Kahve, çerez, et ve haftada 4 çevrecinin ölümü

SEÇTİKLERİMİZ – Arthur Neslen’in Evrensel’de çevirisi yayımlanan yazısı: “Latin Amerika çevre savunucusu olmak için açık ara dünyanın en tehlikeli yeri. 2017’de kaydedilen çevreci cinayetlerinin yaklaşık yüzde 60’ı bu bölgede gerçekleşti.”

Kahve, çerez, et ve haftada 4 çevrecinin ölümü

ARTHUR NESLEN

Marketten aldıklarımızın fiyatı sadece kasada ödediklerimizden ibaret değil. Aynı zamanda geçen yıl rekor düzeye ulaşan çevreci aktivistlerin katledilmesini de içeriyor.

Uluslararası Sivil Toplum Örgütü Global Witness’ın yeni bir raporuna göre; paramiliter yapılar, hükümetin askeri birlikleri, kiralanmış gangsterler ve kaçakçılar 2017 yılında, çevreyi, sığır çiftlikleri ve şeker kamışı plantasyonları gibi işletmelerin yayılmasından korumaya çalışan 207 kişiyi öldürdü. Bu, geçen yıl her hafta yaklaşık dört çevre savunucusunun öldürüldüğü anlamına geliyor.

İlk defa, sığır eti, hurma yağı ve kahve gibi ürünler üreten tarımsal işletmelerin faaliyetleri, çevreyi ya da toprak haklarını korumak için profesyonelce veya gönüllü bir biçimde çalışan (esasen) yerli halk için en ölümcül sektörlerden madencilik ve doğal kaynak çıkarma işini aştı.

Ramón Bedoya’nın babası Hernán, 207 kurbandan birisiydi. Global Witness’a göre kendi topluluğunun topraklarına doğru genişleyen hurma yağı ve muz plantasyonunu protesto ettikten sonra Kolombiyalı paramiliterler onu 14 kurşunla öldürdü.

Bedoya, HuffPost’a babasının “topluluk içinde lider olmasından dolayı sürekli öldürülmekle, toprağından çıkarılmakla tehdit edildiğini” söyledi. “Sonra ona suikast düzenlediler.”

Kolombiyalı yetkililer, ödül kazanmış belgesel “Görünmez Sınır”da da anlatılan bu tehditleri biliyorlardı. Ancak bu Hernan’ı korumadı.

Şimdi Bedoya, onun topluluğu ve diğerleri daha fazla cinayeti engellemek için desteğe ihtiyaç olduğunu söylüyor. “Daha fazla kan dökülmesini görmek istemiyoruz.”

Ölüm tehditleri alıyorlar

Latin Amerika çevre savunucusu olmak için açık ara dünyanın en tehlikeli yeri. 2017’de kaydedilen çevreci cinayetlerinin yaklaşık yüzde 60’ı bu bölgede gerçekleşti.

Örneğin Meksika’nın tropikal ormanları, yasadışı sığır eti üretiminden avokado çiftliklerine kadar birçok işletme tarafından tahrip edildi. 2017 Ocak’ında, Isidro Baldenegro López vurularak öldürüldü. Lopez, Kuzey Meksika’da Sierra Tarahumara sıra dağı ormanlarını koruma mücadelesiyle prestijli Goldman Çevre Ödülü’nü kazanmış önde gelen yerli bir aktivistti.

20 yıldır Sierra Tarahumara’da yerli haklarını savunan bir organizasyon olan Sierra Madre İttifakı’nın lideri Isela González, defalarca ölüm tehdidi aldığını söylüyor. O şimdi polis koruması ile seyahat ediyor ama özellikle uzak bölgelerde, devletin verdiği ve bir etkisi olmayan panik butonu ve uydu telefonlarıyla kendisini tam olarak güvende hissetmiyor.

González, Huffinton Post’a “cinayetler büyük stres ve çok uzun çalışma günlerine neden oluyor, çünkü sürekli sıradaki olay için tetikte olmak zorundasın. Bu durum sağlığımı da olumsuz etkiliyor” diye konuştu.

González, Meksika Başkanlık seçimlerinin son galibi Andrés Manuel López Obrador’a atıf yaparak şunları ekliyor: “Çünkü tam olarak hükümet değişikliği yapmak üzere olduğumuz için, [diplomatik] büyükelçiliklerin insan hakları krizine -kaybedilme ve işkence- önem vermeleri, toprak ve çevre savunucularının karşı karşıya olduğu tehlikeler hakkında konuşmaları çok önemlidir.”

Avrupa’nın çıkarları

Avrupa’da, ormansızlaşma ve insan hakları ihlallerini durdurmaya yönelik çabalar, yasadışı kereste ithalatını kısıtlayan yasaların uygulanmasındaki zayıflık ve ticari çıkarları gereği Avrupalı yetkililerin Güneydoğu Asya hurma yağı üreticileriyle anlaşması nedeniyle sekteye uğruyor.

Mayıs ayında, Avrupa Komisyonu’nun bir çalışması, 2020 yılı itibarıyla Avrupa Parlamentolarının hurma yağı yasağı için verdiği oyların, Endonezya gibi hurma üreticisi ülkelerden “güçlü bir tepkiyi tetiklediği”, Serbest Ticaret Anlaşması görüşmelerinde “potansiyel yan etkileri üzerine soruları artırdığı” konusunda uyarıyordu.

Bir ay sonra AB, yakıt için hurma yağı kullanımını aşamalı olarak durdurma kararını on yıl ertelemeyi kabul etti. Geçen hafta birliğin Malezya büyükeçisi, Avrupa’nın hâlâ “hurma yağına açık olduğunu” deklare etti.

Yoksulluk karşıtı yardım derneği War on Want’tan Sebastian Ordoñez Muñoz’a göre, bu açıklama “hurma yağı endüstrisi çok sayıda ormanı tamamen ortadan kaldırdığı için” şok etkisi yarattı: “Ormansızlaşmanın gelecek on yılda küresel ısınma üzerinde emsalsiz ve yerli topluluklar üzerinde şiddetli etkileri olacaktır.”

Kadınlara cinsel şiddet tehdidi

Yeni bir Global Witness raporuna göre, yasal düzenlemeler çevresel suçları durdurmada rol oynayabilir ve oynamalıdır. Ayrıca tüketiciler, şirketlere ve hükümetlere sosyal medya, politik temsilcilerine mektuplar ve dayanışma kampanyaları aracılığıyla çağrılar yaparak katkı sunabilir.

“Endişeli tüketiciler (...) milletvekillerine telefon edebilir ve hükümetin yurtdışındaki ticareti düzenlemek için ne yaptığını sorabilir” diyor Global Witness’in kıdemli kampanyacısı ve rapor yazarı Ben Leather: “İşletmelere tedarik zincirleri boyunca insan hakları ihlallerinin bulunmadığını nasıl garanti ettiklerini sorabilirler. Tüketimlerinin çevre ve toprak hakları aktivistlerinin öldürülmesini körüklememesini talep edebilirler.”

Leather, raporda endişe verici bir sürü gelişmenin arasında, çevre savunucusu kadınların bazen kendi topluluklarının içinden olmak üzere “spesifik ve artan” cinsel şiddet, istismar ve taciz tehditleriyle yüz yüze geldiğine dikkat çekiyor.

Ayrıca, 2017 yılında, tek seferde birden fazla insanın yaşamına mal olan cinayetlerin daha fazla olduğunu, çünkü suçluların cezasızlıkla açıkça teşvik edildiğini belirtiyor: “Bir karşılığının olacağını düşünmüyorlar, bu nedenle bütün topluluklara korku salmak için kitlesel barbarlık yapmaktan çekinmiyorlar.”

En çok cinayet Brezilya’da

Global Witness raporu Brezilya ve Filipinler gibi ülkelerde gerçekleşen bazı katliamları kayda geçti. Filipinler’de anlatılanlara göre, ordu Aralık ayında kendi topraklarını kahve plantasyonlarından korumaya çalışan en az 8 yerliyi öldürdü.

Brezilya geçen yıl 57 cinayetle en fazla çevre aktivistinin öldürüldüğü ülke olmayı sürdürüyor. Bu herhangi bir ülke tarafından kaydedilmiş en yüksek sayı. Bir kabilenin (Gamela) 22 üyesine bir arazi gasp etme olayı sırasında saldırıldı. Bazılarının elleri kesildi.

Birleşik Krallık ihracat kredi ajansı bu yıl Brezilya ile yiyecek, içecek, maden, yağ ve gaz sektörlerini kapsayan 3,9 milyar dolarlık ticaretin garanti altında olduğunu açıkladı. Ancak Birleşik Krallık Uluslararası Ticaret Kalkınma Klavuz notları “Brezilya’nın bazı bölgelerinde organize suç önemli bir problemdir” derken, ormansızlaşma ya da çevresel suçlara değinmiyordu.

Kapitaliste karşı topraklarını korumak

Rapordaki birkaç olumlu noktadan biri, Honduras’taki çevre savunucularının öldürülmesinde meydana gelen azalma: 2016’da 14 iken bu sayı geçen yıl 5’e düştü. Ancak politik baskı yoğunlaştı ve Orta Amerika ülkesi kişi başına düşen en kötü insan hakları rekorunu elinde tutuyor. Honduras’ta son 10 yılda 128 çevre aktivisti öldürüldü.

Çevre aktivisti Berta Cáceres’in kızı Bertha Zúñiga Cáceres şunları söylüyor: “İş dünyası Latin Amerika’daki yatırımlarını garanti altına almak için ne yapmak istediğini gösterdi, ancak insanlar topraklarımızı korumak geçimimizi savunmaktır, diyor”.

Berta Cáceres, 2016 yılında Honduras’ta öldürüldü ve bununla birlikte çevre savunucularının karşı karşıya kaldıkları tehlikelerin küresel görünürlüğü hızlı bir biçimde yükseldi.

Global Witness raporu için cevap veren çevre yazarı ve kampanya yürütücüsü George Monbiot, “çevre savunucuları iklim değişimine karşı kuşakları kapsayan bir savaşın en ön cephesinde” dedi.

“Sadece karbon için değil nadir bitki ve vahşi yaşam türlerinin korunması için de hayati olan toprakların zorla ele geçirilmesi, parçalanması, delinmesi ve yoğun ürün yetiştiriciliği yapılması konusunda hükümetler ve büyük iş dünyası işbirliği halinde çalıştığı zaman, sesimizi yükseltmezsek daha yeşil, daha temiz ve daha sürdürülebilir bir gezegen inşa etme konusunda asla ciddi olamayız.”

Evrensel için çeviren: Arif Koşar

Kaynak: www.huffingtonpost.com

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler