Mersinli çiftçi selin yarattığı zarar için yardım istiyor

RÖPORTAJ - Mersinli çiftçiler 29 Aralık günü gerçekleşen sel felaketinin zararını gidermek için Hükümet'ten yardım talebinde bulundu. Çiftçiler 1) aracıların kaldırılmasını, 2) taban ve tavan fiyatları konmasını, 3) çiftçiye mazot ve gübre desteği verilmesini istiyor. (Röp: SiyasiHaber/Barış Çoban-Selim Züberi)

Mersinli çiftçi selin yarattığı zarar için yardım istiyor

Mersin’de 29 Aralık günü gerçekleşen sel felaketi tarlaları basıp ürünü mahvederek çiftçilere büyük zarar verdi. Hem selin yarattığı zararı hem de çiftçilerin genel sorunlarını öğrenmek için Mersin Adanalıoğlu ve Homurlu Mahallesi çiftçilerinden Şehmus Şeran, Engin Onat, Mehmet Erden, Vedat Erden ve İbrahim Doğru ile konuştuk. Çiftçiler şunları söyledi:

Şehmus Şeran: Biz çiftçiler borçluyuz, komisyoncuya borçluyuz, ziraatçıya borçluyuz, fideciye borçluyuz. Hükümet’ten hiçbir destek alamıyoruz, Hükümet’ten destek almak için yandaş olmak gerekiyor. Sel felaketi oldu, böylesine bir felaketten sonra bile yardım ellerini uzatmadılar. Hükümet’ten istediğimiz bizim bu zararımızı karşılaması. Sayın Erdoğan’a sesleniyorum! Bizim bu zararımızı karşılasın, çiftçilere bir el atsın. Çiftçiler çok fazla mağdur oldu, resmen perişan haldeyiz.

Engin Onat: Zaten borçluyduk ya, mesela diyelim ki şu an bir milyar borcumuz varsa bu sel yüzünden borcumuz iki milyar oldu ve en kötüsü seneye de üç milyar olacak.

Sel haricinde de, zaten geçen sene Rusya yüzünden sebze para etmedi ya, şimdi gübreler sürekli yükseliyor, yükseldikçe masraflar çoğalıyor, masraflar çoğaldı mı, mesela, fidan alamıyoruz, hiçbir şey alamıyoruz.

Gübre, fidan, mazot fiyatı artıyor, ürünümüzünki artmıyor

Mesela domatesin fidesi 1 lira ama ben domatesi 1 liraya satamıyorum ki, domatesi sezon sonu ortalama 1 liraya satamıyoruz. Yani zarar ediyoruz. Gübre, fidan, naylon, mazot fiyatları artarken ürettiğimiz ürünün fiyatı da artsa eyvallah, ama bu böyle olmuyor. Komisyoncu da bizden yüzde 20 alıyor.

Mesela şunu da diyebiliriz, arazide şu andaki piyasa şartları, selden kaynaklı domates 1,5 liradan giriş yapıyor. Ama halden çıkışı iki, iki buçuk lira artı tüketiciye gidene kadar da bu 4,5 lira oluyor. Aradaki farkı, emeği hesaplayın.

Doların artışı maliyeti fırlattı

Bu soğuklarda, sıcakta naylon altında çalışan insanın emeği hep boşa gidiyor, bir şey kazanamıyorlar; ama sadece masa başında oturan komisyoncular bu emeğin üstüne çöküyor. Ben kendim de ziraatçıyım. Mesela şu son dolar sürecinde, dolar 2,80 iken biz ilaç alıyorduk, gübre alıyorduk, o dolar bazında alıyorduk. Şu an mesela benim 100 liraya satın aldığım ilaç, yani çiftçiye maliyeti 100 lira olan ilaç, doların artışıyla birlikte 250 lira oldu. Bir fidenin maliyeti, bir çiftçiye 55 veya 60 kuruşa geliyorsa şu an 1 lira veya 1.10’a geliyor.

Şehmus Şeran: Ürettiğimiz mal her zaman yerinde sayıyor veya düşüyor ama gübre, fide, naylon ve mazotun fiyatı sürekli artıyor. Bunun altından kalkamıyoruz. Zaten selden dolayı da bayağı tarlamız yok oldu. Biz kâr etmek değil, sadece ürettiğimiz ürünün, emeğimizin karşılığını istiyoruz.

Beklentimiz şu: Sadece Çukurova değil nereye gidersen git bu sorun böyle. Alınan ürün pahalı, tohum pahalı, gübre pahalı, ilaç pahalı ama üretilen mal para etmiyor.

3-5 zengin üretim yapanın emeğini sömürüyor

Neden para etmiyor? Çünkü: 3-5 tane zengin insan, ya da servetine servet katabilmek isteyen fabrikatörler, üretim yapan insanların emeğini sömürüyor. Hükümetin veya yetkili kişilerin bu işe bir çözüm bulması gerekiyor.

Şöyle bir öneri sunabiliriz, mesela: 1 domatesin maliyeti, kilo başı 50 kuruş, bir çiftçinin emeği 50 kuruş ise çiftçi de 8-9 ay emek harcıyor ise bir çiftçi de kilo başına en az 10 kuruş kazanmalı. Biz demiyoruz 50 kuruş masraf varsa 50 kuruş kazansın! Sadece zarar etmesin, emeğinin karşılığını alsın. Bizim burada konuştuklarımız yaşanmış, gerçek şeyler. Yetkililerden bir yardım eli bekliyoruz.

Televizyonlar çiftçinin derdini yansıtmıyor

İbrahim Doğru: 20 gün önce bir sel felaketi oldu, televizyonlara bakıyorsun ya 1 dakika verirler bunun haberini ya da 2 dakika bu kadar büyük bir felaketi 1 dakikalık yayına sığdırıyorlar ama bir magazin haberine bakarsın, uzattıkça uzatırlar. Gereksiz haberlere daha çok yer veriyorlar. Medya yanımızda değil, hükümet desen, zaten o hiç yanımızda değil. Gelip baktılar tarlaya, dediler ki yüzde 30 hasar var, arkadaşlar, ya sen ne diyorsun dediler ne yüzde 30 hasarı, tarla tamamen su altında kalmış!

Sorunumuz ne mesela? 17 yıldır bu işi yapıyorum, 17 yıldan bu yana sattığımız ürünün fiyatı hep aynı 17 yıl önce de 1,5 liraya satıyorduk domatesi, şimdi de 1,5 liraya satıyoruz. Ama aldığımız gübre olsun, fidan olsun, mazot olsun belki de yüzde bin zamlandı.

Düşük faizle kredi verip çiftçileri sera yapmaya teşvik ettiler. Biz 2002’den önce yüzde 100 ile kredi alıp ödüyorduk, 2002 sonrasında ise yüzde 10 faizle aldığımız krediyi ödeyemiyoruz.

Bankaya çok fazla borçlandık, emeğimiz hep sömürülüyor. Televizyona çıkıyor Cumhurbaşkanı, diyor ki; hal’de domates 1,5-2 lira, markette neden 7 lira? Kim yiyor bu parayı?

Çare: Çiftçiler birlik olmalı

15 yıldır yıldır ülkeyi sen yönetiyorsun, artı benzini de siz 1,5 liraya alıyorsunuz 5 liraya satıyorsunuz, mazotu da 1-1,5 liraya alıyorsunuz halka 4,5 liraya satıyorsunuz. Baştaki bunları yapıyorsa diğerleri neler yapar? Selden sonra da devletten hiçbir destek alamadık. Çiftçiler kendi aralarında bir bağ oluşturabilse, birlik olabilseler bu sorunların üstünden kolaylıkla gelebilirdik.

Adaletsizliği bir nebze azaltmak için aracıların kaldırılması, taban ve tavan fiyatları konması, çiftçiye mazot ve gübre desteği verilmesi gerekiyor.

Röportaj: SiyasiHaber / Barış Çoban - Selim Züberi

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler