10 Ekim sanıkları delillere ve takibe rağmen hâlâ firari!

10 Ekim Katliamı davasında mağdur avukatları dosyanın firari sanıklarına ve fotoğrafları net olmasına rağmen kimliği teşhis edilemediği öne sürülen kişilere dikkat çekti. Avukatlar, “Takip edildilerse bu sanıklar neden firari?” diye sordu.

10 Ekim sanıkları delillere ve takibe rağmen hâlâ firari!

10 Ekim Ankara Katliamı 6. Grup duruşmalarını ikinci gününde müşteki avukatlar beyanda bulundu. Avukatlar dosyanın firari sanıklarına ve  fotoğrafları net olmasına rağmen kimliği teşhis edilemediği öne sürülen kişilere dikkat çekti. Deliller ve polis takibine rağmen bu sanıkların firari olduğunu söyleyen avukatlar, bu sanıkların neler yaptığı bilinmesine rağmen yargı ve emniyetin gereğini yapmadığını söyledi.

‘Bunu örtecek yargı mercii yok’

10 Ekim Ankara Katliamı Davasının 6. duruşmasının ikinci oturumu görüldü. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmanın öğleden önceki bölümünde katliam mağdurlarının avukatları söz aldı. Avukatlar, katliamdan sağ kurtulanlara biber gazıyla saldıran kolluk kuvvetleri ile yaralılara tıbbi müdahalede bulunmayan sağlık görevlileri hakkındaki suç duyurusunu işleme koymayan savcılık hakkında şikayette bulunduklarını söyledi. Katliamın en önemli firari sanıklarından Edremit Türe’nin 2012 yılında El Kaide soruşturması kapsamında takip altındayken Suriye’den Kırıkkale ve Kırşehir’e geldiğinin tespit edildiğini hatırlatan Avukat Tonguç Cankurt, davanın soruşturma savcısının, Edremit Türe’nin Kırıkkale ve Kırşehir’e gelip gittiğinin tespit edildiği soruşturmayı yürüttüğüne dikkat çekti.  

Evrensel’den Derya Kaya’nın haberine göre, Adıyaman’da Dokumacılar grubuna yönelik soruşturmada ise 10 Ekim’de kendini patlatan canlı bomba Yunus Emre Alagöz hariç herkes hakkında telefon dinleme kayıtlarının imha edildiğini ve Alagöz’e ait suç unsurlarının dosyaya eklenmesi gerektiğine karar verildiğini kaydeden Cankurt, “Adıyaman’da, Kırıkkale’de bu şahısların neler yapacağı bilinmesine rağmen gereken yapılmadı. Savcı Edremit Türe hakkında yürütülen davada sadece Türe’nin Kırıkkale'deki oğlu Hasan Tayyip hakkında yakalama kararı istedi. Ancak Suriye’den Kırıkkale ve Kırşehir’deki çocuklarının yanıma gidip gelmesini takip etmesine rağmen bir yakalama kararı vermedi” dedi. 

Cankurt, “Kolluk kuvvetleri hakkında suç duyurusunda savcı usule aykırı işlem yapsa da, siz bu görmeseniz de bunu örtebilecek bir yargı merci yok” diye konuştu. 

TTB’nin uzman görüşü vermesi kabul edilmedi

Avukat Ziynet Çelik de, katliam günü sağlık hizmetlerinin yetersizliği konusuna dikkat çekti. Katliam günü GPS kayıtları sayesinde ambulanslara ait tüm hareketlerin görülebildiğini belirten Çelik, 112 komuta merkezi ve ambulans arasındaki telsiz kayıtları olduğunu da hatırlattı. Türk Tabipler Birliği’nin (TTB) bu konuda hazırladığı raporu uzman mütalaası olarak mahkemeye sunan Çelik, TTB Merkez Konseyi eski başkanı Eriş Bilaloğlu’nun bu konuda uzman görüşü vermesini talep etti. Duruşma savcısı ise davada kamu görevlilerinin yargılanmadığını gerekçe göstererek talebin reddedilmesini istedi. 

Mahkeme Başkanı da raporun değerlendirilmesinden sonra bu konuda karar vereceklerini söyledi. Bunun üzerine Avukat Ziynet Çelik rapora dair bir sunum yaptı. Katliamdan bir yıl önce Başbakanın mitingine 141 sağlık görevlisi ve kriz merkezi kurulduğunu anlatan Çelik, 10 Ekim’de yapılan mitinge saldırı olacağı yönünde ihbarlar olması ve Suruç, Diyarbakır’da yaşanan bombalı saldırılara karşın 10 Ekim’de miting alanında sadece 3 ambulans olduğuna dikkat çekti. Acil müdahaleyi yapacak UMKE ekibinin patlamadan 44 dakika sonra olay yerine geldiğinin tespit edildiğini belirten Çelik, gözyaşları içerisinde beyanda bulundu: “TOMA ve polis aracı alana 10.18’de geliyor. Yani TOMA olaydan 14 dakika, acil müdahale ekibi ise 44 dakika sonra alana geliyor sayın başkan.”  

Bu telefon kayıtları tespit edilebilir

Daha sonra yeniden söz alan Avukat Erkan Ünüvar, sanıkların birbirleri ile olan telefon kayıtları konusunda yeniden bilirkişi raporu hazırlanmasını talep etti. Kimilerinin kendi adına, kimlerinin ise başkalarının adları üzerine hatlar kullandıklarını belirten Ünüvar, kısa süreli kullanılan hatların tespit edilemediğine dikkat çekti. Ünüvar, örneğin Metin Akaltın’ın bir hattı ile yabancı uyruklu kişilerin Türkiye hatları ile birer kez konuştuğunu söyledi. Sanıkların HTS kayıtlarına bakıldığında yabancı uyruklu kişilerin kullandığı bu hatların tespit edilmesinin mümkün olduğunu belirten Ünüvar, ancak Gaziantep Emniyetinin bunu seyrettiğini söyledi. Bunların sadece hata ya da eksik olmadığını vurgulayan Ünüvar, mahkemenin Gaziantep Emniyeti ve idari kurumlarından istediği evrakların gelmediğine dikkat çekti.

Ünüvar, önceki oturumda olmadığı için Yakup Şahin'e HTS kayıtları ile ilgili sorular sordu. Şahin'in ilk soruya grup adına konuşuyor gibi "cevap vermiyoruz" şeklinde yanıt vermesi tepki topladı. Şahin sonraki sorulara “Cevap vermiyorum” şeklinde yanıt verdi. 

Antep emniyeti mahkemeyi ciddiye almıyor

Avukat İlke Işık da, katliamın ikinci yılında hala kimliği tespit edilemeyen kişilerle dolu bir dosyayla karşı karşıya olunduğunu vurguladı. Antep’te IŞİD deposundan çıkan kişilere ait fotoğrafların net olmasına rağmen bu kişilerin tespit edilemediğinin öne sürüldüğünü ifade eden Işık, “Antep Emniyet Genel Müdürlüğü’ne müzekkere yazıldı ama emniyet yüz tanıma sistemine uygun yüz yok diyor. Onlarca saatlik kamera kayıtları orjinali var. Hiç mi görüntü çıkartılamadı. Gerçek bir araştırma yapıldığı kanaatinde değiliz. Görüntülerin tek tek izlenerek müzekkere yazılmasını istiyoruz. İnterpol’un sistemi olduğunu biliyoruz. İnterpol’e yazı yazılmasını istiyoruz. Firari sanıkların net fotoğrafı yok. Geçen celse istedik ama yazılı ara kararda göremedik. Net fotoğraf olmadan nasıl eşgal eşleşmesi yapılacak? Depolara girip çıkanları ne zaman net anlayacağız? Antep Emniyeti’nden hiç cevap verilmeyen müzekkereler var. Mahkemeyi ciddiye almıyor gözüken Antep Emniyeti hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istiyoruz” diye konuştu. Avukat İlke Işık, duruşma savcısının ‘uzman dinlenmesin’ mütalaasını da eleştirdi. Işık’ın beyanına devam ettiği sırada savcının gülmesi salonda tepkiye neden oldu. Salondakiler “Biraz önce uyuyordun, şimdi de gülüyorsun” diye tepki gösterdi. 

Emniyet bu fotoğrafları nasıl tespit edemiyor?

Avukat, Ahmet Özdel de, mahkemede örgütle en alakasız görülen sanıkların aslında çok önemli bağlantılarının olduğunu vurguladı. Özdel, HTS kayıtları ve delillerin incelenmesi halinde bu kişilerin örgüt içi sorumluluğunun ortaya konulacağını ifade etti. 

Musul ve Rakka’nın düşmesinin ardından özellikle Türkiye'den IŞİD’e katılanlarda geri dönüşler olduğunu belirten Özdel, bu anlamda bu yargılamanın Türkiye için büyük tehlike arz eden IŞİD ve Antep yapılanmasının ortaya çıkarılması için önemli olduğunu vurguladı. Delillerin büyük çoğunluğunun hala toplanmadığını belirten Özdel, “Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yüz tarama sistemi fotoğrafları tanıyamıyor.Ama dönemin TEM Şube Müdür Yardımcısı (Önceki gün duruşmada tanık olarak ifade veren B.B.D isimli eski polis) bunları çıplak gözle teşhis edebiliyor” diye eleştirdi. 

10 Ekim Katliamı’nın insanlığa karşı işlenen bir suç olduğunu ve suçun tanımının da bu doğrultuda değişeceğini kaydeden Özdel şöyle devam etti: “AİHM’in katliam davalarına ilişkin kararı var. ‘En üst sınırdan cezalar verilmeli’ diyor. Mahkemeden özel bir durum istemiyoruz. Sadece hukukun kendine verdiği olanakları kullansın. Kamu vicdanını yaralamayın, gerçeğin önündeki engelleri kaldırın.” 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler