Demir perde geri mi geliyor?

MEHMET YILMAZER yazdı: “Demir perdeyi zamanında Sosyalist Sistemin etrafına Batı dünyası indirmişti. Küreselleşme parolasının iki aktörü İngiltere ve Amerika, şimdi tam tersi safta konumlanarak koruma duvarlarını yükseltmeye yelteniyorlar. 1929 büyük bunalımı ve ardından II. Dünya Savaşı böyle gelmişti.”

Demir perde geri mi geliyor?

MEHMET YILMAZER

İngiltere’nin kışkırtmasıyla Rusya’ya karşı Batı dünyası hep bir ağızdan savaş açtı. Konu “ajan zehirlenmesi”! İkinci Dünya Savaşı yıllarını hatırlatan sahneler yaşanıyor. Ortada açık bir delilin bulunmaması önemli değildir. Olmasa da yaratılır. Vietnam savaşının başlatılmasında Amerika’nın büyük yalanı bir yana; yakın tarihte Irak işgali öncesi “Saddam’ın kimyasal silahları” üzerine yaratılan yalanlar bizzat sahipleri tarafından itiraf edildi. Ancak bunların hiçbiri önemli değildir. Batı dünyasının devasa uluslararası medyası harekete geçmiştir: Bu medya “ajan zehirlenmesinde” Putin’i işaret etmektedir.

Batı dünyası Putin’e niye bu kadar öfkelidir? Sovyetler yıkılmış, “Doğu bloku” parçalanmış Batının kolay avı haline gelmiş; sırada devasa Rusya’nın yem edilmesi vardı. Yeltsin denen bir sarhoş Rusya’yı Batıya altın tepside sunmak üzereydi. Batı dünyası sevinçten yerinde duramıyordu. Ancak Batının bu hayallerini Putin denen “yeni Çar” yerle bir etmiştir. Bu kadarla da kalmamış, son on yıldır kendini toparlamış, dünyada yeni mevziler kazanmaya başlamıştır. En son Suriye’de yaşananlar dünya egemeni olmaya alışmış Batı dünyasının sinirlerini oldukça bozmuştur.

Bu kapışma nereye varır? Demir perde geri mi geliyor? Hatta dünya yeni bir savaşa doğru mu gidiyor? Bu sorulara falcı usulü cevap vermek yerine temelinde yatan gerilime bakmak gerekiyor. Dünya güçler dengesi değişiyor. Putin’in 2007’de ilan ettiği gibi artık dünya “çok kutupludur”. Bir süper güç yoktur. Hele 2008 büyük krizinden beri kapitalist merkezler doğrulmak için bütün uğraşlarına rağmen hâlâ ayağa kalkamadılar. Üstelik Amerika on beş yıldır Irak bataklığında debelenip duruyor.

O debelenirken Çin ve Rusya boş durmadı. BRICS ülkeleri olarak yeni bir ağırlık noktası yaratmaya başladılar. Artık dünyanın ağırlık merkezi Doğu’ya kaymaktadır. Batı dünyası bu gerçekliği kabul etmediği gibi gelişmenin yolunu kesmek için adımlar atmaya hazırlanıyor. Hedefte aslında Rusya ve Çin vardır. İngiltere, Rusya tehdidini öne çıkartmayı kendi çıkarları için uygun görüyor. Kıta Avrupa’sının Rusya ile ilişkisinde her gelişme İngiltere ve Amerika’nın canını fazlasıyla sıkmaktadır. Rusya silah teknolojisi ile göz dolduruyor. Suriye savaşında “200 yeni silah denemiştir”. Ancak bundan önemlisi Rusya devasa toprakları ile büyük bir hammadde kaynağıdır.

Trump, geleneksel Pentagon yaklaşımından farklı olarak başkanlık propagandasında Rusya ile ilişkileri düzeltme, fakat Çin’e yüklenme niyetinde olduğunu vurgulamıştı. Beyaz Saray sancılı yollardan bu noktaya çekilmiş durumda. Ancak yükselen Doğu elbette aptal değildir. Hedefin yeni ağırlık merkezinde duran Rusya ve Çin olduğu bellidir. Zaten Trump’ın yeni gümrük vergilerine Çin’in gösterdiği tepki her şeyi açıklıyor. Cenevre’de DTÖ toplantısında Çin yetkilisi Amerika’yı örgüte şikayet edip “canavarı kafesine geri tıkalım” çağrısı yapmıştır. Trump’ın aldığı tedbirler 60 milyar dolar değerinde Çin malına giriş yasağı anlamına geliyor.

Yükselen Doğu ile gerileyen Batı arasındaki savaşın kapsamı çelik, alüminyum vb. mallara vergi koymaktan ibaret değildir. Washington “Çin’in bilgi hırsızlığının Amerikan firmalarına maliyetinin 1 trilyon dolar civarında” olduğunu iddia etmektedir (The Economist, Mart 18). Bu suçlamanın ne kadarı doğrudur, bilemeyiz. Ancak bir gerçek ortada duruyor. Çin yüksek teknolojide hızlı adımlar atıyor, bu konuda ABD ile başabaş gidiyor. Economist aynı sayısında Çin’in 2025 yılında Yapay Zeka alanında ABD’yi geçeceğini ileri sürmektedir. Halen dünyanın en hızlı 500 bilgisayarının 202’si Çin’de 143’ü Amerika’dadır.

Çin büyük sermaye birikimine ve bu alanlarda yatırımlar yapma kapasitesine sahiptir. “Bir Yol Bir Kuşak” projesi ile trilyonlarını kendine yol açacak alt yapı düzenlemelerine yatırmaya başlamıştır.

Doğu-Batı rekabetinde diğer çok önemli nokta Çin’in, kendi parası yuanla petrol alış verişine başlamasıdır. 26 Martta ilk defa Şanghay petrol borsasında yuanla kontratlar

imzalanmıştır. Rusya da bu konuda Çin’i desteklemektedir. Bu gelişme bugün henüz bir başlangıçtır. Ancak Beyaz Saray’ı çıldırtacak bir gelişmedir. Geliştiğinde doların egemenliğine büyük bir darbe vurma potansiyeline sahiptir. Böyle bir gelişme Amerika için felaket olur. Hatırlardadır, yıkılan Saddam Irak işgalinden önce yaptığı açıklamalarda petrolünü dolar dışındaki paralarla satmaya başlayacağını açıklamıştı. Bu açıklama aynı zamanda kendi sonuna da bir çağrı anlamına gelmişti.

Ancak şimdi adımı atan Çin’dir. Doğu’nun yükselen devinin bu adımı nasıl durdurulacak? Bu sorunun bugün bir cevabı yok!

“Ajan zehirlenmesi” bir roman veya heyecanlı bir film değil, dünya güç dengelerindeki büyük kaymaların ortaya çıkarttığı tektonik seslerdir. Bu nedenle geçici değil, tam tersine derinleşmeye adaydır. “Demir perde”yi zamanında Sosyalist Sistemin etrafına Batı dünyası indirmişti. Komünizm tehdidi gürültüleri perdenin inişine eşlik etti. Bugün böyle bir perdeyi indirmek imkansızdır. Küreselleşme parolasının iki aktörü İngiltere ve Amerika, şimdi tam tersi safta konumlanarak koruma duvarlarını yükseltmeye yelteniyorlar. 1929 büyük bunalımı ve ardından II. Dünya Savaşı böyle gelmişti.

Yeni demir perde savaş demektir. Fakat böyle bir savaşı kapitalizm bu haliyle taşıyabilir mi? İnsanlığın önündeki en önemli sorun budur.

29.03.18

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler