New York Times: Türkiye’deki Seçim bir Erdoğan Referandumu

New York Times: Türkiye’deki Seçim bir Erdoğan Referandumu

Çeviri: Melda Şener

Türkiye’deki Seçim bir Erdoğan ReferandumuNew Yok Times, Shreeya Sinha – 4 Haziran 2015

Türkiye’de Pazar günü gerçekleşecek genel seçimler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın koltuğu için adeta bir referandum gibi görülüyor. Zamanında diplomatlar ve uzmanlar tarafından Orta Doğu’da İslam, demokrasi ve ekonomi değerlerini öne çıkana bir rol model olarak övülse de, artık demokrasi yolundan sapmış, 10 seneden uzun süreyi politik muhaliflerini susturmak ve güç biriktirmekle geçirmiş görünüyor. Şimdi ise başkanlık gücünü konsolide etmek adına Anayasa’yı yeniden yazmanın eşiğinde olabilir. Bu zamana kadar yaptıklarına bir bakalım.

Putin Numarası

Ordunun siyasetteki etkisini azalttıktan sonra Erdoğan, esaslı bir Putin numarasıyla, ülkenin ilk direkt olarak seçilmiş cumhurbaşkanı olduğunda, 10 seneden uzun süredir başbakan olarak biriktirdiği güç ve ayrıcalıkları bu makama aktardı.

Rusya’da, Kremlin’e dönmeden önce başbakanlık koltuğunu cumhurbaşkanlığına çeviren Vladimir V. Putin’i gibi, Erdoğan da hangi pozisyonda olursa olsun, kendi ülkesinin en yüksek siyasi otoritesini oluşturuyor.

Politik Muhalifleri Susturma Amacı

Erdoğan ve yakın çevresinin yolsuzluklarını ifşa etmeye yönelik olarak bir takım telefon konuşmaları sosyal medyaya sızdırıldı. En sansasyonel kayıtta, iddialara göre Erdoğan oğluna on milyonlarca dolarlık bir paradan kurtulmasını söylüyordu, çünkü zaten bazı bakanların çocuklarının yakalandığı gayrimenkul anlaşmaları hakkındaki soruşturmalardan korkuyordu.

Erdoğan kaydın sahte olduğunu söyleyerek, şu an Pensilvanya’da sürgünde olan cemaat lideri ve eski müttefiki Fethullah Gülen’i hükümete darbe girişimi ile suçladı.

Erdoğan siyasi otoritesi hakkındaki bu tartışmayı, muhaliflerini susturmak için kullandı: Youtube ve Twitter kapatıldı, haber yayınına baskı yaptı ve Gülen destekçisi olduğunu düşündüğü binlerce polis memurunu, savcıyı ve hakimi tasfiye etti.

Sosyal Medyayı Şeytanlaştırma

Türkiye dünyadaki en agresif internet sansürcülerinden biri haline geldi. Yolsuzluk skandalı sırasında hükümet sosyal medya kanallarını bloke etti ve Erdoğan Twitter hakkında, “Toplum için en büyük tehlike” ifadesini kullandı.

Mart 2014’te bir siyasi kampanya sırasında, sosyal medya platformunu, “Twitter, mwitter!” diyerek kötüledi ve bu kararı hakkındaki uluslararası tepkiyi umursamadığını dile getirdi. Sözlerine, “Herkes Türkiye’nin ne kadar güçlü bir devlet olduğunu görecek.” ifadesini ekledi.

Twitter’a yönelik bu aşağılamaya rağmen, Erdoğan’ın seçim kampanyasında sosyal medyadan alınan resimler kullanıldı ve Guinness Rekorlar Kitabı’na göre en büyük seçim kampanyası posteri yapıldı.

Haber Ajanlarına Eleştiri

Erdoğan ayrıca haber ajanslarını da korkutmaya uğraştı. Yakın zamanda Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ı casusluk ile suçladı, çünkü gazete Türkiye’den Suriye’ye gönderilen silahların yüklü olduğu iddia edilen tırların görüntülerini yayınladı. Şimdi Dündar için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

Hoşlanmadığı bir Hürriyet Daily News manşeti sebebiyle, gazete editörlerine karşı suç duyurusunda bulundu. Geçen Eylül ayında, IŞİD’e katılan Türkler hakkındaki New York Times haberi yüzünden ise, Erdoğan’ın yandaşı bir gazete, muhabir Ceylan Yeğinsu’yu ajanlık ve vatan hainliği ile suçladı.

Görüş Ayrılıklarını Bastırmak

2013’te İstanbul Gezi Parkı’nı içinde AVM olacak bir Osmanlı dönemi kışlasına çevirme planına karşı başlayan barışçıl gösterilere polisin biber gazı ve tazyikli su ile tepki vermesi, çok daha büyük bir sivil itaatsizliğin katalizörü oldu. Erdoğan’ın otoriter tarzına karşı bir azarlama olarak görülen gösterilerin yaşandığı haftalar boyunca, eylemciler, avukatlar, gazeteciler ve doktorlar tutuklandı.

Erdoğan’ın, mecliste sandalye çoğunluğuna sahip Adalet ve Kalkınma Partisi, yakın zamanda polis yetkilerini genişleten ve izinsiz gösterilere katılan eylemcilere yönelik cezaları artıran bir düzenlemeyi yasalaştırdı.

Müsrif Saray

Erdoğan’ın yeni evi, onun sınırsız hırslarını temsil ediyor: Müsrif, 600 milyon dolardan fazla maliyetli ve 1500 odalı sarayda, Erdoğan’ın yemeklerinin zehirli olup olmadığını kontrol etmek için 5 kişilik bir laboratuvar ekibi 14 saat mesai yapıyor. Yapı, Beyaz Saray’ın 30 katı büyüklüğünde. Bu hafta Erdoğan, sarayda altın kaplı tuvaletler olduğunu iddia eden bir muhalefet milletvekilini yalanladı ve kendisine iftiradan ötürü dava açtı.

Bazı Türkiye Mahkemeleri cumhurbaşkanlığı kompleksinin, koruma altında bir alanda hukuksuz olarak yapıldığı hükmünde bulundu.

Erdoğan’ın cevabı ise şöyleydi: “Güçleri varsa gelip yıksınlar.”

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler