• Adil Okay

    CELAL SOYCAN İktidar meselesinin en dramatik biçimiyle insan ilişkilerinde mekân tuttuğunu biliyoruz. Bütün kültürel, toplumsal, bilinçaltı yapılanmalar beden üzerinden dile çökelir; dil de dönerek bedeni yönlendirir. Brecht bu konuyu sanat açısından irdelerken şöyle der: “Erkekleri ve kadınları tam uyumlu ve bütünleşmiş kişiler olarak ele almak, okurun/seyircinin arınma duygusunu (ruhsal boşalma) k...

    Devamını oku
  • Telif hakkı, 'Halk Sponsorluğu' ve Praksis

    ADİL OKAY “Praksis” adlı bir müzik grubu var. Son 5 yılda adlarını duyurdular. Gece gündüz demeden enstrümanları ile toplumsal etkinliklerde yer aldılar. “Birkaç Ağaç Kervanı” adını verdikleri oluşum ile Anadolu’yu dolaşıp, çevre konusunda duyarlılık yarattılar. Alternatif çocuk şarkıları bestelediler. Ülkenin dört bir yanında atölyeler kurdular. Çok dilli çalışmalar yaptılar. Praksis...

    Devamını oku
  • Politikada “kiç”, ekranlarda “kiç”, aşkta “kiç”…

    ADİL OKAY İnsan belleği kısadır, ancak kimi zaman hiç ilgisiz ve yararsız gibi görünen bazı olayları, sözleri, anekdotları ömür boyu unutmaz. Bir filmden kareler, diyalog, bir şiirin iki mısrası, herhangi bir roman kahramanının sözcükleri belleğimize kazınır ve çıkmaz. Sinemanın babası sayılan Ayzenştayn’ın ‘Potemkin Zırhlısı’ adlı filmini çoğunuz görmüşsünüzdür. Dev bir klasiktir o. Dostoves...

    Devamını oku
  • Eren Keskin’e ödül

    ADİL OKAY Devlet Bahçeli bize “şerefsiz” deme cüretinde bulunduğu için “Siz siz olun MHP değişti demeyin…” başlıklı bir makale yazmıştım. Tabii bu konuda harekete geçen sadece ben değildim. Birçok insan yazdı, tepki gösterdi. Eren Keskin de bir grup avukatla beraber suç duyurusunda bulundu. Akabinde oldum olası devletin yedek gücü sayılan linç ordusu harekete geçti. Eren Keskin’i tehdit e...

    Devamını oku
  • Wernicke Korsakofflular'la Geçirdiğim Bir Hafta…

    “Sesimizin duyulmadığı bir tarihte, bedenimizle konuşmaktan başka çaremiz - yolumuz yoktu” G. Gülmez  Yukarıdaki tümce tek başına, “Ölüm Orucu doğru bir eylem miydi… yoksa yanlış mıydı” sorularını – tartışmalarını boşa düşürüyor. O irade onlara aitti… O bedenler gibi.  Wernicke Korsakofflular ve tutsak yakınları ile geçirdiğim bir hafta hakkında yazmak – yazabilmek i...

    Devamını oku
  • “Ölüm vardiyası” ve “Karaelmas pusuda” – Adil Okay

    “Takvim yaprakları 13 Mayıs 2014’ü gösterdiğinde, Manisanın Soma ilçesinde Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en korkunç iş kazası yaşandı. 301 madenci can verdi. 255 kadın kocasız, yaş ortalaması on olan 432 çocuk babasız kaldı. Üç gün ulusal yas ilan edildi. Yargı süreci devam ediyor. Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) 176 numaralı “Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi” ise henüz imzalanmadı.”[i]Soma’dan ağrımışken şimdi de Ermenek dedik sonra acı ve öfkeyle…Ve oturduk 37 yazar “Soma” için, S...

    Devamını oku
  • Türkiye’nin Nelson Mandela’larından Hasan Gülbahar zindanda – Adil Okay

    Bu gün akıl almaz bir haberle daha sarsıldık. Dört yanımız kan gölü haline gelmişken, AKP hükümeti 21 yıl sonra ülkeyi yeniden sıkıyönetimle, sokağa çıkma yasağı ile karartırken Hasan Gülbahar’ın önce gözaltına alındığını ve sonra apar topar hapishaneye götürüldüğünü öğrendik. Gülbahar’ın son olaylar nedeniyle tutuklandığını sanırken anladık ki olay farklıymış. Daha doğrusu ortada olay falan yokmuş.Ankara 11. Ağır ceza mahkemesi 30 yıl tutsaklıktan sonra, 4. Yargı paketine eklenen bir yasa ila 1...

    Devamını oku
  • Nefret söyleminin hedefinde Araplar, Kürtler, Türkler… – Adil Okay

    Nefret söylemi… Yeni bir kavram. Eskiden insanlar “söylemlerinin” nefrete – suça teşvike yol açacağını bilmezlerdi. Empati yapılmaz ve yaşanan katliamlar doğal karşılanırdı. Örneğin meydanlara kurulan idam sehpalarında “suçlu”ların idamı veya eli kesilecek  “hırsız”ların infazı “ailecek” seyretmeye gidilir, çocukların geleceği bu manzaranın yol açtığı travmayla karartılırdı. Modernizm “akıl çağı”nı başlatıp, “özgürlük-eşitlik-kardeşlik-laiklik” şiarıyla aristokrasiye- feodaliteye karşı bur...

    Devamını oku
  • Hapishaneler hastalık ve ölüm üretiyor – Adil Okay

         [i]“Düşünmeyen – sorgulamayan insanın geleceği, ne cezaevi ne sürgün ne de şizofreni ile kararır.”[ii]“Tecritin ağır koşullarında insanlığın adeta öldürüldüğü yerlerde yaşamaya mahkum edilen insanlar ağrılarıyla, yaralarıyla, çaresizlikleri ile baş başa. Devlet hapishanelerde mahkumlardan intikam alıyor. Bizim de dışarıda insanlığımız sınanıyor. İnsan onurunun hiçe sayıldığı devlet otoritesi karşısında mahkumlar en insani durumlarından askıya alınıyor. En son siyasi mahkumlardan Yaşar Dere ...

    Devamını oku
  • Savaşta tecavüze uğrayan kadınlar ve erkekler – Adil Okay

    “Gözümün önünde onlarca namussuz tarafından “tecavüze uğradıktan sonra boğazı kesilerek katledilecek kızımın yüzüne baktım… Kararlı bir şekilde silahımı çıkardım’ arkanı dön ciğer parem yavrum’ dedim… Bana gülümseyerek ‘seni çok seviyorum babam, ellerine kurban olduğum,  beni derin göm cesedimi lekelemesinler’ diyen kızımın kanı ciğerime sıçradı… “ Şengal’li bir babaYukarıdaki dehşet verici cümleler karşıma sosyal paylaşım ağlarında çıktı. Doğruluğunu teyit edemem. Ancak dünya tarihi...

    Devamını oku
  • Bir heykel ve bir insan canı – Adil Okay

     Bu fotoğraf bize yabancı değil.Lenin heykelini yıkanlar da böyle poz vermişti.Bosna’lı Müslüman kadınlara tecavüz eden milliyetçi Sırplar da.Guantanama’da  ABD askerleri, tutsakları anadan doğma üst üste yığıp, üstlerine oturup böyle poz vermişlerdi.İsrail askerleri yere yatırdıkları Filistinlilerin kafasına basıp zafer işareti yapmışlardı.Kulak koleksiyonu yapan Mehmet Ağar’ın tosuncukları,  özel tim mensupları da benzer pozlar vermişlerdi.Kenan Evren’in maşaları da. Ve bu gün İŞID t...

    Devamını oku
  • Ya sınıf ya etnisite mi? – Adil Okay

    “Bir solcunun, sonuç ne olursa olsun, kendi sahip olduğu tüm hakların ‘ötekiler’de de olması için mücadele etmesi gerekir. Bu egemen dillerin, dinlerin, mezheplerin ve cinslerin egemenliğine karşı ötekilerin hakkı için mücadele anlamına gelir. “Kürtlere anadilde eğitim hakkı vermeyelim bu bölünmeye kadar gider”, demek, kadınlara boşanma hakkı vermeyelim aksi halde boşanmalar çoğalır, işçilere grev hakkı vermeyelim aksi takdire grev yaparlar, zencilere eşit yurttaşlık hakkı vermeyelim, köleliği k...

    Devamını oku
  • Cumhurbaşkanlığı mevzusu hakkında son not – Adil Okay

    Erdoğan kayıtlı seçmenin yüzde 36,5’unun oyu ile cumhurbaşkanı oldu. Tabi oy oranı düşse de cumhurbaşkanı olması Türkiye halkları için bir kayıptır. Seçimin resmi kazananı Erdoğan görünse de asıl kazananı oylarını arttıran Demirtaş olmuştur.“Manzara açık. Çatı zaten inşa edilememişti, o yüzden de çöktü. İhsanoğlu’nu aday gösterdiklerinde CHP ana muhalefet olmaktan istifa etmiştir demiştim. Seçim en büyük başarısızlığın o noktada olduğunu gösterdi. Zaten kampanyayı da iyi yürütememişlerdi. ...

    Devamını oku
  • “Ayışığı” ve Koca Dağ – Adil Okay

    Emine Kocadağ, yüzyıllardır kan ve gözyaşıyla yıkanan bir coğrafyanın, Mezopotamya’nın çocuğu. Bu coğrafyada doğan çocuklar oyuncaklarını tez kırıp, taş alırlar ellerine. Ne o taşı yontmaya ne de estetize ederek betimlemeye zamanları vardır. Ninelerin mesellerinden öğrendikleri ile yani sözel kültürle beslenirler. İşte, bu tez büyüyen çocuklardan biri de Emine Kocadağ’dır. Kocadağ, zulme karşı eline aldığı taşı zindanda yontmaya ve “acı”yı estetize etmeye zaman bulmuştur. Yabancı diliyle yani Tü...

    Devamını oku
  • Seçimlerde siyasal İslam ikliminin ağırlığı ya da kime oy vermeli? – Adil Okay

    Politika falcılık değildir. Eldeki verilere göre fikir üretilir, analiz yapılır. Bir eleştiri yapılırken dedikoduyla, komplo teorileriyle, niyet okuyarak yapılamaz. Örneğin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ı beğenmeyebilirsiniz ama söylemediklerini söylemiş gibi yaparak, yazarak yani yalan söyleyerek eleştiremezsiniz. Demirtaş’ı veya diğer adayları ancak yazılı veya sözlü beyanları üzerinden değerlendirebilirsiniz.Öncelikle bir gerçeği yeniden hatırlatayım: Erdoğan, İslam-Türk sentezcisid...

    Devamını oku
  • Kobane-Rojava sınırından ilk izlenimlerim – Adil Okay

    Önce Birecik’e İŞID’ın saldırılarını yoğunlaştırdığı Kobane sınırına daha sonra da Akçakale sınırına gittik. Bizi karşılayan desteklerimize teşekkür edip bizi kucaklayan insanlarla sohbet ettik. Sofralarına oturduk. Gazetecilerle sohbet ettik. Yazar arkadaşım Esra Çiftçi ve gazeteci Ahmet Bakır’la orada karşılaşmak günün güzelliklerinden biriydi. 30 Yıl tutsaklıktan sonra özgürlüğüne kavuşan ve yolculukta bize eşlik eden Hasan Gülbahar mahpus arkadaşları ile buluştu. Fotoğraf s...

    Devamını oku
  • Filistin: “modern” dünyanın ortak ayıbı – Adil Okay

    21. Yüzyılın en büyük ayıplarından biri Filistin sorunu. Sözüm ona ‘uygar’ batı ve ABD kendi yasalarını bile çiğniyor. 1967′den beri alınan BM kararları yok sayılıyor. 1948’den bu yana toprakları parça parça işgal edilen ve 1982′de İsrail’in Lübnan’ı bütünüyle işgalinden bu güne kadar Filistinliler ‘uygar dünyanın’ gözleri önünde birçok katliama uğradı. BM’in aldığı kararlar hiçe sayıldı. Irak’a sözüm ona demokrasi götüren ABD, İsrail’in insanlık suçlarını yok saydı. Ve en son Gazze işgalinden s...

    Devamını oku
  • Paranoya ve Adil Okay’ın salyangozunun şifresi – Cevat Yerdegül

    Yaşanan kimi olaylar, asgari düzeyde de olsa demokratik değerleri özümsemiş ülkelerde olsa toplumda büyük bir şaşkınlık uyandırır. Söz konusu Türkiye olunca bırakalım şaşkınlık uyandırmayı, normal bile karşılanır. Toplumun hafızasına nakşedilmesi gereken olaylar normalin kılıfına büründürülerek unutma kuyusuna atılır birer birer. Trajik olaylar yaşanırken “normaldir” denildiği noktada devletin hoyratlığı, iktidar muktedirlerinin at sırtında naraları başlar. Bu at koşturma, halktan herhangi bir i...

    Devamını oku
  • Özdeşleşme arzusu ve medyatik kitle kültürü – Adil Okay

    Sanal alemde paylaşım, taciz ve tatminVeya özdeşleşme arzusu ve medyatik kitle kültürü100 Bin yıl kadar önce, Homo Sapiens ayakları üzerinde doğrulup düşünmeye başladıktan sonra sözel kültür oluşmaya başladı. Sözel kültürden yazılı kültüre geçişi de 6 bin yıl önce yazının icadıyla başlatabiliriz. Elbette yazılı kültür, sözel kültürü tamamıyla yok edemedi. Bu gün aşıklar, dengbej’ler gibi hâlâ sözel kültürün sürdürücüleri var. Ancak özellikle son iki yüzyılda hayatın her alanına nüfuz eden başat ...

    Devamını oku
Popüler Haberler