Ankara’da Newroz yasağına tepki!

Kentte Newroz’un yasaklanmasına tepki gösteren HDP Ankara İl Eşbaşkanı Birsen Kaya, “Devletin Kürt düşmanlığı ayyuka çıkmıştır. Onun içindir ki kimseye demokrasi dersi vermesinler” dedi.

Ankara’da Newroz yasağına tepki!

Ankara Newroz Tertip Komitesi, Ankara Valiliği tarafından yarın Kolej Meydanı’nda kutlanması planlanan Newroz etkinliğini yasaklamasına dair basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda konuşan HDP Ankara İl Eşbaşkanı Birsen Kaya, yasakla birlikte devletin yasakçı zihniyetinin bir kez daha tezahür ettiğini ifade ederek, şunları söyledi: “Kürt halkı için Newroz’u kutlama anlamı AKP iktidarı ile başlamadı. Kürt halkı çokça iktidarlar gördü, çokça baskılar gördü ama asla kendi bayramını kutlamaktan vazgeçmedi, asla kendi bayramını sokaklarda kendi dilinde kendi talepleriyle kutlamaktan vazgeçmedi. Görüyoruz ki devletin Kürt halkı düşmanlığı ayyuka çıkmıştır, onun içindir ki kimseye demokrasi dersi vermesin.” Kaya, halkın istediği yerde her zaman Newroz’u kutlayabileceğini söyledi.

Ardından HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü konuştu. AK Parti hükümetinin gerilim yaratmak istediğini belirten Kürkçü, “Milyonların çağrılacağı alanlara halkımızın bir politik kararlılık doğrultusu kararını önlemek merakı da vardır. Devletin ve AKP’nin bizi çağırdığı yerlere iştirak etmiyoruz, Erdoğan’ın istediği kutuplaşmayı yaratmaksızın 16 Nisan’a geleceğiz” dedi.

HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü'nün konuşmasının tamamı şöyle:

Her şeyden önce Kürt halkının, Ortadoğu ve Mezopotamya halklarının, Asyalı halkların her zaman, her yıl, asırlar boyu kutlayageldikleri Newroz’un bütün halklarımıza kutlu olmasını dileyerek başlamak istiyorum. Newroz, her dilden, her inançtan, her kimlikten insanlar için bir ortak bayram günü, yeni bir mevsimin hatta yeni bir yılın başlangıcı; o nedenle bizim için de, seçmenlerimiz için de son derece önemli bir gün.

Bugünü topluca kutlamak, birlikte topluluk halinde bugünü yaşamak seçmenlerimiz açısından temsilcisi olduğumuz halklar açısından çok önemli. O yüzden biz bugünün halklara ima ettiği,  onların kültüründe, hafızasında, zihninde yaşayan bütün değerlerin birlikte, topluca anılması için uygun zamanlar ve zeminler yaratmakta kendimizi görevli sayıyoruz.

Giderek saçma bir hal almaya başlayan bu tarih tartışması bununla ilgilidir. Aslında devletin, Nevrozun 21 Mart’ta kutlanması, tam gününde, tam zamanında -astronomik ölçülere göre o yerde, o zamanda- kutlanması için büyük bir hassasiyeti olduğuna inanmamızı kimse beklemesin. Bu çok gülünç olur. Devlet için önemli olan Newrozun kutlanmamasıdır. O yüzden 21 Mart’ta Newrozu kutlamak, büyük topluluklar ile kutlamak açısından güçleştiği için, hafta içine denk geldiği için Newroz, Emniyet Genel Müdürlüğü ve hükümet kutlamak isteyenlere "Newroz’u 21 Mart’ta kutlayacaksınız” diye dayatmış durumda. Ama hafızası taze olanlar, benim gibi, bizim gibi Newroz’u çok yıllar peşpeşe görmüş olanlar için bu Newroz’un öyküsü bambaşka. Önce yoktu Newroz, "öyle bir şey yok, öyle bir bayram yok, biz öyle bir bayram bilmiyoruz”la başladı. Daha sonra bunun iyi bir fikir olmadığı ortaya çıktı. Çünkü Türkler de Newroz’u kutluyorlardı. “Hah” dediler o zaman. "Kürtler ile bir alakası yok. Bu bir Türk bayramı. O yüzden biz kutlayacağız." Hatta "sarı, yeşil, kırmızı bizim rengimizdir" diye Tansu Çiller Kürtler’in ulusal renklerinin mülkiyet hakkını iddia etti. Valiler, kaymakamlar kalasların üzerinden atlayıp, devrilerek ateşi geçme kutlamalarına kalkıştılar, olmadı. Bir süre için aslında halkın da gözünde meşrulaşan bu kutlamalar birlikte neşe, coşku, mutluluk, ortaklaşma, kardeşleşme, hakikaten eşitlenme halini Türkiye’nin hemen hemen her yerine yaydı. O günler gerçekten hepimiz için ne kadar çok olduğumuzu, ne kadar çoğul olduğumuzu, ne kadar farklı da olsak ortaklık kurabildiğimizi gösteren günlerdi. Ben halklarımızı eğiten birkaç yılı peşpeşe yaşadığımızı gayet iyi hatırlıyorum.

Sevgili yoldaşımız Abdullah Öcalan’ın müzakere ve barış dönemini başlatan çağrısının, bir milyon insanın bir araya geldiği bir Newroz gününde halka ilan edildiğini aklımızda tutuyoruz. Bunların hepsini hatırlıyoruz. O nedenle bu tarih tartışması bizim için abes bir tartışmadır. Önemli olan mesele büyük topluluklar halinde, ortaklaşarak, farklılıkları bir araya getirerek bir ortak ruh halini topluma yayabilmekti. Ancak kutuplaşmadan medet uman bir hükümet için bu aslında bir kutuplaşma imkanı olarak değerlendiriliyor şimdi. Karşı olduğumuz mesele budur.

İşin doğrusu Kürt halkının yoğun olarak yaşadığı illerde, Kürdistan illerinde Newroz 21 Mart’ta kutlanacak genel olarak. Ancak 17’sinde Nusaybin’de kutlandı bifiil, bu açıdan bizim için hayatı zorlaştırmak değil kolaylaştırmak önemliydi. Bir haftanın içine yayılan bir şekilde bunu düzenleme gayretinde olduk. Ancak bunun Ankara için bir dayatma ile ortadan kaldırıldığını görüyoruz. Bunu seçmenlerimiz adına, partililerimiz adına, ortaklarımız, müttefiklerimiz ve halklarımız adına kuvvetle protesto etmek istiyorum.

İl eş başkanımızın da gayet yerinde olarak hatırlattığı gibi toplantı ve gösteri özgürlüğü söz konusu olduğunda ve bu Hollanda’da ya da Almanya’da söz konusu olduğunda mangalda kül bırakmayanlar için bir litmus testiydi bu.  Ve renklerinin ne renk olduğunu görmüş olduk. Kara bir renk, kara bir itiraz kartı partimize, halkımıza çıkartıldı. O yüzden bence başka hükümetlerin demokratizmi ile çok fazla uğraşmasalar ve kendi yüzlerindeki bu karayı temizleseler çok daha iyi bir iş yapmış olabilirler ama onun da kendileri tarafından yapılmayacağını hepimiz biliyoruz. Umuyorum bu Newroz’da hem biriktirdiğimiz bütün ümitlerimizi ve öfkemizi birlikte dillendirme fırsatı bulacağız hem de 16 Nisan’da Türkiye’nin vereceği kararın ilk mayaları bu Newroz meydanlarında ister izin verilmiş -ki aslında biliyorsunuz izin diye bir şey yok- toplantılarda olsun ister halkın fiilen kendi mekanlarında kutladığı Newroz’larda olsun bir ‘hayır’ kararlılığı ‘hayır’ mayalanması, sultanlığa, faşizme, diktatörlüğe -nereden bakarsanız oradan- itiraz ettiğimiz bir baskıcı egemenlik şekline karşı ‘hayır’ konumunu toplum almaya başlayacak.

O açıdan bu Newroz’u zorlaştırmalarının bir nedeni de Halkların Demokratik Partisi’ne fiilen ve OHAL yasaları altında yasaklanmış olan alanlara partimizin çağrısıyla toplanacak milyonların bir politik kararlılık, bir politik doğrultu edinmesini önlemek merakıdır. Dolayısıyla devletin gücünün referandumda halka sorulan soruya verilecek yanıtlardan sadece biri lehinde, diğerini ise bastırmak için kullandığına dair yeni bir kanıt da böylelikle bu yasaklamalarla çıktı.

Türkiye’nin batısındaki metropol kentlerin çoğunda 21 Mart dışındaki çağrılara yanıt verilmediğini biliyoruz. Ancak hepimiz, hep beraber göreceğiz ki şimdi her ev bir Newroz meydanıdır, her sokak bir Newroz gösterisi alanıdır, her mahalle bir Newroz ortaklığıdır, o yüzden bir şey fark etmeyecek. Sonunda halkın heyecanını halktan saklamaları mümkün olmayacağı için nihayetinde Newroz her yıl nasıl insanlara ümit, heyecan, neşe ve mücadele azmi katıyorsa bu Newroz’da da öyle olacak.

Newroz, İzmir’de 21’inde Gündoğdu meydanında kutlanacak. Türkiye’nin batıdaki metropolleri adına İzmir, Newroz’u körfeze yansıtacak. Oradan da bütün Türkiye’nin batısındaki metropollere ortaklaşa, güçlü ve enerjik bir kutlamanın da pekala mümkün olduğu, yasakların her zaman istenen sonucu vermediğini de görmek, göstermek mümkün olacak. Bu nedenle Ankara’da olsun, İzmir’de olsun, Amed’de ya da başka bir yerde olsun halklarımızın Newroz’u kutlu olsun, kutlu olacak. Devletin bizi çağırdığı, AKP’nin bizi çağırdığı düelloya da iştirak etmiyoruz. Newroz'i 16 Nisan’a Tayyip Erdoğan’ın istediği kutuplaşmayı yaratamaksızın taşıyacağız. O kendisine ister Guatemala’da ister Tanganika’da yeni hasımlar bulmakla ilgilenebilir. Biz referandumu esenlikle, bütün yurttaşların sandığa gitme yolu açık olarak karşılayacak şekilde bütün hareketimizi sürdüreceğiz ve bu karalılığımızın, Newroz’da "kazandım" zannedenlerin aslında 16 Nisan’da sandığa gömülmelerinin yolunu döşediğini hep beraber göreceğiz.

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler