Ege Üniversitesi öğrencileri akademisyenleri için nöbette

Ege üniversitesinde son çıkarılan KHK ile ihraç edilen akademisyenler için öğrenciler nöbete başladı. Akademisyenlerin büyük çoğunluğu "Bu suça ortak olmayacağız" bildirisine imza atan Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi üyesiydi.

Ege Üniversitesi öğrencileri akademisyenleri için nöbette

Emek Kılınç / Siyasi Haber

Felsefe bölümünden; Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilgün Toker, Prof. Dr. Zerrin Kurtoğlu Şahin, ve Yar. Doç. Ali Serdar Tekin, Sosyoloji'den Yar. Doç. Lülüfer Körükmez Kaya, Psikoloji'den Prof. Dr. Melek Göregenli, İktisadi Idari Bilimler Fakültesinden araştırma görevlisi Cansu Akbaş Demirel İletişim Fakültesinden Yar. Doç. Hanifi Kurt ve Tıp Fakültesinden Doç. Dr. Hediye Aslı Davas ihraç edildi.

Yaklaşık 200 öğrenci ise sabahın erken saatlerinde Edebiyat Fakültesinde bulunan akademisyenlerin odalarının önünde oturarak nöbet tutmaya başladı. Üniversite Özel Güvenliği ise sabah saatlerinde toplanan öğrencileri koridordan ayrılmaları konusunda taciz ederek 'kimseyi rahatsız etmeyin' uyarısında bulundu.

Öğrenciler 2 haftalık final sınavlarının başlamasından bile çekinmediklerini, odaların önünden ayrılmayacaklarını vurgulayarak, yer yer sınavlarını boykot ederek, yer yer koridora sığmayarak ulaşarak forum düzenliyor, sohbet ediyor, akademisyenlerle dayanışma içinde olduklarını dile getiriyor.

Felsefe bölümü son sınıf öğrencisi Alçay Çelik, akademisyenlerinin asla yalnız olmadığını dile getirerek şunları söyledi:

Ben bu yaşanan sürecin ülke gündeminden bağımsız olduğunu düşünmüyorum. Yani yaşadığımız her şey sırayla gerçekleşiyor ve tarih de 68’den beri şöyle işlemiş; önce üniversitelere saldırılır, önce bu değişim süreci üniversite ile başlar çünkü üniversiteyi değiştirirsek her şeyi değiştiririze inanır devlet, bu yüzden de önce üniversite ile başlar. Hakikatten de önce savaşın kızgınlığı devletin saldırıları ve arkasından hemen akademiye bu saldırının gerçekleşmesi hem de barış talebi üzerinden bu savaşın gerçekleşmesi tamamen aslında tarihin çok da değişmediğini tekerrür ettiğini gösteriyor ama ben yine ayni dirençle ve direngenlikle bu meselenin sahiplenilmesi gerektiğini düşünüyorum ve bunları bölük pörçük ve parçalı görmediğim için, bir bütün olduğu için bütün olarak okuduğum için, burada bu bütüne karşı burada savaşa karşı durmakla akademinin dirayetini korumak benim için aynı şeye tekabül ediyor çünkü üniversite öğrencisiyim. Ve benim yapabileceğim şeye dönük saldırılara buradan doğru cevap veriyorum.

Peki öğrencilerin neler yapacaklar?

Biz şöyle bir karar aldık. Ege Üniversitesi olarak tam netleşmeden kaba haliyle hayatın bir şekliyle aktığını ama aynı zamanda durdurarak aktığını görüyoruz. Biz yine üniversitelerde var olacağız kendi durduğumuz yeri koruyacağız bu saldırıların normalleşmesine engel olacağız. Zaten memleketteki en büyük sorun her şeyin normal olarak devam etmesi. Biz bunu kıracağız işte geldim hocalarımızın kapısının önünde nöbet tutuyoruz. Bu bir iradedir girmeyeceğiz. Buna bile müdahale ediyorlar üniversite o durumda. Yarın bambaşka bir şey yapacağız. Ama bu meselenin diğer olaylar gibi bitti 2 3 gün sonra bitecek bir şey olmayacak.

Yani bunu rutinleştirmekten bahsediyorsun?

Evet çünkü bir şeyin oturması için ancak kalıcı olması gerekiyor. Bunun kalıcı olması için de bizim devam etmemiz gerekiyor. Devletin sıkıştığı için saldırdığını düşünüyorum. Sıkıştığı yerde daha da kızgınlaşıyor ve daha çok saldırıyor daha çok sıkıştırıyor. Ama ben böyle durumlarda şunu umut ediyorum; belki çok ütopik ekecek ama sıkışmışlıktan hep iyi şeyler çıkar. Fabrikalar sıkışır isçi grev ve direnişleri başlar. Üniversite sıkışır öğrenci direnişleri baslar. ODTÜ Bunun iyi bir örneğidir, ODTÜ direnişi domino taşı gibi bütün üniversitelere yayılmıştır. Ben bugün üniversitelerde yaşanan sürecin böyle okunup çok da umutsuzluğa kapılmamak gerektiğine inanıyorum.

Felsefe öğrencisi Savaş Murat ise şunları söyledi:

Özellikle 15 Temmuz’dan sonra AKP iktidarı ayakta kalabilmek için kendisine karşı yapılan askeri darbeyi bir sivil darbeye dönüştürdü ve sarı iktidarını bu sivil darbe eliyle pekiştirmeye çalıştı bunun için de toplumun bütün muhalefet dinamiklerine müthiş bir saldırı başlattı. Sadece Fethullahçılara yönelik saldırılar olmaktan çıktı ve toplumda muhalif, ilerici, demokrat, solcu ne kadar kurum varsa bu saldırılarla yüz yüze bırakıldı. Hocalarımız da ülkenin Güneydoğu ve Doğu Bölgesinde süren tırnak içinde iç savaş koşullarına karşı bir barış metni imzaladılar toplumsal barışı halklar arası barışı savunarak bunun için bir adım attılar toplumsal diyaloğun geliştirilmesi ve sorunun barışçıl ve diyaloğa dayalı çözülmesi için bir adim attılar ve bugün geldiğimiz noktada bunu bedeli ödüyorlar. Aslında muhalif olmak demek bir bedel ödemek anmasına geliyor. Hocalarımız da işlerinden ihraç edilerek ödediler ama biz biliyoruz ve inanıyoruz hocalarımız sadece bugün değil yıllardır Türkiye’nin demokratikleşmesi için Türkiye’de kalıcı bir barışın tesis edilmesi için mücadele ediyorlar, bunun için çeşitli platformlarda etkinliklerde yer alıyorlar. Hocalarımız bundan sonra da barışı savunmaya demokratik özerk bir akademiyi savunmaya devam edeceklerine inanıyorum. Bu aslında bir son değil ihraç edildik bitti gibi bir anlatımları yok hocalarımızın ve üniversiteye tekrar dönmek için Türkiye’de kalıcı barışın tesis edilmesi için mücadele edeceklerini ifade ettiler. Biz de onların kayıtsız şartsız yanındayız.

Felsefe son sınıf öğrencisi Seyithan Semo şunları söyledi:

Son KHK ile Türkiye genelinde birçok hocamız görevlerinden ihraç edildi. Biz buna karşı bir ses olmak için bekliyoruz bekleyişimize devam edeceğiz. Susarsak sessiz kalırsak hepimiz gideriz yapılacak şey bu safları güçlendirmek öyle veya böyle bu sistemi dayananlar hocalarımızı atanlar gidecek ve hocalarımız görevlerine dönecek. Evlerimizde oturup alınmayı beklemektense başımız dik bir şekilde alanlarda alınmak bizim için bir onur olacaktır. Biz şu anda bu onurun birlikteliğin mücadelesini veriyoruz. Bir arada olduğumuzu göstermek istiyoruz herkese. Bir arada olmaya da devam edeceğiz.

Felsefe 1. Sınıf öğrencisi Sedanur Altun  ise şunları ifade etti:

Bilim yapılan tek yer üniversitelerken bu ihraç ile bilime darbe vurulmak isteniyor. Bilime vurulmak istenen bu darbe sonucunda dinci bir eğitim sisteminin amaçlandığını düşünüyorum. Bu ihracı protesto etmek amacıyla final sınavlarına dahi girmemeyi göze alıyor ve hocalarımıza her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum. Hocalarımızın imza attığı "Bu Suça Ortak Olmayacağız " bildirisini sahipleniyoruz, hocalarımız asla yalnız değildir!

Felsefe, Psikoloji, Sosyoloji ve İletişim Öğrencileri ihraç edilen akademisyenlerin odalarının önünde okudukları bildiriyle ihraçların ve soruşturmaların geri alınmasını talep etti.

Öğrencilerin açıklamalarının tamamı şöyle:

Tüm üniversite öğrencilerine akademisyenlere ve üniversite çalışanlarına çağrımızdır;

Son 1 buçuk yıl da ülkemiz tarihinde görmediği biçimde kanlı bir ülke haline dönüşmüştür. İktidarın yurttaşlarını etnik temelde ayırarak başlattığı kıyım süreci tüm ülkeyi satan bir ateşe dönüşmüştür.

Ülkemizde her gün bombalar patlarken insanlar en temel hakkı olan yaşam halkından kaygı duymaya başlamıştır.

Patlayan bombalar sıradan hale getirilmiş, ülkemiz savaş içine sokulmuş, tecavüz sucu her gün aklanır hale getirilmiş, yolsuzluklar sıradanlaştırılmıştır. Toplum tamamen dinsel referanslarla yönetilerek yandaş olmayan gazetecilerin terörist ilan edildiği, her türlü toplumsal muhalefetin kriminalize edildiği, üniversitelerde her türlü özgür düşüncenin yasaklandığı bir dönemden geçiyoruz. Ve artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Bilimsel üretimi konuşmak yerine saldırıları katliamları taciz ve tecavüzleri uzaklaştırmaları ihracatı konuşmak istemiyoruz. Hiçbir dönemde teslim olmadık ve olmayacağız ve duyuruyoruz: geleceğimize ve özgürlüğümüze sahip çıkıyoruz. Üniversite öğrencilerini akademisyenleri ve çalışanlarını mücadelenin bir parçası olmaya, taleplerimizi sahiplenmeye çağırıyoruz. Her birimizin aklında olan düşünceyi birleştirmek ve yan-yana durmak adına;

  1. Bilimsel eğitimin gerçekleştirilmesi ve söz yetki karar hakkının üniversite bileşenlerine verilmesi adına "özerk demokratik üniversite istiyoruz"
  2. Üniversite öğrencilerinin özgürce düşünebileceği alanlar olmalıdır. Bunun icin tüm yanlış uygulamalardan geri dönülsün.
  3. "Soruşturma ve cezalar geri çekilsin."
  4. Demokratik haklarını kullanıp düşüncelerini açıklayan hocalarımız onurumuzdur. Bu yüzden "ihraç edilen akademisyenler görevlerine iade edilsin"
  5. Sosyal etkinliklerimiz için yan-yana geldiğimiz, bilimi doğayı ve kültürel çeşitliliğimizi konuştuğumuz alanlar yasaklanamaz. "Faaliyetleri durdurulan ve engellenen kulüplerimiz geri açılsın"
  6. Halkların işçilerin ve öğrencilerin sırtında kırbaca dönüşen "OHAL kaldırılsın"

Herkesi bu haksızlıklara karşı dayanışmaya ve yan yana durmaya davet ediyoruz.

Dağlar insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa şimdi en güzel şiir barıştır.

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler