KHK ile ihraç edilen öğretmenden İnce'ye mektup: Hukuksuz ihraçları da gündeminize alın

Öğretmenlik görevinden KHK ile ihraç edilen Eğitim Sen Zonguldak Şube Sekreteri İsmet Akyol, CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'ye mektup yazdı.

KHK ile ihraç edilen öğretmenden İnce'ye mektup: Hukuksuz ihraçları da gündeminize alın

Öğretmenlik görevinden KHK ile ihraç edilen Eğitim Sen Zonguldak Şube Sekreteri İsmet Akyol, CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'ye mektup yazdı. Yapılan ihbarın ardından başlatılan soruşmada savcılık 'kovuşturmaya yer yok' kararı verdiğini ve kendisi ile birlikte ihraç edildiği diğer arkadaşlarının yıllarca okuldaki cemaat yapılanmalarına karşı mücadele ettiğini belirten Akyol, "Hukuksuzca ihraç edilen tüm kamu emekçilerinin görevlerine iade edilmelerini gündeminize almanız talebimizdir" dedi.

Gazete Duvar'da yer alan habere göre, Akyolu’un “Hukuksuzca işimizden edilmemizin ve öğrencilerimizden koparılmamızın 468. gününde seçim çalışması için Zonguldak’a gelecek olan Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce’ye açık mektubumdur” diye başladığı mektubunda şunları anlattı:

“25 Haziran sabahında OHAL’in kalktığı, hukuksuzca ihraç edilen tüm kamu emekçilerinin işine döndüğü, mağduriyetlerin son bulduğu bir Türkiye’ye uyanmak hepimizin özlemidir.

Eğitim Sen Zonguldak Şube Sekreteri iken 7 Şubat 2017 tarihinde yayınlanan 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Eğitim Sen Çaycuma Temsilcimiz Gökhan Taner Günsan ile birlikte ihraç edildim. Yine Zonguldak’ta maden ocaklarının özelleştirilmek istenmesine karşı çıkan KESK’e bağlı ESM Zonguldak Şubesi Başkanı Tahsin Özyener Kumkumoğlu ve ESM yönetici ve üyeleri Ercan Acar, Nevzat Kaynar, Halis Önay, TTK işçisi Salim Çalık ile KESK BES üyesi Cemil Kaynar 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında hiçbir adli ve idari işlem yapılmaksızın ihraç edilmiştir.
7 Şubat 2017 tarihine kadar ise Zonguldak ili, Çaycuma ilçesi Sipahiler Ortaokulunda Türkçe öğretmeni olarak görev yapmaktaydım. Gökhan Taner Günsan ise Çaycuma Nebioğlu Ortaokulunda Sosyal Bilgiler öğretmeni olarak görev yapmaktaydı. Çaycuma ve Zonguldak kamuoyu bizi başarılı öğretmenliğimizin yanı sıra, Eğitim Sen yöneticileri olarak, herkesçe bilinen sendikal faaliyetlerimizle tanımaktadır.”

"Meslek hayatım çocukları tarikat ve cemaatlerden korumakla geçti"

“Meslek hayatımızın neredeyse tamamı Fethullah Gülen Cemaati başta olmak üzere okullar üzerinden etkinlik yapmak isteyen tüm cemaat ve tarikatlara karşı çocuklarımızı, öğrencilerimizi korumakla, aileleri uyarmakla geçti” diyen Akyol, şöyle devam etti: “Geçmiş yıllarda idari makamlar tarafından verilen izinlerle Fethullah Gülen’e bağlı dernek vb. oluşumlar ile diğer cemaat ve tarikatlar Çaycuma’da okullar üzerinden Kutlu Doğum Haftası ve başkaca etkinlikler yaptığında tek itiraz eden biz Eğitim Sen’li öğretmenler ve yöneticilerdik. Çaycuma’da okullar üzerinden yapılan bu etkinlikleri TBMM’de siz de gündeme getirmiştiniz.
Çaycuma’nın birçok köyünde ana sınıflarının kapanmasına neden olan ve Çaycuma’daki sayıları Zonguldak ve ilçelerinin üç dört katı olan 4-6 yaş sıbyan mekteplerine karşı sendikamızın temel eylem ve etkinliklerinden birisi olan ‘okul öncesi eğitimin zorunlu olması’na yönelik olarak ciddi bir çalışma yürüterek konuyu TBMM ve Türkiye gündemine taşımış olmamız, Çaycuma Milli Eğitim Müdürü Mehmet Özdemir’in okullarda yılbaşını yasaklaması, okul müdürlerini resmi yazıyla zorunlu olarak camiye hatim indirmeye çağırması gibi laik ve bilimsel eğitim karşıtı birçok uygulamaya Eğitim Sen kimliği ile demokratik tepkimizi göstermiş olmamız ile hedef haline geldiğimiz herkesçe bilinmektedir.”

"Savcılık 'kovuşturmaya yer yok' kararı verdi"

Akyol, ihraçlardan sonra yaşadıklarına ilişkinse şunları söyledi: “Aynı tarihte benimle birlikte ihraç edilen Eğitim Sen Çaycuma Temsilcimiz Gökhan Taner Günsan hakkında ihraç edildiği günden bugüne kadar herhangi adli ve idari bir soruşturma açılmamıştır. Benim hakkımda ise Çaycuma Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından savcılığa yapılan ihbarın ardından ‘Kovuşturmaya yer olmadığına dair’ karar verilmiştir.
15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yapmış olduğum ‘Darbe Girişimine Karşı Mücadele Hukuk İçerisinde Yürütülmelidir!’ başlıklı basın açıklamasının ardından Çaycuma Milli Eğitim Müdürlüğünün yazısı üzerine Çaycuma Kaymakamlığı tarafından 27 Temmuz 2016 tarihinde Çaycuma Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan ihbar üzerine hakkımda soruşturma yürütülmüştür.  Çaycuma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Çaycuma Emniyet Müdürlüğü ve Zonguldak Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü  başta olmak üzere çeşitli birimlere yazılar yazılarak hakkımda çok yönlü araştırma yapılmıştır. Örneğin Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünden  ‘FETÖ/PDY terör örgütü ya da herhangi bir illegal yapı içerisinde bulunup bulunmadığımın araştırılması’ istenmiştir.”

"Soruşturma dosyasına yansıyan delil bulunamadı"

Öğretmen Akyol, sonrasında yaşananlara ilişkin şu bilgileri verdi: “Çaycuma Cumhuriyet Başsavcılığınca dokuz ay boyunca yürütülen ayrıntılı soruşturma sonucunda hakkımda, ‘Yapılan araştırmalar neticesinde; FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğuna dair soruşturma dosyasına yansır bir delil elde edilmemiştir. Söz konusu terör örgütü üyesi olduğu yönünde iddia düzeyinde dahi makul şüphe oluşturabilecek delil elde edilememiştir’ denilerek hazırlanan Fezleke, Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı, 12 Haziran 2017 tarihinde ‘FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne aidiyet, irtibat veya iltisakımın bulunmadığı’ belirtilerek ‘Kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair’ karar vermiştir.

"BİMER'e yaptığım başvuru Milli Eğitim Bakanlığı'na havale edildi"

Savcılığın takipsizlik kararı ile önce OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvuru yaptığını anlatan Akyol, daha sonra şunları söyledi: “Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Milli Eğitim Bakanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü ve Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına dilekçe yazarak yayımlanacak yeni bir KHK ile göreve iademi talep ettim.  Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER) ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından dilekçeme verilen yanıtta ikinci kez vermiş olduğum dilekçelerin Milli Eğitim Bakanlığına havale edildiği belirtildi.
CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, Başbakan Binali Yıldırım’a, CHP Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş ise Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’a soru önergesi vererek savcılık kararına rağmen neden göreve iade edilmediğimi sordu. Soru önergelerine henüz yanıt verilmedi. Eğitim Sen Genel Merkezi tarafından da Milli Eğitim Bakanlığına dilekçe verilerek, KHK ile göreve iade edilmem istendi.”


"Kararların geç çıkması mağduriyeti artırıyor"

OHAL komisyonunun çalışmalarının çok ağır ilerlediğini belirten Akyol, şunları söyledi: “Mağduriyetleri gidermek amacıyla kurulan OHAL İşlemleri ve İnceleme Komisyonu, ihraç edilen çok az sayıda kişi hakkında karar vermiştir. Kararların geç çıkması var olan mağduriyeti daha da artırmaktadır.

Herhangi bir suçlama yöneltilmeden, idari ve adli işlem yapılmadan, savunma hakkı bile tanınmadan kamu görevinden çıkarma hukuken en ağır yaptırımdır ve başta Anayasa ve yasalar olmak üzere hukuka, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Hukuk devleti, yurttaşlarına hukuk güvenliği sağlayan devlettir ve hukukun üstünde başka bir güç tanımaz.
Soruşturma sonucu savcılıkça haklarında ‘Kovuşturmaya yer olmadığına dair’ karar verilenler ile ihraç sonrasında haklarında hiçbir adli ve idari işlem yapılmayanların KHK ile görevlerine iade edilmeleri hukuk devletin gereğidir. Hukuksuzca ihraç edilen tüm kamu emekçilerinin görevlerine iade edilmelerini gündeminize almanız talebimizdir.”

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler