HDP'li Dora, Süryanilerin mülklerinin Diyanet'e devredilmesini sordu

HDP Mardin Milletvekili Erol Dora, Süryanilere ait çok sayıda kilise, manastır, mezarlık gibi mülklerin kamu kurumlarına devredilmesini Meclis gündemine taşıdı. Dora, Başbakan Yıldırım’a “Taşınmazların hazine adına tescili, Lozan Anlaşması’nın ihlali anlamına gelmemekte midir?” diye sordu.

HDP'li Dora, Süryanilerin mülklerinin Diyanet'e devredilmesini sordu

2012 yılı sonunda yapılan mevzuat değişikliğiyle Mardin’in büyükşehir olmasının ardından, yasa gereği köyler resmi olarak mahalleye dönüştürülerek il idaresine bağlanmıştı.

Mardin Valiliği, Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu adıyla bir ‘Tasfiye Komisyonu’ oluşturmuş ve bu komisyon kentte tüzel kişiliği sona eren kurumların mülklerinin paylaştırılması sürecini başlatmıştı.

Komisyon, 2016 yılı içinde Mardin ilçelerinde bulunan ve Süryanilere ait onlarca kilise, manastır, mezarlık ve başka diğer arazileri başta hazine olmak üzere ilgili kamu kurumlarına devretmişti.

Mor Gabriel Manastırı Vakfı konu ile ilgili olarak ilgili mercilere itiraz etmiş ancak itirazlar Tasfiye Komisyonu tarafından reddedilerek, mülkiyeti hazineye aktarılan kilise, manastır ve mezarlıkları Diyanet İşleri Başkanlığı’na devretmişti.

Yaşanan bu durumu Meclis gündemine taşıyan HDP Milletvekili Erol Dora, AKP Grup Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması talebi ile verdiği yazılı soru önergesinde, devam eden uygulamanın Lozan Anlaşması’na aykırı olup olmadığını sordu.

Erol Dora tarafından Meclis Başkanlığı’na sunulan önergede şu sorulara yer verildi:

*Mardin’de Süryaniler ’in dini ibadet yerleri, mezarlıkları ve diğer taşınmazlarına yönelik, tasfiye komisyonu eliyle gerçekleştirilen bu haksız uygulamalardan haberdar mısınız? Haberdar iseniz bu mülklerin asıl sahiplerine iade edilmesi hususunda herhangi bir çalışmanız var mıdır? Yoksa bu bağlamda bir çalışma başlatacak mısınız?

*Lozan Antlaşması 42/3 Maddesinde; “Türk Hükümeti, söz konusu azınlıklara (gayrimüslimlere) ait kiliselere, havralara, mezarlıklara ve öteki din kurumlarına tam bir koruma sağlamayı yükümlenir. Bu azınlıkların Türkiye’deki vakıflarına, din ve hayır isleri kurumlarına her türlü kolaylıklar ve izinler sağlanacak ve Türk Hükümeti, yeniden din ve hayır kurumları kurulması için, bu nitelikteki öteki özel kurumlara sağlanmış gerekli kolaylıklardan hiç birini esirgemeyecektir” ifadelerine yer verilmiştir. Diğer taraftan yine aynı antlaşmanın 37. Maddesi; “Türkiye, 38. maddeden 44. maddeye kadar olan maddelerin kapsadığı hükümlerin temel yasalar olarak tanınmasını ve hiç bir kanunun, hiç bir yönetmeliğin (tüzüğün) ve hiç bir resmi işlemin bu hükümlere aykırı ya da bunlarla çelişir olmamasını ve hiç bir kanun, hiç bir yönetmelik (tüzük) ve hiç bir resmi işlemin söz konusu hükümlerden üstün sayılmamasını yükümlenir” hükmünü içermektedir. Bu bağlamda söz konusu taşınmazların Hazine adına tescili, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu antlaşması olan Lozan Anlaşması’nın ihlali anlamına gelmemekte midir? Bu gerekçeyle hâlihazırdaki haksız uygulamanın sona ermesi için herhangi bir girişimde bulunacak mısınız?

*Mardin bölgesinde yer alan, mülkiyet ve zilyetliği kadim zamandan beri  Süryani vakıflarının altında bulunana ancak mülkiyetine el konulmuş diğer yüzlerce gayrimenkulün iadesi için herhangi bir çalışmanız var mıdır? Şayet yoksa bu vesileyle herhangi bir girişimde bulunacak mısınız?

*Genel olarak Türkiye’deki azınlık (Ermeni, Rum, Musevi ve Süryani) vakıflarına ait ancak çeşitli gerekçelerle el konulmuş taşınmazlarının iadesi için herhangi bir çalışmanız var mıdır?

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler