Kederli çiftler yakılmış bebek küllerini İrlanda’ya geri getirmek zorunda kalmayacak!

Susan Mckay, The Guardian’a yazdı: “Kendi bedenimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Kuzey’in halen özgürleşmesi gerekiyor; ne eşcinsel evlilik hakkı ne de kürtaj hakkı var. Ama ilerliyoruz. İrlanda EVET dedi. Tutkuyla, sevgiyle EVET!” (Çeviri: SiyasiHaber)

Kederli çiftler yakılmış bebek küllerini İrlanda’ya geri getirmek zorunda kalmayacak!

Evet. Evet. Evet. Kadınlar, güzel kadınlar, İrlanda’nın kadınları, bizden nefret edenleri, korkutanları, korkuyla üzerimizde baskı kurmaya devam etmek isteyenleri, ezici bir şekilde yendi. Kâbus bitti.

Bu kampanya yalnız üç ay boyunca sürmedi. Bu mücadele 35 yıldır sürüyor. Rahatlama, mutluluk, özgürlük ve kurtuluş nasıl hissettirirse öyle hissediyorum. Neredeyse tarif edilemez. Ağlıyorum, gülüyorum. Çok büyük bir gurur duyuyorum.

1983 yılında feministler, hükümetin anti-kürtaj yasası adı verilen kadın haklarını kısıtlamaya çalışan tasarısını durdurmak için mücadele ederken ben henüz 26 yaşındaydım.
Büyük annem, cuma gecesi ailemizin fertleri oy kullanmak üzere İngiltere’den İrlanda’ya seyahat edebilsinler diye yüzlerce pound harcadı. Cumartesi öğleden sonra sandık çıkış anketleri o muhteşem haberi verince, 24 yaşındaki kızım bana sarılmak için evime geldi.

Kızımın jenerasyonundaki her on kişiden 9’u evet oyu verdi. Yaşıtlarından biri İrlanda’da bin yıllardır hüküm sürenler buna devam edemeyecekler diye tweet attı. Oy atmaya giderken çekildiğimiz fotoğrafın altına “kendimize ve vücudumuza sahip çıkmaya devam edeceğimizden emin olabilirsiniz.” yazarak tweet attık. Grannies 4 Equality (Eşitlik İçin
Büyükanneler) bunu beğendi. Peder Ted şakaları muhteşemdi. Güneş parıldıyor.

Çıkış anketlerine göre kadınların yüzde 72’si, erkeklerin ise yüzde 66’si EVET oyu kullanmışlardı. Her sosyal sınıftan insanlar, her yaştaki insanlar, insanlık için, merhamet için,
empati için bu büyük zafere ortak oldular. Artık çocuklar taşıyamamaklarını düşündükleri çocukları daha fazla taşımak zorunda kalmayacaklar; İngiltere’de yakılan çocukların küllerini İrlanda’ya taşımak zorunda kalmayacağız; artık daha fazla kadının ölmesine izin vermeyeceğiz; tıpkı kötü bir tıbbî müdahalede yaşamını yitiren ve şimdi Güney Dublin’de etrafında mumlar yanan bir duvarda resmi bulunan Savita Halappanavar gibi ve artık Savita’ların güzel yüzleri kayıplarımızın simgesi olmayacak…

Hayır cephesi, Evet oyunun 1916 yılında ilan ettiğimiz bağımsızlığımızın feshi olacağını, bunun İrlandalılığın köklerinin dinamitleyeceğini söylediler ve kadınları çok ileri gitmekle, “kadın katillerini” tahrik etmekle suçlayan afişler kullandılar.

Oysa insanlar öyle düşünmüyordu. Dünyanın dört bir yanından oy kullanmak için gelen İrlanda’lılar, Dublin havalimanında muhteşem bir hareketlilik ve canlılık yarattılar. Hepsi de İrlanda’nın ve İrlandalı olmanın ne kadar önemli olduğunu biliyorlardı. Tüm bu köhnemiş saçmalıklardan silkinip kurtulmak için bir fırsat bulduklarını biliyorlardı.

Elbette bu yasakların bugüne kadar yarattığı acılar geri getirilemez. Tüm bu acılara neden olan tarih geriye sarılamaz, Magdalene Laundries ve işkence edilen, öldürülen kadınlar, bebeklerini satmak zorunda kalan kadınların acıları geri getirilemez. Ama bu EVET, İrlandalı kadınların halen mücadele etmek zorunda oluğumuz tüm eşitsizlikler ve onursuzluklara karşı bağırdıkları bir hayırdır! Ataerkillik halen devam ediyor; ama ilerliyoruz. Kendi bedenimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Kuzey’in (Kuzey İrlanda) halen özgürleşmesi gerekiyor; ne

eşcinsel evlilik hakkı ne de kürtaj hakkı var. Ama ilerliyoruz. İrlanda EVET dedi. Tutkuyla, sevgiyle EVET!

Not: Yasaklı olduğumuz o korkunç yıllarda, bize yardım ettiğin için teşekkürler İngiltere

https://www.theguardian.com/commentisfree/2018/may/27/yes-repeal-eighth-amendment-
irish-women-inequality

Çeviri: Mustafa Kemal Ersöz

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler