Selahattin Demirtaş: 'Ezilenlerin yeniden tarih sahnesine çıktıkları bir dönem yaşanıyor'

HDK Genel Kurulu'na tutuklu Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ mesaj gönderdi.

Selahattin Demirtaş: 'Ezilenlerin yeniden tarih sahnesine çıktıkları bir dönem yaşanıyor'

Halkların Demokratik Kongresi'nin (HDK) 8. Genel Kurulu, devam ederken, tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ Genel Kurul’a mesaj gönderdi.

Mezopotamya Ajansı'nın aktardığı habere göre; Demirtaş ve Yüksekdağ'ın divan üyeleri tarafından paylaşılan mesajı, Genel Kurul katılımcıları tarafından da yoğun bir ilgiyle karşılandı.  

Selahattin Demirtaş'ın mesajı şöyle; 

"Sadece Türkiye’de değil, Ortadoğu başta olmak üzere baskı ve zulmün, faşizmin kol gezdiği bütün coğrafyalarda ezilen halkların tarihsel çözüm ve kurtuluş mücadelesi devam ediyor. Etnik kimliklerin, inançların, yaşam tarzlarının, cinsiyet kimliklerinin, emeğin ve doğanın saldırı altında olmadığı hiçbir yer kalmadı neredeyse. Kapitalizmin içine girdiği krizleri yeni krizler üreterek aşmak adına yol açtığı savaşlar, kıyımlar ve yıkımlar insanlığın sorunlarını daha da ağırlaştırıyor. Bilim, teknoloji ve iletişimde yaşanan devasa gelişmeler kapitalizmin hizmetine sunulurken; ezilen geniş kesimler bu gelişmelerden bırakın nasiplenmeyi, daha da ağır baskılara uğrayabiliyorlar. Geçen yüzyıllarda yaşanan Fransız Devrimi ve Ekim Devrimi başta olmak üzere, ezilenlerin tarih sahnesine yeniden çıktıkları dönemlere benzer bir kaos dönemi yaşanıyor. Bu kaotik dönem ağır bedellere yol açsa da, beraberinde önemli ve devrim niteliğinde çıkış ve çözüm fırsatları yaratıyor. Türkiye ve Ortadoğu, özellikle de Rojava’da yaşanan deneyimler tarihsel direniş mirasını insanlığa model olabilecek bir devrim aşamasına getirmiştir.

Halkların Türkiye ve Kürdistan’da büyük fedakarlıklarla, emek ve bedelle yarattığı kazanımlar bugüne kadar kalıcı bir başarıya dönüştürülememişse, bunda en büyük sorumluluk halkların öncülüğünü yapma iddiasında olanlarındır. Bu kadar büyük mücadele mirasını doğru bir örgütlenme, doğru bir söylem ve eylem tarzıyla büyük zaferlere taşımak bütün öncü güçlerimizin tarihsel sorumluluğu ve ahlaki görevidir. Halkların Demokratik Kongresi, işte bu doğru öncülüğü yapma iddiasıyla yola çıkmış, son derece önemli bir mücadele ve demokrasi örgütüdür. Tarihsel olarak devraldığımız bu büyük mirası başarıya götürmek için tek başına bir siyasi partinin, tek kişilik liderliklerin veya tekçi zihniyetlerin mutlaka aşılması gerekir. Aslolan köyden sokağa, mahalleden kasabaya, şehirden ulusal düzeye, fabrikadan atölyeye, tarladan üniversiteye kadar her yerde halkın meclisler aracılığıyla öz örgütlenmesine kavuşmasını sağlamaktır. Halkın özyönetimi, yani kendisini yönetmesi dediğimiz de zaten tam olarak budur. Özyönetim belediyecilik değil, particilik değil, sivil toplum örgütçülüğü de değildir. Bunların hepsi olsa olsa halkın öz yönetiminin birer unsuru ve parçası olabilirler. Kürdistan’da DTK, Kürdistan’ı da kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de HDK Meclisleri bu yönüyle esas demokrasi gücü ve asli mücadele örgütü olmak zorundadır.

Bizler, Halkların Demokratik Kongresi içinden çıkmış ve onun partisi olan HDP olarak DTK ve HDK’nin tabandaki örgütlenmesine en önemli görevimiz olarak yaklaşmak zorundayız. Bütün toplumsal kesimlerin meclisler şeklinde örgütlenerek birbirleriyle dayanışma ve koordine halinde yürütecekleri çalışmayı doğrudan demokrasinin olmazsa olmazı olarak görmeliyiz. Halk meclisleri sırf bir mücadele örgütü olarak da ele alınamaz. Meclislerin asıl rolü, kendi yerelinde söz, karar ve eylem gücü olabilmeleridir. HDK’nin bu yönlü çalışmalarında yetmezlikler, eksiklikler olduğunu biliyoruz. AKP faşizminin ve OHAL rejiminin bütün toplumu baskı ve korkuyla teslim almaya çalıştığı bugünlerde doğrudan halk örgütlülüğünün ne kadar önemli olduğu sanırım daha iyi anlaşılmıştır. DTK ve HDK, AKP faşist rejimi tarafından terörize edilmeye çalışılsa da; bizler hep birlikte bu çalışmalara sahip çıkarak eşit ve adil birlikte yaşamı, barış içerisinde bir geleceği güvence altına alabiliriz. Bu HDK Genel Kurulu’nun eksikliklerin aşılacağı, güçlü hamlelerin yapılacağı bir döneme vesile olacağına inanıyorum. Faşizmi tuzla buz edip özgürlük çizgisini zafere taşıyacağımız inancıyla sizleri selamlıyor, bütün Genel Kurul bileşenlerine, yoldaşlarıma en içten selam ve sevgilerimi gönderiyorum." 

Figen Yüksekdağ'ın mesajı ise şöyle; 

 

“HDK kuruluşundan bu yana, toplumsal gelişim ve siyasi mücadele süreçlerinde ileriye taşıyan bir dinamo oldu. Ama, tam da faşizmin sömürü ve baskı politikalarının bu kadar koyulaştığı bir dönemde toplumun ilerici, devrimci ruhunu temsil etmek daha değerlidir. Ölen bir düzenin zombileşmiş ruhu karşısında kadının, emeğinin, doğanın, dayanışmanın, farklılıkların demokratik birliğinin ruhuyla donanmak, yaşam gücü kazanmak, HDK alternatif yaratma düzeyinin de ispatıdır. Bizler HDK programının siyasal alanda karşılığını yaratma, mücadelesini verme görevini üstlenen siyasetçiler olarak, yarattığımız alternatifin nasıl büyük bir toplumsal- siyasal enerjiye dönüştüğünü gördük ve yaşadık. Şüphesiz şimdi görevimiz, bütün toplumsal yaşam alanlarında halklarımızın yeniden kendini üretme süreçlerinde, HDK program ve amacının başarısını sağlamaktır. Siyasi özgürlüklerin hoyratça gasp edildiği, meclisin, seçim ve sandıkların iktidar eliyle bir oyun, tutsaklık ve dalavere arenasına dönüştüğü şartlarda asıl ait olduğumuz yerde, yani halklarımızın yaşam ve üretim alanlarının tam içinde yürümemiz ve büyümemiz tarihsel önemdedir. HDK insanlığının yüzyıllar boyunca vazgeçmediği kaderini tayin etme, kendini yönetme mücadelesinin bugün yaşayan ruhu ve programıdır. Bundan yüzyıl önce ‘bütün yetki Sovyetlere’ diye seslenen, bir aşçı kadının ülkeyi yönetebileceğini ilan eden Ekim Devrimi’nin amaç ve hareketi, yüzyıl sonra daha donanmış olarak HDK paradigması ve felsefesinde yaşıyor.

Altı yıl önce HDK kuruluşunu imkansız ve zamansız görenlerin sayısı az değildi. Ama, birçok farklılığı demokratik çatısı altında birleştiren bu hareket, halklarımıza ve demokrasi özgürlük güçlerine birlikte kazanmayı öğreten okul oldu. HDK, bugün de, iktidarın böldüğü, kapitalizmin emeğine, doğaya, birbirlerine yabancılaştırdığı ezilenleri birleştirip tayin edici güç haline getiren tarihsel bir odaktır. Demokratik toplum, demokratik cumhuriyet mücadelesinde bizi yeni yollara ulaştıran bir kavşaktır. Şimdi ise faşizme, tekçiliğe karşı birleşik antifaşist mücadelenin, yeni demokratik özgürlükçü yaşamın HDK’nin bağrında yükseleceğine inanıyorum. İmkansız ve zamansız denileni bir kez daha başarmak için sağlam dayanakları olduğunu biliyorum. İnsanlığın büyük özlem ve amaçlarının üretilme, örgütleme, aydınlanma ocağı olarak Halkların Demokratik Kongresi, bugünden geleceğe köprümüz olacak yine. Birlikte kurduk, birlikte büyüteceğiz. Faşizme ve OHAL rejimine karşı demokratik birlik, özgür, adil yaşam için ortak mücadelenin zaferini birlikte yaratacağız. Bu inançla Genel Kurulu selamlıyorum yeniden. Tüm emeği geçenleri kutluyor, görev yapan ya da görev alacak HDK Genel Meclis üyelerine, eş sözcülerine başarılar diliyorum. Özlemle, dirençle, yoldaşça kucaklarım hepinizi." 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler