Pervin Buldan: Çalamayacakları oranda bir oya ihtiyacımız var

24 Haziran seçimlerine ilişkin değerlendirmelerini paylaşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “HDP’nin baraj altında bırakılması durumunda 70-80 milletvekili AKP hanesine yazılacak. Bu gerçekliği Türkiye toplumu, Türkiye’nin geleceği açısından göz ardı etmemelidir” uyarısında bulundu.

Pervin Buldan: Çalamayacakları oranda bir oya ihtiyacımız var

Cumhur İttifakı’na karşı Türkiye’nin demokratikleşmesi, tek adam-tek parti rejiminin engellenmesi hedefiyle ‘sıfır baraj’ diye çıkılan yolda, yüzde 10 baraj engeliyle başbaşa bırakılan HDP, barajı aşma mücadelesi bakımından da yol haritasını oluşturacak seçim beyannamesini bugün açıklıyor. HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın seçim kampanyasıyla birlikte duyuracağı beyanname, “Senle değişir” sloganının altının doldurulması bakımından da önemli.

Selahattin Demirtaş dahil dokuz milletvekili, seçilmiş belediye başkanları, binlerce üye ve yöneticisi cezaevinde olan, 11 milletvekilinin vekilliği düşürülen HDP, OHAL koşulları, antidemokratik seçim yasası ve hızı kesilmeyen operasyonlar engelini nasıl aşacak? Kürt halkı, iktidar bloğunun güvenlikçi politikalarını nasıl değerlendiriyor? CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin verdiği mesajlar karşılık bulur mu? “Tamam”ın muhalefet cephesinde yükselttiği olumlu ivme, sokağa nasıl taşınacak?

Seçim gündeminin öne çıkardığı başlıkları değerlendiren HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Evrensel’den Serpil İlgün’ün sorularını yanıtladı.

‘Cumhur’ ve ‘Millet’ ittifaklarının seçim bildirgeleri henüz açıklanmadı ancak vaatler sıralanmaya başlandı. HDP bugün açıklayacağı bildirgede Türkiye halklarına ne diyecek? Beyanname nasıl bir çerçevenin üzerine bina edilecek?

HDP olarak Türkiye’nin ihtiyacı olan bir seçim beyannamesiyle Türkiye halklarının karşısına çıkmayı hedefliyoruz. Özellikle tüm ezilmiş kesimlerin, ötekileştirilenlerin, yok sayılanların, kadınların ve gençlerin kendisini içerisinde bulacağı ve “Evet, bu benim sorunumu çözecek” diyebileceği bir beyanname olacak. HDP iktidara geldiğinde Türkiye’nin sorunlarına nasıl çözümler sunacağını, Türkiye toplumunu nasıl kucaklayacağını açıklayacağız. Her kesime seslenmeye ve her kesimin sesi olmaya çalışan bir beyannameyle seçim programımızı başlatacağız.

Bazı çevreler Kürt sorununda güvenlikçi politikalara dönülmesiyle birlikte HDP’nin de Türkiyelileşme iddiasını yitirdiği, kimlik siyasetine sıkıştığı yönünde eleştiriler yöneltiyor ve baraj engelini aşabilmesi için HDP’nin Türkiye partisi olması gerektiğini söylüyor. Siz bu eleştirilere nasıl yaklaşıyorsunuz?

Önce şunu söylemek isterim, HDP hiçbir zaman Türkiye partisi olma görüntüsünden çıkmadı. 7 Haziran’dan sonra yaşananlar, bölgede sokağa çıkma yasaklarıyla birlikte Kürt halkının yaşadığı yerlerde yapılan zulümler, siyasetçilerimizin, belediye başkanlarımızın tutuklanması, atanan kayyımlar, HDP’ye yönelik linç girişimleri, Suriye’de yaşanan gelişmeler, Afrin meselesi... Bütün bunlar Kürt halkının yaşadıklarını biraz daha görünür kılmak açısından, bizleri yaşananları aktarmaya biraz daha yöneltti; ancak bunun yanında Türkiye halklarının sorunlarını da ihmal etmedik. HDP sadece Kürtlerden oluşan bir parti değil. Arapları, Alevileri, Türkleri, Ermeni ve Süryanileri temsil eden milletvekili arkadaşlarımızla hep birlikte Türkiye’nin sorunlarını dillendirmeye çalıştık. Bu vesileyle bir kez daha HDP’nin Türkiye partisi olma yönündeki çalışmalarını hızlandırıcağını ifade etmek isterim. Türkiye’nin her kesimine ulaşmaya, gitmediğimiz her ile gitmeye çalışacağız. Olağanüstü hal şartlarında bulunuyor olmamıza rağmen bunları yapmaya çalışacağız. Karadeniz’deki HES meselesinden tutalım Ege’deki çiftçinin sorununa, kadınların ve gençlerin sorunlarına, hepsini önümüze bir hedef olarak koyup, Türkiye partisi iddiamızı bir kez daha ispat etmeye çalışacağız.

İşaret ettiniz, OHAL şartları ve değiştirilen seçim yasaları adil ve demokratik bir seçim yarışını zaten ortadan kaldırıyor ancak HDP açısından önemli bir diğer engel de kriminalize edilerek düşmanlaştırılması ve bunun hemen her gün sürdürülüyor olması. Partiniz bu engelleri nasıl aşacak? Nasıl bir çalışmayla sözünü Türkiye halkına ulaştıracak?

Evet, OHAL koşullarında çalışma yapmak elbette zor ancak bu mesele sadece HDP’yi etkileyen bir mesele değil. OHAL’den Türkiye toplumunun hepsi etkileniyor, diğer siyasi partiler de etkileniyor. Her gün yönetici arkadaşlarımızın gözaltına alındığı ve tutuklandığı bir dönemde seçmenlere ve tabanımıza ulaşmanın yol ve yöntemlerini elbette bulacağız; yapacağımız etkinliklerle, mitinglerle sözümüzü her kesime ulaştırmanın zeminini mutlaka hazırlayacağız. Belki iktidarın güdümündeki basında yer almayacağız ama sosyal medya üzerinden bile olsa her çalışmamızı, her etkinliğimizi, her buluşmamazı Türkiye kamuoyuyla paylaşmaya çalışacağız. Bizim işimiz ev ev dolaşmak olacak, her eve girmeye çalışacağız.

Seçim yasasının değiştirilmesinin esas olarak bölgede HDP’yi ‘sandıktan çıkarmamayı’ hedeflediği düşünülürse, bölgede nasıl bir strateji izlenecek?

Halkımız sandıklara sahip çıkacak. Biz bundan eminiz. Bu tür durumlarla ilk defa karşı karşıya kalmıyoruz. Her ne kadar bugün yasal güvenceye kavuşturulmuş olsa bile, her seçim döneminde her türlü oyunun oynandığını biliyoruz. Ancak Kürt seçmen, politik bir seçmen. Oynanan oyunun, yapılacak usulsüzlüklerin farkında. Bu nedenle biz insanlarımıza “Sandıkları terk etmeyin, oylarınıza sahip çıkın, 24 Haziran akşamına kadar bulunduğunuz yerleri terk etmeyin” çağrısı yapacağız. Bu oyunlar karşısında seçmenlerimizin, tabanımızın bu irade ve kararlılıkla hareket edeceğine yürekten inanıyorum. İnsanlarımız politik bir davranışla, asla provakosyonlara gelmeden ve izin vermeden çok sakin ve sağduyulu bir şekilde oylarına ve sandıklara sahip çıkacaklar.

Kürdi partilerle kurulacak ittifakın sandık güvenliği ve baraj riski açısından da önemli bir avantaj oluşturacağı belirtiliyor. İttifak kesinleşti, diyebilir miyiz? Ek olarak, gerek Türkiye, gerekse dört parçadaki Kürtlerin birliği ve dayanışmasının sağlanması yönünde partinizin uzunca bir dönemdir çaba içinde olduğunu düşündüğümüzde, bu ittifakın seçim işbirliğinin ötesinde taşıdığı anlam için ne söylersiniz?

Evet bu yeni bir çalışma değil. Kürtlerin birlik ve beraberliği bu dönem açısından belki biraz daha zorunlu hale geldi, ancak daha önce de bu tür çalışmalar vardı. Bu çalışmalar zaman zaman sekteye uğramış olsa bile bu dönem bir kez daha zorunlu olarak karşımıza çıkan bir mesele haline geldi. 24 Haziran buna bir vesile olabilir. Seçim ittifakıyla birlikte Kürtlerin birlik ve beraberliğinin daha sonra ulusal birlik meselesine taşınması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Nerede yaşarlarsa yaşasınlar, hangi coğrafyalarda bulunurlarsa bulunsunlar... Kürt halkını inkar etmeye çalışan, görmezden gelmeye çalışan bir zihniyete karşı artık birlik olmanın zamanıdır. Belki geç kalındı, ancak 24 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan bu birlik beraberliğin, ileriki dönemlerde yaşanacak her türlü tehlikenin önünde de bir set oluşturacaktır diye düşünüyoruz. Dolayısıyla yaptığımız görüşmeler çok önemli ve kıymetli görüşmelerdi. Sonuç da aldık açıkçası; Diyarbakır’daki Kürdistani partilerden birkaç güne kadar bu yönde bir açıklama gelecek diye tahmin ediyoruz.

Hüda-Par’ın da dahil edilmesi yönündeki talebin partinizce kabul görmediği basına yansıdı ancak tartışmalar sürüyor göründüğü için soralım, bu ittifak açısından bir sıkıntı yaratır mı?

Hüda-Par’ın da bu ittifaka girmesi konusunda bir ifade var, ancak şu anda öyle bir şeyin zor olduğunu belirtmek isterim.

Sol, sosyalist, emek ve demokrasi güçleriyle yapılan görüşmelere ilişkin nasıl bir değerlendirme yaparsınız? Emek ve demokrasi güçlerinin ittifakının kurulması yönünde çabalar oldu, ancak bu sağlanamadı. Sağlanamamasında HDP açısından bir eksiklik, zayıflık söz konusu mu?

Sol, sosyalist partilerle görüşmelerimiz tamamlanmak üzere. Bu görüşmeler neticesinde batıdaki sosyalist kesimlerin, demokratik çevrelerin birlik ve beraberliğinin oluşması noktasında HDP olarak büyük bir çaba içerisine girdik. O anlamda da görüşmelerimiz devam etmekle birlikte önemli noktalarda uzlaştığımızı söyleyebilirim. Muhtemelen batıdaki sol partilerden de açıklamalar yapılacaktır bu konuda. Ki, birkaç parti zaten açıklamasını yaptı, HDP’yi ve Selahattin Demirtaş’ı destekleyeceğine dair. HDP olarak sadece bölgede Kürdistani partilerle değil, Türkiye’nin batısındaki sol ve sosyalist çevreler ve demokrasi güçleriyle yapacağımız ittifakları da önemsiyoruz. Türkiye’nin, Türkiye halklarının buna ihtiyacı var.

HDP’nin baraj altında kalması tüm muhalefetin sorunu

İttifak taktiklerinde ‘parti üstü’ bir tutum alan CHP’nin, HDP konusunda direnmemesi cesaretsizlik’ olarak değerlendirildi. Ne dersiniz, bu sonucu doğuran cesaretsizlik mi, iktidar bloğunun saldırılarını engelleme mi, yoksa CHP yönetiminin Kürt sorununa bakışta genel ‘devlet’ yaklaşımından çok farklılaşmaması mı?

Şöyle söyleyeyim; bir kere CHP bu saatten itibaren ana muhalefet rolünü çoktan kaybetti. Ana muhalafet partisi olan bir partinin bu dışlayıcı ve görmezden gelen yaklaşımı Türkiye toplumu tarafından da yakından izleniyor. Biz, hiçbir şekilde kimseyle kapalı kapılar ardında bir görüşme yapmadık, hiçbir pazarlık içine de girmedik. Onlar kendi gelecekleri açısından böyle bir ittifakı kurdular ve HDP’yi bunun dışında tuttular. Şu ortaya çıkıyor ki, baraj bugün itibariyle HDP’yi hedef almıştır. Biz elbette ki baraj meselesini aşabilecek bir konumdayız. Ancak izlenen yolun demokratik bir yol olmadığını düşünüyoruz. Bu açıdan, HDP’nin neden dışta bırakıldığı sorusunun muhatabı CHP. Bu sorunun cevabını bizden ziyade CHP’nin vermesi gerektiğini düşünüyorum.

Ancak şunu kimsenin unutmaması gerekiyor; HDP’nin baraj altında bırakılması durumunda 70-80 milletvekili AKP hanesine yazılacak. Bu gerçekliği Türkiye toplumu, Türkiye’nin geleceği açısından göz ardı etmemelidir. AKP-MHP koalisyonu tarafından bugüne kadar yaşananların daha fazlasının Türkiye toplumuna yaşatılacağı kaygısını herkes taşımalıdır. Bu sadece bizim sorunumuz değildir; bu CHP’nin de, İYİ Parti’nin de, SP’nin de, Türkiye’deki diğer siyasi partilerin de sorunudur. Hem demokratik anlamda hem de siyaseten insanların bunu çok iyi değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Batıda yaşayan Kürtler AKP’den desteğini çekmeli

Genel olarak iddiasız ve ikna edici olmaktan uzak bulunan AKP’nin seçim manifestosunu, operasyonların devam edeceği ve hatta yenilerinin ekleneceği vaatleri üzerinden soralım. Erdoğan-AKP açısından da Kürtlerin oyunu almak önemliyse, güvenlik siyasetine yapılan bu güçlü vurgu neden?

Önce, AKP’nin seçim manifestosunun tam bir çöküş manifestosu olduğunu belirtmek isterim. Ve evet, geçmişte yaptıklarını tekrar yapacağının mesajını verdi aslında Erdoğan. Bu nedenle, özellikle AKP’ye oy veren Kürtlerin bu meseleyi ciddi şekilde önüne koyması gerekiyor.

Siyasetçilerin cezaevinde olması ama aynı zamanda Afrin’de yaşananlar ve Kürt halkına yaklaşım meselesinde güvenlikçi politikaların bundan sonra da devam edeceğine dönük mesajlar Kürtler arasında çok ciddi tartışılmaya başlandı. Bu açıdan çok ciddi kırılmaların yaşandığını, AKP’ye Batıda yaşayan Kürtlerden gelen destekte ciddi bir azalma olduğunu da ifade etmeliyim.

Batıda yaşayan Kürt halkına şu çağrıyı yapmak isterim; AKP’ye verilen destek çekilmelidir. Artık Kürtlerin birlik ve beraberliğinin zamanı gelmiştir. Kürtler kendilerine yönelik her türlü zulme, her türlü inkar, imha ve tasfiyeye karşı bu birlikteliği göstererek AKP’ye desteğini geri çekmelidir.

Siyaseten, ahlaken ve vicdanen kabul edilemez

Antidemokratik koşullar ve engeller başlığında en dezavantajlı durumda olan kuşkusuz birbuçuk yıldır cezaevinde tutulan Selahattin Demirtaş. Adaylığı toplumun önemli bir kesiminde destek bulmuş görünüyor, ancak bu desteğin büyütülmesi, yaygınlaştırılması için nasıl bir çalışma ve çağrınız olacak?

Cezaevinde rehin olarak tutulan Sayın Demirtaş, diğer adaylarla eşit koşullarda bir seçim kampanyası yürütemeyecek. Bu da Türkiye’nin siyaseti açısından, vicdanen, ahlaken ve siyaseten hiçbir şekilde kabul edilmeyecek bir durum. Diğer adaylar seçmenleriyle buluşurken, mitingler yaparken Sayın Demirtaş avukatı aracılığı ile twitter üzerinden vereceği mesajlar veya yine avukatı aracılığıyla bize göndereceği mesajları bir başkasının okuması üzerinden bir kampanya yürütecek. Tüm bu adil olmayan koşullara rağmen ben Sayın Demirtaş’ın diğer adayların çok çok üzerinde bir oy alacağına inanıyorum. Böyle bir hava ve atmosfer var. Sayın Demirtaş’ın bir an önce özgürlüğüne kavuşması gerektiği talebimizi her gün tekrarlayıp, bu antidemokratik uygulamaya bir an önce son verilmesini isteyerek, seçim kampanyasını yürütmeye çalışacağız.

Demirtaş ikinci tura kalırsa diğer adaylar destek verecek mi?

Muharrem İnce’nin Demirtaş’a ziyaretini ve Hakkari mitinginde Kürt sorununun çözümü için dillendirdiği 3 B (barışacağız, bölüşeceğiz, büyüyeceğiz) formülünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sayın Muharrem İnce’nin Sayın Demirtaş’ı ziyaret etmesi büyük bir incelik. Bu anlamda saygı duymak gerekiyor, olması gereken de buydu. Diğer adaylardan da aynı inceliği beklediğimizi belirtmek isterim. Keşke Sayın Demirtaş da dışarıda olsa ve kendi kampanyasını yürütebilse. Sayın İnce evet CHP içinde belki de Kürt halkına yaklaşım konusunda her zaman sözünü söyleyen bir isim, ancak seçim dönemlerinde bunun daha çok dillendirilmesi ve bir seçim vaadi olarak ifade edilmesi çok doğru değil. Her seçim döneminde, bölgeye giden adaylar, oranın nabzına göre konuşmalar yaparlar, fakat seçildiklerinde ya da seçilmedikleri zaman orada yaşananları unuturlar veya görmezden gelen bir tutum içine girerler ne yazık ki.

Kürt halkı bölgede çok büyük sıkıntılar yaşadı. Sokağa çıkma yasaklarıyla birlikte yakılan yıkılan evler, katledilen insanlar, yine siyaseten kendi iradesi olarak kabul ettiği seçtiği temsilcilerinin cezaevine konulması, belediye başkanlarının yerine kayyumların atanması... Bütün bu dönemlerde biz hiçbir siyasetçiyi bölgede, Kürt halkının yanında görmedik. Sayın İnce’nin yaptığı açıklamalarını da bir seçim vaadi olarak değerlendiriyoruz. Kürt halkı kime oy vereceğini, kimi kendisine temsilci olarak belirleyeceğini çok iyi bilen bir halktır.

İnce’nin ikinci tura kalması halinde HDP’nin nasıl bir tutum alacağı seçim gündeminin öne çıkan sorularından. Destekler misiniz?

Biz ikinci turu henüz tartışmaya açmadık. Sayın Demirtaş’ın ikinci tura kalması yönünde bir çalışma yürüteceğiz. Her ne kadar şimdi Erdoğan ve İnce kalacak gibi görünse de bir sürpriz olabileceğini kimsenin unutmaması gerektiğini düşünüyorum. Sayın Demirtaş’ın ikinci tura kalması durumunda, diğer adayların Demirtaş’ı destekleme yönünde bir kararı olacak mı, asıl bunu tartışmak lazım.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler