Siyaset Dergisi'nin Kasım-Aralık sayısı, 'Geçit yok-No pasaran-Rê tune' başlığıyla çıktı

İki aylık periyotlarla çıkan Siyaset Dergisi’nin ikinci sayısı çıktı. Derginin Kasım-Aralık aylarını kapsayan bu sayısı, ‘Geçit yok, No pasaran-Rê tune’ başlığıyla çıktı. Dergiye kitapçılardan ulaşabilirsiniz.

Siyaset Dergisi'nin Kasım-Aralık sayısı, 'Geçit yok-No pasaran-Rê tune' başlığıyla çıktı

Derginin önceki sayılarında devam eden Ekim Devrimi yazı dizisi,  Mahir Sayın’ın, yazdığı  ‘‘Bir nefsi müdafaa olarak ekim devrimi’’ ve Tuncay Yılmaz’ın,  yazdığı ‘‘Ekim Devrimi’nin ışığında devlet, devrim, iktidar...’’ adlı yazılarla sürüyor.

İki aylık periyotlarla çıkan Siyaset Dergisi’nin bu sayısında; Kadir Akın, ‘‘henüz vakit varken’’  adlı yazısıyla; Mustafa Çeçen, ‘‘Ohal’de faşizm nerede?’’  adlı yazısıyla; Nejla Kurul,  ‘‘eşitlikçi bir toplum için eğitim’’ ; Gökcan Aydoğan,  ‘‘Bağımsızlıktan ötesi: katalonya’da ne oluyor?’’ ; Leyla Uyar,  ‘‘Süleymaniye günlükleri: Güney Kürdistan’da eski ve yeni’’  ; Mehmet Akdeniz,  ‘‘ihanete uğrayan şehirler’’ ; Sevengül Sönmez,  ‘‘Aldırma gönül aldırma’’  ve Yiğit Yirmibeş,  ‘‘Red: Ermeni’nin şehadetnamesi’’ adlı yazılarıyla yer alıyor.

Derginin sürdürdüğü, ‘‘Türkiye’nin Ruhu’’ adlı seride ise Yılmaz Yücel, Plaza Eylem Platformu üyesi Burcu, Niyazi ve Selin’le söyleşmiş. Söyleşide iş cinayetlerine ışık tutuluyor.

Gökcan Aydoğan, Die Linke (Sol Parti) Hamburg Eş Başkanı ve Hamburg Eyalet Parlamentosu Milletvekili Cansu Özdemir ile Almanya seçimlerini konuşmuş. Söyleşide faşist AFD’nin seçim başarısı ve mülteci sorunu gibi konulara da değinilmiş.

Derginin, ‘Geçit Yok’ adlı giriş yazısı şöyle:

 

Geçit yok...

No pasaran-Rê tune

Horoz’a bakınca Joan Miro olmak istersiniz belki. Miro’ ya bakınca horoz… Şimdi Katalan olmak istersiniz Miro gibi. Katalan Kürt olmak ister… Katalanın Kürdün renklerini horoz’da bulabilirsiniz. Yeni bir uyanış için geç bile kalındı… Ama horoz hep öttü… Kürtler ve Katalanlar için… Egemenler için her öten horoz, ne zaman öterse ötsün erken ötmüş olacaktır zaten… Oysa erken değil geç bile…

Halklar ne zaman kendi kaderleri için ayağa kalksalar erken olacak… Kürdistan referandumu ve Katalan Referandumunun geleceği ortaktı. Rojava’da halk kendi temsilcilerini seçmek için sandığa gittiler. İki ayrı toprak, iki ayrı halk kendilerinden alınan için ayağa kalktıklarında egemenlerin korosu da ayağa kalktı. İspanya’yı böldürmeyiz, Irak’ı böldürmeyiz, Suriye’yi böldürmeyiz. Katalanlara ve Kürtlere reva görülen kendi kaderlerinin başkalarının elinde kalmasına rıza göstermeleriydi. Kendi kaderini eline almak… Bölünmek değil, halkların daha eşit birleşmesi meselesi bu… Onlar kaderlerinin nasıl çizilmesini istiyorlarsa öyle çizmek için ellerinden geleni yapacaklar. Katalanlar genel greve çıkacaklar, Kürtler kendi kantonlarında kendi temsilcilerini seçecekler. Kendi üzerlerinde egemenlik kurulmasına iki cümle ile yanıt verecekler…No pasaran- Rê tune…

Geçit yok

Yeni Türkiye, rejiminin gereklerini yerine getirmeye çalışıyor. İçeride- dışarıda hamlelerine hiç ara vermeden devam ediyor. Sıkıştıkça katılaşıyor. Katılaştıkça sıkışıyor. Kendine tehdit olarak gördüğü güçlere karşı baskılarını arttırırken, kendi içini de dizayna yöneliyor. Faşizmi kuramsallaştırırken partiyi de gereğine uygun bir parti olma yoluna sokuyor. Seçilmiş kendi belediye başkanlarına istifa et çağrısı yapıyorlar. Kendi seçmenlerinin seçim hakkını ellerinden alıyorlar. Direnenler geleceklerinin ve yaşamlarının güvenliğinden endişe eder hale geliyor. Yerlerine gelen yeni belediye başkanlarını ise eskilerini seçenler tanımıyor. Yenilerinin kim olduğunu merak da etmiyor. Demek ki artık tek kişi seçiyor. Tek kişi seçiliyor. Çünkü heryer Erdoğan, herkes Erdoğan… Öyle olsun isteniyor… Faşist bir parti inşası devam ediyor. Mücadele de devam ediyor. İşçiler, Zonguldak’da yeraltından yeryüzüne sesleniyorlar…Trakya’da ellerinde cam kırıklarıyla yürüyorlar. Kadınların kaderi “müftü”ye, hak arayanların kaderi “kadı”ya veriliyor. Kadınlar meydanı müftüye bırakmıyor. Hak mücadelelerinde bayrak yere düşmüyor. Üniversite öğrencileri 6 Kasım’da sokaklara iniyor...Ne faşizme ne faşist partiye geçit yok !

Enternasyonalle kurtulur

Biliyoruz; Dünyayı ve Türkiye’yi sosyal, siyasal, ekonomik ve doğal bir felaketin eşiğine getirenlere karşı kendi kaderini ellerine alanlar savaşa ve sömürüye son verebilir.

Yüzyıl önce Ekim Devrimi dünya halkları için verilmiş gerçek bir cevap olarak ortaya çıktı. İlerlemeyen, başka topraklarda yankısını bulmayan, bu yankıyı buldukça çoğalmayan devrim geriler. Öyle oldu. Şimdi yeni devrimlerin, pıtrak gibi çoğalmasına, birbirine bakmasına, el vermesine dayanarak, yenilmeyeceğini biliyoruz. Yenilen devrimlerin üzerine çalışacağımız en büyük dersi enternasyonalizm. Üzerimize yüklediği görev yeni bir enternasyonal kurmak

İnsanlık

Kuş; Miro için kuş, düşlerin, özgürlüğün, farklı dünyaların simgesi. “Kuşlar göğe doğru uçarken bizi yerden alıp daha yükseklere, hiç dünyevi olmayan rüyalara ve hayaller dünyasına doğru kaldırıp götürürler” diye anlatıyor resimlerindeki kuşları.

Ramazan Taşdemir… 17 yaşında 9 Ekim günü Ağrı’nın Diyadin ilçesinin Günbuldu köyünde her sabah olduğu gibi yaylada hayvanları otlatırken, bir kuşun kanadının elektrik teline takıldığını ve kurtulmak için çırpındığını gördü. Direğe çıktı. Kuşu takıldığı telden kurtarıp direkten inerken, belindeki su matarası yüksek gerilim hattına değince akıma kapıldı. Ramazan’ın elleri artık bedeninde değil, uçan kuşun kanadında…

İnsanlık isimli isimsiz kendinden verenlerin almaşığı ile tarihi yaptı. Bazen Sovyetler gibi yaptı. Franco’ya, Mussolini’ye, Hitler’e karşı teslim olmayanlar gibi yaptı. Bazen Behice Boran gibi, bazen Hikmet Kıvılcımlı gibi yaptı… Bazen de Ramazan Taşdemir gibi yaptı. Şimdi Katalanlar ve Kürtler gibi yapıyor.

Faşizm püskürtülebilir. İnsanlık kazanabilir.

Tarih gelecekte sürüyor.

Etiketler: Siyaset Dergisi

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler