PYD Eş Başkanları Hiso ve Hasan: ‘Özgür, demokratik, federatif bir Suriye istiyoruz’

“Rojava’da kurduğumuz sistem ve Rakka dâhil özgürleştirdiğimiz alanlar Kürt halkı için oldu-ğu kadar tüm Suriye halkı için çok önemlidir. Bu kazanımları tüm Suriye toplumunun demok-ratik ve özgür kazanımları haline dönüştürmek istiyoruz. Neticede biz özgür, demokratik fe-deratif bir Suriye istiyoruz.”

PYD Eş Başkanları Hiso ve Hasan: ‘Özgür, demokratik, federatif bir Suriye istiyoruz’

Röportaj: SiyasiHaber - Süleymaniye / Leyla Uyar

Suriyeli Kürtlerin kurduğu Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) 7. Kongresinde, Parti Eş Başkanlıklarına Asya Abdullah ve Salih Müslim’in yerine Ayşe Hiso ve Şahoz Hasan seçildi. Kongre “Özgür Rojava’dan Federal Demokratik Suriye’ye Doğru” şiarıyla 27-28 Eylül 2017 tarihinde yapılmıştı. Kongre’de belirlenen, Eş Başkanlarla birlikte 49 kişilik meclisin 23’ü kadınlardan oluşuyor. Rojava’daki gelişmeleri PYD’nin yeni seçilen Eş Başkanları Ayşe Hiso ve Şahoz Hasan ile görüştük.

PYD’nin tarihçesini anlatır mısınız?

Şahoz Hasan: PYD 2003 yılında kuruldu. Kuruluşunu zorunlu koşullardan dolayı yurt dışında gerçekleştirdik. 4. Kongresine kadar PYD kongrelerini yurtdışında gerçekleştirdi ve çalışmalarını illegal yürütmek zorunda kaldı.

2004 Qamışlo Serhıldanı PYD’nin oluşum, yapılanma ve öncülük sürecinde önemli bir rol oynadı. Serhıldan aşamasında çok sayıda PYD üyesi tutuklandı, Bave Cudi isimli üyemiz işkencede şehit oldu, Nazlı Keçel isimli üyemiz hala kayıp. Partimize yönelik rejimin baskıları özellikle bu aşamadan sonra çok yoğun oldu. Aynı yıl 2004’te Musul’dan Rojava’ya gelmeye çalışan 5 PYD yöneticimiz pusu kurularak şehit edildiler. Bu koşullarda çalışmalarımızı gerçekleştirdik ve geri adım atmadan yolumuza devam ettik. Özgürlük mücadelemiz etrafında halkı örgütlemeye çalıştık. Kongre ve örgütsel çalışmalarımızı aksatmadan Suriye iç savaşı ve Rojava devrim sürecine kadar taşıdık. Bu aşamada PYD olarak 2011 yılında Suriye’de başlayan süreçte aktif rol alarak halkların özgürlük ve demokrasi talebine öncülük yapmaya çalıştık ve yeni bir durum oluştu. Devrim sürecinde örgütlü ve hazırlıklı oluşumuz, geçmiş dönem birikimlerimize bağlı olarak etkin rol almamızı sağladı. Bu süreçten itibaren ilk kez parti kongremizi, 5. Kongreyi Rojava topraklarında gerçekleştirdik. Eş başkanlık sistemini de ilk kez uygulamaya başladık. Kadın, gençlik ve tüm toplumsal kesimler içerisinde etkin şekilde örgütlenerek süreci sürdürdük ve hareketimizi kurumsal hale getirme çabalarımız devam ediyor.

Rojava hattının kurulmasında PYD’nin öncülüğü hangi farklı anlayış ile başarıldı?

Şahoz Hasan: Biz parti olarak önder Abdullah Öcalan’ın fikir ve felsefesini, paradigmasını esas alıyoruz. Bu çerçevede de siyaset izledik. Kadın, gençlik ve tüm toplumun örgütlenmesine önem verdik. Esas olarak ise 3. Yol olarak tanımladığımız bir çizgi izledik. 3. Çizgi genel olarak Ortadoğu’daki değişim sürecinde, ne uluslararası güçler çizgisinde ne de Baas rejimi gibi ulus-devletçi diktatoryal rejimlerin yanında yer almamaktır. Suriye özgünlüğünde Baas rejimine karşı harekete geçen diğer muhalif güçler de demokratik özgürlükçü bir çizgiye sahip değillerdi ve bu kapsamda Baas rejimi ve diğer muhaliflerin iç mücadelesinde de birinden yana olmayı tercih etmedik. 3. Yol olarak halkların özgür ve demokratik bir gelecek beklentisine uygun bir çizgiyi esas aldık. Ve bu çerçevede mücadele ederek başarılar, kazanımlar ortaya çıkarabildik. Rojava’da halkımız ve tüm halklar açısından bir mücadele hattının ortaya çıkması bu temele dayalıdır.

2011’den önce Rojava hattı gündemde yokken hangi gelişmeler ile ön plana çıktı?

Ayşe Hiso: 2011 öncesinde de bizim parti olarak çalışmalarımız ve etkinliğimiz vardı. Ama 2011’de Suriye’de yeni koşullar oluşunca bu durumu değerlendirerek daha etkin hale geldik. Örgütlü çizgimizi yansıtmaya başladık. 19 Temmuz 2012’de ise Kobani, Afrin ve Cezire kantonlarını oluşturarak ilan ettik. Bu aşamadan sonra artık somut kazanımlar oluşmaya başladı. Halk örgütlenmesi ve savunma eşdeğer şekilde esas olmaya başladı. Özellikle halkımız ve tüm insanlık adına elde edilen kazanımlara karşı DAEŞ başta olmak üzere birçok odaktan saldırıların olması nedeniyle savunma konusu daha önemli hale geldi. Buna ağırlık verildi ve YPG’nin örgütlenmesi güçlendirildi. DAEŞ’in Kobani saldırısı süreci bizim açımızdan en kritik süreçlerden biriydi. Kobani direnişi Rojava’yla beraber bütün Kürt halkı, Suriye halkları ve insanlık adına bir dönüm noktası oldu. Bu süreç hangi kapsamda örgütlenmek gerektiğini çarpıcı şekilde bize öğretmiş oldu. Kobani direnişi mücadelemizin haklılığını, değer yargılarını, felsefesini, özgürlük ve demokrasi çizgisini tüm dünyaya tanıttı, taşıdı. Ondan sonra birçok gücün DAEŞ karşısında mücadelemize desteği gelişmeye başladı. Rojava hattı artık sadece Kürtler için değil tüm insanlık için bir mücadele hattı haline geldi.

Rojava’daki mücadelenin diğer adının “Kadın Özgürlük Mücadelesi” olduğu söylenebilir mi? Bu durum nasıl gelişti?

Ayşe Hiso: Rojava direniş mücadelesini aynı zamanda kadın özgürlük mücadelesi olarak tanımlayabiliriz. Sayın Öcalan’ın Suriye’de bulunarak bizzat örgütlediği kadın çizgisi başta olmak üzere kuruluşumuzdan bu yana kadın özgürlüğü ve örgütlenmesi her zaman ana gündemlerimizden biri oldu. Bu çizgi ve örgütlenme Rojava devrim sürecine en etkin şekilde de yansıdı. Kürt kadınlar ve devamında mücadeleye katılan Arap, Süryani, Ezidi kadınlar DAEŞ zulmüne karşı kahramanca savaştı, savaşıyor. Bu kapsamda tüm dünya Rojava mücadelesini aynı zamanda özgür kadın mücadelesi olarak da tanıdı, büyük bir heyecan ile destek verdi. Kadın mücadelesi esas olarak erkeğin demokratik dönüşümü, eşit özgür yaşam ve toplumun özgürleşmesi anlamındadır. Bu yönleriyle kadınlar Rojava’da askeri, siyasi, diplomatik, ekonomik vb. tüm yaşam alanlarında eşit temsiliyet ile var olmakta, toplum içinde örgütlülüğünü de artırarak sürdürmektedir.

PYD’nin Batı Kürdistan’da kurmuş olduğu sistemin tam olarak adı nedir? Sistemin avantajları nedir ve oluşabilecek riskleri önlemek için nasıl bir mücadele hattı izleniyor?

Şahoz Hasan: Bölgede örgütlediğimiz sistemin tam adı Kuzey Suriye Demokratik Federasyonudur. Sistemimizin ruhunu ise demokratik ulus olarak tanımlamaktayız. Bölgemizde çok sayıda farklı etnik, inanç ve kültür kimliği yaşamaktadır. Bu nedenle paradigmamız ışığında bu çerçevede bir sistemi gerekli çözüm olarak gördük. Federatif sistem,  kurduğumuz kantonlara dayalı ve meclisler, komünler üzerinden şekillenmektedir. Tabanda meclis ve komünler vardır. Federatif sistemimizde tüm toplumun özgür katılımının yanı sıra her etnik ve inanç yapısının kendini koruyarak sisteme dâhil olmasını esas almaktadır. Sistemimizde, federasyon bölgesinde var olan tüm diller kullanılabilecek, her topluluk inançlarında özgür olacaktır. Bu sistem ve anlayışımızın Suriye’nin bütününde yaşanan sorunlara da çözüm örnek oluşturmasını hedefliyoruz. Sistem ve anlayışımızın dezavantajı yoktur, aksine tüm toplum için büyük avantaj ve kazanımlar taşımaktadır. Sorun eski sistem ve milliyetçi anlayışlarla şekillenmiş olan toplumu zihinsel olarak dönüştürmek ve demokratik ulus anlayışı ile örgütlemektir.

Farklı etnik kimliklerin bir arada yaşadığı Rojava’da “komün” fikri nasıl gelişti?

Ayşe Hiso: Komün fikri paradigmamızın dayandığı toplumculuk, dayanışma, adalet ve paylaşım fikrinden gelmektedir. Bu çerçevede olan fikrimizi devrim süreciyle birlikte hayata geçirmeye çalıştık. Yaklaşık 4-5 yıldır komünleri örgütleyip geliştirmeye çalışıyoruz. Mesela ilk yılda biraz zorlandık, kadınların komünlere katılımı da az oluyordu. Ama bilinçlendirme ve örgütlenme çalışmaları sürdükçe durum değişti. Şuan Rojava’nın tüm köy ve mahallelerinde komünler oluşmuş durumda. Bu komünler için serbest seçimlerde yapıldı. Şu an nitelik ve işlevlerinin arttırılması için çabalıyoruz.

Rojava’daki seçim sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şahoz Hasan: Komün seçimleri 22 Eylül 20017’de gerçekleşti. Belde, ilçe ve kanton meclis seçimlerimizin ise hazırlıkları devam ediyor.[1] Komün seçimleri başarılı şekilde gerçekleşti. Her isteyen aday olabildi ve yüksek oranda halk katılımı ile serbest demokratik seçimler gerçekleşti. Şu an hazırlıkları devam eden meclis seçimleri için de tüm hazırlıklar devam etmektedir. Biz PYD olarak bu seçimler kapsamında diğer partiler ile ittifaklar yaptık. 18 parti ile yan yana gelerek Demokratik Ulus ismiyle ortak listeler oluşturduk. Seçime bu şekilde katılacağız.  Bu ittifakımızın dışında 4 parti de yan yana gelerek ittifak kurdular ve kendi listelerini oluşturdular. Ayrıca bağımsız adaylar da seçimlere katılıyorlar. Ortak aday listemizde Rojava’da yaşayan tüm halkların, inanç kesimlerinin temsiliyeti kotalar şeklinde belirlendi. Kürtler, Araplar, Asuriler, Süryaniler ve Ermeniler yaşadıkları bölgelerde yoğunlukları oranında meclislerde temsil edilecekler. Yanı sıra her mecliste kadınlar erkeklerle eşit oranda bulunmakta, gençlerin temsiliyeti için de kota uygulanmaktadır.

Dört parça Kürdistan’ın Rojava’sında önemli gelişmeler olurken, Güney Kürdistan’da kurulan 26 yıllık özerk bölgenin bugüne kadar süren ekonomik, politik ve askeri krizinin nedenleri nelerdir? Çözümü nerede görüyorsunuz?

Şahoz Hasan: Güney Kürdistan’da demokratik ve halka dayalı bir yönetim anlayışı yoktur. Belli partilerin ve belli zümrelerin çıkarlarına dayalı bir siyasi sistem oluşmuştur. Ulusal/toplumsal çıkarlardan öte şahsi ve ailevi çıkarlar esas alınıyor. Bununla beraber kendi toplumuna dayanarak var olma yerine her bağlamda dışa bağımlı bir siyaset benimsendi. Tüm bunlar hem askeri hem de ekonomik krizin temelini oluşturuyor. Öz gücüne dayanmadan dışa bağımlı biçimde şekillenen Güney Kürdistan yönetimi dıştan yeteri destek alamadığı andan itibaren de krizler yaşamaktadır. Bu durumları gerek Kürtler arasında ve gerek diğer halklarla birlik oluşmasını engellemektedir. Çözüm, toplumun öz gücüne dayalı ve eşitlik, özgürlük ve adalet ilkelerini esas alan bir ideolojik-siyasi çizginin gelişmesidir. Ancak bu temelde bir çıkış yakalanabilir.

Aralık ayının ikinci haftasında yapılacak olan Astana görüşmelerine Rakka’nın özgürleşme hamlesi ve iki seçimi gerçekleştirmiş olarak gidiyorsunuz. Bu sürece ilişkin hazırlıklarınızdan bahsedebilir misiniz?

Ayşe Hiso: Astana’ya henüz davet edilmiş değiliz. Ama Astana dâhil tüm uluslararası toplantılar için her zaman hazırlıklıyız. Biz Suriye’nin en büyük örgütlü gücüyüz ve bizim katılmadığımız, davet edilmediğimiz ulusal-uluslararası toplantılardan sonuç çıkamayacaktır. Bu toplantılara katılımımızı engellemeye çalışan Türkiye dâhil tüm güçler halkların yararını düşünmemekte, bu tutumları savaşı uzatmakta ve daha fazla acı yaşanmasına neden olmaktadır. Rojava’da kurduğumuz sistem ve Rakka dâhil özgürleştirdiğimiz alanlar Kürt halkı için olduğu kadar tüm Suriye halkı için çok önemlidir. Bu kazanımları tüm Suriye toplumunun demokratik ve özgür kazanımları haline dönüştürmek istiyoruz. Neticede biz özgür, demokratik, federatif bir Suriye istiyoruz.

Ayşe Hiso kimdir?

Afrin’de 1978’de doğdu. Dil Tarih Fakültesi’ndeki eğitimini Suriye'de yaşanan savaştan dolayı tamamlayamadı. 6 yıl Yekitiya Star'da (Star Birlikleri) yer aldı. Daha sonra da Kongre Star'da görev üstlendi. Eylül ayında gerçekleşen PYD kongresinde Eş Başkan olarak seçildi.

Şahoz Hasan kimdir?

Suriye'de uzun yıllar Kürt siyasi hareketi içinde yer alan Şahoz Hasan, Haseke nüfusuna kayıtlı bulunuyor. Çok sayıda Kürt örgütünü kapsayan Tev-Dem bünyesinde çalışma yürüten Hasan, PYD'nin son kongresinde, Eş Başkanlığa seçildi.

 

[1] Seçimlerin sözü edilen 2. aşaması 1 Aralık’ta gerçekleşti. Bu röportaj 1 Aralık’tan once yapılmıştı. 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler