Son Duraktan Bir Önce

KORKUT AKIN yazdı: “Cevat Çapan, biz okuruna yeni umutlar veren, yeni bir yaşama ‘pupa yelken’ açmaya yarayacak ipuçlarını veriyor ‘Son Duraktan Bir Önce’de…”

Son Duraktan Bir Önce

“…

Dönerken o minik serçe aynı ağacın dalına tünemiş
              bekliyordu,
                       başka çağrışımların sessizliğinde.”

KORKUT AKIN

İnsanlar arası özel bir iletişim şekli olan sanatın, belki de en eski ve en güzel alanı şiir olsa gerektir. Kimi zaman “sözcük eksiltmek” diye tanımlanırken kimi zaman da “sinemanın temeli” olarak, -hayal kurdurduğu için herhalde- betimlenir. Kim ne derse desin, şiir okuyana da yeni dünyaların kapılarını aralayan yeni düşler dünyasıdır.

Cevat Çapan, şiir dünyasının içinde yer alan, çevirileri, yazdıkları, yaşattıkları ve duyurduklarıyla herkesin “hoca”sıdır. Sadece şiirle değil, sanat tarihi, sinema, ama önce tiyatro ile anılan Cevat Çapan, 1985’te (çok geç gerçekten de) “Dön Güvercin Dön” ile ilk şiir kitabını çıkarttı, ardından da Doğal Tarih, Sevda Yaratan, Ne Güzel Yolculuktu Aklımdan Çıkmaz, Ara Sıcak ve Su Sesi ile şiir severlerin gözdesi olmayı sürdürdü.

Sinema ile içli dışlı…

Vedat Türkali, “Yeşilçam Dedikleri Türkiye”de, sinemanın temelinde şiirin ve mimarinin yer aldığını söyletiyor kahramanına. Sahiden de iç içedir sinema ile şiir. İzleyici açısından baktığınızda da yakalarsınız o estetik olguyu ya, asıl olan senaristin ve yönetmenin şiir yaşamıdır. Şiir yaşayanlar, hayata da şiir bakarlar.

Dizelerde yüklü duygular okurun bir imaj yaratmasına yol açar. Dizelerle büyür o yaratılan imaj, bir dünya oluşturur… Ne büyük keyiftir o dünyanın içinde dilediğinizce gezinmek. Her dize yeni bir yol ayrımıdır, yeni kapılar aralar, sonuna kadar açıp girersiniz içeri. Sonrası size kalmış… İster sürdürürsünüz şiirle iç içeliği, yani kurduğunuz dünya belirler yaşamınızı -ki, gerçekten şiir yaşarsınız- ya da kendi içinde akıp giden hayatın sürüklenen bir yaprağı olursunuz, sararıp solmuş. Seçim sizin…

Hepsi bir…

Şiir kitlelere karşı yüksek sesle de okunur, ajite eder insanları, bir ırmak gibi gürül gürül çağlamasını sağlar. Kendi sessizliği içinde, alabildiğine sakin… içsesinizle okutur, doğaldır ki kendi içinizde orman kalabalığıyla büyür, büyür büyürsünüz, çoğalır taşarsınız kendinizce. Birinde ortaklaşır duygular, bir araya gelip konuştuğunuzda da benzeşirsiniz büyük bir keyifle… Öbüründe kendi dünyanızı oluşturduğunuz, geliştirdiğiniz, büyüttüğünüz için yakaladıklarınızdan süzdüklerinizle yükseltirsiniz yaşam denilen o kuleyi.

“Gün doğarken,
anılarla gençleşen yaşlı adam
iskeleye bağlı teknenin ipini çözdü,
                yeniden başlamak için yaşamaya
                geçmişten geleceğe, bilinmeyene
                               açıldı pupa yelken.”

Belki bir diğerinin düşledikleriyle aynı değildir, hatta şairinkiyle bile çakışmaz, ama ne büyük coşkudur o, şairi bile mutlu olur bu tür düşlerle geliştiğinde yorumlar. Cevat Çapan, biz okuruna yeni umutlar veren, yeni bir yaşama “pupa yelken” açmaya yarayacak ipuçlarını veriyor ”Son Duraktan Bir Önce”de…

“İçerde,
akşam ağır ağır karartırken
dört duvar arasındaki yalnızlığını,
içinin sönmeyen ateşiyle
ve belleğin özgürlüğüyle
gene de aydınlatıyorsun
çıkacağın düşsel yolculukları.”

 

Son Duraktan Bir Önce, Cevat Çapan, şiir, Yapı Kredi Yayınları, Ağustos 2017, 62 s.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler