‘Bazıları Sıcak Sever’ ya da ‘Bu ne sıcak yahu!’

SİNA GÜNEŞ yazdı: “Karbon emisyonunu anlatıp büyük şirketlere saldıralım demiyorum, istemediğimden değil, gelmezsiniz, yediğim dayakla kalırım diye. Ama en azından etrafınızda yok edilen şeylerin de bu sıcaklarda payı olduğunu bilin isterim.”

‘Bazıları Sıcak Sever’ ya da ‘Bu ne sıcak yahu!’

SİNA GÜNEŞ

Marilyn Monroe denince aklıma yüz yılın en komik filmi de seçilen 59 yapımı “Bazıları Sıcak Sever” gelir. Sadri Alışık’ın oynadığı 64 yapımı “Fıstık Gibi Maşallah”ı çıkarırsak birkaç kötü uyarlaması da olan, iyi espriler barındıran güzel bir film. Bazıları Marilyn Monroe denince aklıma sadece bir filmin gelmesine şaşırabilir ama asıl anlatmak istediğim konuya geçeyim.

Demokrasinin beşiği ülkemizde hiç bir şeye kızmayan, ses çıkarmayan, şaşırmayan insanlarımıza bir hal oldu. Birkaç gündür isyanlarda… Yok yok ona değil… Keşke… Ama ortalamaların üzerindeki hava sıcaklıkları insanları delirtme aşamasına geldi. Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir diye bir laf var Anadolu’da ama laf işte…

Bilimsel araştırmalara göre 2016 yılı son 115.000 yılın en sıcak yılı (www.theguardian.com)[1]…İnanmadınız mı? Bu bilim insanları “imzacı” değil desem de mi olmaz?

Peki… NASA’ya göre hava sıcaklıklarının doğrudan ölçüldüğü 1880’den bu yana en sıcak yıl 2016. Ve bu süre zarfında en sıcak 17 yılın 16’sı bu yüzyılda gerçekleşti (www.bbc.com)[2]. NASA Amerika’nın yalan mıdır?

Tamam… Dünya Meteoroloji Örgütü 2016’nın sanayi devriminden bu yana hem karalar hem denizler için en sıcak yıl olduğunu rapor etti (www.wmo.int) [3].

Yetmedi mi? İklim Konseyi 2016’ın daha önceki en sıcak yıl olan 2015’i de geri bıraktığını ve en sıcak yıl olduğunu belirtti (www.climatecouncil.org.au)[5].

Bütün bu organizasyonların, çalışmaların ortak noktası “cehennem sıcakları” da denen bu sıcaklara insanların sebep olduğu yönünde. Ama bütün insanlar değil elbette.

2017 için henüz bir çalışma yok ama hissedilen sıcaklıklarda tahminler de çok iç açıcı değil.

Karbon emisyonunu anlatıp büyük şirketlere saldıralım demiyorum, istemediğimden değil, gelmezsiniz yediğim dayakla kalırım diye. Ama en azından etrafınızda yok edilen şeylerin de bu sıcaklarda payı olduğunu bilin isterim. En azından birkaç tanesini:

Birkaç katlı bahçeli evleri baraj misali gökdelenlere peşkeş çekerek kentleri cam fanusa dönüştürmek. Kışın suyu çeken, yazın sıcağı hafifleten, arasından çimenlerin inat eder gibi fışkırdığı kaldırımlar yerine sokağa, kaldırıma, bahçeye asfalt boca etmek. Yazın sıcağında otobüsü, metrobüsü, tramvayı sıklaştırarak insanların birbirinin koltukaltlarını koklamadan yolculuk yapmalarını ve toplu taşımaya yönlendirmek yerine bunda ısrar ederek üç kuruşa çalışan milleti bile araba almaya zorlamak. Herkesin olan ormanları zengin siteleri için ayırmak, herkesin sahillerini paralı kapalı havuzlara dönüştürmek, herkesin derelerini yeni zengincikler yaratmak için kullanmak… Güneş, rüzgâr, dalga, jeotermal vb. enerjilerden yararlanmak yerine petrol, doğalgaz ve ille de kömürden vazgeçmemek…

Önümüzdeki seçenekler çok değil, ya bu dönüşü sağlayacağız ki bu diğer her şeyi de değiştirecek, ya da “Bazıları Sıcak Sever”i açıp “Bu ne sıcak yahu” demekle yetineceğiz…

Bu arada ben Audrey Hepburn diyip susayım…

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler