Ergene Nehri kanser saçıyor: ‘Sanayi mi önemli halkın sağlığı mı?’

Trakya'nın kalbi olarak bilinen Ergene Nehri'ndeki kirlilik devam ediyor. Prof. Osman İnci, bölgede kanser vakalarının artmasında Ergene'deki kirliliğin önemli bir payının olduğunu söylüyor. 'Ergene hayata dönsün' platformundan Gürcan Kırım ise "Biz kanserden ölüyoruz onlar Istranca ormanlarını yok ediyorlar" diyor.

Ergene Nehri kanser saçıyor: ‘Sanayi mi önemli halkın sağlığı mı?’

GazeteDuvar’dan Hacı Bişkin’in haberine göre, Trakya bölgesinin kalbi Ergene Nehri yıllardır zehir yaymaya devam ediyor. Istranca Dağları’ndan doğarak Trakya’nın ortasından geçip Ege Denizi’ne dökülen 280 kilometrelik Ergene Nehri’nde temizlik çalışmaları yapıldı ancak hala simsiyah akan nehir sağlık açısından ciddi riskler yaratıyor. Köylülere göre yapılan çalışmalar çözüm olmadı. Bölgede yaşanan kanser vakalarında artış gözleniyor.

Yıllarca nehrin temizlenmesi için mücadele eden, babasını kanserden kaybeden ve kardeşi de kanser tedavisi gören Ergene Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Gürcan Kırım, “Bize, ‘Ergene’de yüzeceğiz, Ergene’de balık tutacağız. Ergene’yi hayata döndüreceğiz’ dediler ama Ergene hâlâ hayata dönmedi” diyor. Eski Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Osman İnci ise Ergene Nehri’nin yarattığı tehlikeye “Marmara Denizi de bu suyla kirletilecek. Kimyasal arıtma yapılmıyor, denize de kimyasal arıtma yapılmadan bu su verilecek” diyor.

‘Rengi değişse de yaydığı zehir değişmiyor’

Nehrin Babaeski’ye bağlı Alpullu kasabasından geçen bölümü hala simsiyah akarken etrafa kötü bir koku da yayıyor. Yıllardır burada yaşayan bir kasabalı durumu şöyle anlatıyor: “Burası temizlenmez. Sanayi mi önemli halkın sağlığı mı? İşte bu sorulara dürüst bir şekilde yanıt verilmeden biz bu kirliliğin içinde olmaya devam edeceğiz. Bu su yılın belirli zamanlarında rengini değiştiriyor. Ama rengi değişse de çevreye yaydığı zehir değişmiyor. Buraya yakın topraklarda da zaten bir şey ekilmiyor. Ölü nehir burası.”

‘Tanımadığım insanlara mektuplar gönderdim’

Kırklareli’nin Karamusul köyünde tarım ve hayvancılıkla uğraşan Gürcan Kırım, Ergene’nin temizlenmesi için yıllardır mücadele edenlerden biri. Kırım uzun yıllar İstanbul’da çalıştıktan sonra 2007 yılında köyüne geri dönmüş. “Buraya geldiğimde Ergene’nin durumunu görünce bir şeyler yapılmalı dedim” diyerek başlıyor anlatmaya. ‘Ergene hayata dönsün’ adlı çalışmayı yürüten grupta yer alıyor. “Neden böyle bir çalışma yapma ihtiyacı duydunuz” sorusuna şöyle yanıt veriyor:

“Çünkü ciddi bir fark gördüm. Bu farkların en büyüğü Ergene’in aşırı derecede kirli olması, çevre kirliliği ve kanser hastalarının çok ciddi derecede arttığını gördüm. Daha sonra kanser hastalığından dolayı hayatını kaybeden sayısız insanla tanıştım. Burada ciddi bir duyarsızlık vardı. Neden kanser artıyor diye düşündüğümde ise Ergene’nin durumumun neredeyse 5 yıl kadar ulusal basında yer almadığını gördüm. Bunu görünce mektuplar hazırlayarak kansere dikkat çekmek için tanıdığım, tanımadığım herkese mektuplar gönderdim. Sonuçta bunu az da olsa başarabildik. Böylece Ergene hayata dönsün eylemleri başladı.”

Ergene Nehri’nin temizlenmesi için birçok kez eylemler ve çalışmalar yapıldı. Ama yıllardır bir sonuç alınamadı…

Yaptıkları eylemlerin ses getirdiğini belirten Kırım, şunları anlatıyor: “Bu eylemler devam ederken Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nden bir heyet gelerek bana 30 bin TL’lik para cezası verdi. Tepkiler sonucu bu para cezası geri çekildi. Daha sonra 10 bin kişiyle Lüleburgaz’ın Karamusul köyünde bir eylem daha gerçekleşti. Bu eylemin sonucunda da destekler aldım. Köylülerle görüşmeler oldu, alt yapı çalışmaları yapıldı. 5 Mayıs 2010 sabahı uyandığımda Lüleburgaz AK Parti İlçe Başkanı beni arayarak, ‘Bakan buraya geliyor. Ergene hayata dönüyor. Size müjde veriyorum. Ergene’yi hayata döndüreceğiz’ dedi. Daha sonra bakanlar buraya geldi. ‘Derin deniz deşarz yapacağız, bunu Marmara’ya basacağız. Bu suyu kanallara toplayacağız’ demişti. Toplantıda söz alarak sayın bakan bizim şah damarımız kesildi insanlarımız ölüyor. Siz burada, ‘ben şunu yapacağım, bunu yapacağım’ diyorsunuz. Peki bize ne yapacaksınız diye sordum. Çünkü bunların hiçbiri çözüm değildi. Tabii konuşmama izin çıkmadı. Ayrıca toplantıdaki korumaların beni tartaklaması da hiçbir yerde yer almadı.”

‘Ergene hayata dönmedi’

Kırım, yapılan birçok çalışmaya rağmen sonuç alamadıklarını söylerken konuşmalarda vaat edilenlerin hayata geçirilmediğini söylüyor. Ergene Nehri için verilen sözleri hatırlatan Kırım şöyle devam ediyor:

“2011 yılında dediler ki, ‘Ergene’de yüzeceğiz, Ergene’de balık tutacağız. Ergene’yi hayata döndüreceğiz’ Fakat Ergene hâlâ hayata dönmedi. Suyun içerisinden ağır metaller çıkıyor. Biz kanserden ölüyoruz onlar Istranca ormanlarını yok ediyorlar. Nasıl olacak bu? İşimiz çok zor. Eğer Trakya’yla ilgilenilecekse önce taş ocaklarını, Istranca ormanlarına nasıl zarar verdiklerini görmek gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde Kapaklı köyüne gittik. Burada 8 taş ocağı var. İnsanların hali perişan. Ne yazık ki üretmeyen tüketen bir toplum haline geldik. Tükettiğimiz sürece kaynaklarımız da tükeniyor biz de tükeniyoruz. Kendi canavarımıza dur demeyerek bu canavarı var etmeye çalışıyoruz. Bu canavar bizi de yok etmeye devam ediyoruz. Böylece suyu, ormanı yok ettiğimizin farkında değiliz. İnsan olarak önce bunun farkında olmamız gerekiyor. Ergene’yi şu an hiçbir amaçla kullanılmayan su kirletiyor. Değerlerimize sahip çıkmıyoruz. Ne yazık ki biz insanlar artık eskisi gibi değerlerimize sahip çıkmıyoruz. İnsan olarak dur dememiz gerekiyor. Kendi azrailimizi kendimiz yaratmayalım. Kanser hastaları, rant, çevre kirliliği artıyor ama sebebin özü tüketim toplumu olmamız.”

‘Marmara Denizi de bu suyla kirletilecek’

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine yanıt veren Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, Türkiye’de bir yılda yeni kanser teşhisi konulan kişi sayısının 163 bin 417 olduğunu açıkladı. TÜİK’e göre, iyi ve kötü huylu tümörler nedeniyle gerçekleşen ölümlerin oranının en yüksek olduğu ilk beş il ise sırasıyla; Tekirdağ (%24,1), İstanbul (%23,8), Kırklareli, Eskişehir ve Van (%23,3) oldu.

Eski Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Osman İnci, Trakya’daki kanser nedenleri arasında birinci sırayı Ergene Nehri’nin aldığı düşüncesinde. İnci ise, Ergene Nehri için şu yorumlarda bulunuyor: “Ergene nehri halen 4. derecede kirli su. Yani hiç bir amaç için kullanılamaz. Sanayi kanalizasyonu denebilir. Bu durum 25 yıldır DSİ kayıtlarında var. Son olarak Ergene derin deşarj sistemi kuruluyor. Yani Marmara Denizi de bu suyla kirletilecek. Zira kimyasal arıtma yapılmıyor, denize de yapılmadan verilecek.”

‘Trakya’da kanser olgusu arttı’

Trakya’da kanser olgusunun arttığını söyleyen İnci, kanserin artmasında sadece çevre kirliliğinin etkili olmadığını belirtiyor: “Su kirliliği, sulama ile toprak kirliliği ve gıdalarla insan ve diğer canlılara geçiş ve insandaki birikimi halk sağlığı açısından çok önemli. İnsan doku ve kan çalışmalarında Uluslararası Kanser araştırmaları kurumu (IARC) tarafından yayınlanan kanserojenler listesindeki Grup-I de bir madde, Grup II-A da bir ve Grup II-B de bir madde standart değerlerin üzerine bulundu. I sıradaki madde kanserli hastaların kanında normalüst sınırın 4 katı bulundu. Ancak bunu yalnızca çevre kirlenmesine bağlamamak gerekir. Tanı yöntemleri gelişti, sağlık örgütlenmesi yaygın, halkın sağlık bilgisi değişti. Bunlar da erken başvurulara etken olabilir.”

Peki çözüm önerileri nedir? İnci bu soruya şöyle yanıt veriyor: “Çözüm, kirletmeyecekler. Sanayi kurumlarımız atıklarını arıtmadan derelere ve nehre deşarj etmeyecekler. Trakya, akarsu kirliliği ile uğraşırken son dönemde Termik santraller gündemde. Ergene Havzası Çevre düzeni planında bulunmayan enerji üretim alanları, yer tespitleri ve ÇED toplantıları yapılmakta. Termik santrallerin hava ve atık depolamaları çok önemli doğa ve çevre sağlığı sorunları getirecektir. Yasal süreçler devam etmekte. Halk sağlığı ve ekoloji açısından önemli olan bu kirlenmelerin sonlanmasını ummak istiyorum. Sağlıklı yaşam ve çevre tüm canlılar için vazgeçilmez.”

(GazeteDuvar)

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler