Rana Rende: ‘Çerkes halkını HDP’ye oy vermeye davet ediyorum’

HDP’nin Tokat 2. Sıra adayı Rana Rende: “Çerkesler, HDP içinde aynı kaderi paylaştığı diğer halklar ve inanç gruplarıyla ortaktır. Her dönemin demokrasi mücadelesinde aktif rol alan Çerkesler, bugünün Türkiye’sinde hak mücadelesini en güçlü biçimde HDP'de verebilir.”

Rana Rende: ‘Çerkes halkını HDP’ye oy vermeye davet ediyorum’

Röportaj: SiyasiHaber

HDP’nin Tokat 2. sıra adayı Rana Rende ile yaptığımız yazılı röportajı sunuyoruz. Rana Rende Sivas doğumlu bir Çerkes'tir ve Tokat’ta yaşamaktadır.

HDP'nin bu seçimlerde Türkiye'nin geleceğine dair öne çıkan mesajları nelerdir?

Bu seçimlerdeki en net mesaj, iktidarın ve bu sistemin 16 yılda sürüklediği karanlıktan ülkeyi çıkartıp aydınlığa ulaştırmanın en acil ve yaşamsal görev olduğudur. Bu seçim, demokratikleşmenin, barışın, adaletin hüküm sürmesinin yolunun açılacağı seçimdir. HDP bu seçimlerde öncelikli olarak şunları vaat etmektedir:

  • OHAL'in kaldırılması ve OHAL'le birlikte doğan mağduriyetlerin giderilmesi
  • Demokratik parlamenter sistemin hayata geçirilmesi
  • Ulusal ve inançsal sorunların demokratik biçimde çözülmesi
  • Kadın paradigmasının esas alınması
  • Gençliğe dair söz hakkının gençlere verilmesi
  • Ekolojik tahribatın önüne geçilmesi
  • Bütün baskı ve zulümlerin karşısında insanlığı savunarak barışın esas alınması

Seçim bölgenizde halkın yaşadığı en önemli ekolojik, toplumsal, sınıfsal sorunlar ve çözüm önerileriniz nelerdir?

Bütün sorunların toplumsal olduğu açıktır. Ekonomik sorunlar da, HES'ler ve doğanın tahribatı da, iş-emek sorunu da, kadın sorunu da hepsi toplumsal zeminde ele alınmak zorundadır.

İnsana, doğaya, hayvanlara zarar veren kimyasal zehir saçan Hidroelektrik Santrallerin kurulması, doğanın rant alanına çevrilmesi burada da en belirgin sorundur. Zile ve Erbaa ilçelerinde yapımı tamamlanmış HES ve barajlar vardır. Bu projeler üzerinden enerji konusunda dışa bağımlılıktan kurtulmaktan ve kalkınmaktan bahsederek rant ve talanlarının üzerini örtmeye çalışıyorlar. Barajlar, ırmakların akış düzenini ve sudaki yaşam ortamını bozup biyo-çeşitliliği azaltıyor. Küresel ısınmayı artırıyor. Buna karşılık Türkiye’deki tüm HES projeleri hayata geçse dahi enerji tüketiminin ancak yüzde 13’ünü karşılayacağı söyleniyor.

Bırakın HES ve barajları, tasarruflu ampule geçilmesi dahi tasarrufta yüzde 4-5 etkilidir. Sokak aydınlatmaları güneş enerjisi ile çalışır hale geldiğinde yüzde 12 tasarrufu vardır. HES yerine akarsu tipi tribünler yapılabilir. Tribünden geçen su, elektrik üreterek yine kendi yatağında akmaktadır. Bu çözüm, çok büyük enerji üretmese bile her köyün kendine yetmesini sağlayabiliyor.

En basit haklar olan suya ulaşma hakkı, barınma hakkı, enerji hakkı, ulaşım hakkı gibi kayıplarımız artıyor. Yoğunlukla tarım ve hayvancılığın geçim kaynağı olduğu bölgemizde su ve yol sorunu ağırlıktadır. İktidarın yıllardır en büyük propagandası olan 'yol yaptık!' söylemine rağmen burada ulaşım hâlâ problem. Şehirlerarası çalışmalar bile bir kaç seçimdir sürmekte, köylerde ise -ki özellikle inançsal farklılık gösteren köylerde- böyle bir çalışma dahi yok. 

En net haliyle kırda ve kentte, doğa ve yaşam alanının tahribine yol açan uygulamalar buranın insanını yaşamsal ve ekonomik sıkıntıya sokmaktadır. 

Seçim bölgenizde bugüne kadarki çalışmalarınızda seçmen eğilimlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Geçmiş dönemlerde seçilen milletvekillerinin Meclis’te yemin etmek dışında kürsüye çıkmaması, sorunları çözmemesi tepkiyle karşılanıyor. Özellikle AKP adaylarına eleştiri büyük. Cumhur İttifakı’nın yansıması olarak İYİ Parti'nin yükselişe geçtiğini söyleyebilirim. Millet İttifakı’ndan CHP seçmeni ise, HDP’nin ittifak dışında bırakılmasını, baraj ile karşı karşıya bırakılmasını eleştiriyor.

Parti olarak ise ziyaretlerimizde, önceki seçim çalışmalarına göre daha büyük bir umut ve coşkuyla karşılandığımızı söylemeliyim. Seçmen çok daha bilinçli ve kararlı. 

Bölgenizde kadınların yaşadığı sorunlar neler? HDP kadınlara yönelik neler yapmayı öngörüyor? 

Türkiye kadın-erkek eşitsizliğinin en ağır yaşandığı ülkelerden birisi. Yüzlerce yıllık mücadele ile elde ettiğimiz haklar elimizden alınmaya çalışılıyor. Kadına ve haklarına yapılan bu müdahaleler elbette burada da etkiyi büyütüyor. İrademizde, bedenimizde, kimliğimizde ve emeğimizde hak iddia ediliyor. Hepsine karşı mücadele edeceğiz.

Partimiz en başta eş başkanlık sistemini geliştirmiştir. Gösterilen adayların yüzde 37'si kadındır. Barajı aştığımız takdirde, Meclis’te kadın oranını yükselteceğiz. Sistemin cinsiyetçi söylem ve yaptırımlarına karşı güçlü bir duruş geliştireceğiz. Evde, işte, sokakta, sosyal ve siyasal alanda eşit temsiliyeti sağlayacağız. OHAL'le kapatılan kadın derneklerini ve vakıflarını tekrar açacağız; kadınlarla ilgili sorunlara doğrudan kadınların ve kadın kurumlarının çözüm geliştireceği Kadın Bakanlığı'nı kuracağız. Erkek adalet değil, gerçek adalet getireceğiz!

Sistemin ve AKP'nin en büyük yönelimi kadınlaradır. Bizlere biçtikleri rolleri reddedip, özgürlüğümüz için her alanda mücadeleyi büyüteceğiz. 

HDP'nin halklar yelpazesinden Çerkes bir adaysınız. HDP, Çerkesler için ne ifade ediyor?

Çerkesler 154 yıl önce Çarlık Rusya’sı tarafından soykırım ve sürgüne uğramış bir halktır. Aynı zamanda bu politikalara karşı direniş yönü de çok güçlü. Bu iki noktada, HDP içinde aynı kaderi paylaştığı diğer halklar ve inanç gruplarıyla ortaktır. Her dönemin demokrasi  mücadelesinde aktif rol alan Çerkesler, örgütlenerek daha etkili olacaklar. Çarlık Rusya'sından Osmanlı'ya, oradan Cumhuriyet dönemine, asimile edilmeye çalışılan bu halk, hak mücadelesini en güçlü biçimde HDP'de verebilir. Aslında içten içe her zaman tekçi zihniyetin hâkim olduğu siyasi sahada, etnik kimlikler hep ikinci planda kaldı. Bizler HDP'de kimliğimizle siyaset yapma imkânına sahibiz. Demokrasi, özgürlük, adalet, eşitlik gibi onurlu yaşamın temel ihtiyaçları olan ilkeleri içini boşaltmadan işler kıldığı için HDP’deyiz. Çerkesler ancak bu temelde anadilini, kültürünü, inanç özgürlüğünü yani haklarını savunabilir ve koruyabilir.

HDP'nin Çerkeslere mesajı nedir?

Soykırım ve sürgüne uğramış bir halk olarak öncelikle belirtmek gerekirse, 154 yıldır bu topraklardayız; fakat anavatanımız Kafkasya'dır. Önceliklerimizden birisi sürgün ile kopartılan tarihsel bağlarımızın yeniden ve daha güçlü kurulmasıdır. Buna bağlı olarak, dönüş hakkı ve çifte vatandaşlık hakkı önündeki engellerin kaldırılmasının sağlanması talebimizdir.

1997 yılında Dünya Çerkes Birliği’nin başvurusu sonucu Birleşmiş Milletler’de Temsil Edilmeyen Halklar ve Uluslar Örgütü’nün (UNPO) aldığı karar tarihsel bir önemdedir. Çerkes soykırımının kabulü, Çerkes’lere sürgün ulus statüsü verilmesi, Çerkes’lere hem Rusya Federasyonu ve hem de yaşadıkları ülke vatandaşlığı, yani çifte vatandaşlık hakkı verilmesi ve Çerkes halkına tarihsel vatanlarına dönebilme garantisi verilmesi şeklindedir. Türkiye'nin bunu kabul etmesi gereklidir. 

Yukarıda yazan taleplerle beraber partimizin belgelerinde Çerkesler ile ilgili yazanlar ise şöyledir:

  • Dilini ve kültürünü asimilasyona karşı koruyacağız.
  • Anadilde eğitim hakkı başta olmak üzere Çerkes’lerin kültürel ve demokratik haklarının verilmesi için mücadele edeceğiz.
  • Çerkes’lerin 19. yüzyılda yaşadıkları soykırım ve sürgünün tescili için çalışacağız.
  • 1994 ve 1999 savaşları sonrası Türkiye'ye gelen Çeçen’lere mülteci statüsü verilmesi, insanca yaşam koşullarının sağlanması ve faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için çalışacağız.
  • Abhazya'ya doğrudan ulaşımı sağlayacağız.
  • Abhazya'nın ve Güney Osetya'nın bağımsızlığının tanınması için mücadele edeceğiz.
  • Çerkes kültür değerlerinin kayıt altına alınabilmesi, korunabilmesi ve gelecek nesillere aktarılabilmesi için gerekli bilimsel çalışmaların yapılmasını ve ilgili bakanlıklarca bütçelerin ayrılmasını sağlayacağız. 
  • Çerkesce televizyon ve radyo yayınları desteklenip teşvik edilecek.
  • Çerkeslerin varlığının ve kültürünün resmi düzeyde tanınmasını sağlayacağız.
  • Geri dönüş ve çifte vatandaşlığın önündeki engelleri kaldıracağız. 

 

Bir buçuk asırdır yaşadığımız yerde asimile edilip yok sayılmamıza karşı, taleplerimiz için güçlü bir ses olma ve hakkımızı alma vaktidir. Bir olduğumuzda, beraber olduğumuzda baraj yoktur, engel yoktur. İnanın, yapalım!

Seçmenlere son olarak neler söylemek istersiniz? 

İnancı, umudu tazeleme günlerindeyiz. Emeği, dayanışmayı ve mücadeleyi büyütme günleri… Tek adama karşı demokrasi için, ölümler üzerinden yapılan siyasete karşı barışı beraber örmek için, maaşlı açlığa karşı hakça dağıtım için, kadına, emeğe, inanca, özgürlüğe, sana, bana, hepimize düşman bu sistemi değiştirmek için, Senle Değişir diyoruz.

Bir oy Selahattin Demirtaş'a, bir oy HDP'ye.

Biz kazanacağız!

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler