Hükümet Sri Lanka imha planını hayata geçiriyor

Mahir Sayın yazdı: Hükümet Sri Lanka imha planını hayata geçiriyor

Hükümet Sri Lanka imha planını hayata geçiriyor

HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Meclis Başkanlığı'na Başbakanın yanıtlamasıyla ilgili olarak verdiği soru önergesinde Sri Lanka’da Tamil Kaplanları’na karşı uygulanan ‘Rajapaksa Modeli’ ne benzer bir soykırım planının uygulanmakta olduğunu ayrıntılarıyla açıkladı.

Bu plan 2011’den beri Erdoğan'ın kafasında dolanıp durmakta. Son ateşkes öncesinde ilk adımları atılan, seçimler dönemine gelinmesi dolaysıyla, tek taraflı ateşkes çerçevesinde askıya alınan Tamil halkına karşı uygulanmış olan bu soykırım planı AKP’nin 7 haziran seçimlerinde aldığı yenilgi üzerine yeniden gündeme geldi ve 90’lı yılların köy boşaltmasıyla gerillayı tecrit anlayışı bu kez kentlerin boşaltılmasıyla tüm bir özgürlük hareketinin imhasına yöneltilmiş bulunuyor.

Sri Lanka  devlet başkanı Rajapaska’nın formüle ettiği imha harekatı şu öğelerden oluşmaktaydı:
-sarsılmaz siyasi irade; 
-uluslararası tepkilerin dikkate alınmaması; 
-kesinlikle müzakere masasına oturulmaması; 
-medyanın kontrolü; 
-siyasi müdahalede bulunulmaması (güvenlik güçlerine serbestlik tanınması); 
-eksiksiz operasyon üstünlüğü ve genç komutanlara önem verilmesi. 
-en önemlisi de ordunun operasyonlarının sonucunda sivil ölümlerinin olacağını kabul ediyor ve sorumluluğu kişisel olarak üstlenmeye hazır olduğunu açıkça belirtiyordu...

Bu plan adım adım AKP hükümeti tarafından hayata geçirilmektedir. 
-“Sarsılmaz siyasi irade” RTE tarafından önüne geleni boynuzlayan azgın boğa gibi her tarafa saldırmalarla ortaya konulmaktadır. 
- AKP Hükümeti uluslararası alanda en tecrit duruma sürüklenilmiş olmasına rağmen yapılan eleştirilere kulak asmaz görünmektedir. 
-“Dolmabahçe Mutabakatı”yla kurulduğu ilan edilen müzakere masası bizzat RTE tarafından tekmelenmiş ve Kürt halkının direniş azmini kırmak için ancak yenilgiden sonra tırşıkçılarla yeniden kurulacağı ilan edilmektedir. Rus uçağının düşürülmesinin Türkiye’ye karşı oynanmış bir oyun olduğu sonucuna ulaşmış olan hükümet borozanları A. Selvi ve Ali Bayramoğlu’nun Yeni Şafak’taki yazılarına bakınız. 
-Medyanın bir kısmı zaten borozan haline getirilmiş ve kalanı da kapatma, el koyma, tutuklama tehditleriyle susturulmaya çalışılıyor. 
-Güvenlik güçlerine müdahale de bulunmamam ve en geniş yetkilerin tanınması “iç güvenlik yasa tasarısıyla zaten çok önceden hazırlanmıştı.
-Eksiksiz operasyon üstünlüğü ve genç komutanlara önem verilmesi‘nin anlamı AKP7nin planında özel timler, 10 bin kişilik özel askeri birlik ve Jitem’in yeniden göreve çağrılması biçiminde hayat bulmuş bulunuyor.
-Yapılan operasyonlar sonucu ortaya çıkacak olan sivil ölümlerinin sorumluluğunu hükümet çoktan üstüne almışki, kentlerin içine tank ve top sokarak insanları imha etmekten imtina etmiyor. Daha sonra da bu imha edilenlerin sivil değil silahlı savaşçılar olduğu ilan edilerek tepkiler yumuşatılmaya çalışılıyor.

Alican Önlü’nun soru önergesinde yaptığı açıklamalar Kürdistan’da yürütülen imha harekatının tam tamına Sri Lanka imha planının hayata geçirilmesi olduğunu oltaya koyuyor.

Sri Lanka’da başarılı olan bu planın Kürdistan’da vereceği ağır zararlara rağmen başarısız olacağının en açık kanıtı Tamil Tigers’ın hükümet kuvvetleriyle bir cephe savaşını kazanmaya cesaret edecek derecede kendine olan güveniydi. Sri Lanka Hükümeti Hindistan ve  Batılı emperyalist güçlerle yaptığı anlaşmaların sonucu olarak tüm ikmalini kestiği ve adanın belli bir köşesine kıstırdığı Tamil Tigers güçlerini siper savaşında bire kadar imha edebilme imkanın kavuştu. RTE’nin, NATO’dan aldığı destek ve Barzani’yi kendi amaçları doğrultusunda kullanma hesaplarıyla giriştiği bu savaşta karşısında siper savaşını kabul eden Tamil Tigers değil, şu andaki şehir direnişleri de dahil, mücadelenin her alanını gerilla taktikleriyle yöneten PKK’yi bulunmaktadır. Zaten şimdiden görülmektedir ki, hükümet sadece sivilleri katletmektedir. Terörist diye ilan ettikleri insanları, ya çocuk, ya yaşlı insanlar çıkmaktadır. Ama RTE’nin derdi ve çaresizliği o kadar büyüktür ki, o son bir can havliyle karşısındaki gücü imha etmek üzere öne atılmış ve hiçbir çağdaş değere aldırmadan saldırmaktadır.

90’lı yıllarda köyleri bombardıman ederek boşaltanların umudu da gerillanın suyunu kurutup onu nefes alamayan balığa çevirmekti ama sonuç mücadelenin Kürdistan’ın tümünü sararken, Batı'ya da yayılması olarak tecelli etti. Şimdi özgürlük mücadelesinin %90’a yaklaşan bir kitle desteğine sahip olduğu belli kentlerin boşaltılması sadece ve sadece mücadelenin boyutlarının daha da yükselmesinden başka bir sonuca yol açmayacaktır. 

Kaçaksaray’da oturan harami başının canilerinin bugüne kadar sürdürdükleri imha harekatı şimdilik karşısında esas olarak sivil halkı ve onlara öncülük eden YDG-H’li gençleri bulmuştur. Gerilla güçleri ise henüz bu savaşta pek rol almamış görünmektedir. Sınır ötesinde İslamcı katiller sürüsüne karşı sürdürülen mücadelenin kazanacağı başarılarla iyice güçlenecek olan gerilla güçlerinin de belli bir aşamadan sonra bu direnişe katılması hükümetin hesaplarının tümünün alt üst olmasına ve ortaya çıkan kaos ve güvensizlik ortamından yararlanarak kurmak istedikleri başkanlık sistemine dayalı faşist rejimin tepelerine yıkılmasına yol açacağına pek kuşku yok. 

Rejim toplumsal onayı bir kenara koyup, halkı birbirine düşman iki cephe haline getirerek bütün varlığını içerde ve sınır ötesindeki şiddet politikalarına dayandırmış bulunuyor. Sınır ötesinde işbirliği yaptığı haydutların almakta olduğu ve daha da alacağı darbelerin RTE iktidarının aldığı darbeler olduğu gün geçtikçe ortaya çıkmaktadır. Bölgesel hegemonya hevesleri ve Kürt Özgürlük mücadelesini imha amacıyla İslamcı katillerle işbirliği politikası iflas ettikçe RTE iktidarı da sarsılmakta ve bıçak sırtındaki yürüyüşünün sonuna yaklaşmaktadır.

ABD’nin yaktığı yeşil ışıkla Rusya’nın uçağını düşürüp NATO’yu kurnazlıkla kendi amaçları için kullanabileceğini sanırken, kendi oyununa gelmiş pehlivan misali ABD’nin her dediğini yapmak zorunda kalan bir köle duruma sürüklendiği gibi, uluslar arası planda da Rusya’nın sürekli tecrit ve teşhir politikalarının muhatabı haline gelmiş bulunmaktadır. Suriye’de beslediği katil sürülerinin aldığı yenilgiler karşısında Irak’ta Musul’un kurtarılması operasyonuna doğrudan dahil olabilmek için sevkettiği kuvvetler nasıl bir tecrit içine sürüklenmiş olduğunu en açık biçimde sergilemiş bulunuyor. Bu tutum Irak hükümeti tarafından şiddetle protesto edilip geri çekilme talep edilirken, ABD tarafından da bu talep desteklenmiş ve kanatları altına girdiği NATO’nun kendisine verdiği desteğin mahiyetinin de ne olduğunu ortaya koymuştur. 

Ama asıl büyük dert ve red, RTE’nin öncüsü olma hevesleriyle yanıp tutuştuğu Arap dünyasından gelmiştir. Irak hükümetinin başvurusu üzerine toplanan Arap Birliği, Genel Sekreteri aracılığıyla, Ankara yönetimine çağrı yaparak "Türkiye askerlerinin Irak’taki varlığı uluslararası hukukun ve Irak’ın egemenliğinin ihlalidir. Türkiye’nin bu tutumunu rahatsız edici buluyoruz ve bölgeden en hızlı şekilde çekilmesini istiyoruz" mesajını göndermiştir. 

Rusya ve Çin’in tutumları ise zaten benimsenen cepheler tarafından belirlenmiş durumdadır. Böyle ağır bir tecrit içine sürükleneceğini hiç ummayan RTE, Irak hükümetinin “topraklarımızdan çıkın!” talebini “asla çekilmeyiz” diye terslerken, uçak meselesinde nasıl dut yemiş bülbüle dönmüşse, şimdi de sesini çıkaramaz duruma sürüklenmiştir.

RTE, bu noktadan sonra belki yapacak bir iki akılsız manevra daha bulabilir. Çerisizlik içine sürüklenenlerin ne tür saçmalıkları akıl edeceklerini kestirebilmek mümkün değildir. Ama bu, bataklığa saplanan kişinin her hareketinde biraz daha hızla o batağa saplanmasından başka bir sonuca yol açmaz. RTE hırsızlık dosyalarının ortaya döküldüğü 17-25 Aralık sürecinden beri işte böyle bir bataklığın içinde tepinip durmaktadır. Onu bu bataktan kurtarmak için uzanacak ellere tutunması da kurtulurken daha büyük bir köleliğe teslim olmasından başka bir anlama gelmeyecektir; ama böyle bir kurtuluş da (NATO onu Rusya’nın uçağını düşürmesi karşısında nasıl kurtarıp köleleştirmişse) kendi safları içerisinde kurduğu hegemonyanın parçalanıp erksizleşmesinden başka bir sonuca yol açmaz. 

Sallanıyor; düşünceye kadar tekmelemeye devam edelim!

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler