Mithat Sancar: 'Hatun Tuğluk'un hangi mezarlığa defnedileceğini tek belediye biliyordu'

HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, tutuklu HDP Milletvekili Aysel Tuğluk'un annesi Hatun Tuğluk'un cenazesine yapılan faşist saldırı ilişkin detayları paylaştı. Sancar, Hatun Tuğluk'un hangi mezarlığa defnedileceğini sadece belediyenin bildiğini söyledi.

Mithat Sancar: 'Hatun Tuğluk'un hangi mezarlığa defnedileceğini tek belediye biliyordu'

HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, RS FM’de Yavuz Oğhan’dan Bidebunudinle’de HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesindeki faşist saldırıya ilişkin açıklamalarda bulundu. 

HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, olayın organize olduğunu ifade ederek, Emniyet’in olaydan haber olduğunu ileri sürerken, cenazenin İncek Mezarlığı’na gömüleceğini yalnızca Gölbaşı Belediyesi yetkililerinin bildiğini belirterek, saldırganların cenazenin nereye gömüleceğini nasıl öğrendiği konusundaki soru işaretlerine ışık tuttu.

Sputnik’in aktardığına göre, Mithat Sancar, faşist saldırıya ilişkin detayları şöyle anlattı:

“Aysel hanımın annesinin cenazesinin önce Gölbaşı Mezarlığı’nda defnedilmesi istendi. Gölbaşı Belediyesi’nde mezarlık işleriyle ilgili birim arandı, onun yetkilisiyle konuşuldu. Gölbaşı Mezarlığı’nın müsait olmadığı, bunun yerine İncek Köyü’nde defnedilebileceği bize aktarıldı. Yani İncek Mezarlığı’nda defnedileceği, Gölbaşı Belediyesi yetkililerince biliniyordu. İncek aslında çok bilinen bir yer değil. Hatun anamız da Aysel hanımla birlikte orada yaşıyordu. Mezarlık evlerine çok yakındı. Aysel’in onu daha kolay ziyaret edebilmesi için orada gömülmeyi vasiyet etmişti.

Tören için Aysel hanımın gelmesi beklendi. Cezaevinden geldiği için geç saatte Cemevi’ne geldi. Tören için onun gelmesi bekleniyordu. Tören tamamlandıktan sonra İncek Köyü Mezarlığı’na doğru yola çıktı arkadaşlarımız. Gittiklerinde önce bir kişinin tepkisiymiş gibi, münferit bir olaymış gibi bir gerginlik yaşandı. Olayın ne olduğu anlaşılmaya çalışılırken, küfür eden, sloganlar atanların sayıları artmış. Sayı artarken polis seyrediyor ve hiçbir şey yapmıyor. Bu olayın tesadüfen olma ihtimali yok. Bu organize bir iştir. Birileri bu olayı planladı. Bu olay kendiliğinde gelişse, belki bir kaç kişi gelir bir şeyler söyler giderdi.

‘Vali’yi aramamla Vali’nin bana dönmesi arasında tam 40 dakika var’

Çok tehlikeli bir provokasyon yaşanması nedeniyle derhal Ankara Valisi’ni aradım. Koruması çıktı telefona. Valinin toplantıda olduğunu söyledi. Çok acil bir durum olduğunu söyledim. Ankara Emniyet Müdürü’nü aradım. Özel Kalem Müdürü’ne not bıraktım. Diğer arkadaşlarımız da, İçişleri Bakanı da dahil herkese ulaşmaya çalıştı. Benim Vali’yi aramamla Vali’nin bana dönmesi arasında tam 40 dakika var. Bu tip olaylarda 40 dakikalık süreye neler sığabileceğini yakın tarihte yaşadığımız örneklerle biliyoruz. Sivas Katliamı, bekleme, oyalama süreleri içinde gerçekleşti.

‘Emniyet suçlu, valilik sorumlu’

Orada polis müdahale edebilirdi ama etmedi. Ben Emniyet’in bu işten haberinin olmadığına ihtimal vermiyorum. Buna üst düzey isimler göz yumdu.

Valilik olayı, sataşma olarak sunuyor. Bu tüyler ürpertiyor. O kadar kişinin tanıklığında yaşanmış bir olayı Valilik nasıl çarpıtabiliyor? Saldırganlar, ‘Cenazeyi gömdürtmeyiz, gömerseniz çıkarır yola atarız’ diyor. O cenazeyi oraya nasıl bırakırsınız? Polisin gözü önünde bir linç olayı var ama polise güvenemiyoruz. Biz cenazeyi almaya karar verdiğimizde teyakkuza geçtiler. İlgililerin olay yerine intikali tam 2.5 saat sürdü. Ankara’da Yüksel Caddesi’nde 3 kişi bir araya geldiği zaman 5000 polis toplanıyor. Her yeri gaz bombalarıyla yıkıyorlar. Biz saldırganlara bunu yapsınlar demiyoruz ama bu kadar ırkçı bir provokasyon karşısında mutlaka Emniyet Müdürlüğü’nün yapacağı şeyler vardı. Emniyet burada suçlu, Valilik sorumlu.”

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler