HDP'den 15 Temmuz açıklaması: Darbe girişiminin siyasi ayağı meçhul bırakıldı

HDP, 15 Temmuz darbe girişiminin ikinci yılı dolayısıyla bir açıklama yaptı. Açıklamada darbe girişimin siyasi ayağının ‘meçhul’ bırakıldığını vurguladı.

HDP'den 15 Temmuz açıklaması: Darbe girişiminin siyasi ayağı meçhul bırakıldı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe girişimine dair yazılı açıklama yaptı.

Açıklamanın bir kısmında şu ifadeler yer aldı: ''2 yıl önce, 15 Temmuz'da bir darbe girişimi yaşandı. Biliyoruz ki, Türkiye'nin son 60 yıllık tarihi aynı zamanda bir askeri, sivil ve siyasi darbeler ve muhtıralar tarihidir. 27 Mayıs 1960, 22 Şubat 1962, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997, 15 Temmuz 2016; sonrasında 20 Temmuz 2016 OHAL ilanı ve 4 Kasım 2016'da demokratik siyaseti tasfiye girişimi... 

Türkiye'nin yaşadığı toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunların çözümü demokrasi, barış, eşitlik ve toplumsal adaletin tesis edilmesinden geçer. Darbe girişiminin 2nci yılında bir kez daha bu gerçekleri hatırlatarak, demokrasi, barış ve toplumsal adalet mücadelemizi ortaklaştırma ve büyütme irademizi vurguluyoruz.''

Açıklamanın tam metni: 

2 yıl önce, 15 Temmuz'da bir darbe girişimi yaşandı. Biliyoruz ki, Türkiye'nin son 60 yıllık tarihi aynı zamanda bir askeri, sivil ve siyasi darbeler ve muhtıralar tarihidir. 27 Mayıs 1960, 22 Şubat 1962, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997, 15 Temmuz 2016; sonrasında 20 Temmuz 2016 OHAL ilanı ve 4 Kasım 2016'da demokratik siyaseti tasfiye girişimi... 

Hukukun üstünlüğünün var olduğu; evrensel demokratik değerlere, kurumlara ve işleyişlere sahip hiçbir ülkede görülemeyecek bir darbeler silsilesidir bu. 15 Temmuz darbe girişimi de göstere göstere gelmiştir. 15 Temmuz'dan önceki Meclis tutanaklarına ve açıklamalarımıza bakıldığında, partimiz işlemekte olan darbe mekaniğine ve yakın ihtimaline karşı defalarca dikkat çekmiş, iktidarı uyarmıştır. 

Özellikle 28 Şubat 2015'te yapılmış olan Dolmabahçe mutabakatının iktidar tarafından bozulmasının ve Kürt sorununa ilişkin çatışma ve savaş konseptinin yeniden devreye alınmasının darbe mekaniğini tetiklediğini defalarca dile getirmiştir. Her tür darbeye karşı net duruşumuzu defalarca vurgulamıştır. 

15 Temmuz darbe girişimine karşı TBMM'nin ve halkımızın gösterdiği ortak duruş da iktidar tarafından demokratik siyaseti güçlendirme ve darbeci zihniyet karşısında demokrasi, hak, hukuk ve özgürlükler zeminini geliştirme yönünde değerlendirilmemiştir. 

İktidar, durumunu hukuksuzluk, baskı ve adaletsizlikle sağlamlaştırma yolunu seçmiş, yaşananları mutlak iktidarın tesisi için ''Allah'ın lütfu'' olarak görmüştür. Ülkeyi 2 yıldır OHAL ve KHK rejimi ile yönetmiş, toplumsal muhalefet ve demokratik siyasete karşı baskı ve hukuksuzlukları artırmıştır. 

İktidar on binlerce insanı bir hüküm olmaksızın işinden atmış, cezaevlerini doldurmuştur. Seçilmiş belediyelere kayyumlar atayarak Kürt halkının iradesini gasp etmiş, partimizi demokratik siyasetten tasfiye edebilmek için tutuklama ve saldırılarını sürdürmüş, o dönemki Eş Genel Başkanlarımızı, milletvekillerimizi, belediye eşbaşkanlarımızı ve üyelerimizi rehin almıştır. Gazetecileri tutuklamış, birçok TV, radyo, gazete, internet yayını, sivil toplum kuruluşları, kadın kuruluş ve derneklerini KHK eliyle kapatmıştır. Yargıya talimatlar vermiş, yargıyı bağımlı ve taraflı hale getirmiştir. 

Yeni bir totaliter rejimi ilan edecek, mutlak iktidarı kurumsallaştıracak ortamı sağlamıştır. Kuvvetler ayrılığını, denge denetleme mekanizmalarını ortadan kaldırmış; hukukun üstünlüğü yerine üstünlerin hukukunu tesis etmiş; demokratik hak ve özgürlükleri, kurum ve işleyişleri kullanılamaz hale getiren tek kişi yönetimini kurmuştur. 

Asker ve sivil bürokraside, devletin her kurum ve kademesinde darbeci oldukları iddiası ile insanlar tasfiye edilmiş, ama girişimin siyasi ayağı meçhul bırakılmıştır. 10 yıl boyunca Cemaat örgütlenmesi ile birlikte devletin birçok kurumunu kadrolaşarak yönetmiş olanlar, ''ne istedilerse verdik'' itirafında bulunanlar, Gülen'e ''hasretle dönmeni bekliyoruz'' diyerek seslenenler siyasi ayağı bir türlü bulamamışlardır. 

Darbe girişimlerinin panzehri demokratik siyaseti ve toplumsal adaleti güçlendirmektir. Darbelerin olmaması için evrensel demokratik hak ve özgürlükler; hukukun, demokratik cumhuriyetin değerleri ve hakları, kurumları işletilmeli ve geliştirilmelidir. Kürt sorununda demokratik ve barışçı bir çözümün gerçekleştirilmesi de yeni darbe ortamlarının doğmaması, darbe mekaniğinin işlememesi için elzem olandır. 

Türkiye'nin yaşadığı toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunların çözümü demokrasi, barış, eşitlik ve toplumsal adaletin tesis edilmesinden geçer. Darbe girişiminin 2nci yılında bir kez daha bu gerçekleri hatırlatarak, demokrasi, barış ve toplumsal adalet mücadelemizi ortaklaştırma ve büyütme irademizi vurguluyoruz. 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler