KHK intiharları, elbirliğiyle işlenmiş cinayetlerdir!

SEÇTİKLERİMİZ - KHK ile ihraç edilen Eğitim-Sen üyesi Şevin Karslı yazdı: 'Son tahlilde adalet er ya da geç tecelli edecektir' sözüne inanarak umut ediyoruz ki bu hukuksuzluğu yapanların hepsi teker teker yargılanacak, isnat edilen suçla ilişiği olmayan bütün emekçiler geri dönecek ve intiharlar son bulacak...

KHK intiharları, elbirliğiyle işlenmiş cinayetlerdir!

ŞEVİN KARSLI

15 Temmuz sonrası OHAL ilan edilerek "FETÖ ile mücadele" adı altında bir dizi KHK yayınlandı ve sözde “FETÖ'cü” olduğu gerekçesiyle 100 bini aşkın kamu emekçisinin işine son verildi ve verilmeye devam ediliyor.

Bu süreç tamamen hukuksuz bir biçimde yürütülüyor. İşinden edilenlerin çoğunluğu hiçbir soruşturma geçirmeden, kendisine tek ve genel bir cümle ile isnat edilen suça yönelik (Milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği) hiçbir delil ortaya konmadan ihraç edildi.

Sorgusuz sualsiz cezalandırma

Temel hak ve özgürlükler Anayasa ve yasalar ile güvence altına alınmıştır. Anayasa Md. 38/4 "suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz" ifadesini içermektedir. Dolayısıyla siz bir insanın suçunu kanıtlamadan onu işten atamaz ve hukuksuzca yargılayamazsınız. Bir bakan çıkıp "Suçsuzluğunuzu ispat edin, bakalım" dedi. Hukuku alt üst eden bu açıklamaya binaen bir “kapı” açıldı mı? Hayır, zaten binlerce “suçsuzluğunu” ispat etmiş insanın dosyası "Adalet Saraylarında" bekletiliyor; yetmiyor o kişilerin bütün özlük hakları elinden alınıyor; yetmiyor bankalar hesaplarını kapatıp kredi kartlarını bloke ediyor; yetmiyor devlet tarafından denetime tabi tutulan bütün kurumlara yazı gönderilip “bunları işe almayın" deniliyor ve ikinci kez işsiz bırakılıyor; yetmiyor pasaportları iptal edilip yurt dışına çıkış yasağı getiriliyor. Devletin bu yaptıklarına bir de çevreden “destek” geliyor, aileden ve arkadaşlardan dışlanma, yalnızlaştırma, itibarsızlaştırma... Bu insanlar nasıl yaşayacak,  kendisini ve bakımı dahilinde olanların  geçimini  nasıl sağlayacak? İşsizliğin maddi ve manevi yükünü nasıl kaldıracak? Bunların hiçbirini iktidar görmezken daha fazla mağduriyete de kapılar açıyor.

Bütün bunların sonucunda ise intiharlar geliyor.  İstihdam Uzmanı Sinan Ok tarafından hazırlanan araştırma kapsamında, 20 Mart 2017 itibariyle OHAL döneminde tamamı erkek 27 kişinin yaşamına son verdiği belirtildi. Söz konusu araştırmaya göre, en çok vaka 2016’nın Ekim ayında yaşandı. İntihar vakalarında ilk sırada emniyet çalışanları yer aldı. Meslek dağılımında ikinci sırada ise 5 vaka ile öğretmenler var. Söz konusu vakaların yaklaşık yüzde 20’si cezaevlerinde gerçekleşti. En çok vaka 45-50 yaş bandında gerçekleşti. KESK ayrıca, 10 Şubat-15 Mart 2017 tarihleri arasında ihraç edilen 5 bin kişinin katıldığı bir e-anket düzenledi. Anket sonuçlarında, 101’i kadın 314 kişinin kendi yaşamına son verme eğiliminde olduğu tespit edildi. Bu kişilerden 23’ü açıkça intihar eğiliminde olduğunu ifade ederken, 291’i psikolojik sıkıntı yaşadığını dile getirdi. Ankete katılanlar, yaşadıkları psikolojik sorunlara neden olan gerekçeleri ‘sığıntı olma’, ‘çaresiz kalma’, ‘hak arayacak bir yolun olmaması’ şeklinde sıraladı. Ankete katılanların bir kısmı psikolojik tedavi gördüğünü ifade ederken, bir kesim de psikolojik bozukluk yaşadığını ifade etti. 

Geçtiğimiz haftalarda Barış İçin Akademisyenler Bildirisi’ni imzaladığı için ihraç edilen Mehmet Fatih Tıraş intihar etti. Yazdığı notta; “Ölümümden kimse sorumlu değildir. Bana bir suç atıldı. Bu suçu bana atanları Allah’a havale ediyorum” demiş.

İntihar değil cinayet

Bir ülkede insanlar barış istedikleri için, ölümler, savaşlar olmasın diye haykırıp, laik, bilimsel, demokratik, ana dilinde eğitim istedikleri için, daha iyi bir yaşamı savundukları için bunca baskıya, şiddete, zorbalığa maruz bırakılıyorsa, açlıkla sınanıp bir insanın yaşayabilmesi için gerekli olan maddi ve manevi her şeyi elinden alınıp ölüme itiliyorsa suçlu vardır. Bu intiharlar birer cinayettir, suçlular ise bu işe katkısı olan herkestir; ama elbette öncelikle bu soruşturmayı yürüten iktidardır.

Her ne olursa olsun, iktidardan doğru ne şekilde emir verilirse verilsin, hukuk insanları bir şekilde de olsa tarafsızlığını korumak zorundadır. Korkun sana eğer bir suç işletip haksızlıklara sebebiyet veriyorsa bulunduğun yeri “terk et” ama suç işleme! Adaleti yerine getirdiğini söyleyenlere ve yetkililere seslenmek gerekir: “Bari tarafız olamıyorsun, hiç olmadı önündeki kanuna uy! Çünkü senin uymayışın bir cinayet işletiyor sana!"

"Son tahlilde adalet er ya da geç tecelli edecektir" sözüne inanarak umut ediyoruz ki bu hukuksuzluğu yapanların hepsi teker teker yargılanacak, isnat edilen suçla ilişiği olmayan bütün emekçiler geri dönecek ve intiharlar son bulacak...

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler