken, “Bizim için değişen bir şey yok, Fethullah Gülen bir LPR” diyordu. Yani hakkı olduğu halde Gülen’in halen ABD vatandaşı olmadığını, yasal kalıcı ikâmet eden (Lawful Permanent Resident) biri olduğunu söylüyordu.

Ancak hükümetin olayı Gülencilerin bir kalkışması olarak yorumlamasına bakınca şimdi Amerikalıların bu açıklamadan daha fazlasını yapması gerekecek.

Washington’da Türk vergi mükelleflerinin paralarıyla elinde puro, sırtında kürk, lüks otel bahçelerinde gazetecilerle buluşup Gülencilerin Amerika’daki faaliyetlerini anlatan avukatların üstünde bir seviyede artık bu iş. Kan döküldü.
O yüzden Amerikan Yönetimi, en azından 2011’den beri sürdüğü bilinen Gülen okulları hakkındaki FBI soruşturmasının neden halen bir davaya dönüşmediği konusunda müttefik ülkeye artık doyurucu bir yanıt vermek durumunda kalacak.
Gülen’in Türkiye’ye iadesi meselesinde siyasi iradenin nasıl bir tavır takınacağını açıklamak zorunda kalacak.

Şimdi bütün öykü baştan yazılacak.

Türk-Amerikan ilişkileri Suriye’deki gelişmelerle farklılıkları aşma yoluna girmişken, bütün dengeler yeniden şekillenecek.

Ve Washington, Gülen için “LPR” demeye devam ederse, asıl kriz şimdi başlayacak.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler