Acile giden kanser hastası ödeme yapamadığı için tedavi edilmedi

Şişli’deki özel Memorial Şişli Hastanesi’nin acil servisinde, ödeme yapamadığı için 22 yaşındaki kanser hastası Deniz Çıtakbaş’a müdahale edilmedi.

Acile giden kanser hastası ödeme yapamadığı için tedavi edilmedi

İstanbul Şişli bulunan özel Memorial Şişli Hastanesi’nin acil servisinde sağlık skandalı yaşandı. Hastanenin acil servisine 39 derece ateşle kaldırılan gence müdahale edilmeden evvel 900 lira ödeme yapması istendi. Ödeme yapamayınca müdahale edilmedi. 

Şişli’deki özel Memorial Şişli Hastanesi’nin acil servisinde, ödeme yapamadığı için 22 yaşındaki kanser hastası Deniz Çıtakbaş’a müdahale edilmedi. Sağlık Bakanlığının ‘kanser hastaları için tedavi ve cerrahi müdahale ücretsiz’ açıklamalarına rağmen kardeşine müdahale edilmediğini söyleyen Derya Çıtakbaş, “Sağlık Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kanser hastalarının ilaç, tedavi ve cerrahisi artık ücretsiz demedi mi? Yine aynı kurumlar Acil Servislere kesinlikle ücret ödemeyin diye salık vermedi mi? Olan biteni bir kenara koyarak soruyorum, 22 yaşında bir gencin hayatının ederi 900 lira mı?” diye sordu.

'Müdahale etmeden önce 900 tl istediler'

Kanser hastası olan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Deniz Çıtakbaş, tedavi gördüğü Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde ayda 13 kez kemoterapi alıyor. Kemoterapi almaya başladıktan sonra Çıtakbaş’a hastane tarafından bilgilendirme formu verildi ve “acil durumlarda ateşiniz 38 derece ve üzerinde olursa en yakın hastanenin aciline başvurun” denildi. 30 Temmuz günü aldığı kemoterapi sonrası fenalaşan Çıtakbaş’ın ateşi 39 dereceye çıktı. Evdeki imkanlarla kardeşinin ateşini düşüremeyen abla Derya Çıtakbaş, kardeşini evlerinin yakınındaki özel Memorial Şişli Hastanesi’nin aciline götürdü. Ancak hastane müdahale etmeden evvel 900 lira ödeme istedi. 

Abla Derya Çıtakbaş o gece yaşananları Evrensel Gazetesi’ne anlattı: “Hastaneye girip kardeşimin hastalığını söyledikten sonra yaklaşık 15-20 dakika bir doktorun gelmesini bekledik. Sonra acil servis hekimi geldi bize şikayetlerimizi sorup kağıda yazdı. 10 dakika kadar neyi beklediğimizi anlamadan yine etrafta doktor aradık. Ardından Hasta Kabul Birimi’ne çağrıldım, yapılacak müdahale için 900 TL ödeme istendi. Evden apar topar çıktığım için bu ödemeyi yapacak durumda olmadığımı ama zaten böyle bir ödemenin yasal olarak da mümkün olmadığını, kardeşimin kanser hastası olduğunu ve durumunun ciddiyetini ifade ettim. Bu hastaların ne derece ağır bir tedavi gördüğünü, bağışıklık sistemlerinin tükendiğini ve bizim için sıradan bir enfeksiyonun onlar için ölüm demek olabileceğini anlattım. Ayrıca daha önce de kemoterapi sonrası ateşi yükseldiği ve fenalaştığı için aynı hastanenin Acil Servisinde ücretsiz müdahale edildiğini söyledim. Bana, ‘Ama şimdi ekstra tahliller var, bu ücret onun için’ cevabı verildi. Asgari düzeyde müdahale edilmesini, gerekirse bahsi geçen ekstra işlemleri tedavi gördüğü devlet hastanesinde yaptırabileceğimi söyledim, reddedildi. Başka bir hastaneye götürürken kardeşimin tekrar zaman kaybedeceğini söyledim ve en azından bir ateş düşürücü yapılmasını talep ettim, reddedildi. Doktorla görüşmek istedim, reddedildi. Gece Müdürü ile görüştürüldüm ve bana bütün kapılarını kapattıklarını anladığımda bunu tartışacak zamanım olmadığını, acil müdahaleyi yaparken görüşmeye devam etmelerini talep ettim, reddedildi.”

'Hastalığını hastanedeki polemik esnasında öğrendi'

Abla Çıtakbaş tüm çabalarına rağmen sonuç alamayınca başka hastaneye gitmek için hastaneden kimliğini istediğini, ancak kimliği vermek için bir metin imzalatılmak istediğini anlattı: “Israrla kağıt imzalamam gerektiği söylendi, imzalamayacağımı belirttim. Defalarca kimlik istedim, defalarca kağıt imzalamam gerektiği söylendi! Velhasıl ne olduğuna bile bakamadan, elim ayağım titreyerek üzerine durumu özetleyen birkaç cümle yazmaya çalışıp imzaladım. Daha sonra da kardeşimi Çapa’ya götürdüm ve orada kendisine hızla müdahale edilerek ateşi düşürüldü. Ertesi gün hastanenin imzalamam için ısrar ettiği kağıdı okuduğumda fark ettim ki, başka bir hastaneye rızamla gitmeyi talep etmişim, kanser hastası kardeşimin. Yeşil Alana dahil olduğunu ve durumunun stabil hale getirildiğini kabul etmişim.” Derya Çıtakbaş’ın sosyal medya hesabından yaşananları paylaşması üzerine Özel bir televizyonda haberi yapıldı. Hastanenin sorumluluğunu kabul etmesini talep eden Derya Çıtakbaş, “Haberin ardından Sağlık Müdürlüğü aradı. Onlara da anlattım, takip edeceklerini söylediler. Sonrasında hastane aradı ve bana, ‘Deniz nasıl, bundan sonra geldiğinde Deniz için ne yapabiliriz’ diye sordular. Şunu yapın da mağduriyetimi giderin diyemem dedim benim kardeşim hastalığını bilmiyordu oradaki polemikte öğrendi. Daha sonra haber oldu iyice öğrendi. Ondan önce Türkiye duydu gibi bir şey oldu. Dolayısıyla telafi edebileceğiniz bir şey yok, hastanenin sorumluluğunu kabul etmesini istiyorum dedim. Ben bir şey kazanmak zorunda değilim. Sağlık Bakanlığı tedavi ve ameliyatı ücretsiz yaptı. Ama hala ücret dayatılıyor. Sağlık Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kanser hastalarının ilaç, tedavi ve cerrahisi artık ücretsiz demedi mi ve bu yasalaşmadı mı? Yine aynı kurumlar Acil Servislere kesinlikle ücret ödemeyin diye salık vermedi mi? Olan biteni bir kenara koyarak soruyorum: 22 yaşında bir gencin hayatının ederi 900 lira mı?” diye sordu.

Kanser hastası yeşil alan olarak değerlendirilmiş

Konuyla ilgili ulaşılan Memorial Şişli Hastanesi yetkilisi, kanser hastası Deniz Çıtakbaş’ın yeşil alan hastası olarak değerlendirildiğini söyledi. Hastane yetkilisi, “30 Temmuz günü 38 derece ateşle hastanemize başvurmuş ve yeşil alandan taburcu olmuş. İlk olarak hemşirelerimiz veya doktorumuz hastanın genel durumunu kontrol ediyor. Daha sonrasında doktorumuz hastanın durumunu değerlendiriyor. Eğer hastanın onkolojik bir durumu varsa sarı alan demiş olduğumuz SGK üzerinden işlemleri yapılıyor. Ama onkolojik bir durum yoksa, örneğin hasta grip olmuşsa ve doktor bununla ilgili bir değerlendirme yaparsa, doktorumuz yeşil alan olarak gerçekleştirir işlemi ve bunu bize bilgi verir. Biz de ona göre hastaya bilgi veririz. Doktorun değerlendirmesi bu. Konuyla alakalı çok fazla yorum yapmam doğru olmayacak.” dedi.

'Özel hastaneler iyi niyetli değil'

Konuya dair Evrensel’e konuşan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Aksaray Şube Yöneticisi Aydın Erol, 5 Eylül 2016’da yürürlüğe giren Sağlık Uygulama Tebliği değişikliğini hatırlattı: “Acil hal, ani gelişen hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri durumlarda olayın meydana gelmesini takip eden ilk 24 saat içinde tıbbi müdahale gerektiren durumlar ile ivedilikle tıbbi müdahale yapılmadığı veya başka bir sağlık kuruluşuna nakli halinde hayatın veya sağlık bütünlüğünün kaybedilme riskinin doğacağı kabul edilen durumlardır. Bu nedenle sağlanan sağlık hizmetleri acil sağlık hizmeti olarak kabul edilir. 5 Eylül 2016’da çıkan Sağlık Uygulama Tebliği’ne göre, ‘Hastanın acil haller nedeniyle sağlık hizmeti sunucusuna başvurması halinde bu başvurusuna ilişkin taburcu edilinceye kadar sunulan tüm sağlık hizmetleri için hiç bir ilave ücret alınamaz.’ Özel hastaneler sağlık uygulama tebliğindeki hastanın acil durumunun sona ermesi ya da acil kriterleri konusunda hiçbir zaman iyi niyetli olmadı. Özel hastaneler acillerine başvuran vatandaşları yeterince inandırıcı bulmadı ve katkı payı alma yoluna gittiler. Yaygın olmayan şikayetler karşısında özel hastaneler yurttaşlardan acil değilsiniz diyerek katkı payı almaya devam ediyor.”

Hastaneden açıklama

Özel Memorial Şişli Hastanesi konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Hastamız Deniz Çıtakbaş, hastanemiz acil servisine ilk olarak 11.06.2018 tarihinde ateş, ishal ve karın ağrısı şikayeti ile başvurmuş, gerekli müdahalelerden sonra hastamızdan herhangi bir ücret talep edilmemiştir. Hastamız 30.07.2018 tarihinde acil servisimize ikinci kez ateş şikayeti ile başvurmuştur. Bu bulgularla hastamızın triaj sınıflaması yeşil alan olarak belirtilmiştir ancak hastamız planlanan tedaviyi kabul etmemiş ve kendi isteği ile acil servisimizden ayrılmıştır.”

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler