Binlerce Honduraslı göçmen ABD’ye yürüyor

'Suçlu değil, uluslararası işçileriz!' diyerek yola binlerce Honduraslı, ABD'ye yürüyor. Göçmenler engellenmelere rağmen Meksika'ya ulaştı.

Binlerce Honduraslı göçmen ABD’ye yürüyor

Solcu hükümetin 2009 yılında ABD destekli askeri darbeyle devrildiği Güney Amerika’nın yoksul ülkesi Honduras’ta küçük bir grup tarafından geçtiğimiz cuma günü başlatılan kuzeye göç hareketi katlanarak büyüyor.

Birleşmiş Milletler ABD'ye ulaşmak için yola çıkan göçmenlerin yürüyüşüne 7 binden fazla kişinin katıldığını bildirdi. 

Yoldaki katılımlarla giderek artan göçmen kervanı, Meksika sınırında polis engeline rağmen ilerleyişini sürdürdü. Meksika sınırına dayanan göçmenlerden yaklaşık 2 bini, iki ülkeyi ayıran Suchiate nehrini yüzerek veya salla aşarak Meksika tarafına geçmeyi başardı. Meksikalı yetkililerin ülkeye girişlerine izin vermemek için gösterdiği ‘çabaya’ rağmen binlerce Honduraslı ABD’ye gitmek üzere yola koyuldu.

BM Genel Sekreter sözcülerinden Farhan Haq, Guatemala, Honduras ve El Salvador'dan yola çıkan binlerce göçmenin Meksika'ya ulaştığını ve bir süre orada kalmalarının beklendiğini söyledi. Haq, ''Şu anda göçmen karavanında 7 bin 233 kişinin olduğu tahmin ediliyor ve birçoğu kuzeye (ABD'ye) doğru ilerleme niyetinde.'' dedi. 

Chiapas kentinde bulunan Tapachula'nın Hidalgo bahçesinde binlerce göçmen, geceyi burada kalarak geçirdi.

Sözcü Haq, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in duruma ilişkin ilgili ülkelerin lideriyle konuştuğunu belirterek, Guterres'in bugün Washington'da ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile görüşeceğini ifade etti. 

640’ı Meksika'ya iltica talebinde bulundu

AA’nın haberine göre, Meksika İçişleri Bakanlığı ise sınırda Honduraslılar arasından 640 mülteci talebi aldıklarını açıkladı. Bakanlık, otobüslerle sığınma merkezine taşınan, gıda ve tıbbi yardım sağlanan göçmenlerin fotoğraflarını da yayınladı. Honduras Devlet Başkanı Juan Orlando Hernandez ile Guatemalalı mevkidaşı Jimmy Morales’in göçmen hareketi üzerine yaptığı acil toplantıda, Guatemala’ya son bir haftada 5 bin 400 göçmenin giriş yaptığı duyuruldu.

Sınırdaki köprüde uyudular

Pazar günü Suchiate nehri üzerinde Meksika ile Guatemala’yı birbirine bağlayan köprüde ve sınır kapısında toplanan, geceyi burada uyuyarak geçiren göçmenlerin ülkeye girişine izin verilmemişti. Bazı göçmenler, tel örgüleri aşarak tarafsız bölgeye geçmiş ve Meksika güvenlik güçlerinin müdahalesiyle karşılaşmıştı. Polis, taş atan göçmenlere göz yaşartıcı gazla saldırmıştı.

Meksika’nın görevi devretmeye hazırlanan sağcı Devlet Başkanı Enrique Pena Nieto, büyük bir göçmen grubunun “düzensiz biçimde Meksika topraklarına girmeye çalıştığını, federal polis birimlerine saldırdığını ve bazılarını yaraladığını” aktarmıştı. Nieto, Meksika’nın topraklarına bu şekilde girilmesine izin vermeyeceğini de söylemişti.

Ne olmuştu?

Honduras’ın “en tehlikeli” şehirlerden biri olan San Pedro Sula’nın otobüs terminalinde 160 Honduraslı tarafından cuma günü başlatılan göç, yerel medyanın konu ile ilgili haberlerinden sonra gerçekleşen katılımlarla büyüyerek binlerce kişiye ulaştı.

Sırtlarında hafif yüklerle çoğu yaya halde hareket eden ve içinde çok sayıda küçük yaşta çocuklu ailelerin de yer aldığı, bazısının ellerinde Honduras bayrağı bulunan göçmen kafilesine geçtikleri bölgelerdeki yerel halkın kendilerine destek olmak için yiyecek ve içecek dağıttığı belirtildi.

ABD basınında ‘göçmen yürüyüşü’ ve ‘göçmen kafilesi’ olarak tanımlanan grubun yol boyunca göçmenlerin genelde maruz kaldığı suistimal ve tehlikeleri en aza indirmek ve sınır kapılarından geçiş şanslarını artırmak amacıyla kitlesel olarak hareket ettikleri belirtiliyor.

Trump'ı korkutan yürüyüş

ABD Başkanı Donald Trump, Twitter hesabından yaptığı açıklamada Honduras yönetimini uyararak, “ABD, Honduras Devlet Başkanına, ABD’ye doğru giden büyük insan kafilesinin durdurulup Honduras’a geri döndürülmemesi halinde, hemen uygulamaya konulacak şekilde Honduras’a para ve yardımın kesileceği konusunda güçlü bir şekilde bilgilendirme yaptı” ifadelerini kullandı. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence de geçen hafta Honduras, El Salvador ve Guatemala devlet başkanlarına çağrıda bulunarak, vatandaşlarını ülkede kalmaları için ikna etmelerini istedi.

Yaklaşık 10 milyon nüfusu bulunan Honduras’ta halkın yaklaşık yüzde 65’i yoksul ve bu nüfusun günlük kazancı bir ya da iki dolara denk geliyor.

Ülkede 2005 yılında seçimle devlet başkanı olan solcu Manuel Zelaya hükümeti, Venezuela ve Küba gibi ülkelerle ittifak halindeydi. Zelaya, yeni bir anayasa yapılması konusunda halk oylaması kararını almasının ardından Obama liderliğindeki ABD’nin desteğiyle gerçekleştirilen bir askeri darbeyle devrildi. Zelaya, Liberal Parti’den seçilmesine rağmen asgari ücreti yüzde 50 artırmak, yoksullara yönelik sosyal politikaları hayata geçirmek gibi halkçı politikalara yönelmiş ve ülkenin ABD sermayesi işbirlikçisi geleneksel burjuva çevreleriyle çatışmaya girmişti.

Anayasa değişikli referandumu ise Zelaya’ya karşı güçlerin örgütlenmesi için bir gerekçe olarak kullanıldı. Darbeyle engellenen halk oylamasında Honduraslılara “Kasım 2009 seçimlerinde, yeni bir anayasayı hazırlayacak bir Kurucular Meclisi’nin oylanmasını kabul ediyor musunuz?” sorusu yöneltilecekti.

Darbenin ardından ise sosyal politikalarda kesintiye gidildi, maaşlara zamlar donduruldu, kamu kurumlarından işten atmalar gerçekleştirildi, elektrik gibi temel ihtiyaçlara ve vergilere zamlar yapıldı. Yoksul Honduraslılar daha da yoksullaştırıldı. Ayrıca çeteler ve yüksek suç oranı nedeniyle Honduras bugün dünyanın “en tehlikeli” ülkeleri arasında. Ülke sık sık gazetecilere, insan hakları savunucularına ve çevrecilere yönelik saldırı ve suikastlerle gündeme geliyor.

Meksika’da Meksika Devrimci Gençlik Birliği (UJRM) polis engeli ve şiddetiyle karşılaşan Honduraslı göçmenlerle dayanışma ve Meksikalı gençleği bilgilendirmek amacıyla bir bildiri yayınladı.

Bildiride şöyle denildi:

1- Göç, çoğunlukla ekonomik koşullarla bağlantılıdır
2- Dünya halklarının ekonomik koşulları kapitalist sistemin bir sonucudur
3- Bu sistemde, egemen ve bağımlı ülkeler yaratmıştır.
4- ABD gibi egemen devletler sömürü, savaşlar ve Meksika ile Honduras gibi ülkelerin zenginliklerini yağmalayarak büyük bir zenginlik biriktirirler.
5- Egemen devletler zenginliği ellerinde tutan büyük şirketler tarafından yönetilirler.
6- Büyük şirketler kârlarını artırmak için ucuz işgücüne ihtiyaç duyarlar, bu nedenle emekçilere düşük ücret dayatırlar ve bu da göçün büyümesine neden olur.
7- Göçmen işçiler temel haklardan ve örgütlenme hakkından yoksun bırakılırlar ki (sermayedarlar için) daha fazla zenginlik üretsinler.
8- Göçmen işçiler aynı zamanda sistemden kaynaklı bütün kötülükler için gerekçe olarak kullanılırlar (yoksulluk, işsizlik, suç) ve böylece yerli işçilerle karşı karşıya getirilirler ki büyük şirketlerin çıkarları zarar görmesin.
9- Göçmenlere yerli işçilerle aynı sosyal ve siyasi hakların tanınması, en acil temel ihtiyaçtır, ve bu hakların tanınması demek sistem (büyük şirketler ve egemen devletler) artık göçmen politikasını sürdüremeyecek ve birleşmiş ve örgütlü bir işçi sınıfıyla karşı karşıya kalacaktır.
10- Bu nedenle, tüm ülkelerin işçileri birleşmelidir!

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler