Dört barış akademisyeninin ilk duruşmaları görüldü

34. Ağır Ceza Mahkemesi dört duruşmada da derhal beraat, birleştirme, dosya celbi taleplerini reddetti. Bildirinin kamuoyuyla nasıl paylaşıldığı konusunda Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazı yazılmasına karar verdi.

Dört barış akademisyeninin ilk duruşmaları görüldü

Barış İçin Akademisyenler’in “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisi imzacılarına yönelik davalar bugün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etti.

Dört akademisyenin davalarının ilk duruşmaları görüldü. Duruşma öncesi Barış İçin akademisyenler adına adliye önünde yapılan açıklamada Türk Tabipler Birliği yöneticilerinin serbest kalmasını sevindirici olduğu belirtildi. Bakur filmi yöneticilerinin perşembe günü duruşmalarının görüleceği hatırlatıldı.

Bianet’ten Beyza Kural’ın haberine göre, dört akademisyenden üçü duruşma salonunda hazır bulundu, sanık akademisyenler savunma yapmadı. Duruşmalarda ek süre, derhal beraat, aynı bildiri nedeniyle açılan ilk dava olan 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki (ACM) dosyanın celbi, birleştirme talepleri dile getirildi. Mahkeme heyeti ek süre dışındaki tüm talepleri reddetti.

Mahkeme başkanı tüm duruşmalarda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yeniden müzekkere yazılarak iddianameye konu olan 11 Ocak 2016 ve 10 Mart 2016 tarihli açıklamaların kamuoyuyla hangi ortamda paylaşıldığı konusunda mahkemenin bildirilmesini istedi.

Duruşmalar 5 ve 10 Temmuz 2017’da devam edecek.

Bugün duruşması görülen akademisyenler: Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki görevinden KHK ile ihraç edilen Prof. Dr. Fulya Atacan, Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki görevinden KHK ile ihraç edilen Yrd. Doç. Burak Ülman, Maltepe Üniversitesi’nden öğretim görevlisi ve doktora öğrencisi Meriç Taylan Mutlu ve Marmara Üniversitesi’ndeki görevinden KHK ile ihraç edilen Fırat Çapan.

Mahkeme heyeti şu isimlerden oluştu: Mahkeme Başkanı Abdullah Özer, üyeler Serkan İçöz ve Oktay Güney, savcı İlkay Özcan.

Savcı İsmet Bozkurt'un hazırladığı iddianamede imzacı akademisyenler 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 7/2 maddesinde yer alan "Terör örgütü propagandası" ile suçlanıyor. Davalar 5 Aralık'ta başladı. Davalar 5 Aralık'ta başladı. Şimdiye dek 106 kişinin ilk duruşmaları, bu kişilerden 14'ünün ikinci duruşmaları görülmüş oldu. 

1. duruşma

“Ne iş yapıyorsun?” “İhraç edildim”

Saat 09.30’da başlaması planlanan duruşma saat 10.12’de başladı. Prof. Dr. Fulya Atacan duruşma salonunda yer aldı.

Mahkeme başkanının “Ne iş yapıyorsunuz?” sorusuna “KHK ile ihraç edildim” yanıtı verdi.

Fulya Atacan, İddianamenin kendisine tebliğ edilmediğini belirterek bu nedenle savunma yapmak için süre istedi.

Avukatı Emel Ataktürk de dosyayı yeni aldığını belirterek savunmaları için süre istedi.

Savcı ek süre talebinin kabulünü istedi. Mahkeme heyeti ek süre talebinin kabulüne karar verdi. Ayrıca, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılarak iddianameye konu olan 11 Ocak 2016 ve 10 Mart 2016 tarihli açıklamaların kamuoyuyla hangi ortamda (internet ya da yazılı basın) paylaşıldığı konusunda mahkemenin bildirilmesini istedi.

Bir sonraki duruşma 5 Temmuz’da.

2. Duruşma

Avukat: İddianameler tek, sadece isimler değiştirilmiş

Yrd.Doç. Burak Ülman duruşma salonunda hazır bulundu. İddianame tebliğ edilmediği için savunma yapmak üzere süre istedi.

Avukatı Sevgi Epçeli Arslan derhal beraat ve 13. ACM’deki dosyanın celbi ve birleştirme taleplerine dair beyanlarda bulundu.

İddianamenin 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 7/2 maddesinde yer alan "Terör örgütü propagandası" ile suçlamasıyla açıldığını belirten Epçeli-Arslan söz konusu maddede ifade özgürlüğü lehine ve AİHM standardına ulaşma gerekçesiyle değişiklik yapıldığını hatırlattı.

“Bu maddede yapılan yasal değişiklikten sonra suçun unsurları cebir şiddeti övmek şeklinde daha fa somut hale getirildi. Dosyaya konu bildiri de bunların hiçbiri yoktur. Aksine şiddetin durmasına yönelik çağrı yapılmıştır. AİHM kararlarına göre siyasi iktidar muhaliflerine cezalandırma dışında farklı şekillerde demokratik toplum gereklerine göre cevap verebilir. Biz AİHM kararları nazara alınarak yüklenen fiilin suç oluşturmaması nedeniyle derhal beraat kararı verilmesini talep ediyoruz.”

Avukat, mahkeme bu yönde karar vermeyecekse 13 ACM’deki dosyanın celbi ve incelemenin ardından birleştirme yönünde karar verilmesini talep etti.

“İddianameler tek, sadece sanık isimlerinin değiştirilmiş. 13. ACM’deki dosyada farklı savcılıkların yetkisizlik ve birleştirme kararları var.”

Birleştirmeye “makul sürede bitme” reddi

Savcı derhal beraat talebini “atılı suçun unsurlarının tartışılmadan derhal beraat kararı verilemeyecek olması, suç kastının bulunup bulunmadığı yönünde sanığın savunmasının alınmasıyla unsurların tartışılabilecek olması ve sanığın savunmasının alınmamış olması” gerekçesiyle derhal beraat talebinin; “suça konu bildirinin aynı olması dışında dosya arasında herhangi bir şahsi, fiili, hukuki sorumluluk bulunmaması, savunma aşamasından sonra yargılamanın her aşamasında mahkemece birleştirme kararının verilebilecek olması, bildiriye imza atmaları nedeniyle hakkında dava açılan kişi sayısı ve bu kişi sayısı nedeniyle yargılamaların uzayıp ve makul sürede bitmeyebileceği hususları gerekçesiyle” de birleştirme talebinin reddini, talep edilen ek sürenin ise verilmesini istedi

Mahkeme heyeti, “derhal beraat kararı talebine gerekçe olarak eylemin AİHM kararları çerçevesinde değerlendirilerek savunmanın bu yönde yapılmış olması anlaşıldığı üzere atılı suç yönünden unsurların oluşup oluşmadığını yargılama sonrası tartışılabilecek olmasından derhal beraat talebinin reddine; bildiri nedeniyle 1128 sanık hakkında dava açılmış ya da açılacak olması bu sayıda sanığın aynı dosyada birleştirilmesinin yargılamanın uzamasına ve adil yargılanma hakkının ihlaline neden olabilecek olması hususlarından 13 ACM’deki dosya ile birleştirilmesi talebinin reddine” karar verdi.

Ek süre talebini kabul etti. Ayrıca, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılarak iddianameye konu olan 11 Ocak 2016 ve 10 Mart 2016 tarihli açıklamaların kamuoyuyla hangi ortamda (internet ya da yazılı basın) paylaşıldığı konusunda mahkemenin bildirilmesini istedi.

Bir sonraki duruşma 5 Temmuz saat 11.15’te.

3. duruşma

Doktora öğrencisi Meriç Taylan Mutlu duruşma salonunda hazır bulundu. Mahkeme başkanı iddianameyi özetledi. Meriç Taylan Mutlu derhal beraat kararı beklediğini, avukatına da dün vekalet verdiğini belirterek savunma için ek süre istedi.

"Adalet Bakanlığı birleştirme yönünde görüş vermişti"

Avukatı Meriç Eyüboğlu derhal beraat ve birleştirme taleplerine dair beyanlarda bulundu.

“Hukuken ayrı fiilen birleştirilmiş dosyalar söz konusu. Bir önceki duruşmada taleplerin nasıl karşılandığını bilerek çıkıp aynı talepleri dile getiriyoruz. Yaşadığımız trajik bir oyun.”

“Bir önceki duruşmada mahkeme birleştirme talebini reddederken sanık sayısının fazlalığının adil yargılanma hakkının ihlali olabileceğini belirtti. Hakkında dava açılan akademisyen sayısı 1128 değil, yaklaşık 200 kişi. Sanık sayısının fazlalığı belki adil yargılama hakkını ihlal edebilir ancak Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2015 kararında belirttiği üzere birleştirme hususunda objektif kriterlerin oluştuğu dosyalar söz konusu olduğunda bunlar arasında birleştirme yapılmaması da adil yargılanma hakkının ihlalini oluşturur. Tek iddianame ile bu kadar kişinin ayrı yargılanması da adil yargılanma hakkını ihlal eder.”

“11 Ocak 2016’da kamuoyuna açıklanmasının ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma başlattığını Anadolu Ajansı haberiyle öğrendik. Toplam 90 yerde soruşturma başlatıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın TCK 301. Madde yönünden yargılama için başvurduğu Adalet Bakanlığı, soruşturmanın usul ekonomisi ve delillerin birlikte değerlendirilmesi açısından birleştirilmesi ve soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilmesi yanıtı verdi.  13. ACM’deki dosyayı celpederseniz bu belgeleri görebilirsiniz.

Eyüboğlu ayrıca sanığın sorgusu yapılmadan da derhal beraat kararı verilebileceğine dair CMK 193/2 maddesinin uygulanabileceğini belirtti, Antalya Bölge İdare Mahkemesi’nin TMK 7/2 maddesine dair verdiği “açık ve yakın tehlike yönünden değerlendirme yapmanın gerekliliğine” dair kararını örnek verdi. Bildiriden bu yana açık ve yakın tehlike gerçekleşmediğini söyleyerek derhal beraat talebinde bulundu.

Savcı: "Bildirinin aynı olması dışında bağlantı yok"

Savcı, “atılı suçun unsurlarının tartışılmadan derhal beraat verilemeyecek olması, suç kastının bulunup bulunmadığı yönünde sanığın savunmasının alınmasıyla unsurların tartışılabilecek olması ve sanığın savunmasının alınmamış olması” gerekçesiyle derhal beraat talebinin;  “suça konu bildirinin aynı olması dışında dosyalar arasında herhangi bir şahsi, fiili ve hukuki bağlantı bulunmaması, savunma aşamasından sonra yargılamanın her aşamasında mahkemece birleştirme kararı verme imkanı olması, bildiriye imza atması nedeniyle haklarında dava açılan kişi sayısı ve bu sayı nedeniyle yargılamaların uzayabilecek ve makul sürede bitmeyecek olması”gerekçesiyle de birleştirme talebinin reddini istedi. Ek sürenin verilmesini talep etti.

Mahkeme heyeti, “derhal beraat talebinin atılı suçun açık ve yakın tehlike unsurunun oluşup oluşmadığı hususunun değerlendirilebilmesine yargılama sonrasında mümkün olması” gerekçesiyle derhal beraat talebinin reddine; "iddianame konusu bildiri nedeniyle 1128 sanık hakkında dava açılmış ya da açılabilecek olması bu sayıda sanığın aynı dosyada birleştirilmesinin yargılamanın uzamasına ve adil yargılanma hakkının ihlal edilmesine neden olabilecek olması” gerekçesiyle birleştirme kararının reddine karar verdi. Ek süre taleplerini kabul etti.

Ayrıca, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılarak iddianameye konu olan 11 Ocak 2016 ve 10 Mart 2016 tarihli açıklamaların kamuoyuyla hangi ortamda (internet ya da yazılı basın) paylaşıldığı konusunda mahkemenin bildirilmesini istedi.

Bir sonraki duruşma 10 Temmuz saat 10.00’da.

4. duruşma

Fırat Çapan duruşma salonunda yer almazken avukatları Meriç Eyüboğlu ve Hazal Pekşen hazır bulundu. Eyüboğlu, müvekkilinin başka bir kente taşındığını, iddianamenin ulaşmadığını söyledi. Aynı talep ve kararlar şeklinde bir önceki davanın zaptı kopyalandı.

Bir sonraki duruşma 10 Temmuz saat 09.30’da.

Ne olmuştu?

1128 akademisyen, 10 Ocak 2016'da "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi" adına "Bu Suça Ortak Olmayacağız" başlıklı bildiriyi yayınladı. Toplam imza sayısı 2212'ye ulaştı.

Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya ve Doç. Dr. Kıvanç Ersoy ve Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı Barış İçin Akademisyenler/İstanbul grubu adına "Bu suça ortak olmayacağız" bildirisi kapsamında yaşananları 10 MArt 2016'da basın toplantısıyla paylaştı. Camcı dışındaki üç akademisyen 15 Mart 2016’da; tutuklama kararı çıktığında yurtdışında olan Camcı ise Türkiye’ye döndüğünde 31 Mart 2016’da “örgüt propagandası” suçlamasıyla tutuklandı. Dört akademisyen 22 Nisan 2016'daki ilk duruşmada serbest bırakıldı. İlk duruşmada savcı suçlamayı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 301. maddesinde belirlenen "Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama" şeklinde değiştirmesiyle yargılama izni için Adalet Bakanlığı'na başvuruldu.

Ekim 2017'de en az 148 imzacı akademisyen hakkında da iddianame hazırlandı. Savcı İsmet Bozkurt'un hazırladığı iddianamede imzacı akademisyenler 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 7/2 maddesinde yer alan "Terör örgütü propagandası" ile suçlandı. İlk duruşmalar 5 Aralık 2017'de görüldü.

6 Şubat 2018 itibariyle 106 kişinin ilk duruşmaları, bu kişilerden 14'ünün ikinci duruşmaları görülmüş oldu.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler