Selahattin Demirtaş doğru olanı yaptı

TUNCAY YILMAZ yazdı: “Demirtaş, halk hareketinin kendisine ve HDP’deki kolektif akla güvenen, kolektif iradenin önünü açan kararıyla bir kez daha HDP fikrini en iyi temsil eden siyasi liderlerden biri olduğunu ortaya koydu.”

Selahattin Demirtaş doğru olanı yaptı

TUNCAY YILMAZ

Selahattin Demirtaş’ın HDP kongresinde aday olmayacağını açıklaması neredeyse 6 milyon oy almış bir partinin eşbaşkanı olarak cezaevine konmuş olması kadar tartışılmadı.

Erdoğan’a ve devlete yakın güçler neredeyse zil takıp oynayacaklar Demirtaş’ın HDP Eşbaşkanlığından edilmiş olmasından dolayı. AKP yandaşı medya açık zafer naraları atarken, CHP yandaşları da bu “zafer”deki paylarını akıllarına getirip “istemem yan cebime koy” pozları takınıyorlar.

Burjuva siyaseti belirli siyasi eksenlerde kuruluyor olsa da asıl olarak bir “lider hareketi” olarak siyaset sahnesinde yer tuttuğundan, sık sık “lider gitti, parti bitti” durumuyla yüz yüze kalır. O yüzden de ölüm, darbe ya da bir takım kumpaslar organize edilmeden yerinden olmaz burjuva partilerin başkanları.

Burjuva siyasetinin tüm seçenekleri sermayenin belirli kesimlerine, emperyalizmin belirli odaklarına, kamplarına dayanır. Elbette bu basit bir ip-kukla ilişkisine indirgenemez ancak son tahlilde burjuva siyasetçilerinin kaderlerini belirleyen dayandıkları çevrelerin kararları olur.

Oysa sol siyaset önce bir fikir hareketi sonrasında lider/ekip hareketidir. Liderler ve ekip sol harekette de önemli olmakla birlikte asıl belirleyici olan izlenen fikri hat ve dayandığı toplumsal kesimlerdir. Egemenler istedi diye bu hareket ve önderlikleri ortadan kaybolmaz.

HDP’yi HDP, Demirtaş’ı Demirtaş yapan darbelere, katliamlara, idamlara, infazlara, şovenizme, cinsiyetçiliğe, mezhepçiliğe karşı halkların eşit ve özgür birlikteliğini savunma fikridir. Edirne’sinden Hakkari’sine halklarımızı HDP’ye sempatiyle yaklaştıran asıl olarak bu fikirdir.

Demirtaş bu fikri en iyi taşıyan liderlerden biri oldu şüphesiz. Onun şahsi yeteneklerine, katkılarına saygımız ve sempatimiz tartışılmaz. Ama böyle de olsa HDP’yi HDP yapan Demirtaş değil, Demirtaş’ı Demirtaş yapan HDP fikri ve onu oluşturan muazzam bileşik emektir.

Bu ülkenin devrimci hareketi bu güne kadar müthiş önderlikler çıkardı ve çıkarmaya devam edecektir. Egemenler defalarca devrimci hareketten ve önderliklerinden katlederek ya da zindanlarda tecrit ederek kurtulmak istedi, başaramadı. Şimdi de başaramayacaktır.

Demirtaş, halk hareketinin kendisine ve HDP’deki kolektif akla güvenen, kolektif iradenin önünü açan kararıyla bir kez daha HDP fikrini en iyi temsil eden siyasi liderlerden biri olduğunu ortaya koydu. Demirtaş oynaması gereken tarihsel rolünü oynamıştır ve hepimiz için “Onursal Eşbaşkan”dır artık…

Türkiye’nin ve halklarımızın bir kör kuyunun eşiğinde olduğu böylesi bir süreçte HDP gibi kritik rol oynayan bir partinin eş başkanlığının saha dışından, yani cezaevinden ya da sürgünden sürdürülebilmesi mümkün ve doğru değildir.

HDP’li olan ya da HDP’ye, Demirtaş’a sempati duyan yoldaşlarımızın, dostlarımızın Demirtaş’ın HDP eşbaşkanlığını bırakmaması yolunda sürdürdükleri kampanyayı anlamakla birlikte doğru bulmadığımı belirtmem gerekir.

Bu yaklaşım hem HDP fikriyatıyla hem de genel olarak halka dayanan bir demokrasi anlayışıyla çelişir. HDP fikriyatıyla çelişir çünkü HDP başından beri “lider sultasına değil, halk iradesine” dayanan/güvenen bir çizgiyi anlatmıştır.

Hakeza, Demirtaş olmazsa HDP’nin güç yitireceği fikri hem HDP’ye hem de Demirtaş’a haksızlıktır. HDP’ye haksızlıktır çünkü HDP namlu şakağında yurdun dört bir yanında, kentte, köyde, kırda barış, eşitlik ve özgürlük için ter döken onbinlerce yoldaşımızın kolektif emeğidir. Hem de Demirtaş’ın kendisi “Eşbaşkan” olmazsa bilgi, birikim, yetenek ve enerjisini HDP’den sakınacak tıynette bir lider değildir.

Bir nokta daha var ki bence en az Demirtaş’ın eşbaşkanlıktan edilmesi kadar zorlayıcıdır; bu yanlış kampanya bu göreve talip olabilecek yetenekli ve birikimli yoldaşlarımızı da büyük bir töhmet ve baskıyla yüz yüze bırakmaktadır. Böyle bir ortamda kim “ben HDP’nin kolektif önderliğine adayım” demeyi kendine yedirebilir?

Şayet HDP sadece Demirtaş’la kurtulacaksa bırakın batsın! Şayet HDP Figen ve Selahattin Başkanların onurla ve başları dik şekilde devrettiği bayrağı taşıyabilecek yeni liderler çıkartamıyorsa zaten bitmiş demektir!

Ben HDP fikriyatının yeni Selahattinler, Figenler, Ertuğrul Kürkçüler, Sabahat Tunceller yaratacağına sonuz inanıyor ve güveniyor, şimdiden 11 Şubat 2018'de gerçekleşecek kongremizde eşbaşkanlığa seçilecek yoldaşlarımı selamlıyor, başarılar diliyorum.Siz de inanın ve güvenin derim…

06.01.2018

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler