Gülmen'e banyo izni yok, tuvalete dahi gidemiyor: 'Başımda sürekli bir kolluk kuvveti var'

Açlık grevindeki Nuriye Gülmen’i ziyaret eden ATO Üyesi Doktor Benan Koyuncu, Gülmen’in zorla kaldırıldığı hastane yoğun bakımındaki koşullarını anlattı.Doktor Koyuncu, 'En büyük sorunu tuvalet sorunu. Kesinlikle ayağa kalkmasına izin verilmiyor.Tuvaletini yaparken içerde asker de oluyor' dedi ve Gülmen’in bunu 'onur kırıcı' olarak gördüğünü ekledi

Gülmen'e banyo izni yok, tuvalete dahi gidemiyor: 'Başımda sürekli bir kolluk kuvveti var'

Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edildikleri işlerine geri dönebilmek talebiyle açlık grevi eylemi yapan tutuklu akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın eylemleri 213’üncü gününde.

Gülmen 28 Eylül’de görülecek duruşmasına iki gün kala tutulduğu Sincan İnfaz Kampüs Hastanesinden zorla alınarak Numune Hastanesi yoğun bakım servisine kaldırılmıştı.

11 gündür yoğun bakım servisinde açlık grevi eylemini sürdüren Gülmen geçtiğimiz günlerde Ankara Tabip Odası (ATO) üyesi Doktor Benan Koyuncu tarafından muayene edilmişti.

Gülmen’in sağlık durumuna ilişkin son bilgiyi ise yine Tabip Odası verdi.

Ankara’daki merkez binasında ATO Yönetim Kurulu üyeleri Benan Koyuncu ile Onur Naci Karahancı’nın katıldığı basın toplantısında açıklamayı, 5 Ekim tarihinde Gülmen’i muayene eden Koyuncu yaptı.

Koyuncu, Gülmen’in bulunduğu yoğun bakım servisinde 2 jandarma ve bir cezaevi infaz memurunun bulunduğunu belirterek şu bilgileri aktardı:

Nuriye Gülmen’in kaldığı yer, yoğun bakımdaki diğer hastalardan izole, içinde tıbbı cihazların ve tedavi arabasının olduğu bir odaydı. Gittiğim esnada Nuriye kitap okuyordu. Öyküsünü almaya başladığımda kolluk görevlileri yanında olmak için direttiler. Bunun hasta haklarına aykırı olduğunu söyledim. Savcılığın talimatı ile dışarıya çıktılar.

Gülmen öncelikle bulunduğu ortam koşullarından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. En büyük sorunu tuvalet sorunu. Kesinlikle ayağa kalkmasına izin verilmiyor. Tuvaletini yaparken içerde asker de oluyor. Bunu onur kırıcı olarak görüyor. Temizleme işlemi ve banyo yapamıyor. Nuriye yoğun bakım hastası olmadığını söyleyerek silme işlemini kabul etmiyor. ‘Ben kendimi yıkayabilirken neden silme işlemini kabul edeyim’ diyor. Yoğun bakım orası, dolayısıyla kendisi de bundan etkileniyor ve uyku düzeni bozuluyor, uyuyamadığını dile getirdi. Temiz kıyafet elde etmede sıkıntılar yaşanıyor. Bizim açlık grevindekilere önerimiz günlük çamaşırlarının değişmesi gerekiyor; ama maalesef bu yapılmıyor. ‘Başımda sürekli bir kolluk kuvveti var kendimi burada daha sıkışmış hissediyorum’ dedi. Böyle bir tesisatın içinde olduğu için şu kaygıyı yaşıyor sürekli. Daha tedirgin ve sürekli zorla müdahale tehdidi altında hissediyor kendini.

Gülmen’e “Açlık grevini sonlandıracak mısın?” sorusunu sorduğunu onun ise “Devam ettireceğim” cevabını verdiğini aktaran Koyuncu, yaptığı ziyaret sonrası tespitlerini şöyle sıraladı:

Kaldığı koşullarda hiç hareket etmiyor. Daha önceden refakatçisi tarafından yapılan eklem hareketleri şuan yapılmamaktadır. O yüzden eklemlerde kontraktür denilen hareket kısıtlılığı var. Yatak yaraları oluşabilir. Kaldı ki fizik muayenesinde bası yarası dediğimiz durumun ilk bulguları oluşmaya başlamış.

Tuvalet yapamaması, banyo yapamaması hem kişisel haklarına saldırı hem de sağlık açısından olumsuz sonuçlar oluşturuyor.

İçerde sürekli güvenlik güçlerinin olması hasta mahremiyetinin bir ihlali. Bu durum enfeksiyon riskinin artmasına neden oluyor.

Açlık grevindeki bir kişi aldığı su, şeker, bitki çayı, B1 vitamini, tuz miktarı ve bunların hazırlanmasına başka bir kişinin yardım etmesi gerekmektedir. Bu koşullar içerisinde bu mümkün olmamaktadır.

Nuriye Gülmen’in yoğun bakıma kaldırılması için tıbbi gerekçeler nelerdir? Bu koşulları yaratanlar cezaevinde kalan bir kişinin cezaevi koşullarını arar durumda olunduğunun  farkındalar mı?

Bakanlık ‘zorla müdahaleye’ işaret etti

Koyuncu, son olarak Numune Hastanesi’nin hekimlerinin Sağlık Bakanlığı’na “Bilinci kapanırsa ne yapalım?” şeklindeki sorusuna karşılık, bakanlığın verdiği cevabın, zorla müdahaleye imkan veren  “5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 82. maddesinin hükmedilmesi” gösterdiğini belirtti.

Sürekli müdahale tehdidinin psikolojik işkence olduğunu belirten Koyuncu, “Kişinin bilinci açıksa hekim sürekli hastasına açlık grevini bırakmak istiyor musun diye sormalı ve bilinci kapandığında hastanın son beyanını esas almak zorunda” dedi.

(GAZETEKARINCA)

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler