Bakırköy Cezaevi’nde verem tehdidi

Bakırköy Cezaevi’nden tahliye olan Fatma Akaltuğ ve Şengül Yüksel, cezaevinin bulaşıcı hastalık tehdidi altında olduğunu ifade ederek, acil olarak kapsamlı bir sağlık taraması yapılması gerektiğini belirttiler.

Bakırköy Cezaevi’nde verem tehdidi

İstanbul Kadıköy’de 21 Ocak’ta düzenlenen “Savaşa hayır, barış hemen şimdi” eyleminde gözaltına alınarak tutuklanan ve geçtiğimiz günlerde Bakırköy L Tipi Kapalı Kadın Cezaevi’nden tahliye edilen Şengül Yüksel ve Fatma Akaltun, cezaevlerindeki hak ihlallerini anlattı.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Şişli Şube üyesi Fatma Akaltun, cezaevine ilk girdiğinde tutulduğu koğuşta 22 kişinin kaldığını fakat daha sonra bu sayının 34’e çıktığını söyledi. Koğuşlarda kalan kişi sayısının her geçen gün arttırıldığını belirten Akaltun, bu nedenle çok ciddi sağlık sorunları yaşandığını kaydetti. Bakırköy Cezaevi’nde tüberküloz tehdidi olduğunu dile getiren Akaltun, şöyle devam etti: “Cezevinde bunu tetikleyici birçok neden var. Yetersiz beslenme, havasızlık, dar alan gibi nedenler. Kaldığımız alanlar dar olduğu için hastalığın bulaşma riski de artıyor. Adalet ve Sağlık Bakanlığı’nın cezaevlerinde çok acil bir şekilde geniş kapsamlı bir sağlık tarama yapması ve gerekli tedavi yöntemlerini uygulaması gerekiyor.”

Herkese aynı ilaç

Süreyya Bulut adlı tutuklunun tüberküloz tehditi altında olduğunu vurgulayan Akaltun, şunları söyledi: “Süreyya arkadaşımız yaklaşık 2-3 hafta boyunca halsizlik, iştahsızlık olduğunu ve öksürük başladığını söylüyor, doktora gitmek istiyor. Revirde kendisine hiçbir şeyi olmadığı söyleniyor. Fakat sonrasında öksürüğüyle kan geliyor ve tüberküloz belirtileri görülüyor. Ayrıca muayeneye giden herkese neredeyse aynı ilaç yazılıp gönderiliyor.”

‘Empati kurun’

Tutuklu ve hükümlülerin hastanelerde de ciddi hak ihlalleriyle karşı karşıya kaldığına dikkat çeken Akaltun, “Çünkü hastaneye gittikleri zaman doktor onları kelepçeyle muayene etmek istiyor. Tutsaklar kelepçeli muayeneyi reddediyorlar. Hekimlerin ettikleri Hipokrat yeminine sadık kalmaları gerekiyor. Bütün sağlık çalışanlarını bu noktada duyarlı olmaya ve empati kurmaya çağırıyorum” dedi.

‘OHAL bahane ediliyor’

Şengül Yüksel de, yemeklerin çok kötü ve sağlıksız olduğunu belirterek, “Kantinde adli mahkûmlara her şey veriliyor fakat siyasilere kantin de çok sınırlı. Kantinden aldığımız şeyleri korkunç fiyatlarla veriyorlar. Üstelik de bunları dönüştürecek ne araç gerecimiz ne de muhafaza edeceğimiz buzdolabımız var. İçilen sulardan pas atıkları ve cam kırıkları çıktığına çok defa şahit olduk. Bunun dışında kendilerinin de itiraf ettiği gibi yemeklerin içine şap koyuyorlar ve bu da birçok hastalığa neden oluyor” dedi.

(Jinnews)

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler