Matrahsız oyun: Futbolda vergi meselesi

MUSTAFA KEMAL ERSÖZ yazdı: “Futbol; yağma, talan, hırsızlık, sahtekarlık ve üçkağıtçılığın kimi spesifik, sofistike kimi de kaba, açık biçimleri üzerine kurulmuş olan küresel kapitalist ekonominin bir parçası durumunda ve belki de kapitalist ekonominin tüm yozlaşmışlığını, çürümüşlüğünü izleyebileceğimiz en karakterize, kristalleşmiş bir parçası.”

Matrahsız oyun: Futbolda vergi meselesi

MUSTAFA KEMAL ERSÖZ

                                                                               “Küçük para olursa küçük futbol olur;

                                                                                  Büyük para olursa büyük skandal olur.”

                                                                                                                                 Puskas

Portekiz’in ve Real Madrid’in süper starı Cristiano Ronaldo, kulübüyle birlikte UEFA Süper Kupası, FIFA Kıtalararası Şampiyonası, UEFA Şampiyonlar Ligi ve İspanya La Liga şampiyonluğunu kazanarak Avrupa’da futbol sezonunu süpürdükleri muhteşem bir sezonun ardından, milli takımıyla beraber FIFA Konfederasyon Kupası maçlarına katılmak için Rusya’ya uçmadan önce, Real Madrid Başkanı Florentino Perez’e kararını iletti. Bu karar, futbol transfer borsasında domino etkisi yaratarak Avrupa’nın pek çok vergi dairesi müdürlüğüne esaslı bir iş yükü çıkaracaktı. İspanyol savcıların 2011-2014 yılları arasında 14,7 milyon euro vergi kaçırdığı iddiasıyla hakkında soruşturma başlattığı 32 yaşındaki süper star; Jorge Mendez olduğu kuvvetle muhtemel olan “ismini vermek istemediği yakınına”, “dürüst davrandığını, iyi bir karakteri olduğunu ve her şeyi doğru yaptığını düşündüğünü ve dolayısıyla olanları anlamadığını, çok mutsuz ve gerçekten moralinin bozuk olduğunu” fısıldamıştı. Aynı şikâyetlerini kulüp başkanı Perez’e de iletip hak ettiği saygı ve güveni görmediğini da ekleyerek İspanya’dan ayrılma kararını bildirdi.

Dünya futbol medyasını yaz dönemi boyunca bir hayli meşgul edecek bu sansasyonel haberin duyulmasını takip eden haftada Ronaldo’nun futbol sahalarındaki bir numaralı rakibi Arjantin’in ve Barcelona’nın büyük yıldızı Lionel Messi, Ronaldo ile aralarındaki tek rekabet alanı futbol sahaları olmayacak ki, babası Jorge Messi’yle beraber yargılandığı davada 2007, 2008 ve 2009 yıllarında toplam 3,5 milyon euro vergi kaçırmaktan suçlu bulundu. 21 ay hapis cezasına çarptırılan ancak İspanya yasalarına göre cezası iki yıldan az ve sicili temiz olduğu için cezasının infazı denetimli serbestliğe çevrilen Messi’ye, ayrıca 2 milyon, babasına da 1,5 milyon euro para cezası da verildi. Messi, mahkeme sırasında mali işlerinin yönetimi hakkında hiçbir şey bilmediğini ve “sadece futbol oynadığını” savunmuştu.

Henüz bu iki büyük haberin yarattığı sarsıntı atlatılmamıştı ki bir başka artçı sarsıntı yaratan haber de Ronaldo’nun Real Madrid’ten eski takım arkadaşı ve Messi’nin Arjantin milli takımından arkadaşı PSG’li Di Maria’dan geldi. İspanya'nın Real Madrid takımında forma giydiği 2012 ve 2013 yıllarında imaj gelirlerinden toplam 1 milyon 298 bin 989 euro 56 sent vergi kaçırdığını kabul eden Arjantinli futbolcu Angel Di Maria, 2 milyon euro para ve 1 yıl hapis cezası aldı. Di Maria da tıpkı Messi gibi sicili temiz ve cezası 2 yıldan az olduğu için cezaevine girmekten kurtulsa da, siciline 1 yıllık hapis cezası işlenmesinden kurtulamadı.

Esasen “olaylar sağbekin lahana dolmasını yemesinden”[1] çok sonra futbol oyununun kendi etrafında yarattığı ekonominin başlı başına devasa ve uluslararası bir endüstri boyutuna ulaşmasıyla başlamıştı. Bu konu, Alman dergisi Der Spiegel‘in, Panama Papers’la bağlantılı olarak çeşitli Avrupa futbol kulüplerinin ve sporcuların da adının geçtiği yolsuzlukla ilgili ayrıntıları içeren haber dizisini yayınlamasıyla su yüzüne çıktı. Elbette vergi kaçakçılığı ve finansal işlemlerde usulsüzlük futbolda nadir rastlanan bir durum değil. Zira Mayıs 2015’te ABD merkezli başlatılan yolsuzluk ve finansal usulsüzlük operasyonları neticesinde FIFA Başkanı Sepp Blatter  ile UEFA başkanı  Fransız efsane Michel Platini koltuklarından ayrılmak zorunda kalmışlardı. Alman kulübü Bayern Münih'in eski oyuncusu ve başkanı Uli Hoeness de bir İsviçre bankasındaki kayıt dışı hesabı üzerinden yaptığı döviz işlemleriyle 25 milyon euro vergi kaçırdığı için suçlu bulunmuş ve üç yıla hüküm giymişti. Ancak, Der Spiegel’in ifşa ettiği 1,9 terabaytlık veriden oluşan ve 18,6 milyon gizli belgeyi kapsayan bu “Football Leaks” dosyası, vergi kaçırmanın futbolda gerçekten ne kadar yaygın olduğunu gözler önüne serdi.

Bu yıl içerisinde daha ziyade İspanya ağırlıklı olmak üzere cezai müeyyidelere bağlanmaya başlayan bu vergi skandalları; 2016 yılında ifşa edilen Panama Belgeleriyle açığa çıkan dünyanın her yerinden zenginlerin karışık vergi işlerini ve vergi yüklerini ucuz yoldan halletmek için, İngiltere'nin denizaşırı topraklarındaki ve eski kraliyet sömürgelerindeki paravan off-shore şirketlerini kullandıkları küresel bir üçkâğıt tezgâhının sadece bir parçası durumunda.

 Yukarıda bahsettiğimiz Ronaldo, Messi ve Di Maria dışında Pepe, Radamel Falcao, Fabio Coentrão, James Rodriguez, Ricardo Carvalho, Manchester United’ın “Spacial one” teknik direktörü Jose Mourinho, Arda Turan, Neymar ve daha pek çok milyon dolarlık futbolcu çoğunlukla imaj haklarının kullanımından doğan vergi mükellefiyetlerinden kurtulmak için İrlanda'daki aracılar vasıtasıyla İngiliz Virgin Adaları'ndaki paravan şirketleri kullanıyorlar.

Apple gibi uluslararası şirketlerin ve pek çok politikacının da sıklıkla kullandığı “gizli off-shore endüstrisi” dünyanın en çok bilinen sırlarından biri durumunda. Küresel ekonominin kara deliği yahut pandora kutusu işlevindeki bu gizemli ve “ayrıcalıklı” endüstrinin merkez üssü ise Birleşik Krallık’ın denizaşırı toprakları ile eski kraliyet sömürgeleri olduğu anlaşılıyor. Özellikle de İngiliz Virgin Adaları… Öyle ki Panama Belgeleri’nde açığa çıkan 21 vergi cennetinden dördü Birleşik Krallık’a bağlı ve özellikle de biri -İngiliz Virgin Adaları- Panama Belgeleri’nde listelenen tüm gizli belgelerin % 50’sine ev sahipliği yapıyor. Bu, toplamda 113 bin şirket anlamına geliyor.

İngiliz Virgin Adalarındaki özellikle bir firma, futbolcular ve kulüpleri için Mino Riola, Jorge Mendes dışında başkaca popüler aracılar olduğu gerçeğini öğrenmemizi sağladı. Bu aracı hukuk şirketi: Mossack Fonseca. Hukuki işlerinin takibinden çok gerçek “hak” sahiplerini gizleyen sıfır maliyetli anonim off-shore paravan şirketleri kurmak ve onları idare etmekle iştigal eden bu şirket, müşterilerine vergi kaçırmada yardımcı oluyor…

Mossack Fonseca’ya bağlı olarak kurulan paravan şirketler futbolcuların imaj hakları üzerine yoğunlaşıyorlar. Çünkü kulüp tarafından futbolculara ödenen maaşlar üzerinden vergiden kaçmak zor. Nitekim Avrupa’da yürürlükteki vergi kuralları oldukça açık ve vergi makamları kılı kırk yarıyorlar. Öte yandan ödenen vergi matrahları çok yüksek örneğin Avrupa’nın beş büyük futbol liginde oranlar şöyle: İngiltere: % 45, İspanya: % 52, İtalya: % 48, Fransa: % 50 ve Portekiz: % 57. Bu yüksek vergi yüklerinden kurtulmak isteyen yıldızlarımızın ve genellikle onların açgözlü baba veyahut ağabeylerinin imdadına iş bitirici menajerleri ve her biri karmaşık para akışı labirentleri kurmakta birer sanatçıya dönüşmüş vergi avukatları yetişiyorlar. Onlar da elde edilen gelirleri mevzu bahis vergi cennetlerinde yahut İrlanda gibi kurumlar vergisinin çok düşük olduğu ülkelerde futbolcuların imaj haklarını satın almış görünen anonim, paravan şirketlere, olmayan bir çubuk kraker yahut parfüm markası reklamının gelirlerinden doğmuş gibi aktararak müşterilerini ağır vergi yüklerinden kurtarıyorlar.

İngiliz yazar Nicholas Shaxson, off-shore’ları şöyle özetliyor: “Off-shore, sadece bir vergi cenneti veya bir yer değil, kuralların ve yasaların aşınmasına yol açan bir yarış. Off-shore sistematik bir hale geldiğinde ve zenginler ve şirketler off-shore’ları mümkün olduğunca az vergi ödemek için bir yol olarak kullandığında hepimiz bir bedel ödüyoruz ve hükümetlerin okullara ve hastanelere harcayacakları daha az parası oluyor. Kaçırılan vergilerin, genellikle kamu harcama kesintileri ya da daha yüksek vergiler yoluyla telafi edilmesi gerekiyor ve hükümetler, bu tip şoklarda çıkan hesabı en az sorumlu ve en az dayanıklı kişilerin üzerine yıkma eğiliminde oluyorlar.”

Tahminlere göre, vergi cennetlerinin yoksul ülkelerde yol açtığı vergi kaybının maliyeti en az 170 milyar dolar. Off-shore vergi kaçakçılığının küresel maliyeti oldukça önemli ve bu maliyet gittikçe büyümekte -küresel olarak hane halkı servetinin % 8'i vergi cennetlerinde tutuluyor. Yine tahminlerden biri, vergi kaybının hükümet kasalarına yıllık küresel maliyetinin 190 milyar dolar olduğu yönünde.

Futbol; yağma, talan, hırsızlık, sahtekarlık ve üçkağıtçılığın kimi spesifik, sofistike kimi de kaba, açık biçimleri üzerine kurulmuş olan küresel kapitalist ekonominin bir parçası durumunda ve belki de kapitalist ekonominin tüm yozlaşmışlığını, çürümüşlüğünü izleyebileceğimiz en karakterize, kristalleşmiş bir parçası. Her ne kadar çocukluk anılarımızdaki sevinç, hüzün ve mutluluklarla hatırlamak istesek de ve hala öyle sevmeye çabalasak da futbol kulüpleri çoğunlukla artık birer uluslararası şirket. Bizlere ilham veren, düşler kurduran, hüzünlendiren, sevindiren, coşturan futbolcular, çocukluk anılarımızın kahramanlarının ötesinde birer iş adamı, ne yazık ki bu adamların saklamakta, aldatmakta, çalmaktaki hünerleri sadece futbol sahalarıyla sınırlı değil.

 

[1] Spor yazarı İslam Çupi’nin “Olaylar Sağbekin Lahana Dolmasını Yemesiyle Başladı” kitabına atıf.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler