Reza Zarrab: Türkiye’de tutuklandığımda serbest kalmak için rüşvet verdim

Reza Zarrab, Türkiye’de tutuklandıktan sonra serbest bırakılmak için ‘kısmen’ rüşvet verdiğini öne sürdü.

Reza Zarrab: Türkiye’de tutuklandığımda serbest kalmak için rüşvet verdim

ABD’nin İran’a dayattığı nükleer yaptırımları Amerikan bankacılık sistemini kullanarak ve Türkiye’de hükümet yetkililerinden yardım alarak delmekle suçlandığı davada tanıklık/itirafçılık yapmayı kabul eden Reza Zarrab bir kez daha mahkemede ifade veriyor:

İşte Zarrab’ın dördüncü günde anlattıkları:

20.42: Reza Zarrab, serbest kaldıktan sonra Halkbank’ın yeni genel müdürü Ali Fuat Taşkesenlioğlu ile de temas kurduğunu öne sürdü. Taşkesenlioğlu’na ‘eski sistemi sürdürebileceğini’ söylediğini iddia etti.

Duruşmaya bu noktada öğle arası verildi.

20.38: Zarrab’a Türkiye’deki tutukluk süreci soruluyor. Reza Zarrab, Türkiye’de tutuklandıktan sonra serbest bırakılmak için ‘kısmen’ rüşvet verdiğini öne sürdü. Reuters ajansı bu ifadeyi flaş olarak duyurdu.

Adam Klasfeld’in aktardığına göre sorgunun bu bölümünde diyalog şöyle gelişti:

Soru: Türkiye’de hiç hapse atıldınız mı?

Yanıt: Evet, tutuklandım ve hapse gönderildim… Evet serbest bırakıldım…. Avukatlarım geldi ve serbest bırakıldım.

Soru: Serbest kalabilmek için hiç ödeme yaptınız mı?

Yanıt: Evet efendim

Soru: Bu ödemeler rüşvet miydi?

Yanıt: Kısmen

20.27: Zarrab ile Happani arasındaki bir telefon konuşması daha dosyaya kanıt olarak girdi. Zarrab bu konuşmada, gümrük bildirimlerinin nasıl yapılması gerektiğini anlattığını belirtti. Transit bildiriminin Dubai üzerinden olması gerektiğini Happani’ye aktardığını söyleyen Zarrab, savcının “Bu konuda kiminle görüştünüz?” sorusuna yanıtında Aslan ve Atilla ile görüştüğü yanıtını verdi.

Zarrab Happani’ye düzenlemelerin ‘böyle olduğunu’ söylediğini belirtirken, savcının ‘Hangi düzenlemeler?’ sorusuna “Amerikan ambargosu” yanıtını verdi.

20.12: Zarrab şu an gümrük belgelerinde yaptıkları oynamaları anlatıyor.

20.05: Reza Zarrab’ın Türkiye’nin kendisiyle ilgili girişimlerine ilişkin cezaevinden yaptığı telefon konuşmalarının yasal kayıtlarını yayımlayan Amerikalı gazeteci Katie Zavadski: “Bu arada görünüşe göre, Zarrab’ın daha önceden görüştüğüm Türk avukatı beni iMessage’da engelledi. Üzücü! Ona bu telefon konuşmalarını soramıyorum bile.”

19.34:  Duruşmaya iki dakika ara verilirken, Mehmet Hakan Atilla’nın avukatlarından itiraz geldi. Avukatlar,  Zarrab’ın cezaevinde yaptığı konuşmaların kayıtlarına itiraz etti.

Atilla’nın avukatları, (i) Azerice konuşmalar da içeren bu konuşmaların kendilerine geç iletildiğini ve hazırlık/tercüme için yeterli sürelerinin olmadığını, (ii) Zarrab’ın ifadesinde yalan söylemeye meyilli olduğunun bu kayıtlardan anlaşıldığını savunuyor.

ABD cezaevlerinde yasal olarak dinlenen konuşmalardan birine ilişkin özette, Zarrab’ın bir erkekle görüştüğü belirtiliyor. 4 Kasım 2016 tarihli belgeye göre, telefondaki kişi Zarrab’a ‘görüşmenin iyi geçtiğini ve bunun, bugüne dek yaptıkları en önemli şey olduğunu’ söylüyor. Bu kişi, Zarrab’ın avukatı Şeyda Yıldırım’la konuştuğunu, ‘İbrahim’in de bu konuşmayı dinlemesine izin verdiklerini’ anlatıyor.

Zarrab ‘görüşmenin faydalı olup olmadığını’, ‘telefondaki kişinin arayacağını söylediği kişiyi arayıp aramadığını’ soruyor.

Telefondaki kişi, ‘Mevlüt ve Bekir’le görüşeceğini, avukatı Şeyda Yıldırım’ın onlarla zaten görüştüğünü, söylemeleri belirtilen şeyi söyleyeceklerini, avukat Şeyda’nın Beyefendi ile görüşeceğini ve ona gerekirse Obama’yı aramasını önereceğini’ söylüyor.

Özet metinde, “Danışman, bunun sadece Reza’nın meselesi değil, ulusal bir mesele olduğunu söyledi. Yarın (Şeyda Yıldırım) Bekir’le konuşacak ve Beyefendi’yi de bilgilendirecek” ifadesi geçiyor.

Özet, “[Telefondaki erkek] Zarrab’ı, İbrahim’in de müdahil olacağı ve Mevlüt, Bekir ve Beyefendi’nin başkanı arayacağı konusunda temin ediyor” cümleleriyle bitiyor.

19.28: Zarrab, dinletilen ses kaydında ortağı Happani’ye Aslan’a nasıl rüşvet verileceğini anlattığını aktardı. Amerikan mahkemesinde yayımlanan tercüme şöyle:

“Happani: Ne kadar göndereceksin?

Zarrab: Bilmiyorum, gıda ve diğer şeyler için ne kadar gönderdiğimize bir bak. Totalde, buna dayalı bir hesap yapalım ve bunu gönder.”

19.17: Dosyaya yeni bir kanıt giriyor: Zarrab ile ortağı Abdullah Happani arasındaki bir telefon konuşması. Zarrab, konuşmanın doğruluğunu teyit etti; Happani işe Halkbank’a İran’dan satın alınan gaz ve petrol karışılığında yatırılan fonlardan söz ettiklerini söyledi.

19.06: Zarrab Atilla’yı hedef almaya devam ediyor. İkili arasında bir telefon konuşması dinletildi. Atilla konuşmada, hayali gıda nakliyatının gerçek gibi görünmediği konusunda endişeli. Zarrab, “Belgelerin daha dikkatli hazırlanması gerektiğini söyledi” dedi.

Zarrab, Atilla’nın “Sadece 14 ton taşıyabilen bir gemide 25 ton gönderdiğinizi söylemeyin” dediğini, yükleme belgelerinin (konşimentoların) daha titiz hazırlanmasını istediğini belirtti.

18.51: Zarrab’ın ifadeleri bugün Mehmet Hakan Atilla’yı hedef alıyor… Süleyman Aslan’ın kendisini, Halkbank’taki işlemleri için Hakan Atilla’nın dediklerini dinlemeye yönlendirdiğini öne sürüyor. Zarrab’ın anlatımına göre Aslan, “Hakan’ı dinle ve başka bir şey olursa konuşuruz” dedi.

18.45: Zarrab, Halkbank’a altın ve gıda ticareti için ödediği komisyonu açıkladı: “Ödediğim en yüksek komisyon yüzde 1 oranındaydı” dedi.

18.38: Zarrab gıda ticaretinde belgelerde yaptığı hataları da aktardı. Anlattığına göre, bir belgede İran’a gönderiyor gibi gösterdikleri buğdayın çıkış noktasını Dubai olarak gösterdiklerini ancak Dubai’de buğday yetişmediğini anlattı. Bir diğer belgedeyse, fazlasıyla büyük bir mebla yazdığını söyledi.

Zarrab ifadesinde, buğdayla ilgili hatayı alt seviyedeki Halkbank çalışanlarının fark ettiğini ve Mehmet Hakan Atilla sayesinde düzelttiğini söyledi. Amerikalı gazeteci Pete Brush, savcılığın bu soruyu Atilla’nın sorumluluğunu ortaya koymak için sorduğunu belirtti.

18.30: Zarrab şu an, kendisi gibi İran’ın Halkbank’taki doğalgaz parasını kullanan ancak ülkeye gerçekten gıda gönderen bir şirketten söz ediyor. Zarrab, bu şirketi bir tür rakip olarak gördüğünü çünkü İran’a gerçekten gıda gönderse de, kendisinin hayali ihracat için çekeceği paradan kullanarak gelirini azalttığını anlattı.

Amerikalı gazeteci Klasfeld, söz konusu şirketin adının tam olarak anlaşılamadığını, ‘Bunghi’ gibi bir ismin geçtiğini aktardı.

Zarrab, “Halkbank’ta ne kadar çok para varsa benim için o kadar iyiydi” dedi.

Zarrab, kendilerinden belge istendiğinde ise Aslan’ın yardım ettiğini söyledi.

18.20: Zarrab, İran’a küçük gemilerin gemilerin gönderildiğini, büyük tonajlı gemilerin iz bırakacağını söylüyor. “Bu neden önemliydi?” sorusuna da, “Çünkü hiçbir zaman gıda ürünü gönderilmiyordu” yanıtını veriyor.

18.14: Duruşma, Zarrab ile Halkbank’ın eski genel müdürü Süleyman Aslan arasındaki bir telefon konuşmasının ele alınmasıyla başladı. Zarrab, söz konusu konuşmada hayali gıda ticaretini görüştüklerini söylüyor.

Aslan konuşmada, İran’dan gönderilen meblanın ile gıda ticareti için gösterilen miktarın birbirini tutmadığını anlatıyor. Zarrab ise gerekirse ödemeleri 5’er milyon dolar olarak bölebileceğini söylüyor; Aslan bunun daha iyi olacağını belirtiyor.

18.12: Zarrab bugün yine koyu renkli bir ceket ve beyaz gömlek giyiyor.

Hafta boyunca konuşacak

Amerikalı gazeteci Katie Zavadski, Zarrab’ın muhtemelen salı veya çarşambaya kadar savcıya ifade vereceğini duyurdu. Zavadski, Zarrab’ın savcılığa vereceği ifadenin en başta cumaya kadar sürmesinin planlandığına dikkat çekti.

Savcılığın sorgusunun ardından, davanın tutuklu tek sanığı olan eski Halkbank genel müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın avukatlarının Zarrab’ı sorgulamasına geçilecek.

(Duvar)

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler