10 Ekim Ankara Katliamının üzerinden 2 yıl geçti: Unutmadık, unutturmayacağız!

KESK, DİSK, TMMOB ve TTB öncülüğünde düzenlenen ‘Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde IŞİD üyesi canlı bombalar tarafından düzenlenen saldırıda 102 kişinin hayatını kaybettiği 10 Ekim 2015 Ankara katliamının üzerinden iki yıl geçti. Açık istihbarata rağmen emniyetin önlem almadığı katliamın ardından polis yaralılara biber gazı sıkmıştı.

10 Ekim Ankara Katliamının üzerinden 2 yıl geçti: Unutmadık, unutturmayacağız!

102 kişinin hayatını kaybettiği 10 Ekim 2015 Ankara katliamının üzerinden iki yıl geçti.

KESK, DİSK, TMMOB ve TTB öncülüğünde, siyasi partiler ve devrimci-demokrat kurumların katılımıyla 10 Ekim 2015’te Ankara’da düzenlenen “Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi, Barış Emek Demokrasi” mitinginde, Gaziantep’ten yola çıkan iki IŞİD’li, Ankara Garı’nda kalabalığın arasına girerek, saatler 10.04’ü gösterirken üç saniye aralıklarla kendilerini patlattı. Alanda olanlar olayın şokunu atlatamadan hastalara yardım etmeye çalıştığı sırada gelen polis ekipleri, attıkları gaz bombalarıyla kan gölüne dönen alanı biber gazına boğdu.

Bu müdahale yaralıların hastaneye götürülmesini geciktirdi. 69’u alanda, diğerleri kaldırıldıkları hastanelerde 101 kişi hayatını kaybetti, 500’den fazla kişi yaralandı.

Yaralılardan Mustafa Budak patlamadan 20 ay sonra, 25 Haziran 2017’de yaşamını yitirdi.

10 Ekim Barış ve Dayanışma Merkezi’nin verilerine göre, patlamalardan yaralı kurtulanların çoğunluğunun tedavisi en azından fiziksel olarak bitti. 30 kişinin fizyolojik tedavisi ise devam ediyor. Yaralıların altısının durumu ağır: Bir kişi yoğun bakımda, iki kişi kısmi felce bağlı uzun erimli tedavi, üç kişi uzuv kaybı nedeniyle protez tedavisi görüyor. Ağır yaralılar dışında vücudunda şarapnel, bilye vb. madde kalan, yüksek sesli patlama nedeniyle işitme fonksiyonu kaybı yaşayan, ameliyat günü almış veya yakın dönemde ameliyat olmuş ve periyodik olarak doktor kontrolüne gitmek zorunda kalan 24 yaralı daha var. 30 yaralının 14’ü kimlik bilgilerinin kullanımına izin veriyor.

Geçen iki yıl içerisinde canlı bombaların polis tarafından ‘arandıkları’, katliamın gerçekleşeceğine dair açık istihbarat alındığının ortaya çıkmasına karşın emniyetin neden önlem almadığı sorusuna herhangi bir yanıt verilmedi. “Terör mağduru” sayılmayan yaralılardan 30’unun tedavisi devam ediyor, Genel Sağlık Sigortası olmayanlar geçirdikleri katliamın üzerine bir de borçlandırıldı.

İstihbarat vardı ama!

Katliamla ilgili başlatılan idari soruşturma kapsamında Mülkiye Başmüfettişi Özcan Bademci, Turan Ergün, Polis Başmüfettişleri Ayhan Acet ile Ertan Kara, emniyet görevlileri hakkında ön inceleme raporu hazırladı. Rapor, 1 Ocak ile 10 Ekim 2015 tarihleri arasında canlı bomba saldırısı gerçekleşebileceğine yönelik MİT’in 62 ayrı istihbarat notu olduğunu kaydetti. Katliamdan 25 gün önce İŞID’in canlı bomba eylemi yapacağına dair istihbarat, mitingle ilgili önlem almakla sorumlu Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne iletilmedi. Bombacı Yunus Emre Alagöz’ün de adının geçtiği Emniyet ve MİT’ten gelen son istihbarat, 10 Ekim günü 13.48’de yani katliamdan yaklaşık 4 saat sonra emniyet birimlerine ulaştı. Mülkiye müfettişleri hazırladıkları raporda, gelen istihbaratların değerlendirilmemesine ilişkin eski Ankara Emniyet Müdürü Kadri Kartal, eski İstihbarat Şube Müdür Vekili Cihangir Ulusoy, TEM Şube Müdürü Hakan Duman, eski Güvenlik Şube Müdür Vekili Adem Arslanoğlu ile TEM Şubesi C Büro Amiri Hüseyin Özgür Gür hakkında soruşturma izni verilmesi istenmesine rağmen Ankara Valiliği soruşturma izni vermedi. Başkentte 102 kişinin yaşamını yitirdiği katliam üzerinden tam iki yıl geçti.

Katliam sonrasında devletin sorumluluğu sık sık gündeme gelirken, bombacılarla ilgili gelen istihbaratlara rağmen emniyetin neden önlem almadığı sorusu hâlâ yanıtlanamadı. Gaziantep’ten escort eşliğinde yola çıkan iki canlı bomba, Adana’da yol kontrolünü kolaylıkla geçti. Canlı bombalar, Ankara’ya geldiklerinde ise hiçbir arama noktası yoktu. Emniyet, mitingin düzenleneceği Ankara’ya girişleri nedense açık tutmuştu. Ellerini kollarını sallayarak başkente giren IŞİD’liler, Meclis’in önünden yürüyerek bir taksiye bindi ve Gar yakınlarında indi. Toplanma yerinde de herhangi bir arama noktası olmadığı için IŞİD’liler rahatlıkla kalabalığın arasına girerek katliam yaptı.

İHD raporundaki çarpıcı tespit şöyle: “Bombaların etkisiyle iki olay yerinde yaşamını yitiren göstericiler, bizzat sağ kalan göstericiler ve olay yerinde bulunan sağlık emekçileri ile daha sonra olay yerine gelen ambulans personeli tarafından kontrol edildiklerinden olay yerinde bırakılmışlardır. Yaralılara müdahale edilirken Sıhhiye yönünden kalabalık bir çevik kuvvet polisi ekibi olay yerine biber gazı ve tazyikli su sıkarak müdahalede bulunmuş ve sağlık personelinin ilkyardım çalışmalarını engellemiştir. Ambulansların yoğun olarak olay yerine gelmeye başladığı (yaklaşık 10:30) zamanı Tandoğan yönünden bir grup çevik kuvvet polisi cenazelerin olduğu bölgeye doğru koşarak ilerlemiş, ambulansların olay yerine gelmesini sağlayan tek yolu tıkayarak ambulansların gelişini geciktirmiştir. Göstericiler, tepki göstererek polislerin geri gitmesini ve yolun yeniden açılmasını sağlamıştır.”

Doktorların gözünden katliam

Meslek örgütleri ve dernekler, katliamla ilgili raporlar hazırladı. Katliam günü alanda olan doktorların ifadelerinin yer aldığı Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) raporunda, 22 No’lu tanık sağlıkçı, “Polisin sıktığı gaz nedeniyle yaşamsal müdahalede bulunduğum bir hastayı bırakıp, gazın yoğun olmadığı bir alanda bir süre bekledim ve geri döndüğümde müdahalede bulunduğum şahıs ölmüştü” dedi. Yaralıları kurtarmaya çalışan 16 No’lu sağlıkçı da, “Yaralının başında tam kalp masajı yaparken, bulunduğum noktaya gaz bombaları atıldı ve silah sesi duydum. Yaşamsal müdahalede bulunduğum yaralıyı dahi göremez hale geldim. Yoğun gazın ortasında yaralıdan 3-5 metre uzaklaştım. Gaz hafifçe dağıldığında tekrar yaralının başına döndüm. Yine yaşamsal müdahalede bulundum ancak her şey için çok geçti, yaralıyı kaybettik” diye polis ekiplerinin attığı gaz bombalarının etkilerini aktardı. Müdahalede bulunduğu hastayı ambulansa ulaştırmaya çalıştığı sırada yoğun gaza maruz kaldığını belirten 15 No’lu sağlıkçı ise, “Yoğun gaz bombası atıldı. Ben dahil bulunduğumuz bölgedeki tüm yaralılar ve sağlıkçılar yoğun gaza maruz kaldı. İlgilendiğim yaralıyı bırakarak uzaklaşmak zorunda kaldım. O arada ambulans olay yerinden uzaklaştı. Yeniden nefes alabilir hâlâ geldiğimde yaralının yanına döndüm, yaralının genel durumu daha da kötüleşmişti ve zorlukla nefes alıyordu” ifadeleriyle yaşadıklarını anlattı.

Ambulanslar gelmedi

İnsan Hakları Derneği (İHD) tarafından katliam sonrası hazırlanan inceleme raporunda da alanda bulunan TTB ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyelerinin yaralılara müdahalede bulunduğu, az sayıda ambulansın olay yerine yaklaşık 15-20 dakika içerisinde ulaştığı, bu yüzden yaralıların büyük çoğunluğunun özel araçlarla hastanelere taşındığı yer aldı.

2 yıl sonra aynı saatte

Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nin çağrıcısı örgütler, yaptıkları açıklamada, kaybedilen 102 yurttaşın mücadelesini sürdüreceklerini belirterek, “Yaşanan bu büyük katliamın acısı yüreklerimizi yakmaya devam ediyor” dediler. Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nin çağrıcısı örgütler, Gar katliamının ikinci yılı olması dolayısıyla 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nde buluştu. Yapılan açıklamada, “Savaşa inat, barış hemen şimdi” sloganıyla çağrı yapıldığı anımsatılarak, “Yüreği insan sevgisiyle ve barış özlemiyle dolu 102 arkadaşımız patlamalarda hayatını yitirdi. 500’e yakın arkadaşımız ise çeşitli biçimlerde yaralandı. Yaralılar arasında çok sayıda arkadaşımız farklı organ kayıplarına uğrayarak hayatlarını devam ettiriyor. Yaşanan bu büyük katliamın acısı yüreklerimizi yakmaya devam ediyor. Arkadaşlarımıza olan hasretimiz, her geçen gün daha da büyüyor” denildi. Katliam öncesinden bugüne kadar siyasi iktidarın ve idarecilerin takındıkları tutumların eleştirildiği açıklamada, “Dinleme kayıtlarına yansıyan saldırı planlarına, mitinglere yönelik canlı bomba eylemi istihbaratı yazışmalarına rağmen, kimlikleri bilinen IŞİD militanlarının Ankara’nın göbeğinde gerçekleştirdiği katliamı adeta seyreden istihbarat birimlerine öfkemiz devam ediyor” ifadeleri kullanıldı. Patlamanın hemen ardından polis ekiplerinin gaz bombalarıyla saldırmasına ve patlama gecesi olay yerini TOMA’larla yıkayarak delilleri karartan emniyet yetkililerine öfke duydukları belirtilen açıklamada, “Katliamı gerçekleştirenler gün gibi ortadayken, olayın sorumlularını ilan edip süreci hızlandırmak yerine “kokteyl örgüt” açıklamalarıyla ortamı bulandıran Cumhurbaşkanına, “Saldırı sonrası oylarımız yükseliyor” diyerek siyasal çıkar peşinde koşan dönemin Başbakanına öfkemiz devam ediyor” denildi.

Yaralıların sağlık durumu

Tedavisi devam eden ve kimliği açık 14 yaralının son durumları şöyle:

Emrullah Özdemir: 18 yaşında. Sağ ayağında, çıkarılan bilyelerin yerinde, aşırı iltihaplanma dolayısıyla periyodik tedavi ve bakımı devam ediyor. Kendisi yaralı durumu nedeniyle işsiz ve devam edebildiği bir eğitim yok. Manisa’da yaşıyor.

Ayben Atabey: Öğretmen. Bombalarda kullanılan bilyelerin bedenine denk gelmesi nedeniyle yaralandı. Vücudunda hala o bilyelerden taşıyor. İlaç ve fizik tedavisi görüyor. Psikolojik destek alıyor.

Ayşegül Duman: Öğretmen. Tekirdağ’da yaşıyor. Patlamada ağır yaralanan Duman, koltuk değneği desteği ile yürüyebiliyor. Nöroloji ve ortopedi tedavisi devam ediyor. Katliamdaki patlama sesi nedeniyle kalp kapakçıklarında oluşan deformasyon yaşam kalitesini azaltmış durumda. Yine yaralanma ve uzun süreli yatak tedavisi sonucu omurgalarda büzülme sorunu ile yaşamını devam ettiriyor.

Cafer Altun: 25 yaşında, İstanbul’da yaşıyor. Patlamada bir gözünü ve bacağını kaybetti. Vücudunda 20’den fazla bilye ile ve sosyal güvencesiz bir şekilde yaşamına devam ediyor. Yapması gereken ameliyatları ve düzenli kullanması gereken protezleri var. Öğretmen fakat ataması yapıldığı ve sınavı geçtiği halde 5 aydır göreve başlatılmadı.

Ümit Balin: 10 Ekim’e katıldığında öğrenciydi. Tedavisini devam ettirebilmek için Malatya’dan Ankara’ya taşınması gerekti. Patlamada çenesinden ve bedeninin muhtelif yerlerinden yaralanması nedeniyle uzunca bir süre konuşma sorunu yaşadı. Çenesi titanyum plak ile bir araya getirildi. Şu an iletişim kurabilen Balin’in ortodontik tedavisi devam ediyor.

Özer Ersan Değirmenci: İstanbul’da yaşıyor. Vücudunun kritik bölgelerinde üç bilye var. Katliamdan bugüne dört ameliyat geçirdi ve tedavisi devam ediyor. Yaralarından kaynaklı yüzde 50 ortopedik engelli raporu verildi.

İbrahim Işıktaş: Diyarbakır’da yaşıyor. Ayağından iki kere ameliyat oldu. Patlamadan sonra Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevinden ihraç edildi. Bir ameliyat daha olması gerekiyor. Şu an yaraları nedeniyle yürüme güçlüğü yaşıyor.

İlyas Kaya: Vücudunun farklı yerlerinden birçok kez ameliyat oldu. Yapay kafatası takıldı. Yoğun fizik tedavisi ve diğer tedavileri kesintisiz devam ediyor.

Cihan Andiç: Vücudunun farklı yerlerinden birçok kez ameliyat oldu. Yaklaşık 24 aydır hastanede. Sol tarafı kısmi felçli. Yoğun fizik tedavisi Ankara Üniversitesi Hastanesi’nde devam ediyor. 3 Ekim haftasında ameliyat olacak. Ameliyatın başarılı olma durumuna göre yürüyebilme ihtimali yükselecek.

Ümran Tekdal: Yaraları nedeniyle bedensel işlerde çalışamıyor. Yüzünden ve çenesinden tedavi gören Tekdal’ın bedeninde onlarca bilye var. 5 Ekim’de Ankara’da ameliyat olacak.

Mustafa Özdağ: İzmir’de yaşıyor. Emekli. İki ameliyat oldu ancak iki tane daha olması gerekiyor. 24 aydır profesyonel psiko-terapi tedavisi alıyor. Yaraları nedeniyle yüzde 70 engelli raporu verildi.

Ağa Bayar: 56 yaşında, emekli. Patlama sırasında iç organları parçalandı. Altı ay bağırsakları dışarıda yaşamak zorunda kaldı. 4 Mart 2017’de kalp krizi geçirdi. 7 aydır bilinci kapalı bir şekilde uyuyor.

Barış Aydemir: 25 yaşında, öğrenci. Patlama sırasında kulaklarında duyma ve gözlerinde görme kaybı oldu. Sol akciğerde sıvı kaybı yaşadı ve dalağı parçalandı. Sol bacağına başka birinin vücudundan çıkan kemik saplandı. Tedavileri devam ediyor.

Salih Elkoca: 54 yaşında, İstanbul'da yaşıyor. Patlama sırasında sol üst bacağının kemiği parçalandı. İki ameliyat geçirdi; bacağa dört platin takıldı. Vücudunda hala sekiz bilye var. Sigortası olmadığı için tedavi olamıyor

Yargıda 10 Ekim Ankara katliamı

Saldırıyla ilgili iddianame 13 Temmuz 2016’da kabul edildi. 36 kişi hakkında dava açan savcılığın iddianamesinde, saldırı talimatını, İslam Devleti (IŞİD) Türkiye sorumlusu İlhami Balı'nın verdiği ifade edildi.

İddianamede, 33 kişinin öldürüldüğü Suruç saldırısını da aynı kişilerin organize ettiği belirtildi. Balı'nın da aralarında bulunduğu 14 sanık hakkında “birden çok kasten öldürme” suçundan 100'er kez ağırlaştırılmış müebbet, “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan birer kez ağırlaştırılmış müebbet ile kasten öldürmeye teşebbüs etmek suçlarından 5 bin 83 yıldan 7 bin 820 yıla kadar hapis cezaları istendi.

Davanın ilk duruşması katliamdan bir yıl sonra; 7 Kasım 2016’da Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Katliamda yaralanan 397 kişinin de müşteki sıfatıyla dahil olduğu davanın bugüne kadar beş duruşması görüldü.

25 Eylül’de görülen son duruşmada mağdur avukatlarından Zinet Özçelik, ambulansların patlamadan sonraki hareketlerini ve nerede olduklarını gösteren CPS raporlarını incelediklerini; 11 ambulansın hiç hasta almadığını, dokuzunun da yarım saat sonra olay yerine geldiğini söyledi.

19’u tutuklu, 17’si firari 36 sanığın yargılandığı davanın altıncı duruşması 22-23 Kasım tarihlerinde görülecek. 

Cumhuriyet, Bianet

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler