Sağlıkçılar hastanelerde artan şiddeti protesto etti

TTB’nin çağrısıyla bir araya gelen sağlıkçılar artan şiddeti birçok kentte protesto etti. Sağlıkta şiddet yasasının çıkarılması gerektiğinin altını çizen sağlıkçılar, "Sağlıkta dönüşüm programından da vazgeçilmeli" çağrısı yaptı.

Sağlıkçılar hastanelerde artan şiddeti protesto etti

En sonra Urfa’da Dr. Bahattin Ahmet Yalçın'ın hastanede hasta yakınının şiddetine maruz kalması sonucu tekrar gündeme gelen sağlıkçılara yönelik şiddet birçok kentte protesto edildi. Sağlıkçılar düzenledikleri protesto eylemlerinde, "caydırıcı, önleyici ve gerçekçi önlemlerin ivedilikle hayata geçirilmesini” istedi.

Urfa: Hekime yönelik şiddete hayır

Urfa'da Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Acil Sevisinde görev yapan Doktor Bahattin Ahmet Yalçın’ın 18 Temmuz'da bir hasta yakını tarafından kafasına sert bir cisimle vurularak darp edilmesi, Urfa Tabip Odası tarafından protesto edildi. Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde yapılan basın açıklamasına Eğitim Sen, SES Urfa şubeleri ile Urfa Barosu, Aile Hekimleri Derneği Urfa Şubesi ve Türk Sağlık Sen Urfa Şubesi destek verdi.

Hastane önünde yapılan açıklamada, “Hekime yönelik şiddete hayır” pankartı açıldı. Açıklama yapan Urfa Tabip Odası Başkanı Ömer Melik, TTB'nin uzun zamandır sağlıkta şiddetin önüne geçmek için çeşitli sorumluluklar aldığını, tüm çabalarına rağmen sağlık çalışanlarına dönük şiddetin dozajının her geçen gün arttığını söyledi.

Daha önce Dr. Ersin Arslan, Dr. Kamil Fuat ve Dr. Aynur Dağdelen’in öldürülmeleri ve onlarca şiddet vakasında siyasi iktidarın sağlık alanında hiçbir adım atmadığını vurgulayan Melik, “Gelinen aşamada sağlıkta şiddet, sağlık hizmet sunumunun hemen tüm aşamalarında yaygın ve ciddi bir sorun haline dönüşmüştür. Ancak açık olarak görülen bir başka gerçek kamu idaresinin sağlık kuruluşlarının ve sağlık çalışanlarının güvenliğini sağlamak için alması gereken özel önlemleri almadığı veya bunların yetersiz kaldığıdır. Sağlık kuruluşlarında meslektaşlarımızın güvenliğini sağlamak için caydırıcı, önleyici ve gerçekçi önlemlerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çiziyoruz” dedi.

Açıklama alkışlarla son buldu.

İstanbul: Sağlıkta şiddet yasası çıkarılmalı

İstanbul Tabip Odası (İTO), Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) çağrısıyla sağlıkta yaşanan şiddeti protesto etmek amacıyla İstanbul Tıp Fakültesi Temel Bilimler Binası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Sağlıkta şiddete son” pankartının açıldığı eylemde, “Hekime şiddete hayır” ve “Güvenli ortamlarda güvenli çalışmak istiyoruz” dövizleri taşındı. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ve İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) destek verirken, çok sayıda hekim, sağlık çalışanı ve yurttaş da eyleme katıldı.

Eylemde ilk olarak konuşan İTO Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, niceliğin ön plana çıkarıldığı sağlık politikaları nedeniyle hastalara yeterli süre ayrılmadığını belirterek, hastalarda yaratılmış olan aşırı beklenti ve bunun karşılanamıyor olmasının şiddeti artıran bir durum olduğunu söyledi. Sağlıkta şiddetin, sağlığın en önemli ayağı olan hekimleri giderek tükenmeye doğru ittiğini dile getiren Saip, “Sağlıkta şiddete neden olan sağlık politikalarından, şiddete yol açan sağlık dilinden uzak durulması gerektiğini bir kez daha dile getiriyoruz. Hekimler ve sağlık çalışanları maalesef yetersiz. Kışkırtılan sağlık talebi karşısında yetersiz kalıyoruz. Hemşire yetersizliği tıbbi sekreter yetersizliği, sosyal hizmet uzmanlarının yetersizliği ve sağlıktaki sorunların yegane sorumlusu gibi hekimlerin üzerine yıkılmaktadır” dedi.

Saip, son olarak yetkililere şu çağrıda bulundu: “Hemşire sayısını artırın, acillere destek olan,   caydırıcılık için Türk Tabipleri Birliği'nin yıllardır önerdiği Sağlıkta Şiddet Yasası’nın bir an önce çıkarılıp, şiddet uygulayan kişilere caydırıcılık olsun diye cezaların artırılması hem de onların bir an önce tutuklanması gerekir. Sağlıkta dönüşüm programından vazgeçilmeli. Daha nitelikli hastaya sağlık süresi ayıran, hastalıkları ile ilgili detaylı bilgilerin verildiği daha iyi koşullarda bir ortam sağlanmalıdır.”

Yüksel: Şiddeti engelleyecek geniş modeller üretilmeli

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Atıl Yüksel de yıllar önce arabasından inerken bir hasta yakını tarafından 12 kurşunla öldürülen Prof. Dr. Göksel Kalaycı’yı anarak, “O zihniyet de aynı zihniyet, kaldırım taşını atan zihniyet de aynı zihniyettir. Olaylar böyle devam edip giderken ve hekimlerden doğru bir hizmet yapması istenirken diğer taraftan, bizlerin yapabildiği böyle kınamak, lanetlemek. Bunlardan öteye gidemiyoruz. İsteğimiz bunların oluşmasını engelleyecek geniş modellerin üretilmesidir” diye konuştu.

‘Her gün ortalama 30 şiddet vakası yaşanıyor’

Ortak açıklamayı İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Rukiye Ömeroğlu okudu. Sağlıkta şiddetin, sağlık hizmet sunumunun tüm aşamalarında yaygın ve ciddi bir sorun haline dönüştüğünün altını çizen Ömeroğlu, “Sağlık kuruluşlarında her gün ortalama 30 şiddet vakası yaşanmaktadır. Özellikle acil servisler şiddetin kol gezdiği, sağlık çalışanlarının kendilerini emniyette hissedemedikleri, sağlık hizmetini güvenli ortamlarda veremedikleri yerler haline gelmiştir. Bu sorun, bir yandan hekimlerin ve sağlık çalışanlarının can güvenliğini tehdit ederken aynı zamanda sağlık hizmeti sunumunu da engeller hale dönüşmüştür. Bu durum; sürdürülebilir, kabul edilebilir, katlanılabilir değildir. Elbette sağlıkta şiddetin toplumsal etkenleri vardır ve bunlar giderilmedikçe sağlık kuruluşlarını tam olarak güvenli ve huzurlu yerler haline getirmek olanaklı değildir” diye belirtti.

‘Sağlıkta şiddet sona ersin’

TTB'nin dile getirdiği sağlıkta şiddeti önleme yasasının bir an önce çıkarılarak şiddet uygulayanlara hapis cezasının yasalaşmasını bir kez daha talep ettiklerini söyleyen Ömeroğlu, “Sağlık kuruluşlarında meslektaşlarımızın güvenliğinin sağlanması için caydırıcı ve önleyici gerçekçi önlemlerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çiziyoruz. Artık yeter! Sağlıkta şiddet sona ersin” dedi.

Diyarbakır: Hükümet birinci derece sorumludur

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Tabip Odası ve Diyarbakır Diş Hekimleri Odası, hastanelerde sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddete ilişkin Dicle Üniversitesi Hastanesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Üyesi Dr. Halis Yerlikaya, sağlık örgütleri yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda sağlık çalışanı katıldı. OHAL uygulamasının kaldırılmasına rağmen hastane önünde zırhlı araçlarla yoğun polisiye önlemler alındığı görüldü. 

Burada açıklama yapan TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Halis Yerlikaya, sağlıkta yaşanan şiddet olayların iktidarın söylem ve politikalarından bağımsız olmadığını ifade ederek, “Bütün bunların son bulması için mücadele ediyoruz ama sağlık alanındaki politikaların biran önce son bulması gerekiyor. Herkese ulaşılabilir eşit sağlık hizmetinin oluşturulması gerekiyor” ifadelerini kullandı. 

‘Sağlık alanı çatışma ortamına çekiliyor’

Basın açıklamasını okuyan Tabip Odası Eş Başkanı Şerif Demir ise 17 Temmuz günü Urfa’da Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Acil Servisi’nde görevli olan Dr. Bahattin Ahmet Yalçın’ın bir hasta yakını tarafından başına sert bir cisim vurularak darp edilmesinin hükümet politikalarından bağımız olamadığını söyledi. Demir, “Son yıllarda sağlıkta şiddet artarak devam etmektedir. Sağlık politikalarının yarattığı olumsuzluklar sağlıkta şiddeti artırmıştır. İktidarın sağlık emekçilerini hedef göstermesi ve kışkırtılan sağlık talebi sağlık emekçileri ile hasta yakınlarını karşı karşıya getirmiştir. Sağlık bakanlığı sorunu çözmek yerine sürekli görmezden gelmiştir. Bu konudaki önerilerimiz dikkate alınmamış, sağlık ortamı sürekli olarak çatışma ortamına çekilmeye çalışılmıştır” diye konuştu.

Sağlık emekçilerin can güvenliğini tehlikeye atan hükümet politikalarının aynı zamanda sağlık hizmeti sunumunu da engellediğini ifade eden Demir, “Bu durum sürdürülebilir, katlanılabilir değildir. Elbette sağlıkta şiddetin toplumsal nedenleri vardır ve bunlar giderilmedikçe sağlık kuruluşların tam olarak güvenli ve huzurlu yerler haline getirmek olanaklı değildir. Sağlıkta yaşanan şiddetin birinci derecede sorumlusu iktidar ve sağlık bakanlığıdır. Bu sorunun çözümü sağlık alanında örgütlü emek ve meslek örgütlerinin önerileri dikkate alınarak defalarca dile getirdiğimiz sağlıkta şiddeti önleme yasasının bir an önce hayata geçirilmedir” dedi.

Adana: Derhal yasa çıkarılmalı

Adana Tabip Odası da sağlıkçılara yönelik şiddeti Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Poliklinikler önünde yaptığı açıklamayla protesto etti. Sağlık çalışanlarına yönelik saldırıların her geçen gün arttığının altını çizen Adana Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Ahmet Hilal, bir an önce sağlıkta şiddeti önleme yasasının çıkarılmasını istedi.

Sağlıkta şiddetin sağlık hizmetinin her aşamasında ciddi bir sorun haline geldiğini söyleyen Hilal, "Bütün çabalarımıza rağmen Dr. Ersin Arslan, Dr. Kamil Furtun ve Dr. Aynur Dağdelen’in öldürülmeleri ve nice şiddet olayı ile siyasal iktidarın sağlıkta hiçbir adım atmadığını üzülerek görüyoruz. Sağlık kuruluşlarında her gün ortalama 30 şiddet vakası yaşanmaktadır" dedi. Hilal, sağlık çalışanlarının güvenliğinin sağlanması için caydırıcı ve önleyici gerçekçi önlemlerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Mersin: Sağlıkçıların can güvenliği yok

Sağlıkçılara yönelik şiddete bir tepki de Mersin’den geldi. Mersin Tabip Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Mersin Şubesi, Birinci Basamak Birlik Dayanışma Sendikası Mersin Şubesi ve Mersin Aile Hekimleri Derneği ortak basın açıklaması düzenleyerek saldırıyı protesto etti. Mersin Şehir Hastanesi’nin önünde yapılan açıklamada konuşan Mersin Tabip Odası üyesi Dr. Ayşe Jini Güneş Keskin, sağlıkta şiddetin toplumsal etkenlerinin var olduğunu ve bu etkenler giderilmedikçe sağlık kuruluşlarını tam olarak güvenli ve huzurlu yerler haline getirmenin olanaklı olmadığını aktardı. Keskin, “Bu sorun, bir yandan hekimlerin ve sağlık çalışanlarının can güvenliğini tehdit ederken aynı zamanda sağlık hizmeti sunumunu da engeller hale dönüşmüştür. Bu durum sürdürülebilir, kabul edilebilir, katlanılabilir değildir” dedi.

(MA)

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler