Saracoğlu müteahhit sofrasında

SEÇTİKLERİMİZ - Çiğdem Toker'in Cumhuriyet'teki yazısı: Hem partili müteahhitler kazanacak, kazandıklarını dağıtacak, hem bütçenin açığı biraz kapatılacak, hem bir Cumhuriyet değeri daha yok edilecek.

Saracoğlu müteahhit sofrasında

Riskli alan ne demek?
“Zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan alan.” 
Tarif bana ait değil. Afet riski taşıyan bina ve alanları sağlamlaştırmak adına çıkarılan kanundan aldım. 
AKP’nin bugünlerde partili müteahhitler sofrasına açtığı Saracoğlu Mahallesi’ne önce böyle demişlerdi. Güya Saracoğlu Mahallesi “Afet Riski Altındaki Alanların DönüştürülmesiHakkındaki Kanun”a göre riskliydi. 
Cumhuriyet’i temsil eden Güvenpark’ın arkasındaki güzelim mahalle, hükümete göre zemin yapısı yahut üzerindeki binalar can ve mal kaybına yol açma tehlikesi taşıyordu. 
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yazıyı yazdı. Bakanlar Kurulu da “riskli alan”kararını aldı. 
Fakat bu karar dört buçuk yıl önce Danıştay’dan döndü. 
Eski Danıştay’a göre Saracoğlu’nun riskli olduğu kararı teknik olarak yeterli değildi. Bunun bir kandırmaca olduğu tescillendi. Ama AKP satmaya kararlıydı. 
Bu kez formül değiştirildi. Saracoğlu Mahallesi, Hazine’ye Ait Taşınmazların Değerlendirilmesi Kanunu kapsamına alındı. 
Dört buçuk yıl önce görevli bakanlık Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ydı. Bu kez bu misyon, Maliye Bakanlığı’na geçti. Farklı bir amacın, kanunun, niyetin ardına da gizlemediler. 
Saracoğlu Mahallesi’ni hasılat paylaşımı yöntemiyle satacaklarını ilan ettiler. 
Şimdi Emlak GYO muhtemelen bir ihale yapacak. 
Başkentin göbeğinde Cumhuriyet mimarisinin yaşayan mahallesi yıkılacak. Yerine rant alanları ve ihtimal ki kuleleri dikilecek.
Hem partili müteahhitler kazanacak, kazandıklarını dağıtacak, hem bütçenin açığı biraz kapatılacak, hem bir Cumhuriyet değeri daha yok edilecek. 
Kimbilir belki, son yıllarda zaten şehrin değişik noktalarından eskisi kadar kolay ve rahat görünmeyen Anıtkabir’in görünürlüğü dahi böylece büsbütün perdelenecek.

Afet toplanma alanları

17 Ağustos’un 18. yılında, İstanbul’u büyük bir depremin daha beklediği bilimsel bir gerçek. Bu gerçek nedeniyle “kentsel dönüşüm” yaşamsal önem taşıyor. Afet Riski Altındaki Alanlar diye başlayan yasanın çıkarılması da bu sebeptendi. 
Sonuç ortada. Bugün, afet toplanma alanlarının nasıl kentsel dönüşüm adı altında, nereye hangi rant kulelerinin yapıldığını konuşuyoruz. 
2014’te Vatan Caddesi üzerindeki eski Lunapark alanıyla ilgili imar kararıyla ilgili “akrabalık” konusuna yer verdiğim bir yazı yazdım. Lehine imar tesis edilen Metal Konut şirketi sahibi Ömer Saçaklıoğlu ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı’nın -başka şirketlerde- ortak olduğunu yazdım diye hapis cezasıyla yargılandım. Kavurmacı bir de 1 milyon TL’lik de tazminat davası açtı. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde beraat ettiğim o davada ilginç olan neydi biliyor musunuz?
Fatih Belediyesi, mahkemenin “Meclis kararını gönderin” isteğine uymadı. 
Mahkeme üç kez bu imara açan Meclis kararını belediyeden resmi yazıyla istedi. Ancak sonuç alamadı. Fatih Belediyesi meclis kararını mahkemeye göndermedi. 
İşte bu keyfilik, afet toplanması alanlarının şu anda “gizli” olması saçmalığına da biraz ışık tutuyor.
Velhasılı, deprem konusunda işimizin Allah’a kaldığı kesin bilgidir. 
Yayalım.

Cengiz’e 3.8 milyar TL’lik iş 

Karayolları Genel Müdürlüğü ile başladı. Demiryolları, TOKİ, Adalet Bakanlığı, valilikler derken “davetli ihale” kamuyu bir kanser gibi sarıyor. Olağanüstü durumlarda, afetlerde uygulanması gereken 21/b su yoluna dönüştü.  [[Haber görseli]]
Son dört buçuk yılın “davetli ihale” listesini yeni bilgiler ışığında güncelledim. 
Elimde Mayıs 2013’ten başlayıp günümüze dek uzanan kapsamlı bir liste mevcut. (Toplam büyüklüğü ayrıca yazacağım.) Şimdi Cengiz’e, yani diplomasi lisanıyla AKP’nin “en ziyade müsaadeyemazhar” müteahhitine verilen işleri listeleyeceğiz. 
Buyrun: 
Batman-Siirt illeri köprü yapımları (Nurol ile): 136 milyon TL 
Genç- Servi yolu (Özaltın ile): 78.9 milyon TL 
Samsun-Sinop ayr. Güzelçay yolu: 78.8 milyon TL 
Kastamonu-Çankırı (Ilgaz tüneli): 213.3 milyon TL 
Trabzon-Aşkale- Maçka-Karahava Y: 44.8 milyon TL
İkizdere ayrımı-Ovit Tüneli: 390.5 milyon TL 
T26’nın açılmamış kısmı ile YHT hattına bağlanması işi (IC İçtaş ile): 793 milyon 
Bandırma-Bursa-Ayazma-Osmaneli Demiryolu projesi: 891.6 milyon TL 
Kastamonu-Çankırı: 607.3 milyon TL 
Trabzon-Aşkale-Köstere Deresi Gümüşhane yolu: 527.4 milyon TL)
TOPLAM: 3.8 MİLYAR TL 
Havalimanı, maden, baraj, elektrik dağıtım, nükleer santral yok bu listede. 
3.8 milyar TL, sadece karayolu ve iki demiryolu projesinin tutarı. 
Gördüğünüz gibi Cengiz’in küfürü hayli geniş zamanlıymış.

Kadına, devlet destekli taşeron zulmü 

Kadınların gece vardiyalarında çalıştırılma şartları değişti. 
Değişiklik yapılan yönetmelik, Resmi Gazete’de yayımlandı. 
Şöyle bir giriş yapılmış meseleye: Kadın çalışanlar gece postalarında yedi buçuk saatten fazla çalıştırılamazmış. 
İyi. 
Fakat yönetmelik değişikliği bu; boşuna yapılmaz. 
Gerçek “emel” arkadan geliyor: “Turizm, özel güvenlik ve sağlık hizmeti yürütülen işlerde ve bu işlerin yürütüldüğü işyerlerinde faaliyet gösteren alt işveren tarafından yürütülen işlerdekadın çalışanın yazılı onayının alınması şartıyla, yedi buçuk saatin üzerindegece çalışması yaptırılabilir.” 
Kanun diliyle maskelenmiş gerçek niyet ne mi? 
Belli ki, kamuda, bakanlıklar, belediyeler, adliyeler, genel müdürlüklerden ihale alan partili taşeron firmalar, bu kuraldan mağdur olmuş.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da taşeron firmaların mağduriyetine dayanamayıp yapmış bu değişikliği. 
Okuyanlar arasında, “Kadın çalışanın yazılı onayı mecbur. O çalıştıramaz ki” diyen iyi niyetliler varsa.
Asgari ücretle ev geçindiren kaç kadın çalışan, binbir güçlükle bulduğu bir özel güvenlik, ya da hastanede temizlik işine “Sen bu gece de üç saat fazladan çalış” dendiğinde “Katiyen olmaz. Onay vermiyorum” diyebilir? 
Kaçı, “Çalışırım ama fazla mesai ücretim ödenecek mi?” diye sorabilir. 
“Hayır” dediklerinde, yerlerine istihdam edilecek binlercesi kapıda bekliyor. 
O yüzden, işten atılma korkusuyla; özel güvenlik, temizlik şirketlerinin önlerine koyacağı ve şimdiden hazır bekleyen onay yazılarını sessizce imzalayacaklar. 
Taşeron şirketleri kollamak uğruna, kadınların yedi buçuk saatten fazla çalıştırılmasına vize veren Çalışma ve Güvenlik Bakanlığı’na, buradan kocaman tebrik...

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler