Soluduğumuz hava ölüm saçıyor

Hava kirliliğine yol açan fosil yakıtlarının kullanılmasına bağlı olarak Türkiye’de 2 bin 876 erken ölüm, gerçekleşti. Halihazırda çalışan 39 kömür ve linyit yakıtlı santrala ek olarak yapım aşamasında kömür ve linyit yakıtlı 9 santral, üretim lisansı alan 6 santral, önlisans alan 7 santral ve planlanan 7 santral bulunuyor.

Soluduğumuz hava ölüm saçıyor

Hürriyet’ten Yücel Sönmez’in haberine göre Türkiye’nin neredeyse tamamında hava kirliliği Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği standartların üzerinde. Yani soluduğumuz hava ölüm saçıyor.

Türk Toraks Derneği Hava Kirliliği Görev Grubu Eşbaşkanı Yard. Doç. Dr. Nilüfer Aykaç’ın verdiği bilgiye göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Türkiye genelinde 199 istasyonda ölçüm yapıyor. Buralardan gelen veriler Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği standartların üzerinde. Aykaç, “Kentler sağlıklı değil. Yeterli yeşil alan yok ve dikey yapılaşma nedeniyle nefes alamıyorlar” diye açıklıyor kirliliğin temel nedenini. İstanbul’da havası en kirli olan yerlerden Göztepe’de ise yaklaşık 5 gündür ölçüm yapılmadığını söylüyor ve ekliyor: “Kirlilik aşırı yükselmiş olmalı. Ölçüm yapılmamasının nedeni bu.”

Türkiye’nin bu yıl günlük ve yıllık hava kirliliği Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) belirlediği sınırları misliyle katladı.

Hava kirliliğine yol açan fosil yakıtlarının kullanılmasına bağlı olarak Türkiye’de 2 bin 876 erken ölüm, 4 bin 311 hastaneye yatış ve yılda 3 milyar Euro’yu aşan sağlık harcaması gerçekleştiğini anlatan Nilüfer Aykaç “İstanbul’da Esenyurt’ta yaşayan sağlıklı bir kişi geçtiğimiz bir yılda kirli hava nedeniyle 240 miligram zehirli toz soludu. Daha önemlisi Sağlık Bakanlığı’nın yanı başındaki Sıhhiye semtinde ise bu miktar 255 miligram. Hava kirliliğine bağlı olarak her yıl ölen insanların sayısı ise 32 bin 500. Bu trafik kazasında ölenlerin sayısından 8 kat fazla. Global ölümlerde de artık havadaki kirlilik ilk 10 neden arasında” diyor.

PM 10 ve PM 2.5 partiküllerin mikron düzeyinde büyüklüklerini ifade ediyor. Türkiye’deki ölçümler sadece 10 mikron büyüklüğünde yapılıyor. 10 mikron partiküller üst solum yollarında takılı kalıyor. 2-3 mikron düzeyindeki partiküller karaciğere kadar iniyor ve kanser başta olmak üzere birçok hastalığı tetikliyor.

Bu işten tek başına kurtuluş olmadığının altını çiziyor Aykaç. İklim değişikliği ile mücadelenin hava kirliliği ile de mücadele etmek olduğunun vurgulayan Nilüfer Aykaç, kömüre dayalı enerji üretiminden vazgeçilmesi, hava kirliliğini önleyici ve tazmin edici tedbirler alınması gerektiği ve kentlerde araç trafiğini teşvik eden politikalardan vazgeçilerek toplu taşıma ve bisiklet gibi ulaşım modellerinin teşvik edilmesi gerektiğini söylüyor. Nilüfer Aykaç ayrıca endüstriyel yatırımların izin süreçlerinde, ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu’nun yanı sıra, ‘Sağlık Etki Değerlendirmesi Raporu’nun hazırlanması, bu yönde bağlayıcı yasal yükümlülüklerin uygulamaya geçirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘görünmez katil’ olarak tanımladığı hava kirliliği dünyada her yıl 7 milyondan fazla kişinin ölümüne yol açıyor. Hava kirliliği Türkiye’de akciğer kanserine bağlı ölümlerin yüzde 25’inden, zatürreeye bağlı ölümlerin yüzde 17’sinden, inmeye bağlı ölümlerin yüzde 16’sından, kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin yüzde 15’inden ve kronik akciğer hastalıklarına bağlı ölümlerin yüzde 8’inden sorumlu.

Soluduğumuz hava ölüm saçıyor


Kömürlü termik santralların yol açtığı kirlilik nedeniyle 800 bin astım krizi yaşandığı ve toplamda 8 milyon güne ulaşan solunum hastalıkları yükünün oluştuğu öngörülüyor. Veriler Türkiye’de yaşamını yitiren her 100 kişiden 2,2’sinin kömürlü termik santrallara bağlı sağlık sorunları nedeniyle yaşamını kaybettiğini gösteriyor. Tüm bunlarla birlikte iklim değişikliğine yol açarak dünyayı ekolojik bir felakete sürükleyen atmosfere salınan sera gazlarının yüzde 20’si bu santrallarından kaynaklanıyor.

Havadan gelen hastalık

Bilimsel çalışmalar partikül madde miktarının metreküpte 10 mikrogram düzeyinde artışının tüm nedenlere bağlı ölümleri yüzde 4, kalp-akciğer kaynaklı ölümleri yüzde 6 ve akciğer kanserini yüzde 8 artırdığını gösteriyor. Benzer biçimde PM 2,5 kirliliği kanser ölümlerini yüzde 15-27 oranında yükseltiyor.

Yetmedi; gelsin kömür santralları

Türkiye yakın gelecekte onlarca sayıda kömürlü termik santralını daha faaliyete sokmayı planlıyor. Bu da birçok yerde dünya standartlarının çok çok altında olan hava kalitesinin daha da bozulması anlamına geliyor. Enerjiatlasi.com’un verilerine göre halihazırda çalışan 39 kömür ve linyit yakıtlı santrala ek olarak yapım aşamasında kömür ve linyit yakıtlı 9 santral, üretim lisansı alan 6 santral, önlisans alan 7 santral ve planlanan 7 santral bulunuyor. Bütün bunlar hem hava kalitesinde Avrupa standartlarını hem de iklim değişikliği hedeflerini yakalamayı imkânsız kılıyor.

Buralardan kaçın

En kirli ilçelere bakıldığında İstanbul’da Göztepe, Esenyurt ve Aksaray; Ankara’da Sıhhiye ve Kayaş; İzmir’de ise Bornova ve Bayraklı olduğu dikkati çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün izin verdiği sınırların çok üzerinde olmasına karşın İstanbul’da yaşayanların Silivri, Sarıyer ve Şile; Ankara’da yaşayanların Sincan ve Bahçelievler; İzmir halkının ise Güzelyalı’ya kaçmasında fayda var.

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre partikül sınır miktarı 20. Kasım 2016 – Ekim 2017 arasında partikül madde açısından bakıldığında Dünya Sağlık Örgütü’nün standartlarına göre Türkiye’de Rize’de yaşayanlar dışında kimse temiz hava solumadı. Veriler, Şırnak’ta yeterli ölçüm yapılmadığını, onun dışında 79 ilde ciddi bir hava kirliliğinin yaşandığını gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü standartlarını 5’e katlayan Muş bu yıl Türkiye’de en kötü havayı soluyan il oldu. (Partikül miktarı 98)

Ölçüm yapılan santral sayısı: 199

Kentlerde hava kirliliğine yol açan 30 temel kirletici var; biz yalnızca 2 kirleticiyi tüm illerde ölçüyoruz. Toplamda 199 sabit, 4 mobil ölçüm istasyonu var.

Ulusal ölçekli yapılan projeksiyonlarda Türkiye’de sadece 2010 yılında kömürlü termik santralların yarattığı kirlilik nedeniyle hava kirliliğine maruz kalan kişilerin ömrünün yaklaşık 79 bin saat (kabaca 10 yıl) kısaldığı görülüyor.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler