Alevi kadınlar vardır – 1

Alevi kadınlar vardır – 1

GÜLFER AKKAYA – Diğer Yazıları 

Siyaset genel olarak kadınlar açısından emeğinin görülmesi, yükselmesi, uzun süre içinde yer alıp sürdürülmesi çok zor bir alan. Erkek egemenliğinin en çok billurlaştığı yerlerden olan siyasal alan kadınların ancak özel direnç oluşturmaları, yeni bir dil ve siyasal perspektif kurulmaları ile var olabildikleri, aksi takdirde cinsiyetçi uygulamalar nedeniyle ağır bedeller ödedikten sonra emeklerini gömerek uzaklaşmak zorunda kaldıkları bir alan.

Siyaset eğer toplumsal sorunların çözüldüğü mecra ise kadınların herkesten daha çok o mecrada yer alması gerekiyor, çünkü kadınlar emek, beden, kimlik alanlarında ezilip sömürülen en eski toplumsal sınıfı oluşturmakta.

Türkiye’de kadınların mücadelesi önemli bir etki gücüne sahip. Aynı zamanda Türkiye kadın mücadelesi oldukça çeşitli, özellikle son yirmi yılda bol kimlikli bir mücadeleye dönüştü.

Kadınlar açısından kimlik mücadelesi hem yeterli değil hem de bir başına kimlik mücadelesine sıkıştırılmış kadın politikası kadınların kurtuluşunu sağlamaktan ziyade, o kimliğe sahip kadınları büyük fotoğrafın içinden çekip çıkartarak bütünlüğü bozup kadınları ayrı ayrı kimliklerin dar alanına hapsedip, yalnızlaştırarak onları tecrit etmekte. Böyle yaparak kadınları genel anlamda kadınlık politikasından uzaklaştırmış olur. Oysa yerkürenin üzerinde yaşayan tüm kadınların çok çeşitli kimlikleri olabilir ama tüm kadınların buluştuğu temel zemin kadın olmaları. Yani erkek egemenliğinin içinde ikinci cins olmaları.

Bu temel bilgiyi unutmadan Alevi kadın olmayı, alevi kadınlarının geçtiğimiz genel seçimlerdeki varlıklarını, siyasetteki yerlerini konuştuk kadınlarla. Malum Türkiye’de sesini en az duyduğumuz çevrelerden olan Alevi kadınların geçen seçimlerdeki görünürlüklerini, adaylıklarını, alevi kadınlar ve erkekler arasındaki açı farkını, alevi kurumlarındaki cinsiyetçi uygulamalara karşı nasıl mücadele edilebileceğini ve alevi kadınlarının sorunlarının nasıl çözülebileceği üzerine kelam ettik.

Maksat, alevi kadınlara kulakları yeterince açık olmayan erkek egemen çevrelerin kulaklarını tırmalamak olduğu kadar, başta siyasal alan olmak üzere alevi kadınların duyulmasını ve görülmesini sağlayarak güçlenmelerine katkıda bulunmak.

Kimlik ötesi (ama kimliği de kapsayan) siyasi bir anlayışla kadınları kadınlık durumu dediğimiz ortak zeminde buluşturmak.

İyi okumalar…   

Alevi kadınları  bir bütün olarak ele aldığımızda simgelediği şey biraz da  sekülerlik gibi. Her ne kadar alevilik inanç bakımından seküler olmasa da alevi kadınların genel olarak daha seküler bir yerde durduklarını düşünüyorum. Niye seküler olduğunu düşünüyorum? Alevi inancına sahip olan kadınlarda din gündelik hayatta belirleyici değil. İnancın getirdiği bir takım ritüeller olsa da din gündelik yaşamın içinde katı kurallarla yer almaz. Bunun dışında inançsal açıdan alevi olan ama etnik açıdan farklılıklar taşır.

 

Ayşe Panuş – Eğitimci

 

Arap, Kürt, Türk aleviler… Kürt alevi kadınlar hem Kürt hem alevi olmalarından kaynaklı çifte baskı ile karşı karşıya. Arap alevi kadınlar başka, Türk aleviler başka, Tahtacı alevi kadınlar başka türlü çifte baskı yaşar. Ortak yanları seküler bir noktada kesişmeleri.

Toplumsal bir grup olarak aleviler tabii ki var. Ancak alevi kadınları özgül bir dinamik olarak ele almak ya da değerlendirmek gerçek dışı olur. Alevi inancından gelen onlarca kadın partilerde, feminist örgütlerde, çeşitli oluşumlarda sayıları azımsanmayacak kadar çok. Çoğumuz bu inançtan geldiğimiz halde alevi kimliği üzerinden politika yapmıyoruz. Alevi örgütlerinde de çok sayıda kadın olmasına rağmen karar mekanizmalarında  kadınlar çok az. Alevi kadınların Alevi kimliğinden kaynaklı sorunlar üzerinden politika  yürütmemelerinden dolayı özgül bir durumları olmadığını düşünüyorum.

Seçimlerde aday olan alevi kadınlar vardı. Ancak çok çok azı alevi kimliği ile aday oldu. Çoğu alevi kimliği üzerinden aday olmadı. Alevi kimliği ile tanınan kadın arkadaşlarımız da bildiğim kadarı  ile seçilemediler. Ve yine alevi örgütleri kadın aday göstermediler. Zaten en büyük sorun alevi örgütlerinin kadın politikasının olmaması ve son derece eril bir yerde durmaları. Alevi kimliği üzerinden politika yapan kadınların en büyük engeli, alevi örgütlerinin neredeyse direndiği yer kadın özgürlüğü meselesi. Binlerce alevi kadın politikanın içinde yer alırken alevi örgütlerinin bu kadar  muhafazakâr bir yerde durması çok ironik.

Gördüğüm kadarı ile alevi kimliği ile politika yapan, aktif olan, seçilen  kadın vekil yok şu anda. Partilerden önce iş alevi örgütlerine düşüyor. Alevi örgütlerinin kadın meselesindeki tavırlarını değiştirip kadınların çıkarlarını, kadın temsiliyetini savunan bir politika uygulaması gerekiyor. Kısaca alevi örgütlerinin kadınlar lehine değişmesi gerekiyor.

Alevi olduğumu söylemek hiç aklıma gelmez. Ya da alevi kimliği ile politika yapmak düşündüğüm bir şey değil. Din ile aramda mesafe var çünkü. Ne zaman alevi olduğumu söylerim ya da alevilikle ilgili bir şey yapmak isterim? Ayrımcılıkla karşılaşınca, hakarete uğrayınca, alevilerin yaşadığı herhangi bir durum karşısında alevi kimliğim öne çıkar. Hala Türkiye’de alevi olduğunu beyan etmek zordur. Belki de bu zorluk yüzünden  alevilik meselesini çok da su yüzüne çıkarmak istemiyoruzdur.

HDP son seçimlerde özgürlükçü laiklik söylem yükseltti. Diyanetin kaldırılması, zorunlu din derslerine karşı durması… Siyasi partilerin alevilik üzerindeki baskıları ortadan kaldıracak politikaları olmalı. Tüm inançlara  yapılan ayrımcılık suç olarak tanımlanmalı. Siyasi partilerde alevi kadınlara kota ayrılması gibi öneriler olabilir.

Seçim süresince alevilerin genel taleplerinin iyi anlatıldığı düşüncesindeyim. Seçim kampanyası boyunca en çok tartışılan taleplerdi bunlar. Ancak alevi kadınların alevi olmaktan kaynaklı sorunları dile getirilmedi. Oysa alevi kadınlar birçok sorunla cebelleşmekte. Komşulardan tutun çocuğunun okulundaki arkadaşına kadar. Yaptığınız keki sırf alevi olduğunuz için yemeyen komşular, alevi olduğunuz için sizinle az görüşen komşu kadınlar… Sürekli mum söndü sorularına maruz kalmak, mum söndü ile ilgili ortada dolaşan binlerce söylem yüzünden erkek egemen toplumda tacizlere maruz kalmak, mum söndü yüzünden alevi kadınlara ahlaksız etiketi yapıştırmak… (Ahlakları batsın, velev ki aklaksısız) Alevilerde erkeklerle kaç-göç olmamasından dolayı alevi kadınların “rahat onlar” laflarına maruz kalmaları gibi birçok şey seçim kampanyalarında gündem olamadı. İlerdeki süreçte tüm bunları görünür yapmak, partilerin politik yönelimine katmak gerekiyor.

Alevi erkekler ile alevi kadınlar aynı şeyi yaşamıyorlar nihayetinde bu erkek egemen dünyada. Alevi erkek de diğer tüm erkekler gibi erkek işte. Her türlü erkeklik rollerini yerine getiriyorlar. Kadın da aynı şekilde. Erkeklerle farklı dünyaların insanlarıyız. Erkekler kamusal hayatta alevi kimlikleri ile daha rahat yer alırken –bunu genel seçimlerde de gördük- aleviler adına konuşanlarının hepsi erkekti ve alevi örgütlerinin de neredeyse tamamı erkek. Dolayısıyla alevi kadınları adına konuşan kadın yok. Alevi kadınlar alevi kimlikleri ile çok zor kamusal hayatta  yer almakta. Diğer kimlikleri ile rahat yer alırken, alevi kimliği ile yer alamamakta ya da bunu tercih etmemekteler. Alevilerde de doğal olarak erkek egemen bir yapı ve  aile merkezli bir hayat var. Ancak alevilerdeki esneklik ve kız çocuklarının okutulmasına verilen önem, cinsiyetçiliğin biraz daha yumuşak olması  kadınların biraz daha önünü açıyor. Bu nedenle her alanda, siyasette yer alıyor alevi kadınlar. Buna rağmen alevi kadınlar kamusal hayatta alevi kimliği üzerinden baskıya maruz kalmakta, kendilerini rahat ifade edememekte.

Orta sınıf dediğimiz alevi kadınlar var bizim gibi. Orta sınıf alevi kadınların, yani bizlerin alevi inancıyla doğrudan bağı yok. Ailemizin alevi olmasından dolayı taşınan bir durum bizimkisi ama bazen yaşanan olumsuzluklar size birden alevi olduğunuzu hatırlatıyor ve sizi tutum almaya itiyor. Aleviler sınıfsal olarak Türkiye’nin emekçi sınıfını oluşturan yerde duruyorlar. Gettolarda yaratılan güvenli alanlar alevilerin içine kapanmasına neden olmakta, toplumun kalanı ile arasına uçurumlar girmekte, iletişimi koparmakta. Metropollerdeki bu gettolaşma alevileri hızla mufazakarlaştırmakta ve daha tutucu bir yere doğru götürmekte.

Bugün geldiğimiz noktada aleviler de diğer tüm kesimler gibi mufazakarlaştılar. Kentlerde açılan cemevleri alevi kadınların bir araya gelmesini sağladı, metropollerde, gettolarda yaşayan alevi kadınlar bu gettolarda kendilerine güvenli yerler yarattılar.

Cemevleri alevi kadınları bir araya getirerek olumlu bir durum yaratırken diğer taraftan cemevlerinin eril yapısı kadınları görünmez kılıyor. Çoğu kadın cemevlerinde mutfakta bildik kadın işleri yapıyor.

Biz alevi kadınların ne hissettiğine gelince: Bu çok karmaşık… Ama bu günlerde her zamankinden tedirginim.

Önerim şu; biz alevi kadınların örgütlenmesi şart!

 

Alevi kadınlar kim? Alevi kadın olmak nedir dediğimizde şunu anlıyorum; alevi kurumlarında karar mekanizmalarının dışında yer alan, aynı zamanda toplumun her alanında var olan ama adı olmayan, alevi inancında alevi kadına tanınan eşitlik ve saygının çok altında tutulan ve “CAN” kelimesi ile avutulan kadınlar diye düşünüyorum. Alevi kadın; doktor, avukat, hemşire, iş kadını, dağda gerilla olarak vardır ama sadece erkek egemen sınıfının öngördüğü kadar vardır.

Sati Bal – Danimarka Alevi Kadınlar Birliği Başkanı

Toplumsal olarak alevi kadınlar özgül bir dinamiğin potansiyelidir. Özgül bir dinamizmi yakalayabilmek için Alevi kadınların karma kurumlardan bağımsız örgütlenebilmesi gerekir. Alevi kadınlar, derneklerin veya kurumların kadın kolu olmaktan daha fazlasıdır. Kadınlar derneklerdeki çalışmalar dahil tüm çalışmaların temelidir. Yalnızca bunun farkına varmamız ve buralarda şimdiye kadar erkeklerce gasp edilen haklarımıza sahip çıkıp, bunun için mücadele etmemiz gerekiyor. Çünkü hiçbir hak mücadele edilmeden kazanılamaz.

Türkiye’de seçimler oldu. Alevi adaylar farklı partilerde yer aldı. Mevcut alevi kadın aday sayısını kesinlikle yeterli bulmuyorum. Alevi kadınlar erkek egemen toplumda arkaya itiliyor. Bunu milletvekili adaylıklarında da görüyoruz.

Alevi kadınlar talep etmeli ve hak iddia etmesini, kendini öne çıkarmasını öğrenmeli artık.

Alevi kurumları, kadınları alevi kurumlarının mutfağından çıkartmak zorunda. 40 kişiden oluşan 40’lar Cemi’nde 17 kadın var ve bu oran olarak yüzde 40’a denk düşmektedir. Alevilik inancında olan eşitlik ve özgürlük pratikte karar mekanizmalarında acilen karşılığını bulmalıdır. Kadınlar olarak karar mekanizmalarında yer almak için özellikle uğraşmalı ve bunun için mücadele etmeliyiz.

Alevi kadınlar örgütlenirse erkek alevi adaylar bu gücün farkına vararak mesela seçimlerde kadınların sorunlarını ister istemez dile getirmek zorunda kalacaklar diye düşünüyorum. Ama bu konuda bir çalışma yapacaklarına inanmıyorum. En ileri görüşlü erkek adayların bile ne yazık ki eşlerine düşen görev çocuk bakmaktan ileri gitmiyor.

Alevi kadınların sorunu kendi başına ciddi bir sorundur. Biz kadınlar bizlere vaat edilen sözlerin arkasına düşmek zorundayız ve bu konuda çekinmeden hesap sorabilmeliyiz.

Genel olarak toplumda alevi kadın ile alevi erkek kesinlikle aynı ayrımcılığa maruz kalıyor diyemeyiz. Kadın alevi toplumunda da olsa horlanan, dışlanan ve karar mekanizmalarında yerini alamayan, kurumların yönetiminde var olamayan kişidir. Kendisi, alevi erkeklerinin ve sistemin biçtiği fistanı giymesi gerektiğini düşünerek hareket etmektedir. Erkek için kolay olan şeyler, kadın için çok zordur.

Alevi kadınlar kendine olan özgüvenlerini kaybetmiştir ve erkek egemen sistem alevi kadınlarını sindirmeyi başarmıştır.

Bizler bugün örgütsüz ve kendi gücünün farkında olmayan bir durumdayız.

Kendimizi rahat ama belirsiz bir konumda hissediyoruz.

Alevi kadınların sorunlarının çözümü için ilk olarak kadınların örgütlenmesi gerekiyor. Mevcut örgütlenme biçimi olan kadın kollarını yok ederek özgül alevi kadın birlikleri kurulmalı. Dernek, kurum ve partilere kadın kotaları, eşit temsiliyet getirilmelidir. Eşbaşkanlık sistemine geçilmelidir. Son olarak kadınlara kaybettirilen özgüvenin yediden sağlanması için alevi kurumlarında kadınları güçlendiren uygulamalara acilen geçilmelidir.

 

Toplumda kabul gördüğü kadar özgür ve inançtaki boyutuyla can olan, cinsiyetçiliğe maruz kalmayan bir grup değil alevi kadınlar. Aksine günümüzde alevi kadınlar özgürlüğü elinden alınmış, sindirilmiş, ötekileştirilmiş, yok sayılmış. “Yol bir, sürek bin bir” diyen alevi inancında hangi sürek içinde yer alırsa alsın kadının adı yok. Çocuk yetiştiren anne, evi çekip çeviren kadın, eşin toplum içerisindeki görüntüsünü mükemmelleştiren kadın…

                                                                        Yüksel Kapıkıran – Mersin Cemevi kadın kolları                                                                                                                                yedek yönetim kurulu üyesi 

Alevi kadınlara geçmişten günümüze yaşam biçimi, kimlik, yaşam felsefesi olarak bakıldığında alevi kadınlar bir dinamiktir. Bastırılmış bir kimlik, yaşam içinde her rolü başarıyla gerçekleştiren fakat erkeklerce geri plana itilen ve görmezden gelinen bir cinstir.

Özellikle güçlü ve baskın  bir karakter olarak Arap aleviliğinde kadın, erkeği öne çıkarmakta, onu evin direği görmekte ve erkeğin buyurduğu her şeyi kabul ederek kendini pasifize etmektedir. Alevilikte eşit kabul gören kadın, sünni İslam’ın etkisiyle dinamikliğini ve gücünü kendi elleriyle yetiştirdiği erkek çocuklara kodlamakta.    Bu kadim inanç içinde yer alan ve eşitlik şiarını savunan kadınlar  hayatta hak ettikleri yerlerde bulunamadı, eril zihniyetle arkalara itildiler.

Bu seçimlerde seçilen milletvekilleri arasında kendisine alevi kadınım diyen kaç kadın aday var? Çok az. Sayı yeterli değil. Alevi kurumlarının belirlediği adayların tamamı erkek. Burada suçlu sadece erkekler değil, erkeklere karşı mücadeleyi ortaklaştırıp kendilerine daha fazla yer açmayan ve kadim inanç içinde yeri eşitlik olan kadınların kendi eşitliklerini erkeklere vermesidir. Kadınların böyle durumlarda talep etmesi, talip olması lazım. Kadınların birbirlerini desteklemesi lazım. Bu bağlamda alevi kadınlar siyasi görüşleri ne olursa olsun bir araya gelip alevi kadınların sorunları ile ilgili çalışmalar yapmalı, birlikte hareket edebilmelidir.

Alevi kurumları kadınların çalışmalarını desteklemeli, kadınlara ön açmalıdır. Yönetimlerinde kadınların eşit temsiliyeti sağlanmalı, kota olmalı, kotalar hayata geçirilmeli, kadınların görünür olması için kadın çalışmaları özel olarak desteklenmelidir.

Milletvekili adayları belirlenirken erkekler lehine cinsiyet ayrımı yapılmış, alevi kadınlar görünür olamamışlardır. Adayların gösterdikleri performans yeterli değildi. Adaylar planlamalara dahil oldukları andan itibaren başkalarının ağzıyla konuşmakta ve gerçek sorunlar geri plana itilmektedir. Özellikle kadın adaylar sorunlara daha duyarlı olmalı, tüm eylem ve etkinliklerde etkin rol oynamalıdır. Alevi kadınlarının sorunlarını ortaya koyacak çalışmalar yapılmalı, gerekirse bu çalışmaların içinde aktif olarak rol almalıdır alevi kadın vekiller.

Alevi kadın olmakla alevi erkek olmak genel olarak bakıldığında sanki aynı sorunu yaşıyormuş gibi görünüyor. Katliamlarda erkek kadın ayrımsız katledildi. Ama yine bu katliamlarda kadınlara ayrıca cinsiyetçi saldırılar yapıldı. Erkeklerden farklı olarak ekstra muamelelere maruz kaldı. Hamile kadınların karınları deşildi. Alevi kadınlar daha çok ezilen, ötekileştirilen, asimilasyon ve eril zihniyetin baskıcılığıyla yok sayılan bir gurup haline dönüştürüldü.

Her ne kadar Alevilikte kadın inançta eşittir, candır, ayrım yoktur deniyorsa da şu anda alevi kadın erkeklerle eşit değildir. Onun yerine konuşan, ne yapması gerektiğini söyleyen bir eril zihniyetin baskısı altındadır. Bu baskıdan kurtarmak ve eşitliği sağlamak için çalışmalar yapılmalı.

Alevi kadınlarının üstüne ölü toprağı serpilmiş gibi. Eşitlikten, adaletten, demokrasiden söz eden ve tüm yaşanan kıyımlarda ön planda mücadele veren kadınlar şu anda içine kapanmış, kendini sünni İslam  toplumuna kabul ettirecek tarzda davranış kalıplarına büründürerek hiçleştirmektedir. Bütün bu davranış tarzları içinde çok da mutsuz. Çünkü inancındaki kadın ile yaşadığı kadın aynı değil.

Bir toplumsal grup olarak kadınlığının farkına varıp, bu kadın kimliği ile inancının içinde doğru şekilde var olabilmesi için gerekli çalışmaların başlaması artık zaruri. Sorunların tam anlamıyla tespit edilip derneklerimizde çözüm odaklı çalışmalara ağırlık verilmelidir. Alevi kadını çalıştayları yapılmalı ve alevi kadınının ekonomik sorunlarının çözümü için kooperatifler hayata geçirilmelidir.  Derneklerde ev eksenli çalışmaların pazarlanması için gerekli planlamalar yapılmalı. Böylece kadınlar güçlendirilmelidir.

                                                                                                                                                                                                                                       

 

 

 

 

                                                                                                                                                                                                                           

 

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler