Fatoş Osmanağaoğlu: ‘Kanal İstanbul doğanın sermayeye devridir’

Kanal İstanbul projesinin doğayı ve yaşamı yok edecek bir proje olarak niteleyen HDK Ekoloji Meclisi üyesi Fatoş Osmanağaoğlu, “Kanal İstanbul doğanın sermayeye devridir” dedi.

Fatoş Osmanağaoğlu: ‘Kanal İstanbul doğanın sermayeye devridir’

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 3 Ağustos’ta açıkladığı “100 Günlük Eylem Planı”nda uzun süredir gündemde tuttuğu Kanal İstanbul Projesi’nin hayata geçirileceğini belirtti.  Erdoğan, Kanal İstanbul’un her iki yanına butik şehir kurmayı planladıklarını da sözlerine ekledi.

Mezopotamya Ajansı’ndan Melike Ceyhan’a konuşan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Ekoloji Meclisi üyesi Fatoş Osmanağaoğlu, projenin doğayı ve yaşamı yok edeceğini söyledi. 

Projenin ekosistemin tüm parçalarını etkileyeceğini vurgulayan Osmanağaoğlu, “Kanal İstanbul’u, Büyük çekmece lagününden başlayarak yukarı doğru çıkan bir bölgede yapmayı planlıyorlar. Büyük çekmece lagününün olduğu bölge, İstanbul’un en önemli sularını sağlayan, nefes alma alanlarından bir tanesi. Projeyle birlikte lagünün çevresindeki tarım alanlarının tamamı yok edilecek. Ayrıca Karadeniz’den Marmara’ya böyle bir bağlantı açtığınızda Marmara’daki bütün canlı yaşamı etkilenecek. Karadeniz’den gelecek bir zehirlenme söz konusu olacak. Kanalı yapmak için çıkarılacak hafriyatın nereye ve nasıl gideceğini ise bilmiyoruz. Sadece oradan çıkarılacak olan hafriyattan İstanbul ve çevresini mahvedecek kadar yüksek oranda bir kirlilik bekleniyor” dedi. 

‘Doğanın sermayeye devri’

Projenin geçtiği arazilerin TOKİ’ye devredileceğinin altını çizen Osmanağaoğlu, “Devredilecek arazilerin bir kısmı o bölgede yaşayan insanlara ait. Binlerce tesis ve lüks konutlar yapılacak. İşçi, emekçi kesiminin kendi evlerini alabilecek durumları olmadığı için yerellerden sürülecek. O mahallerdeki kültürü, yapıyı, dokuyu dağıtacaklar. Devredilecek arazilerin diğer kısmı ise hazinenin ya da belediyenin arazisi. Bu arazilere yani doğaya el koyacaklar. Bu doğanın sermayeye devridir” diye belirtti. 

‘Binlerce konut fazlalığına yenileri eklenecek’

Projeye, inşaat sektörünün ekonomiye katkısı diye bakıldığını ifade eden Osmanağaoğlu, “Şu anda İstanbul’un binlerce konut fazlası var. Arz fazlası ve yapıların satılamaması fiyatların düşmesine ve de birçok şirketin batmasına neden olacak. Ülkenin ekonomisini sadece inşaata dayalı işlerle büyütmeye kalktığınızda bu bir yerde tıkanacaktır” diye konuştu.

kanal istanbul ile ilgili görsel sonucu

‘Bu beton kenti siz yarattınız’

Erdoğan’ın “Her yer beton oldu, şimdi biz yatay kent yaratacağız” sözünü de hatırlatan Osmanağaoğlu, “Evet, her yer beton oldu. Kesinlikle Erdoğan’a katılıyorum. Fakat bu beton şehri yaratan biz değiliz. Belediye başkanlığı yaptığı dönemden bu yana kenti beton haline getiren kendisi ve ekibidir” diye vurguladı. 

Erdoğan’ın “Boğazdan geçen gemiler yalılara çarpıyor bunlara engel olacağız” sözlerine de tepki gösteren Osmanağaoğlu, şöyle devam etti: “Mademki böyle bir sorun var. O hataları düzeltirsin. Bunun yerine yeni bir kanal açmazsın. O geçişin yapıldığı yerlerde bu geçişleri düzenlemek zaten devletin görevi. İstanbul’un böyle bir kanala ihtiyacı yok. Var olanlarda düzenleme yapması yeterli. İnsanları ikna etmek için kullandığı argümanların hiçbir doğruluk payı yok. Bu sözler bahane olamayacak kadar trajiktir.”

‘8 milyon insanı daha kaldıramaz’

Kanal İstanbul’un bir kent olarak kurulması halinde ortalama 8 milyon insanın şehre eklemleneceğini sözlerine ekleyen Osmanağaoğlu, şunları dile getirdi: “Bu, şu andaki nüfusun yarısı kadar daha nüfus demek. Bu şehir böylesi bir nüfusu kaldırabilecek durumda değil. Bir de bunu deprem bölgesinde yapmaya çalışıyorsunuz. Şu andaki haliyle korkunç olan kent, olası bir depremde şu ana kadar yaşanan hiçbir felakete benzemeyen bir felaketle karşı karşıya kalacaktır” dedi.

‘Örgütlülüğümüzü arttırmalıyız’

Kapitalizmin doğayı sınırsız bir biçimde sömürdüğünü hatırlatan Osmanağaoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Birlikte mücadele etmezsek, bu projenin siyasal bir mücadele olduğunu kavrayamazsak, bu mücadeleyi yerelleri bütünlüklü olarak sürdüremezsek yok olmaya doğru gideceğiz. Örgütlülüğümüzü arttırarak, siyasal bir mücadele olduğunu görerek, bunun tek zararının insanlara değil tüm canlıları etkileyeceğini görerek mücadeleyi büyütecek araçları bulmak zorundayız.”

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler