Meral Akşener yeniden genel başkan

Meral Akşener, İYİ Parti 2. Olağanüstü Kurultayı’nda yeniden genel başkanlığa seçildi. Seçimin ardından kısa bir konuşma yapan Akşener "Allah beni sizlere karşı mahçup etmesin” dedi.

Meral Akşener yeniden genel başkan

İYİ Parti, “Daha Yeni Başlıyoruz” sloganıyla 2’nci Olağanüstü Kurultayı’nı bugün ATO Congresium’da düzenledi. 1123 delegenin 888’i oy kullandı. Meral Akşener, geçerli sayılan 881 oyun tamamını alarak yeniden genel başkan seçildi. Akşener, tekrar genel başkan seçilmesinin ardından salona gelerek kısa bir konuşma yaptı. Akşener delegelere, “Allah beni sizlere karşı mahçup etmesin” dedi. 

Parti içerisinde 24 Haziran seçimlerinin ardından başlayan tartışmalar pek çok istifayı beraberinde getirmişti. Yeni yönetim ile İYİ Parti’nin yol haritası da belli olacak. 

Afyonkarahisar’daki Parti Çalıştayı’nda yaşanan tartışmaların ardından genel başkan Meral Akşener istifa ettiğini duyurmuştu. Partililerin günler süren çağrılarıyla yeniden aday olan Akşener, 2’nci Olağanüstü Kurultay’ın tek adayı oldu. Genel başkan seçiminin ardından 80 kişilik Genel İdare Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu seçimi yapılacak. 1124 delegenin katıldığı kurultayda MHP ve HDP’ye davet gönderilmedi.

Arena yerine Congresium

İYİ Parti’nin 1’nci Olağanüstü Kurultay’ı 24 Haziran seçimleri öncesi 1 Nisan tarihinde Ankara Arena Spor Salonu’nda düzenlenmişti. 2’nci Olağanüstü Kurultay’ın adresi Meral Akşener’in Cumhurbaşkanı adaylığının tanıtım toplantısının yapıldığı ATO Congresium oldu. Oturma kapasitesi olarak 3 bin 500 kişiyi ağırlayabilen Congresium’da delegelerin yanı sıra partililer de geldi. Arena‘daki seçim öncesi düzenlenen kurultayın coşkusu ise Congresium’da gözlenmedi.

Divan başkanı İsmail Koncuk

2’nci Olağanüstü Kurultay’ın Divan Başkanı İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili İsmail Koncuk oldu.

Çıray: Bu hayal kırıklığını büyütmemeliyiz

Açılış konuşmasını İYİ Parti sözcüsü İzmir Milletvekili Aytun Çıray yaptı. Seçimlere katılmayı tuzakları bozarak demokrasi mücadelesiyle sağladıklarını belirten Çıray ikinci olağanüstü kurultayın önemini vurguladı. 24 Haziran seçimlerinde büyük başarı elde ettiklerini fakat gönüllerinden geçen sonuçların gerçekleşmediğini belirten Çıray, “Bu hayal kırıklığını büyültmemeliyiz, öz eleştiriyi yapmalıyız. Ama bu kendi kendimizi kıracak düzeyde olmamalıdır. Rakiplerimizi sevindirmemeliyiz.” diye konuştu.

'Duvarlarını yıkarak geldik'

Çıray’dan sonra İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in konuşması başladı. Akşener’in konuşmasıyla salondaki coşku arttı. “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganları eşliğinde konuşmasını sürdüren Akşener, “Devletin devasa imkanlarıyla karşımıza dikilenlerin duvarlarını yıkarak geldik. Kurulan tuzaklara düşmemek için, her adımımızı hesaplayarak geldik.” dedi.

Akşener'in konuşmasının satır başları şu şekilde:

'Yarın mutlaka iktidarda olacağız'

Bugün, Meclis’te grubu, her ilde her ilçede teşkilatı, binlerce üyesi, gönüllüsü, hasılı, Türk siyasetinde söyleyecek sözü ve gücü olan bir partiyiz. Bugün sözümüz var.. Ama dün, susma orucu tutan Meryem gibiydik… Bu memleketin namuslu, dürüst çocukları olduğumuza şahitlik etme vakti gelmiştir. İYİ Parti, sesi kısılan, sözü kesilen, iftiraya uğrayanların partisidir. İYİ Parti, memleketi avucuna alan ehliyetsizliğe, terbiyesizliğe, yozlaşmaya karşı kalbiyle buğzedip Allah’a sığınanların partisidir. Bugün buradayız. Milletin Meclisi’ndeki sayımız belli ama yarın, evet yarın mutlaka, iktidarda olacağız. Fakat o gün bir şeyi asla yapmayacağız; nereden ve nasıl geldiğimizi unutmayacağız!

'Bu parti kimseyle baki değil'

Buradan hatırlatmak istiyorum; Bu parti, bir iyiler hareketidir ve kimseyle baki değildir! Beşer fani, fikirler bakidir. Bu yüzden, herkesin adaletinden emin olduğu güne kadar, bu birliktelik sürecektir. Dünden bugüne, el ovuşturup pusuya yatanlar bilsinler ki; kötü ile mücadele devam ettikçe, iyilik hareketi de var olacaktır.

'Kimseye zafer garantisi vermedik'

Sevgili İYİ Partililer, biliyorsunuz, yola çıkarken bir iddia koyduk ortaya. ‘Başaracağız’ dedik. ‘Başaracağız, başaracağız, başaracağız’ dedik. Bunu derken, bir yerlerden zafer garantisi almış değildik. Bir yerlere sırtımızı dayamış değildik. Kimseye, zafer garantisi falan da vermedik. Mesele inanmaksa, mesele iddialı olmaksa, işte yine söylüyorum: Başaracağız, başaracağız, başaracağız! Evet bir iddia koyduk ortaya, seçimlere öyle girdik. Meclise girmiş olan bütün partiler oy kaybettikleri halde, kendilerini başarılı ilan ettiler… Biz ise, 50 yıllık partiler kadar oy almamıza rağmen, iddiamızla sınanmayı esas aldık, sorumluluğu üstlenerek çekildik. Meşhur sözdür, bilirsiniz: “Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler.” ‘Kendi partimde ihtilaf konusu olmaktansa, noktayı koyarım’ dedim. ‘Fitneye sebep olmaktansa, örter kapımı otururum’ dedim. ‘Çekildim, İzzet ü ikbal ile bab-ı siyasetten’ dedim.

'İradenize boyun eğdim'

Türkiye’ye yakıştırdığımız demokrasi anlayışımız da, şahsi prensiplerim de bunu gerektiriyordu. Allah şahittir ki, meselenin altı da budur, üstü de budur. Önü de budur, ardı da budur. O andan sonra ise içinde yer almadığım ve asla müdahil olmadığım bir süreç yaşandı. İYİ Parti camiası, kararımın hilafına ortaya bir irade koydu, ısrarcı oldu. Veda niyetine ‘ben sizi çok sevdim be’ demiştim. Bu sözümü alıp elimi ayağımı bağlayan bir hamleye çevirdiniz: ‘Biz de seni çok sevdik be’ dediniz. Kararınıza teslim oldum. Görev, töre gereğidir.. Töre konuştu, Han sustu. İradenize boyun eğdim. ‘Gel’ dediniz, geldim. ‘Kazanmak için gerekirse papaz cübbesi giyerim’ diyenlerden değiliz.

'Öyleyse nerede kalmıştık?'

Eteğinde taş kalmış olan var mı? ‘Şunu da söyleseydim’ diye, içinde ukde kalmış olan var mı? Tekrar soruyorum; Var mı? Öyleyse, nerde kalmıştık? Şimdi yeniden Bismillah diyor muyuz? Öyleyse; Daha yeni başlıyor muyuz? Haydi, Bismillah!

'Korkaklarla, hesapçılarla yürümeyiz'

Sabaha iktidar umanlar, bizimle yola çıkmasın. Yolumuz uzun ve çetin. Bu yolda karşınıza menfaat teklifleri, tehditler ve daha bir yığın engel çıkacak. Bu çetin fakat kutlu yolu, yufka yüreklilerle, korkaklarla, hesapçılarla yürüyemeyiz. Cesur olanlar, kuvvetli olanlar, gerçekten inananlar katılsın kafilemize. Biliniz ki, varlığımız çok anlamlıdır. Ve bunu daha da anlamlı kılacak olan, gerçeği görüyor olmamızdır. Emir komuta ile sevk ve idare edilen bir yapının, Türk siyasetini dönüştürmesinin mümkün olmadığının, bilincindeyiz. Türkiye’de uygulanmasına ve yerleşmesine karşı çıktığımız ‘tek adam’ modelini partimizde de uygulamıyoruz, uygulamayacağız. Partimizde, insan çok, Allah’a çok şükür. Yılgınlığa, yorgunluğa mahal yok.

'İsviçre çakısı rolündeki MHP'

İYİ Parti, Ak Parti ve CHP’nin bir kumpas ağzı gibi konumlandığı, yanlarına da her işe yarayan, İsviçre çakısı rolündeki, MHP’nin iliştirildiği siyasi tabloyu değiştirmiştir. Türkiye, memleketi beslemek yerine, türlü oyunlarla birbirlerini besleyen, siyaset erbabı yüzünden, bu günlere geldi.

'Şapkadan tavşan çıkarmayacağız'

Biz, bugüne kadar duyulmamış bir söz söylemek peşinde değiliz. Kimsenin aklına gelmeyenler, bizim aklımıza geliyor değil. Şapkadan, tavşan çıkarmayacağız. Sihirli değneğimiz de yok ama, kalpten söylenen her sözün, tesir edeceğini biliyoruz. Dert edinerek yapılan her eleştirinin, karşılık bulacağını biliyoruz. İnanarak atılan her adımın, sonuç alacağını biliyoruz. Selim kalpler ülkeye baktığında ne görüyorsa, onu söylüyoruz. Selim akıllar ülke için ne öneriyorsa, onu yapalım diyoruz. İYİ Parti, bunun için var, iyi ki var. Gelecek hayallerini Türkiye üzerine kuran, her hal ve şartta birlikte yaşama iradesini beyan eden kim varsa, müstakbel bir İYİ Partilidir. Milletimize bakışımız budur. Cumhuriyetçilik de, demokratlık da, muhafazakarlık da, milliyetçilik de bizimdir. Bu başlıklara dair söz söylerken, kimsenin ağzına bakacak değiliz. Bir kıyamet sahnesinden çıkıp, kurduğumuz cumhuriyetimizin, siyasete azık edilmesine, izin vermeyeceğiz.

'Sayın Erdoğan adaletsizsin'

OHAL, olağan hal oldu. Valiler, Ak Parti il başkanı olarak görevlendirildi. Galiba, ‘Milletin Adamı’nın içine, bir Führer kaçtı. Ve buradan sesleniyorum; Sayın Erdoğan, sonda söyleyeceğimi şimdi hemen başta söyleyeyim: Adaletsizsin!, Basiretsizsin!, Kifayetsizsin! Hem aldanıyorsun, hem aldatıyorsun. Kullanışlı müttefikinle ülkeyi içine sürüklediğin, hale bir bak. ‘Tek adamlığı verirseniz, Türkiye uçacak’ dedin. Millet verdi.  Döviz, faiz, enflasyon uçtu. 
Borç, işsizlik, cari açık uçtu. ’24 Haziran’da seçilirsem, her şeyi düzelteceğim’ dedin.

'Ekonomik boy muhterissin'

Seçildin, daha beter hale getirdin. Beş bin yıllık devletin hazinesini, maliyesini, FETÖ okulundan yetişmiş  Damat Berat’a teslim ettin.  Sizin lale devriniz başladı ama, milletin ekmeği küçüldü, öğünü eksildi. O kadar hukuksuz,  güvensiz bir ortam oluşturdun ki, ekonominin canlanması imkânsız.  Kendi kendine kurduğun ekonomi teorileri, memleketi batırmak üzere. ’Ben ekonomistim’ diyorsun.  Sen ekonomist değilsin, Muhterem.  Sen, ‘ekonomik boy bir Muhterissin!’

'Türkiye'yi IMF'lik edeceksiniz'

Millet bahçelerinde yuvarlanmayı vadederken, Türkiye’yi uçurumdan aşağı yuvarlıyorsunuz. Seçim sürecinde de öncesinde de, bu sistemin yanlış olduğunu ısrarla belirttim. Bugün, sonuçlarını görüyoruz. Borç vereceğiz diye hava atıyordunuz, ama bu gidişle korkarım Türkiye’yi, IMF’lik edeceksiniz. Türkiye’yi, 2001’in bile gerisine götüreceksiniz. Sayın Erdoğan, cilan dökülecek, forsun sökülecek. Seni ilk önce, beytülmalden beslediğin yalakaların terk edecek.

Akşener: Orwell 1984 romanında ne diyordu?

George Orwell, ünlü romanı 1984’te ne diyordu? “Geçmiş yok olup gitmişti, geleceği düşlemek imkansızdı.” Bir de bizim iktidarın yaptıklarıyla okuyalım o romanı… İktidar sayesinde, 95 yıllık birikim gitti, yeni nesil artık geleceği düşleyemiyor!

'Amerikalı yetkililerin hadsizliğine kendileri sebep oldular'

Keza, Amerika ile geçtiğimiz hafta yaşadığımız papaz sorunu da, bu şahsi ikbal hesabının bir sonucu. Amerika ile, her ne görüştülerse, neyi taahhüt ettilerse, bu küstahlığa, Amerikalı yetkili-yetkisiz isimlerin hadsizliğine, kendileri sebep oldular. Ancak yine de bilinmelidir ki; Amerika Birleşik Devletleri’nin, pastör Brunson’ı gerekçe göstererek, İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanına karşı ‘hedefli yaptırım’ kararı alması, tarafımızdan  mazur görülemez. Ülkemizi, “müstemleke” gibi gösterecek, seçilmiş küstahça sözcükler ile yapılan açıklamalar, kadim devlet geleneğimizde, diplomasi anlayışımızda, müsamaha gösterilecek bir mahiyette değildir. 20 ay boyunca tutuklu bulunan Pastör Brunson konusunda, bugüne kadar ciddi bir girişimde bulunmayan, sosyal medya diplomasisi ile meseleye uhulet ve suhuletle yaklaşan Amerika’nın son tutumu, yakın zamandaki jeopolitik gelişmelerin bir yansıması, yargımızın bağımsız olmadığını bilmelerinin bir sonucudur. 

Ancak, 16 yıldır, iktidarınızın içini boşaltmaya çalıştığı devlet geleneğimiz, hiçbir şart ve koşulda bu gibi bir yaklaşıma, tehdide boyun eğmemelidir. Brunson’ın tutukluluğu konusunda, bir Twitter iletisi ile tutum değiştiren yargı sistemimiz, aşikardır ki, iktidarın politikalarına göre muamele ediyor. Hasbi bir şekilde hem Amerika’ya, hem de dünyaya “yargı bağımsızlığı” hatırlatması yapabilmek için, yargıyı bağımsız bırakmak, adaleti temsil ettiğini unutan, hâkim ve savcıları tasfiye etmek.

'Ülkemizi cezalandırmaya kalkmasına izin vermeyiz'

Bir başka devletin, ekonomik yaptırım gibi  araçlarla, içişlerimize karışmasını engellemenin yolu, bu araçları etkisiz kılacak, bir yönetim sistemi inşa etmektir. Bu sistemse, sizin tek adamlığınız gibi ucube bir sistem değildir. Ancak, hatırlatmak isterim ki; ne Amerika’nın, ne de başka bir devletin, hükümet üzerinden, ülkemizi kendince ve küstahça cezalandırmaya kalkmasına asla, prim vermeyiz, hükümetimizin yanında ve yakınında oluruz. Hükümete çağrımız açıktır; adaleti tesis edin. Demokrasiyi inşa edin. Girişimde ve eğitimde fırsat eşitliği ile bir kesimin değil, herkesin büyümesine, gelişmesine müsaade edin ki, ülkemizin itibarı, itibarıyla birlikte, gücü artsın.. Başkaları bize küstahlık etmeden önce, on kere, yüz kere düşünsün.

'Bizim oğlanı başkasına dövdürmeyiz'

Bizim durduğumuz yer belli. Evet, buralara iktidarın hataları ile geldik. Dışarıda caydırıcılığını, içeride güvenirliğini kaybeden bir ülke olduk. Bu iktidardan, uygulamalarından, ortaya çıkardığı ülkeden ve yönetimden memnun değiliz. Ama, bizim oğlanı da, başkasına dövdürmeyiz! Peşinen söyleyeyim, her ne sebeple olursa olsun, Türk Devleti’nin bakanlarına yaptırım kararı alınması, asla kabul edilemez. Yargının nasıl işlediğinin, mahkemelerimizin adaletinin hesabını Amerika’ya verecek değiliz. Bunlar Türk Milleti’nin meselesidir. Sırf Amerika bahane ediyor diye de, adaletsizliğe razı olmayız ama sanki temyiz makamıymış gibi, herhangi bir ülkenin Türkiye’ye parmak sallamasına da, müsaade etmeyiz. 

“Büyük Türk Milleti, İYİ insanlar; Allah devletimize, milletimize zeval vermesin. Allah yar ve yardımcımız olsun. Sağ olun, var olun. Allah’a emanet olun” diyen Akşener konuşmasını tamamladı.

Diğer partilerden katılımlar

İYİ Parti’nin kurultayına davetiye gönderilen AK Parti’den hiçbir temsilci katılmadı. Diğer siyasi partilerden ise, CHP Genel Sekreteri Akif Hamzaçebi, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Uğur Gürel, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcıları Atik Ağdağ ve Fatih Aydın ile Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcıları Ali Keser ve Tevfik Eren 2’nci Olağanüstü Kurultay’a gelen isimler oldu.

(GazeteDuvar)

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler