Suruç Katliamı davası: Sanıklar yine duruşmaya getirilmedi

Urfa’nın Suruç ilçesinde IŞİD’in canlı bomba saldırısı sonucu 33 gencin yaşamını yitirmesine ilişkin açılan davanın 4’üncü duruşması görüldü.

Suruç Katliamı davası: Sanıklar yine duruşmaya getirilmedi

Hilvan Cezaevi Kampüsü salonunda başlayan duruşmaya, saldırıda yaralı kurtulanlar, Suruç Aileleri İnisiyatifi üyelerinin yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) Urfa Milletvekili Dilek Öcalan ile HDP ve DBP’li yöneticiler katıldı. Davanın tek tutuklu sanığı duruşmaya bir kez daha getirilmeyerek SEGBİS ile duruşmaya bağlanırken, sorulan hiçbir soruya cevap vermeyerek susma hakkını kullanacağı yönünde beyanda bulundu. Yine davanın firari sanıklarından Deniz Büyükçelebi’nin eşi Şengül Büyükçelebi ile 10 Ekim’in sanığı Metin Akaltın tanık olarak SEGBİS üzerinden davaya katıldı. Davada beyanda bulunan ailelerin avukatları sanığın duruşmaya getirilmesini ve yaralılara gaz sıkan polislerin tespit edilerek cezalandırılmasını talep ettiler.

Evrensel’in haberine göre, dava öncesi değerlendirmelerde bulunan, ailelerin avukatı Kazım Bayraktar, önceki duruşmada sanıkların duruşmaya getirilmesi kararının alındığına dikkat çekerek “Buna rağmen alınan karardan geri dönüldü. SEGBİS ile 1 sanığın ifadesi alınacak. Sanıklardan biri bulunamıyor. Şehmus Sarı isimli sanık muhtemelen kaçtı. Diğer sanığın ifadesi daha önce alınmıştı fakat gıyabımızda alınmasını istedik. Bunun içinde talimat yazıldı fakat henüz duruşma bilgisi gelmedi”dedi. 

Suruç davasının sanığı sorulara cevap vermedi

Kimlik beyanlarında sonra ifadelere geçildi. 

Elazığ hapishanesinden Hilvan’a sürgün edilen Suruç yaralısı İlke Başak Baydar duruşmaya getirildi. Baydar duruşmada  katliam gününe ilişkin yaşanılanları anlattı.

Av. Kazım Bayraktar, 10 Ekim Katliamı davasının da sanığı olan Yakup Şahin’e 10 Ekim davasında verdiği ifadeler ve kolluk ifadelerini karşılaştırarak sorular yöneltmesine rağmen Şahin’in Ankara davasında verdiği ifadelerinde, “polis senaryosu” beyanı verdiğini söyleyen Bayraktar, “Bu bombalar da mı senaryo” diye sordu. 

Şahin, sorulara cevap vermeyerek susma hakkını kullanacağını beyan etti. 10 Ekim Katliamı sanığı Metin Akaltın, tanık sıfatı ile SEGBİS ile duruşmaya bağlandı. Sanık Yakup Şahin’i tanımadığını iddia etti. Mahkemenin genel sorularına cevap veren tanık Metin Akaltın, avukatların sorularına cevap vermek istemediğini söyledi.  

Dosyanın firari sanığı Deniz Büyükçelebi’nin eşi tanık Şengül Büyükçelebi SEGBİS üzerinden dinlendi. Eşinin Suriye’de öldüğünü iddia eden tanık Büyükçelebi eşinin cenazesini görmemiş ve kim tarafından kendisine eşinin öldüğüne ilişkin  bilgi verildiğini söylemedi. 

Büyükçelebi, diğer sanıklar ile Suriye’de kaldığını kabul ettiği halde davada tanık sıfatı ile yer alıyor. Duruşmada beyanda bulunan müştekiler tutuklu sanığın duruşmaya getirilmesini ve katliam günü yaralıların üzerine gaz bombası atan polislerin tespit edilerek cezalandırılmasını istediler. Müştekiler 2 yıl geçmesine rağmen heyet değişikliğinden dolayı ailelere verilmeyen eşyaların verilmesini talep etti. 

Dava ertelendi

Suruç katliamı davasında sanıkların 10 Ekim katliamı davasında yer alan mevcut dosyalarının ve dijital kayıtların Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinden istenmesine karar verildi.

Sanık Yakup Şahin’in tutukluluğunun devamına karar verilirken, tanık olarak dinlenen Şengül Büyükçelebi ve Şeyhmus Sarı hakkında IŞİD üyeliği nedeniyle derdest davaları olduğundan suç duyurusunda bulunulmasına yer olmadığına karar verildi. Şengül Büyükçelebi’nin beyanında bahsettiği Suriye’de eşiyle birlikte kullandığı, emniyete teslim ettiği telefonun dijital inceleme raporunun istenmesine, sunulan fotoğrafları Büyükçelebi’ye talimat ile teşhis ettirilmesine karar verildi. Suruç davası 29 Mayıs 2018 gününe ertelendi.

Ne olmuştu?

20 Temmuz 2015’te Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun (SGDF) çağrısıyla Kobanê’ye oyuncak ve insani yardım malzemeleri götürmek için Suruç’a gelenler Amara Kültür Merkezi’nde konaklandı. Kültür Merkezi önünde yapılan basın açıklaması sırasında ise, IŞİD tarafından düzenlenen bombalı saldırıda 33 kişi yaşamını yitirdi. Katliamın üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen görülen davada hiçbir ilerleme yaşanmadı. 2 yıl içinde üç soruşturma savcısı, bir de mahkeme heyeti değiştirildi. Saldırıyla ilgili soruşturmaya, 23 Temmuz 2015’te “Dosya içerisinde bulunulan belgelerin incelenmesinin soruşturmanın amacını tehlikeye düşüreceği” gerekçesiyle gizlilik kararı getirildi.

İddianame 18 ay sonra hazırlandı

Katliamdan 18 ay sonra Urfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 213 sayfalık iddianamede biri başka suçtan tutuklu IŞİD üyesi olduğu belirtilen 3 kişi hakkında toplam 104’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. İddianamede, bombalı saldırıyı gerçekleştiren kişinin incelenen deliller, kamera kayıtları ve teşhis yapılması sonucu IŞİD’li Abdurrahman Alagöz olduğu belirlendi. İddianamede, katliamın failleri olarak canlı bomba Abdurrahman Alagöz, 10 Ekim Katliamı’nı da organize ettikleri, ancak Antep’teki bir hücre evi baskınında kendilerini patlattıkları öne sürülen Yunus Durmaz ve Halil İbrahim Durgun, 10 Ekim Ankara Tren Garı Katliamı davası sanıklarından Yakup Şahin, firari olduğu belirtilen Deniz Büyükçelebi ile İlhami Mali gösterildi. Bu yüzden davada yargılanan tek sanık Yakup Şahin oldu. İddianamede, devlet yetkililerinin sorumluluğuna yer verilmemesi ailelerin tepkisine neden oldu. 

Etiketler: Suruç Katliamı, dava

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler