Kapitalizm ‘Suriye Mülteci Krizi’ni Nasıl Manipule Ediyor?

Kapitalizm ‘Suriye Mülteci Krizi’ni Nasıl Manipule Ediyor?

Mustafa Durmuş – Diğer Yazıları

Ünlü sosyal bilimci David Harvey, neo liberalizm olarak tanımladığı günümüz kapitalizminin bazı belirgin özelliklerini anlatırken, bunların sırasıyla; (i) kamusal hizmetlerin küçültülmesi /özelleştirmeler, (ii) spekülatif bir finansallaşma, (iii) su, toprak gibi doğal kaynaklara ve eğitim, sağlık gibi kamusal hizmetlere ilkel sermaye birikimini andıran yöntemlerle el konularak bunların metalaştırılması, (iv) gelir ve servetin sermaye lehine yeniden bölüştürülmesinde ulus devletlerin açıktan araç olarak kullanılmasının yanı sıra (v) her türlü doğal, sosyal ve iktisadi krizin ve savaş gibi felaketin sonuçlarının uluslar arası sermaye lehine manipüle edilebilmesi olduğunu ileri sürer.

Gerçekten de linkini verdiğimiz (http://highline.huffingtonpost.com/articles/en/lagarde-interview/), IMF Başkanı C. Lagarde ile Huffington Post adlı bir Amerikan gazetesinin yaptığı röportaj Harvey’in bu konudaki tespitlerini haklı çıkartıyor.

Bu söyleşide Lagarde, ‘Suriye mülteci krizi’nin, iktisadi durgunluktan bir türlü kurtulamayan Avrupa ekonomilerini ayağa kaldırma konusunda işe yarayabileceğini söylüyor. Bu konuda da özellikle Almanya’yı işaret ediyor.  Bütçesi fazlası olan, ama ciddi genç nüfus açığı da olan Almanya’nın bu fırsatı değerlendirmesinin gerekliliğinin altını çiziyor.

Nitekim bundan kısa bir süre önce Almanya Başbakanı Merkel de bu yıl 800,000 Suriyeli mülteciyi kabul edebileceklerini açıklamıştı.  Zira Almanya’da genç emek gücü hızla azalıyor. Deutche Well’nin 2014 yılındaki bir raporuna göre (http://www.dw.com/en/what-helping-refugees-costs-germany/a-18693996) Almanya kısa bir süre sonra 1,5 milyon genç nitelikli işgücü açığı sorunu ile karşı karşıya kalacak. Kuşkusuz Suriyeli mültecilerin hepsi nitelikli değil, ama belli eğitimlerle nitelik kazandırılabileceklerine inanılıyor.

IMF Başkanından gelen bir diğer itiraf ise çok daha çarpıcı. Lagarde’ye göre, IMF bünyesindeki bir ekip tarafından  hali hazırda “son mülteci akımının Avrupa ülkeleri ekonomileri üzerinde neden olabileceği maliyetler ve sağlayabileceği faydalar üzerinde ciddi bir analiz çalışması” yürütülüyor.

İşin iktisadi mantığı açık: Daha fazla genç, örgütsüz, her şeyi yapmaya ve her koşulda çalışmaya hazır insan daha fazla emek gücü demek. Bu daha fazla üretim, daha fazla büyüme ve daha fazla kâr demek.

Üstelik bütün bunlar savaşın bir parçası emperyalist bir ülke olmanıza, bu savaşın çıkmasında devletinizin de sorumluluğu bulunmasına rağmen, bu iyilikseverlikle savaşın yaralarını saran bir devlet haline gelir ve böylece hem içerden hem de dışarıdan gelen eleştirileri de savuşturmuş oluyorsunuz.

Ayrıca Almanya’da hali hazırda yaşayan yabancılar, Alman devletinden eğitim, teknik eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve sosyal yardımlar biçiminde sağladıkları faydalardan çok daha fazlasını vergi olarak Alman devletine ödemişler.  Nitekim aynı rapora göre, 2012 yılında Almanya’daki 6,6 milyon yabancı, devletten sağladıklarından daha fazlasını,  22 milyar avroyu, vergi olarak Alman devletine geri ödemişler. Yani sadece Alman sermayesi ucuz mülteci emeğinden yararlanıp, üretimini ve kârını artırmayacak, Alman devleti de alacağı vergilerle bu işten kârlı çıkacak. Bu arada yaratacağı yardım severlik görüntüsü de işin cabası olacak.

Diktatörlük ve emperyalist savaş yüzünden yurtlarından kopartılmış, yollarda ölmemeyi başararak uygarlığın en önde bölgelerinden olduğuna inanılan bir bölgeye sığınmış insanların ülkeye kabulünün onların sömürülmesi şartına bağlanması ise 21. yüzyılda tüm insanlığın duyması gereken bir diğer utançtır.

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler