Hınçak Partisi’nden Alex Köşgeryan: ‘Bizim rüyamız, savaşların, soykırımların sona ermesi!’

Hınçak Partisi yöneticisi Alex Köşgeryan: “Acı görmüş ve öz topraklarından ırak yaşayan bir halkın evladı olarak, başka halkların aynı acıyı görmesini vicdanım götürmez. … Bizim amacımız ve rüyamız, dünyada barışın yayılması, savaşların, soykırımların ve katliamların sona ermesi ve halkların yan yana uyum içinde yaşamaları.”

Hınçak Partisi’nden Alex Köşgeryan: ‘Bizim rüyamız, savaşların, soykırımların sona ermesi!’

SiyasiHaber

Sosyal Demokrat Hınçak Partisi Dış İlişkiler Sorumlusu Alex Köşgeryan, Kadir Akın’ın yönetmenliğini yaptığı, Osmanlı'da Ermeni partilerini ve Paramaz’ı anlatan Red adlı belgesel filmin galasında bir konuşma yaptı. Aynı zamanda Red’in proje danışmanlığını gerçekleştiren Köşgeryan, dört yıl önce Türkiye’ye Ermeni sosyalist Paramaz (Madteos Sarkisyan) ve 19 arkadaşının 1915 Haziran’ında idam edildikleri Beyazıt Meydanı’nda yapılacak ilk anma törenine katılmak üzere gelişinin öyküsünü anlattı.

Oldukça duygusal ama aynı zamanda güçlü politik mesajların yer aldığı konuşmayı Köşgeryan Türkçe olarak yazdı ve okudu. Kendisinden yayımlama izniyle aldığımız konuşma metnini olduğu gibi aktarıyoruz:

Değerli dostlar ve arkadaşlar, Harkeli paregamner yev ıngerner

İyi akşamlar, Pari irigun.

Bu akşam Kadir Akın’ın RED belgeselinin sunumunda, huzurunuzda bulunmak benim için şeref ve memnuniyet verici bir olay.

İzninizle dört yıl önce başlayan bir maceranın özet öyküsünü anlatacağım size.

2013 Mayıs ayındaydı. Beyrut’da 20 Ermeni Sosyal Demokrat Hınçak devrimcinin her yıl gibi anmalarının hazırlıklarındaydık. Bir arkadaş Yerevan’dan beni aradı ve şu sözleri söyledi: “Yoldaş Aleksan, İstanbul’da bir grup Türkiyeli sosyalistler ve Nor Zartonk Ermeni derneği, Haziran’da bizim 20’lerin anmasını düzenleyecekler, sözcü olarak Partimizden birini istiyorlar. Bildiğime göre senin Türkçen iyi, başa çıkabilir misin?” Tatsız bir şaka olduğunu sandım ve yüksek sesle gülmeye başladım. İnanmıyordum ama hoşuma gitti ve “Tamam ben giderim” dedim.

Kararımı Partimizin yöneticilerinden iki kişiye açıkladım. Çok dar bir alanda duyulan haber sonunda yayıldı, yankılar gelmeye başladı. “Ulan sen deli misin, aklını mı kaçırdın? Çor çocuğun var, Türkiye’de ne işin var senin? İstanbul’da vaziyet gergin, Gezi olayları zirvesine ulaşmış ve saire, ve saire.”

Ciddi tartışmalardan sonra Partimizin Lübnan Şubesinde karar aldık, benim katılmam onaylandı. Son gün Merkez Yönetim Kurulumuzun Başkanı aradı. “Bak yoldaş, son olarak soruyorum, emin misin?” dedi, cevabım kesin olarak “Evet” oldu.

O akşam yatamadım. Nasıl yatabilirdim? 100 yıl düşman olarak tanıdığımız bir ülkeye gidecektim. Dedemi tehcir eden, annemi tehcir eden, belki de aralarında varlıklarımızı gasp eden insanlarla tanışacaktım. Ama aynı zamanda, öte yandan bize uzanan ve dostluk öneren eller vardı.

Tam bu düşünceler içindeyken bir yerden güç almam gerekiyordu. Paramaz’ın sözleri bana yardıma ulaştı: “Biz sosyal demokratız, katı milliyetçi değiliz. Bizim amacımız bu topraklardaki bütün halkların yan yana kardeşçe yaşamasıdır.” Kafamda tekrarlayarak biraz da olsa rahatladım ve günün doğmasını bekledim.

Uçağımız Beyrut’tan İstanbul’a ulaştı. Yerevan’dan gelen arkadaşlarla buluşduk. 6 kişilik grubumuz toplandık, yerleşdik.

Garip bir his vardı içinde. Ben buraları tanıyor gibiydim. Sokakların adlarını, konuşulan dili, yemeğin kokuları, kiliseler, pasajlar… Sanki Agop Baronyan’ın Apisoğom Ağası bu hanlardan birinde oturmuş gibi… Bütün bildiklerimi, duyduklarımı yaşıyordum.

20’lerin Paneli Cezayir salonunda gerçekleşti. Zorluklara rağmen Beyazıt Meydanı’nda ve Gezi Parkı’nda anmalar düzenlendi. Türkiye sosyalist hareketinin tarihinde kayıp olan halka Kadir Akın ve Nor Zartonk’daki arkadaşlar sayesinde bulunmuş oldu.

Bu bulunan halkayı Inger Kadir Akın, yazdığı Paramaz ve Ermeni Sosyalistler kitabında belgelendirdi ve tarihe geçirdi. Bunu Türk Solundan portreler kitabı izledi. Rahmetle andığımız Vedat Türkali’nin “Bitti Bitti Bitmedi” romanı ve onlarca makaleler ve tanıtımlar izledi. Bu çabalar sayesinde bir Paramaz ve 19 arkadaşı, binlerce yeni kahraman Paramaz Kızılbaşların rehberi oldular.

Dört yıl önce başlayan bir arkadaşlığın lezzetli meyvelerinden biri bu akşam izleyeceğimiz Kadir Akın’ın RED adındaki belgeseli oldu. Benim için Kadir Akın ve bu belgeseli hazırlayan ekiple çalışmak büyük zevk ve memnuniyet verici bir tecrübe oldu. Bunun için hepinize teşekkürlerimi sunarım.

Değerli Arkadaşlar

Bu belgeselde, gördüğünüz gibi, halklarımızın arasında geçen acı ve ağrı dolu bir dönemden bahsedildi. Olayı nasıl tanımlarsanız tanımlayın; ben soykırımı derim, bazısı tehcir, başkası Büyük Felaket, ama sonucuna bakarsanız olan masum insanlara olmuş. Evrenin en değerli mahlukatlarına olmuş.

Bu olayda mağdur olan taraf benim halkım. Binlerce yıl bu topraklarda yaşadıktan sonra, kökü kazılmış; yüzyıllarca bu topraklarda kök saldıktan sonra sadece izleri kalmış. Acı görmüş ve öz topraklarından ırak yaşayan bir halkın evladı olarak, başka halkların aynı acıyı görmesini vicdanım götürmez.

Dün Hristiyan Ermenilere oldu. Ondan sonra Müslüman Arap Cezayirlilere, sonra Yahudilere, sonra Ruandalılara, sonra Yezidilere… Hiç kimse bu kin ve nefretten esirgenmedi. Dini, ırkı fark etmeden bütün insanlar bu acıdan nasibini aldı.

Bizim amacımız ve rüyamız, dünyada barışın yayılması, savaşların, soykırımların ve katliamların sona ermesi ve halkların yan yana uyum içinde yaşamaları.

Alex Köşgeryan Red filminin galasında yönetmen Kadir Akın, Rakel Dink ve HDP Milletvekili Garo Paylan ile sohbette:

 

Hınçak Partisi’nden Alex Köşgeryan: ‘Bizim rüyamız, savaşların, soykırımların sona ermesi!’

 

 

Hınçak Partisi’nden Alex Köşgeryan: ‘Bizim rüyamız, savaşların, soykırımların sona ermesi!’

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler