Havalimanı şantiyesi mi, ‘esaret kampı’ mı?

3. Havalimanı inşaatında çalışan Ş.E., barınma ve çalışma koşullarının çok ağır olduğunu, 12 metrekarelik odalara 6 kişinin konulduğunu, yemeklerin yenilmeyecek kötülükte olduğunu, ücretlerin eksik ödendiğini, iş güvenliği kurallarına uyulmadığını anlattı.

Havalimanı şantiyesi mi, ‘esaret kampı’ mı?

Röportaj: SiyasiHaber

Son günlerde basında iş cinayetlerinde ölen işçi sayısı tartışmasıyla yer alan 3. Havalimanı şantiyesinde çalışan Ş.E. adlı işçiyle, iş cinayetlerinin yanı sıra çalışma ve yaşama koşullarını konuştuk.

3. Havalimanı inşaat ı işçi ölümleriyle gündeme geldi. Gerçekte neler oluyor, bizimle paylaşır mısınız…

Aslında burada merkez medyadan başka bir medyaya ulaşma şansımız sınırlı. Buradaki ortak TV’lerde sadece "yandaş" kanalların haberleri var. Onlara göre her şey güllük gülistanlık! Dolayısıyla haberleri pek takip edemiyoruz. Sosyal medyadan ulaşabildiğimiz kadarıyla bilgi ediniyoruz. Ancak buradaki şartların hiç iyi olmadığını söyleyebiliriz.

Ne gibi?

Koğuşlardaki insanlık dışı şartlardan tutun da, şantiye servislerine ve şantiyedeki zor şartlara kadar…

Biraz açıklar mısınız?

İsterseniz ben işe başladığım tarihten itibaren şahit olduğum ve katlanmak zorunda kaldığım her şeyi teker teker anlatayım. Sanıyorum daha iyi anlaşılacaktır.

Tabii…

Ben bir arkadaşın tavsiyesiyle geldim. Kendisi de benim gibi uzun zamandan beri işsizdi. Ve benden iki gün önce işe başlamıştı. Ben de memleketten geçim sıkıntısı nedeniyle bir umut düştüm yola geldim.

Geldiğim gün taşeronun taşeronu benim işe giriş işlemlerimi yaptı. İş sözleşmesinin arasına beyaz bir kağıda yazmamız için bir istifa dilekçesi örneği konulmuştu. Benimle birlikte işe giriş yapan bir kaç işçi arkadaş da vardı. Kürdistan’ın köylerinden gurbete gelen arkadaşlardı. Onları izliyordum. Onlar da dilekçeyi bihaber yazıyorlardı. Yani işe giriş yapılacakken aynı zamanda istifaları da peşinen alınıyordu. Ben kendilerini uyardım İbrahim adındaki arkadaş başka çaremiz yok deyip yazmaya devam etti. Ardından taşerona bunun yasal olup olmadığını sordum. Hiç tereddüt etmeden yasal olduğunu söyledi ve “Bu sizin için iyi” dedi. “Bu ne biliyor musun? İşten çıkınca tekrar ta şantiyeden buraya gelmemeniz içindir” diye cevap verdi. Kendisine bunu imzalayamayacağımı söyledim. Zira burada fazla mesai ücretlerini aldığımı ve kendi özel nedenlerimden dolayı istifa ettiğimi beyan ediyorum. Bana “Sen bilirsin prosedür böyle” dedi. Dışarı çıktı. Akabinde beni işe çağıran arkadaş “Ben kefilim akrabadır” dedi. Hiç içime sinmemesine rağmen imzaladım. Zira geri dönecek param bile yoktu. Cebimde 7 TL, akbilimde ise sadece 1,56 TL kalmıştı.

Taşeronun taşeronu dediniz. Bu nasıl oluyor?

Şöyle; çalıştığım firma (Aden Metal) yüklenici firmanın taşeronu. Aden Metal de işçi taşeronları alıyor. Ve onlar da ekip ekip taşeron alıyor. Mesela bizim taşeron firma X kişisine 30 bin metrekare yapılmak üzere iş veriyor. X kişisi de A kişisine 10 bin metrekare iş veriyor, kalanları da B ve C kişilerine veriyor. Bu alt taşeronlar da ustalara götürü olarak tabir edilen şekilde işi veriyor. Ustalar da işçi çalıştırıyor. Maaşlar yüklenici firma ile yatırılıyor. Ama asgari geçim indirimi bir şekilde işçiden kesiliyor.

AGİ işçiden nasıl kesiliyor?

Şöyle işçiye senin maaşın 2.250 TL’dir deniliyor. Yatan maaş AGİ ile birlikte 2.165 TL ise 135 TL de elden veriliyor. Tabii o kalan kısım dahi günlerce geç veriliyor.

Peki barınma koşullarınız nasıl?

Koğuş olarak tabir ettiğimiz prefabrik konteynırlar var. Her koğuşta 38 adet oda var. Odaların toplam genişliği 12 metre kare. Odalarda 2 ranza (4 yatak) ve 2 dolap bulunuyor. Şimdi yeni bir karar alındı. Odalara bir ranza daha ekliyorlar. Çoğu odalar 6 kişi oldu. Mart ayında ise tamamen 6 kişi olacak. 12 metrekarede 6 kişi! Kişi başına 2 metre düşüyor. Ranza ve dolapları düşündüğünüzde kişi başına bir metre yaşam alanı kalmıyor. Ve koğuşlarda toplam 10 adet duşa kabin var. 38 odalı bir koğuşta odalar tamamen 6 kişi olduğunda koğuş 228 kişi olmuş olacak. Ve 228 kişi aynı saatte işe gidip aynı saatte işten dönüyor. Artık duş almak için duş sırasına saatler yetmeyecek. Yani duş almak işkenceden öteye geçmiş olacak. Üstelik çok kirliler. Bakım yapılmıyor.  Hakeza tuvaletler aynı şekilde.

Zaten foseptik kokusu her yeri sarmış durumda. Hava biraz ısındığında bu koku çok daha tesirli oluyor.

Yemekleriniz nasıl?

Formenlerin yemekhanesi ayrı, onlar tabakta ve bizden farklı yemek yiyorlar. Sabah formen kapısından geçiyorsun ekmeğin dumanı üstünde. Yan tarafı işçi yemekhanesi, ekmek hep bayat veriliyor. Herhalde az tükensin diyedir. Ya nohut pilav ya kuru fasulye ya da musakkadır yemeğimiz, tadı çiğden daha dazla kokan tavuktur. Nohut, kuru deyince kulağa hoş geliyor olabilir. Ancak emin olun nohut ve salçalı sudan başka, varsa tuzdur içindeki…

Şantiyede günler nasıl geçiyor?

Şantiyede günler kolay geçmiyor. Sabah ezanından önce uyanıp kahvaltıya gidiliyor. Hiç değişmez: 5 adet zeytin, bir adet bayat poğaça, akşamdan kalan çorba, bir de bir adet piknik reçel, bazen de piknik tereyağ. Servise doğru yürüdüğümüzde daha doğrusu koştuğumuzda ezan okunuyor. Bizim firmanın bin’e yakın beden işçisi var. Buna karşın servis arabası olarak 6 tane eski yarım otobüs var. Dolayısıyla ayakta gitmek için dahi birbirimizi iteklemek zorunda kalıyoruz.

Şantiyeye vardığımızda ise çamurun içinde bir yerde indiriyor bizi. Terminal bölgesinden pier 3’e yürümemiz bile 30-40 dakikayı buluyor. Bu nedenle saat 8’de iş başı yapmak zorunda olduğumuzdan sabah 5.30 gibi uyanıyoruz. Rüzgarlı veya yağmurlu günlerde İş Güvenliği (İSG) işi durduruyor. Buna rağmen iş güvenliği görevlisi gider gitmez götürü iş alanlar bizi çalıştırmaya başlıyor. Burası Karadeniz iklimine sahip bir bölge ve rüzgar şiddetli oluyor. İSG bizi çatıdan indiriyor. İş yok, ancak firma servis çıkartmıyor. Ateş yakıp ısınsak bu sefer onu da söndürüyorlar. Bir kaç kez servis çıkmadığından dayanamayıp otostopla geldim kampa. O da çok zor. Her yerimiz çamura batıyor, kimse arabasına almıyor. Hafriyat kamyonları sağolsun, alıyorlar. Onların durumu bizimkinden biraz iyi.

İş kazaları (iş cinayetleri) oluyor mu? Basına burada 400 kişinin yaşamını yitirdiğine dair haberler yansıdı.

Evet, işçi arkadaşlar bu inşaat başladığından beri çok kişinin öldüğünü söylediler. Ben bir kere şahit oldum. Tuvalet bahanesiyle kazanın olduğu yere gittim. 35-40 yaşlarında Erzurum’dan çalışmaya gelen bir işçi boşluğa düşüp öldü. Vardığımda götürmüşlerdi. Ancak hiç bir şekilde duyulmadı. Bunun dışında çoğu kez ambulans görüyoruz, acil ikazıyla geliyorlar. Tuhaf bir şekilde kimsenin haberi olmuyor. Göstermelik iş eğitimi aldığımızda da bir arkadaş kaza sayısını sordu, eğitmen gerçeği söylememek için kaçak cevaplar verdi.

Havalimanı şantiyesi mi, ‘esaret kampı’ mı?


Geçtiğimiz günlerde şantiyedeki işçiler eylem yaptılar. Bu eylem hangi taleplerle yapıldı? Nasıl sona erdi?

Geçtiğimiz günlerde işçiler, koğuş odalarında kalan işçi sayısının 6’ya çıkarılması başta olmak üzere koğuşların kirliliği ve sağlığa aykırı koşulları, yemekhanelerin insanlık dışı şartları, kamp yönetiminin işçileri gözetmeden kararlar almasını protesto etmek için toplanıp eylem yaptılar. Eyleme kısa süre içinde binden fazla işçi katıldı. İşçiler Kamp Amiri’ne seslendiler. Bu arada kamptaki Jandarma grubu ablukaya aldı.

Yapılan eylem sonucunda Kamp Amirliği, koğuşlarda kalan işçi sayısının 6’ya çıkarılması kararının tekrar görüşüleceğini, diğer taleplerin de dikkate alınacağını açıkladı. Bunun üzerine işçiler eyleme son verdiler.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Son olarak şunu söylemek isterim. Bu projenin Türkiye’nin en büyük projesi olduğu söyleniyor. Dolayısıyla böyle bir projede şartlar bu şekilde ise diğer şantiyelerdeki durum içler acısıdır. Burada bütün işçi-emekçi arkadaşlara seslenmek istiyorum. Örgütlü olmadığımız sürece bu çürümüş düzen bizi çocuklarımızdan uzak düşürdüğü gibi onlardan tamamen koparacaktır da. Lütfen haklarınızı öğrenin ve taviz vermeyin.

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler