Bahçeli: Meclis'te evet dersek, referandumda da evet deriz

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, başkanlık sistemine ilişkin, 'Meclis'te evet dersek, milletin huzurunda da evet deriz' ifadesini kullandı.

Bahçeli: Meclis'te evet dersek, referandumda da evet deriz

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında konuştu. Devlet Bahçeli, başkanlık sistemine ilişkin sözlerinin yanlış anlaşılmaya devam ettiğini iddia ederek “Fiili başkanlık uygulamasına resen ve kendiliğinden son verilmesi en haklı ve doğal beklentimizdir. Yok bu mümkün değilse fiili durumun hukuki boyut ve içerik kazanması için demokratik bir sürecin işletilmesi pekala en geçerli ikinci yoldur. MHP'nin dediği budur" dedi.

‘MHP parlamenter sistemden yanadır’

Bahçeli şöyle devam etti: "Mahalleyi ayağa kaldırmak için bizim başkanlık sistemine olumlu baktığımızı iddia edenler acaba bu sonuca nereden ve nasıl varmışlardır. Heceleyeyim dedim anlamadılar, kara tahtayı işaret ettim oralı olmadılar. Daha ne söyleyeyim, nasıl izah getireyim? Bunlar hangi dilden haberleşip konuşuyorlarsa bize bildirsinler ki ona göre davranalım. İsterlerse Mors Alfabesi, isterlerse dumanla iletişim kuralım yazıktır hiç olmazsa kendilerini ikna edelim. MHP parlamenter sistemden yanadır dahası revize ve reforma tabi tutulmasını istemektedir dedim. Ne çare, kulp takmayı sürdürüyorlar."

‘Mecliste evet dersek milletin huzurunda da evet deriz’

MHP'nin özü ve sözünün bir olduğunu söyleyen Bahçeli şöyle konuştu: "AKP'nin anayasa hazırlık teklifi henüz ortaya çıkmadan Meclis'te demokratik bir tartışma ve müzakere ikilimi oluşmadan hakkımızda hüküm verip infaz edenler sanki Kaf Dağından kar bağışlıyorlar. TBMM'de 'evet' referandumda 'hayır' diyecekmişiz. Bunu söylüyorlar. Ve bir grup Truva atı bunun milletin aklıyla alay etmek olacağını zırvalıyor. Aslında kendilerinin bizim ağzımızdan evet yada hayıra ilişkin bir ifade çıkmamışken muhtemel anayasa hazırlık teklifinin neleri ihtiva edip etmediği belli değilken referandumu yapıp sonucu ilan edenler bilsin ki kaos elçileri kriz çığırtkanları darbe şakşakçılarıdır. Bunların hali tamı tamına nato kafa nato mermerdir. Önemle ifade ediyor altını kalın olarak çiziyorum, MHP'nin TBMM'de tercihi ne olursa milletin karşısında da tıpatıp aynısı olacaktır. Meclis'te evet dersek, milletin huzurunda da evet deriz. Özümüz de birdir, sözümüz de birdir. Kıvrak bir karakter yapısıyla oraya buraya göz kırpan, herkese mavi boncuk dağıtan bir yaklaşım tarzı bize terstir. Neysek oyuz, neye inanıyorsak onu söyleriz. Kalburla su taşımayız, sinekten yağ çıkarma telaşına kapılmayız. Anamuhalefet partisinin ağzı ve sicili bozuk sözcüleri tekeri döndürülen iftira kervanının mihmandarlarıdır."

‘AKP ne hazırladıysa getirsin görelim’

AKP'nin hazırladığı yeni anayasa teklif metinin yakında TBMM gündemine geleceğini kaydeden Bahçeli şöyle devam etti: "Sayın Binali Yıldırım, Afyonkarahisar'da üstünde çalıştıkları anayasa teklif metininin hemen hemen bittiğini açıklamıştır. Yakında bu teklif metni TBMM'nin gündemine gelecektir. Bu durum karşısında Milliyetçi Hareket Partisi ilke ve ülkülerine uygun olacak şekilde teklifi inceleyecek, elbette bir karar ve sonuca varacaktır. Peşin hükümlüler, Türkiye'nin istikbaliyle ilgili hiçbir endişe taşımayan siyasi yan kesiciler bizim ne yapacağımızı, nasıl bir tutum takınacağımızı o zaman göreceklerdir. AKP'nin muhtemel hazırlığı TBMM'de kabul ve onay görürse millete gitmekten, demokrasinin tartısına çıkmaktan da hiç kimse çekinmemelidir. Millet egemendir, son sözün sahibidir. Milliyetçi Hareket Partisi millete inanmakta, demokrasinin faziletlerine sonuna kadar ihtiram göstermektedir. Türk milletinin tercihine tahammül edemeyenler, şimdiden kesin sonuçlara ulaşıp önüne geleni asıp kesenler; eğer demokrasiye husumet beslemiyorlarsa milletle yollarını tamamen ayırmışlar demektir. Bizler hadimiz, millet hakem ve hakimdir. Henüz ortada fol yok yumurta yokken Milliyetçi Hareket Partisi'ni siyasi ve sinsi polemiklerin içine çekip itibarsızlaştırmaya çalışanları da emini olunuz ki not edip çok yakında mahcup edeceğiz ve hepsini birden de şaşkına çevireceğiz. AKP ne hazırladıysa getirsin görelim, bakıp değerlendirelim. Sonra da neyi doğru ve kaçınılmaz görüyorsak onu yapacağımızdan, aldığımız kararın ardında sağlam şekilde duracağımızdan herkesin müsterih ve emin olması başlıca dileğimdir."

‘Başika’dan çekilmek Hakkari’den çekilmekle aynı şey’

"Başika’dan çekilmek Hakkari'den çekilmekle aynı şeydir" diyen Bahçeli, "Kuyumuzu kazanların kuyruğuna basar, enselerinden tutarız. Ülkemizi bölmeye bize kefen biçmeye çalışanlara milletimiz Allahın izniyle dünyayı dar eder" diye konuştu.

Musul'un süratle temizlenmesi gerektiğini savunan Bahçeli, "Türkiye bu temizlik harekatının dışında durmamalıdır. Artık Irak'ta kimin ne söylediğinin nerede durduğunun önemi olmadığı açıktır. Irak merkezi hükümeti, terörle mücadeleyi kendi potansiyeline bağlı kalarak yapabilseydi başka bir seçeneğe zaten ihtiyaç kalmazdı" ifadelerini kullandı. "Türkiye Irak ve Suriye'deki gelişmelere müdahil olmalıdır. Irak istemiyormuş, Suriye karşı çıkıyormuş, ABD itiraz ediyormuş, bunun artık mana ve önemi yoktur. Misak-ı Milli'nin ruhuna mı bağlanacağız, üç beş köksüzün sözüne mi bakacağız?" diyen Bahçeli, bu sözlerinin devamında şunları söyledi: "Musul yanarken yerimizde duramayız, Kerkük cehenneme çevrilirken rahat olamıyoruz, Kerkük-Musul enerji kaynaklarını sömürmek ve Kürdistan kurulsun diye oyunlar oynayanlar akıllarını başlarına alsınlar. Herkes bilsin ki biz okumuzu atıp yayımızı hala asmadık. Asmaya da niyetimiz yoktur. Musul'da mezhep ekseninde bir kamplaşma doğarsa IŞİD'in elini güçlendirecektir. IŞİD'den sonra Musul'un siyasi düzen ve dengeye kavuşturulması, istikrarının temin edilmesi önemlidir. IŞİD'in sökülüp atılması terörist saldırıları daha da şiddetlendirebilecektir. Korkumuz o ki; Türkiye bu şiddet sarmalının en öncelikli hedefi olacaktır. Bu iktidarla Türkiye, Musul operasyonunun her aşamasında rol almalı, aktif ve zorlayıcı olmalıdır. Hiç kimse Türkiye'nin toprak bütünlüğü ve soydaşlarının can güvenliğini sağlamaya çalışmasından gocunmamalıdır. Şu anda Başika'dan çekilmek Hakkâri'den çekilmekle aynı şeydir.

Hele bir de vatan bildiğimiz topraklarda bölünme ve parçalanma hesabı yapanlara aziz milletimiz Allah'ın izniyle dar eder, gök kubbeyi başlarına yıkar. Irak'ta bayrağımızı yakan şerefsizlere de açık açık şunu söylüyorum; bayrağımız sizin kirli ayaklarınızda kalınca değerinden bir şey kaybetmeyecektir. Kendi bayrağını indirip ABD'nin gölgesine sığınan korkak ve kuklaların bayrağımıza kurnazca saldırması aldıkları emirlerin sonucudur. ‘Osmanlı işgali bitti’ yaygarasıyla Türk bayrağını ayakları altına alan soysuzlar, önce ar ve namuslarına sürülen kara lekeyi temizlemeyi denemelidir. Bayrağımıza yapılan saygısızlığı kınıyor, Irak yönetiminin böyle hareketlere izin vermemesini hem diliyor hem de bekliyoruz."

Osmanlı hesabı

Daha önce yaptığı hesaplarla dikkat çeken Bahçeli, konuşmasında bu kez Osmanlı hesaplaması yaptı. Bahçeli, şunları dile getirdi: "Osmanlı İmparatorluğu en geniş sınırlarına ulaştığı 1699'da, Akdeniz'in 4'te 3'ü, Basra Körfezi'nin büyük bir kısmı imparatorluğumuza aitti. Geçen 400 yıllık zamanda rahmetle andığımız ecdadımız, her gün 164 kilometre kare toprak kazanmıştır.

Şu an o topraklar üzerinde 64 devlet ve özerk bölge bulunduğunu göz önünde bulundurursak nereden nereye geldiğimiz anlaşılacaktır. 12 Ağustos 1914, 30 Ekim 1918 tarihleri arasında geçen süre zarfında ise toplam 3 milyon 214 bin 200 kilometre karelik toprağımız gitmiştir. Günlük kayıp ise, 2 bin 200 kilometre karedir. Toprak kayıplarımızı mevcut bazı ülkelerin yüz ölçümleriyle mukayese ettiğimizde her beş ayda bir Almanya, her iki ayda bir Yunanistan, her 19 günde bir Hollanda, her 14 günde bir Belçika, her 5 günde bir Lübnan kaybedilmiştir. Bu nedenle gidecek başka yurdumuz yok, çizecek başka sınırımız yok. Eğer şimdi bununla ilgilenmezsek bunu ne tarihe ne ecdadımıza anlatamayız. 360 derecelik bir daire çizerek bine bin katarak kafa yormak zorundayız. Musul'a sokulmazsak Ankara'yı tehlikeye atarız."

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler